Makaleler

Meritokrasi Nedir?

Yazar: Hakan Kutluay

Tarihsel süreçte insanoğlu birçok yönetim süreciyle karşı karşıya gelmiş, her toplumun, her dönemin benimsediği farklı yönetim biçimleri, farklı anlayışları olmuştur. Meritokrasi, insanoğlunun karşılaştığı birçok yönetim biçiminden farklı bir yapıya sahiptir. Çünkü daha öncekilerden farklı bir dayanağı vardır.

Meritokrasi, toplumsal hiyerarşide ancak liyakata sahip yani kendisine iş verilmeye uygunluğu kanıtlanmış insanların yükseleceklerini, toplumsal kaynakların, mükafatların dağılımının kişinin yeteneğine ve bilgisine göre gerçekleşeceğini ifade eder. Yönetimin ipleri, soyluluğa, zenginliğe, rütbeye ya da dine göre değil, tamamen kişinin yönetim beceresine, bu alanda sahip olduğunu kanıtladığı bilgilere göre verilir. Çeşitli yetenek ve bilgilere sahip olan kişiler arasında yapılan elemeler, bir takım sınavlar sonucunda devletin yönetim idaresinin belirlendiği meritokrasi, bu özelliği ile diğer yönetim şekillerinden ayrılmakta ve daha adil, farklı noktada olanlara fırsat tanıyan bir çerçeve çizmektedir.

Meritokratik bir toplumda, eğitimde fırsat eşitliği ilkesinin de yardımıyla, toplumsal kökenleri, inançları, sahip oldukları ne olursa olsun herkes yaşam yarışına katılma hakkına sahiptir. Bu toplumlarda, toplumsal düzen ve toplumsal adaletin temin edilebileceğinin kanıtı eğitimdir. İnsanların başarılarına göre ayıklanması işi eğitimindir. Eğitim sürecinde kişilerin toplum içerisindeki belli konumlara ve mesleklere ayrıştırılacağı düşünülür.

Meritokrasi kavramı, ilk kez 1958 yılında, Michael Young tarafından “Meritokrasinin Yükselişi” adlı kitabında işlenmiştir. Meritokrasi kelimesi, Latince meritum ve Yunanca kratein kelimelerinin birleşiminden meydana gelmiştir. Meritum yeterli, kretain ise güç, kuvvet anlamlarına gelmektedir. Young, söz konusu olan kitabında meritokrasinin olumlu ve ideal bir yönetim biçimi olduğunu düşünmemektedir. Young, meritokrasi ile yönetilen toplumların elitlerin egemenliğine neden olacağını savunmaktadır. Daha sonraki yıllarda ise, liberal anlayışın da yardımı birlikte meritokrasi ideal bir sistem olarak gündeme gelmeye başlamıştır. Asıl ortaya çıkması ise siyasal kayırmacılık sisteminin giderek daha büyük başarısızlıklara uğramasıyla olmuştur. Kayırma sistemi ile devletin rolü gün be gün genişlemiş, devlet yeni ve daha büyük sorunlarla yüzleşmek zorunda kalmıştır. Devlete yüklenen bu yeni görevleri yerine getirebilecek modern kamu personeli ihtiyacı da merik sistem ile karşılanmaya başlamıştır. Osmanlı’da I. Murat zamanında gelişmeye başlayan ve İstanbul’un fethinden sonra güçlenmeye başlayan devşirme sistemi de meritokrasiye verilebilecek güzel örneklerdendir. Fethedilen topraklarda yaşayan genç ve yetenekli çocukların toplanması, bu çocukların sıkı eğitimlerden geçirilmesiyle oluşan devşirme sistemi sonucunda, Osmanlı’da yüksek rütbelere gelebilen birçok kişi vardır.

Meritokrasi düşüncesinin güçlü ve kabul gören bir söylemi vardır çünkü meritokratik toplumun hak edenin kazanacağı, başarılı olanın ve daha iyi olanın daha yüksek toplumsal konumlara ulaşabilecekleri bir toplum olduğu kabul edilmektedir. Bu düşüncenin de yardımıyla, insanlara eğitimle ‘parlak bir gelecek’ yaratmanın mümkün olduğu mesajı verilmektedir.

Yorumunuzu Paylaşın