Makaleler

Stetoskop Nedir? (Tanımı, Özellikleri, Çeşitleri)

Yazar: Uğur Eskier

Tıp öğrencileri, doktorluğun ilk adımı olarak stetoskop alır. Her ortamda taşımaktan zevk alırlar. Vücudumuzun “iç sesini” veren bir enstrümandır.

Stetoskop Nedir? (Tanımı, Özellikleri, Çeşitleri)

Stetoskop, vücut içindeki sesleri dinlemeye yarayan tıbbi bir cihazdır. Vücudun içindeki seslerin normal olup olmadığını anlamaya yarar. Her doktorun kullandığı pratik bir cihaz olan stetoskop, her yaştan her hasta için kullanılabilir. Kullanıcısı açısından tecrübe gerektiren bir işlemdir. Örneğin, kalpten gelen bir sesin normal olup olmadığını anlamak deneyim gerektirir. Her insanın organlarının sesleri farklılık gösterebilir. Bu aşamada stetoskop kullanan doktor veya sağlık görevlisinin deneyimi gündeme geliyor. Doktorların boyunlarından düşürmediği, tıp öğrencilerinin gözleri gibi baktığı bir cihaz olan stetoskop, “fiziki muayenenin enstrümanı” niteliğindedir. Stetoskobu tanımak için makalemize kulak verelim!

Tarihi 

Stetoskobun tarihi, Hipokrat’ın kalp seslerini dinlemesi ile başlayan bir süreç. M.Ö. 400’lü yıllarda Hipokrat, kalp seslerini dinlemiş ve bu ses için “göğüs kafesi içinde kaynayan sirke” tanımı yapmıştır. 17. yüzyılda İngiliz doktor William Harvey, bu sesi, “akan suyun şırıltısı” olarak tanımladı. Harvey, aynı zamanda kan dolaşımını doğru olarak tanımlayan ilk kişidir. Stetoskobun günümüzdeki haline gelmesi için çeşitli malzemeler ve farklı yöntemler denendi. İlk stetoskop materyali, 35 milimetrelik tahta bir silindirdir. En iyi ses iletimi ilk olarak bu malzemeden sağlandı. Bu malzeme ile kalp atışı sesleri, tüplere göre daha net bir şekilde ayrıştırılabildi.


(Çam ağacından yapılmış ilk stetoskop ve mucidi Rene Laennec)

Paris'teki Necker-Enfants Malades Hastanesi'nde görevli Fransız doktor Rene Theophile-Hyacinthe Laennec, stetoskobun mucididir. 1816 yılında rulo haline getirdiği bir kâğıdı iple bağladı ve hastanın göğsüne dayayarak kalp atışlarının sesini dinledi. Laennec, kulağını hastaların göğsüne koyarak, kalp atışlarını ve nefes alışverişlerini dinlerdi ve bu duyduğu seslerler tanı koyabilirdi. Ancak kadın hastalar için bu yöntemi kullanmaktan çekinirdi. Bu sebeple işitme sorunu yaşayan insanların kullandıkları huni şeklindeki cihaza benzer bir alet yapmaya karar verdi. Bu tür bir cihazla hastaların kalp atışlarını duyup duyamayacağını anlamak isteyen Dr. Laennec, bir dosya kâğıdını rulo yaparak hastasının göğsüne dayadı. Laennec, icadı ile ilgili şunları söylemiştir; “Bir parça kâğıt alıp çok sıkı bir şekilde rulo haline getirdim. Bir ucunu prekordiyal bölgeye diğer ucunu kulağıma tuttum. Kalbin atışını daha önceden kulağımla duyduğumdan çok daha açık duyabildiğim için hem şaşkın hem de mutluydum." Laennec, daha sonra kâğıt yerine ahşaptan borularla denemeler yaptı. Çam ağacının en iyi sonucu verdiğini gördü. Evinde 30 santimetre uzunluğunda, 3,5 santimetre çapında çamdan bir dinleme cihazı geliştirdi. Cihazın ucunu, kulağa uygun şekilde huni gibi yaptı. Laennec’in uygulandığı yöntem zamanla gelişerek tüplerle vücut dinleme yöntemleri ortaya çıktı. Bu tüpler, stetoskobun başlangıcı olarak kabul ediliyor.

Stetoskobun tarihsel gelişimi ile ilgili bazı önemli süreçler şunlardır;

  • 1829 yılında İngiliz doktor Charles James Blasius Williams, Laennec’in geliştirdiği stetoskobu iki parçaya bölerek, geliştirdi. Williams, eğilip bükülebilen bir cihaz icat etti. Williams, aynı zamanda, kalp seslerinin kaynağına ilişkin tartışmalara katkı yapan ve oskültasyonun önemli öncülerinden bir isimdir.
  • 1830-1840 yılları arasında tek kulaktan dinleme imkânı sağlayan, kauçuk, elastik ve daha estetik stetoskoplar geliştirildi. Bu aletler, kalp ve akciğer seslerini dinlemek için açısal hareketler yapmaya olanak sağlıyordu.
  • 1851 yılından İrlandalı doktor Alfred Leared, “binaural stetoskop” adı verilen bir alet icat etti.
  • Çift kulaklıklı ilk stetoskop, 1852 yılında yapıldı ve kullanıldı. Amerikalı doktor George P. Cammann, her iki kulağa takılabilen stetoskop tasarladı.
  • 1894 yılında İtalyan Aurelio Bianchi, karmaşık bir stetoskop üzerinde bazı çalışmalar yaptı. Bianchi’nin Amerikalı mühendis Bowles ile yaptığı stetoskop tasarımları göğüs kafesi için kullanıldı.
  • 1926 yılında Lad Howard Spragues, ilk çan ve diyafram birleşimini bugünkü şeklinde getirdi.
  • 1940 yılında Lad Howard Spragues ve Maurice Rappaport, stetoskobun bilimsel fizik prensiplerini belirledi.
  • 1958 yılında İngiliz kardiyolog Dr. Aulrey Leatham, ilk tasarımından farklı olarak daha küçük çanlı bir stetoskop tasarladı. Bir manivelası bulunan bu stetoskop, küçük çan sayesinde bebekler ve çocuklarda kolaylıkla kullanılabilecek özellikteydi.
  • İlk elektronik stetoskop, 1961 yılında Amplivox firması tarafından üretildi. Bu stetoskopta vakumlu tüp teknolojisi kullanıldı. Ağırlığı ve boyu ile de ideal kullanım sağladı.
  • 1961 yılı, stetoskoplar için önemli bir kilometre taşıdır. Massachusetts'teki West Roxbury VA Hastanesi'nde görevli kardiyolog Dr. David Littmann, paslanmaz çelik ve hafif alaşımdan temin edilebilen tek borulu ve aerodinamik, hafif bir stetoskop tasarladı. Dr. Littmann, ağır ve hantal stetoskopların eksikliklerinin ve mevcut modellerin ortaya çıkan olağandışı gürültüsünün farkındaydı. Littmann’ın stetoskobu, hafifliği, esnekliği ve mükemmel akustik özellikleri nedeniyle hızla kullanılan en popüler modellerden biri oldu. Littmann stetoskobunun tasarımı, 1967 yılında bir şirket tarafından satın alındı. Littmann stetoskobu popülerlik kazanmaya devam etti ve mevcut aralıklara özel modeller eklendi. Günümüzde de hala en çok tercih edilen stetoskoplar arasında Littmann stetoskopları yer alır.

“Stetoskop” kelimesi, Yunanca iki kelimenin birleştirilmesi ile türetilmiş bir sözcüktür. Yunanca “göğüs” anlamındaki “stetos” ve “bakmak” anlamındaki “skopein” kelimelerinden “stetoskop” sözcüğü ortaya çıkmıştır. İngilizcesi “stethoscope” şeklindedir.


Tanım

Stetoskop, vücut içindeki sesleri dinlemek için kullanılır. Diyafram, elastik boru (tüp) ve kulaklıktan oluşan ve tıp uygulamalarında kullanılan bir cihazdır. Çalışma sistemi oldukça basit olan stetoskop, “mekanik yükseltici” olarak da bilinir. Stetoskopla vücut seslerini dinleme işlemine “oskültasyon” denir. Oskültasyon, fizikî muayenenin stetoskopla yapılan kısmını tarif eden işlemdir ve genellikle göğüs ve batın bölgesi hastalıklarını araştırma ve teşhisi için kullanılır. Bu yöntem, tecrübe gerektiren bir işlemdir. Stetoskopla yapılan araştırma ve teşhis işlemlerinde kulağa gelen sesin normal olup olmadığını anlamak teorik ve pratik süreçler gerektirir.

Stetoskobun Özellikleri ve Çalışma Prensibi

Stetoskobun basit veya karmaşık yapılı çeşitleri olsa da genel olarak çalışma prensipleri ses iletimi temelindedir. Yassı koni şeklindeki diyafram, vücutta dinlenmek istenen bölgeye konulur. Diyafram, ortam şartlarından yalıtılmış bir zardan oluşur. Dokundurulan yüzeyden gelen ses dalgaları veya titreşimleri, zarı titreştirir. Zar, konik parça içindeki havaya baskı uygular ve oluşan hava basıncı elastik boru veya tüpten geçerek kulaklığa ulaşır. Kulaklıktaki uygun parçalar, sesi kulağa ulaştırır. Bazı stetoskoplarda “çan” adı verilen bir kısım daha bulunur. Çan, alçak sesleri yükseltmeye yarar. Akustik stetoskoplar, sesi yükseltmeden kulağa taşır.

Vücuttaki organların sesleri, doktorlar için bir veri kaynağıdır. Deneyimli bir doktor, organlarını normal çalışma sesini analiz ederek sorunu bulabilir. Organın doğal sesinin haricinde bir anormal bir ses, hastalığın teşhisine yardımcı olur. Kalp atışlarının veya o bölgedeki işleyişin sesi, 60 ila 500 Hz arasındadır. Kalbin genişlediği anda üst bölgeden gelen sesler 60 Hz’in altında ise, kalp kapakçılarında sorun olabileceğine işaret eder. Akciğerlerden gelen 1400 Hz. veya üzerindeki sesler de, bir sorun olduğu anlamına gelir. Stetoskobun zil alıcısı, 30 ila 500 Hz. arası düşük frekanslı sesleri; diyafram alıcı ise 200 ila 1400 Hz. arası daha yüksek frekanslı sesleri dinlemeyi sağlar. Stetoskop alıcıları iki elastik hortum ile kulağa uzanır. Kulaklıklar, dışarıdan gelen gürültüleri engelleyecek özellikte ve çapta tasarlanmıştır. Diyafram, ince bakalitten yapılır.


Stetoskop Çeşitleri

Akustik Stetoskop: En yaygın ve bilinen stetoskop çeşididir. Göğüs ve sırt bölgesinden gelen sesleri hava dolu içi boş tüpler vasıtasıyla kulağa iletir. Ana parçaları çan ve diyaframdır. Diyafram, hastanın göğüs kısmına yerleştirilince plastik diyaframın titreşimi ile akustik hava dalgaları üretilir ve borudan dinleyicinin kulaklarına iletilir. Eğer çan kullanılıyorsa, titreşimler direkt olarak dinleyicilerin kulaklarına iletilir. Çan en iyi düşük frekanslı sesler verirken, diyafram yüksek frekanslı sesleri duymak için kullanılır. Her ikisi de tam ölçekli bir oskültasyon yapmak için gereklidir. Akustik stetoskopların önemli bir dezavantajı, her zaman ses seviyesinin düşük olmasıdır. Bununla birlikte, 1999 yılında “tabakalı sürekli lümen” in icat edilmesi ve 2002 yılında kinetik akustik mekanizma bu sorunu çözmüştür.


(Elektronik stetoskop)

Elektronik Stetoskoplar: Elektronik stetoskoplar, yukarıda çalışma prensibini anlattığımız mekanik stetoskoplara oranla daha karmaşık sistemli; ancak daha verimli bir stetoskoptur. Mekanik stetoskopların sunduğu verileri uzman doktorlar yorumlayabilir. Elektronik stetoskoplar ise, “yorumlanmış veriler” sunarak deneyimsiz kullanıcılara da kolaylık sağlar. Henüz gelişmekte olan elektronik stetoskoplar, hem pahalıdır hem de tam olarak gelişmemiştir. Bu sebeple yaygın kullanımı yoktur. Mekanik stetoskoplar, halen doktorların en çok tercih ettiği stetoskoplardır.

Elektronik stetoskoplar, sesi elektriksel bir işarete dönüştürür. Vücuttan gelen seslerin oluşturduğu hava titreşimini elektriksel işarete dönüştüren basınç algılayıcılar, vücuttaki sesleri, ortam seslerinden yalıtılmış mikrofonlar aracılığı ile elektronik ortama aktarır. Ses, mikrofon sayesinde gerilime dönüştürülür ve çok zayıf ve gürültülüdür. Yükselteç ve filtre uygulamaları ile sinyal, daha sonra ses, görüntü veya teşhis sonuçları olarak analog veya dijital bir sisteme aktarılır. Elektronik stetoskoplarda genellikle dijital sistemler kullanılır. Bu aşamada elde edilen işaret, nönce sayısal değerlere dönüştürülür, ardından da bir işlemci aracılığı ile işlenerek çıktı olarak alınır. Elde edilen veriler kolaylıkla yorumlanabilir. Elektronik stetoskopların en büyük avantajı, hastanın oskültasyonu ile ilgili bir veri tabanı oluşturabilmektir. Bu veriler, hastanın durumu ile ilgili gelecekte referans olarak kullanılmaktadır.

Doppler Steteskop: “Doppler etkisi” kullanılarak çalışan bir stetoskop çeşididir. Hareket, ses dalgalarının frekansındaki değişiklikle tespit edilir. Aort yetersizliklerinin saptanması ve bozulmuş ventriküler gevşemenin saptanmasında daha duyarlıdır. (Doppler etkisi; dalga özelliği gösteren frekans ve dalga boyunun hareketli bir gözlemci tarafından farklı zaman veya konumlarda farklı algılanması olayıdır.)

Fetal (Cenin) Stetoskobu: “Fetuskop” veya “Pinard boynuzu” olarak da bilinir. Eski bir dinleme trompetine benzer. Hamile kadının karnına yerleştirilerek fetüsün kalp atışlarının veya o bölgedeki diğer seslerin dinlenmesine veya olanak sağlar.


Bunları Biliyor Musunuz?

  • Çift kulaklıklı ilk stetoskobu tasarlayan Amerikalı doktor George P. Cammann’ın tasarladığı cihaz, 1 inçlik ahşap çana bağlı tüplere doğru incelen spiral telliydi. Yayla metal dinleme tüplerine bağlı, kullanımı kolay ve konforlu bir cihazdı. Cammann’ın tasarımının ardından günümüze kadar stetoskop tasarımında çok az değişim oldu.
  • Stetoskobun mucidi Leannec’in, kadınların göğüslerine kulağını koyma utancı sebebiyle bir alet geliştirmesi, stetoskop için “utançtan doğan cihaz” yorumlarına yol açmıştır.
  • Stetoskopla vücudun birçok organı veya bölgesinden ses alınabilir. Ancak genellikle kalp ve nabız atışları, akciğer sesleri, solunum sesleri, bağırsak ve mide sesleri dinlenir. Ayrıca kan basıncını ölçmek için de kullanılabilir.
  • Bebekler ve çocuklarda stetoskop kullanan bazı doktorlar, vücuda dokunan diyafram bölümü soğuk olduğu için kıyafetlerine sürterek ısıtırlar.
  • Bebek ve çocuklar için kullanılan bazı stetoskoplara korkmamaları için peluş kılıflar geçirilir.
  • Stetoskop, ses düzeyini yükseltir. Bu sebeple kulaklıklar takılıyken diyafram bölümüne sert bir darbeyle vurulduğunda kulağa zarar verebilir.
  • Stereofonik oskültasyon özelliği bulunan stetoskoplar, solunum sesleri ile lokalize normal kalp sesleri ve protez kalp kapakçılarının seslerini ayırt edebilecek özelliktedir. Çift lümenli borusu ile stereo ses verebilir.
  • Gelişmekte olan ülkelerde pahalı stetoskopları alamayan doktorlar için 3D yazıcılarla ucuz plastik stetoskoplar üretilebiliyor.
Yorumunuzu Paylaşın