Makaleler

❗ Bu makale henüz yayınlanmamıştır!

Yedek ve Art Mirasçı Atama

Yazar: Alperen Zeyli

Bu yazımızda mirasçı atamanın farklı boyutu olan yedek ve art mirasçılık kurumundan bahsedeceğiz.

Yedek ve Art Mirasçı Atama

Yedek Mirasçı

Miras bırakan mirası bıraktığı anda Türk Medeni Kanunu madde 580 ve 581’in lafzından da anlaşıldığı gibi mirasçıların ve vasiyet alacaklılarının mirası iktisap edebilmeleri için sağ olmaları şarttır. Mirasçı ölüm veya herhangi bir sebeple mirası iktisap edemezse o zaman otomatik olarak yasal intikale dönüş olur. Yani yasal mirasçılar mirası iktisap ederler ama miras bırakan tasarruf özgürlüğü içerisinde mallarının bir kısmını yasal mirasçılarının dışında başkalarına vermek istiyorsa o zaman bu ihtimale binaen bıraktığı mirasın birinci eldeki mirasçısı alamamış olursa onun yerine bir yedeğini koyma imkanını kanun koyucu vermektedir.

Türk Medeni Kanunu madde 520- Miras bırakan, atadığı mirasçının kendisinden önce ölmesi veya mirası reddetmesi halinde onun yerine geçmek üzere bir veya birden çok kişiyi yedek mirasçı olarak atayabilir.

Bu kural belirli mal bırakmalarda da uygulanır.

Kanun maddesi ölüm veya mirasın reddi şeklinde bir belirleme yapmıştır ancak herhangi bir sebeple mirasçı olamama durumu söz konusu olursa (Örn: mirastan feragat, mirastan yoksunluk) ve bu sebeplerden dolayı da atanmış mirasçı veya vasiyet alacaklısı mirası iktisap edemezse o takdirde miras bırakan yine onun yedeğini belirleyebilir. Kural olarak miras bırakan herhangi bir husus belirtmeden yedek mirasçı atamışsa bu ölüm, ret, feragat ve yoksunluk hallerinde olur ama miras bırakan bir sebep belirtmişse yedek mirasçıya mirasın geçmesi sadece o sebep dahilinde söz konusu olur. Örnek olarak, miras bırakan sadece atamış mirasçının kendisinden önce ölmesi halinde ona kalacak mirasın yedek mirasçıya geçeceğini belirmiş ve birinci atanmış mirasçı mirası reddetmişse o miras payı yedek mirasçıya geçmez. Miras bırakan belirleyeceği yedek mirasçı konusunda bir sınırlamaya tabi değildir, istediği kadar yedek mirasçı belirleyebilir.

Art Mirasçı

İkinci bir ikame türü olarak eski kanunun deyimiyle fevkalade mirasçı, yeni kanunun deyimiyle art mirasçı atamadır. Art mirasçı atamada miras bırakan mirası önce bir ön mirasçıya bırakır sonra ona aday mirasçıya devretme yükümlülüğü yükler. Bu durum çoğunlukla aile mallarını korumak isteyen veya birince elde kendi mirasçısının malları dikkatsizce harcayacağından endişe eden kişilerin başvurduğu bir yoldur. Örnek verilecek olursa miras bırakan mirasını kendi çocuğu A’ya bırakır ama A’da ona bırakılan malları kendi çocuğu yirmi yaşına geldiğinde çocuğuna devredecektir. Böyle bir durumda A ön mirasçıdır, A’nın çocuğu veya doğması muhtemel çocuğu art mirasçıdır. A mirası bir bütün olarak hakları ve borçlarıyla birlikte iktisap eder ve o da bir mirasçıdır, külli haleftir. Ancak onun bir görevi vardır ve bu da miras bırakanın belirlediği zaman geldiğinde mirası art mirasçıya devretmektir. Miras bırakan mirasın art mirasçıya geçeceğini noktasında bir zaman belirtmemişse o zaman ön mirasçının ölümü ile art mirasçıya miras geçer.

Esasen bu kurumun dayanağı Avrupa’dır. Bireyler aile mallarını süregelen nesiller boyu miras bırakmak için art mirasçılık kurumuna başvurmuşlardır. Ancak bu sırada yapılan art mirasçılık işlemi bir nesil sonrası için değil dört-beş nesil sonrasına kadar yapılıyordu. Böylece aile malları kendi neslinin dışına çıkmamış oluyordu. Bu duruma ‘fidei comissi’ denilir. Fakat bu şekildeki art mirasçılık uygulaması mahsurlu olduğu için karşı çıkılmıştır.

Mahsurlu Yönler

1. Sermaye ve malın belli bir grubun, belli bir ailenin elinde tutulması.

2. Zamanında çok değerli görünen malın bir zaman sonra tedavülünü kaybetmesi sebebiyle değerini kaybetmesi.

Böyle olunca bu tarz işlemleri yapmak doğru değildir görüşü yaygınlaşmaya başlamıştır. Daha net belirtmek gerekirse miras bırakan kendi alt soyunu ön mirasçı onun da alt soyunu art mirasçı olarak belirleyebilir ama ondan sonraki nesli art mirasçı olarak belirleyemez.

Türk Medeni Kanunu madde 521/2- Aynı yükümlülük art mirasçıya yüklenemez.

Türk medeni Kanunu madde 372/2- bir malın veya hakkın başkalarına geçmemek üzere aynı soydan gelenlere kuşaktan kuşağa kalacak şekilde özgülenmesi yasaktır. Böyle bir özgüleme vakıf kurma yoluyla da yapılamaz.

Yasa koyucunun maddede bahsettiği miras bırakan belirli bir malın kendi soyundan çıkmaması adına kuşaktan kuşağa geçmesine sebebiyet verebilecek bir özgüleme yolunu ister vakıf kurma ister başka bir yol denemek istese bile bu tarz bir işlem yasaktır.

Miras bırakanın terekesindeki mallar ön mirasçıya da geçecektir, ön mirasçı o mallar üzerinde sadece emanetçi değil aynı zamanda mirasçıdır ama art mirasçıyı düşünmek zorunda olan mirasçıdır. Dolayısıyla miras bırakan özel olarak bağışık tutmadığı sürece ön mirasçı bazı işlemleri yapacaktır:

1. Ön mirasçı tereke mallarının defterini tutmak zorundadır.

2. Miras bırakan bağışık tutmadığı sürece teminat göstererek mirası iktisap edebilir. Art mirasçıya intikal edecek olan mallar arasında taşınmaz varsa tapuya şerh vermek yeterlidir.

Ön mirasçıya kalan taşınmazlarda şerh varsa ve bu şekilde ön mirasçı taşınmazları satarsa üçüncü kişiler artık iyi niyet iddiasında bulunamazlar. Art mirasçının iktisap koşulları gerçekleştiğinde üçüncü kişilerden bu malı alabilir.

Ön mirasçının teminat göstermesi gereken bir durum varsa ve teminat göstermezse bu miras mahkeme tarafından resmen idare edilir. Ancak muris ‘ön mirasçının teminat göstermesine gerek yoktur’ kaydı düşmüşse o takdirde ön mirasçının teminat göstermesine gerek yoktur. Fakat durum bu şekilde olursa art mirasçılık kurumunun pek anlam ifade edebileceği söylenemez. Miras bırakan büyük çoğunlukla ön mirasçısına güvenmediği için art mirasçılık kurumuna başvurur.

Bazı hukuk profesörleri kurucu ikameden bahseder, yani kurucu art mirasçılık ve özellikle ceninden bahseder. Ceninin mirasçılığı art mirasçı atama değildir. Çünkü ceninde ön mirasçı yoktur. Kanun gereği, mevcutta bir cenin varsa mirasın paylaştırılması onun doğumuna kadar geciktirilir. Eğer doğarsa yasal mirasçıdır, ölü doğarsa zaten mirasçı değildir.

Art mirasçı mirası reddederse ön mirasçı kesin mirasçı olur, başka bir açıdan da ön mirasçı mirası reddederse miras doğrudan art mirasçıya geçer ve mahkeme art mirasçı dünyaya gelene kadar mirası resmen yönetir. Bu durumda o çocuğun hiç olmayacağı kesinleşirse o miras yasal mirasçılara dağıtılır.

Türk Medeni Kanunu madde 524- Ön mirasçı mirası atanmış mirasçılar gibi kazanır.

Ön mirasçı, mirasa art mirasçıya geçirme yükümlülüğü ile sahip olur.

Türk Medeni Kanunu madde 525- Art mirasçı, mirası belirlenmiş olan geçiş anında sağ ise kazanır.

Art mirasçı geçiş anından önce ölmüşse, tasarrufta aksi öngörülmüş olmadıkça, miras ön mirasçıya kalır

Ön mirasçı, miras bırakanın ölümünde sağ değilse veya mirastan yoksun kalmışsa ya da mirası reddederse, miras art mirasçıya geçer.

Ön mirasçıdan art mirasçıya geçiş mükellefiyeti olabilir ama art mirasçıya aynısı yapılamaz. Fakat art mirasçının yedeği olabilir. Yani art mirasçı ölürse, reddederse vs. sebeplerle mirası edinemezse onun yerine yedeği belirlenebilir.

Kaynaklar

Türk Medeni Kanunu
Prof. Dr. Mustafa Dural ve Prof. Dr. Turgut Öz, Türk Özel Hukuku Cilt 4/ Miras Hukuku. İstanbul: Filiz Kitabevi, 2017

İlgili Makaleler

Yorumunuzu Paylaşın