Makaleler

Demokrasinin Temel İlkeleri Nelerdir?

Yazar: Hakan Kutluay

Demokrasi kelimesi Fransızca démocratie kelimesinden türetilmiş ve aslen eski Yunancada dımos (halk zümresi) ve kratos (iktidar) kelimelerinin birleşmesi ile oluşturulmuş dimokratia kelimesinden gelmektedir. Kullanılma alanı genellikle ülke yönetimleri olmasına rağmen bazı organizasyonlar ve örgütler içi yönetimlerde de demokratik yönetim ya da demokrasi uygulamasından bahsetmek mümkündür.

Günümüzde dünya üzerinde en yaygın yönetim şekli olan demokrasi, kabul edilmiş en başarılı yönetim şeklidir. Günümüzde siyaset bilimciler hangi yönetim biçiminin daha sağlıklı ve başarılı olduğunu araştırmaktan ziyade hangi demokratik yönetim biçiminin diğer bir deyişle hangi demokrasinin daha başarılı ve sağlıklı yürüdüğünü araştırmaya başlamışlardır. Bu durum da değişik görüşteki insanların kendi görüşleri doğrultusunda farklı demokratik sistem çözümlemeleri yapmasına neden olmuştur. Örnekle açıklamak gerekirse komünist demokrasi anlayışı ile muhafazakar demokrasi anlayışı arasında farkların olduğu tartışmaya meydan vermeyen bir gerçektir. Bu nedenler, demokrasinin değişik tanımlara sahip olması sonucunu doğurmuştur. 

Günümüzde Klasik Demokrasi, Koruyucu Demokrasi, Kalkınmacı Demokrasi, Liberal Demokrasi ve Sosyal Demokrasi olmak üzere Demokrasi kavramı çeşitli başlıklar altında incelenmektedir. Ancak genel olarak bakıldığında demokratik yönetimlerin olmazsa olmaz şartları vardır ve bu şartlar hangi bakış açısı ile bakılırsa bakılsın değiştirilemez.

Öncelikle bütün sistemlerde Demokrasinin yürütülebilmesi için kullanılan araçlar benzerdir ve şu şekilde sıralanabilir:

  1. Parlemento
  2. Siyasi Partiler
  3. Anayasa
  4. Sivil Toplum Örgütleri
  5. Kolluk Kuvvetleri

İkinci Dünya Savaşı sonrası bütün dünya üzerinde sağlam bir şekilde yaygınlaşan ve yerleşen demokrasi aslen bakıldığında üçyüz yıllık geçmişe sahip bir harekettir. Günümüzde demokrasinin yerine baktığımızda 20. yüzyıl ile birlikte bir takım ideolojilerin yıkılması ve yok olması ile birlikte demokratik anlayışların da çok hızlı bir şekilde gelişmiş olduğunu görürüz. En sonunda başarısızlığa uğrayan sosyalist sistemler ve kapitalizmin bu denli güçlü derecede sorgulanmaya başlanması günümüzde güvenilir tek ilke olarak demokrasiyi bırakmıştır.

Demokrasi ile ilgili süregelen tartışmalar üç ana soru başlığı altında izlenebilir. Bunları sıralamak gerekirse:

  1. Bahsi geçen halk kimdir ve bu halk üzerindeki siyasi güç ne kadar kuvvetli bir şekilde dağıtılmalıdır?
  2. Bahsi geçen halk gerçekten kendi kendisini yönetiyor mu, halk tarafından bu yetkiyi alan hükümet gerçekten halkı yönetme yetkisine sahip olmalıdır?
  3. Demokratik süreçler işlerken, hükümet içerisinde alınan kolektif kararlar ne derece doğrudur?

Demokrasi ile ilgili yazılan yazılarına bakıldığında Neumann’ın Demokratik Dekalog isimli demokrasiden şu şekilde bahsettiği görülür: Demokrasi günümüzde artık sözlükte geçtiği gibi halkın kendi kendisini yönetmesi değildir ve demokrasinin oluşabilmesi için ön adet on koşul vardır.

Neumann’ın saydığı demokrasinin ön koşuluna baktığımızda kısaca şöyle bir sıralama yapmak mümkündür:

I. Egemenlik demokrasilerde halka ait olmalıdır ve halk ne şekilde yönetiliyor olursa olsun yöneten temsilcilere verilen yetkiler sınırlı ve belirli bir süre için olmalıdır. Gerektiğinde bu yetkiler temsilciler alınabilmelidir.

II. Demokrasinin oluşabilmesi için halka seçim yapabileceği farklı alternatifler sunulmuş ve halkın bu farklı alternatifler arasında seçim yapabilmesi için gerekli oldu özgürlük sunulmuş olmalıdır.

III. Demokrasilerde liderlik ve liderler önemli rol oynamaktadır.

IV. Demokrasinin varolabilmesi ve korunabilmesi için kanunların üstünlüğü mutlak olarak sağlanmış olmalı yani bir hukuk devletinden bahsediliyor olmalıdır.

V. Demokrasilerde varolan partilerin temel görevlerinden bir tanesi de halka vatandaş olma bilincini sağlayabilmesidir.

VI. Demokrasi sadece seçme ve seçilme özelliği ile değil günlük yaşamda da kendini göstermelidir.

VII. Demokrasiyi sadece siyasal güçler ile sosyal kurumlar arasında bir denge kurucu olarak görmek yanlıştır.

VIII. Demokrasinin oluşup işleyebilmesi için bahsi geçen devletin ekonomik olarak gelişmiş bir toplum yapısı ve dengeli bir büyüme ivmesi olmalıdır.

IX. Demokratik toplumlarda güvenlik sağlanırken kişisel özgürlükler zedelenmemelidir.

X. Demokrasi genel anlamı ile incelendiğinde bireye ait bir rejim olduğu için, her şeyin öncesinde rasyonel kişiler gelmelidir.

Yazımızın da başlığı olan demokrasinin ilkelerine yakından bakacak olursak karşımıza 6 adet başlık çıkacaktır.

1- Milli İrade ve Egemenlik

Hepimizin demokrasi hakkında bildiği gibi demokrasilerde egemenlik millete aittir. Millet bu egemenlik hakkını seçtiği temsilcileri (ülkemizde milletvekilleri) aracılığı ile kullanırlar. Bu durumda parlementoyu oluşturan vekillerin bu güçlerini milletten aldıkları unutulmamalıdır. Anayasada da belirtildiği gibi hiç kimse zoraki olarak bir vekil olarak iş başına getirilemez. Anayasamızda bu şart Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir şeklinde belirtilmiştir.

Egemenliğin bu şekilde millete ait olması ve bir milletin geleceğini kendi özgür idaresi ile belirlemesi fikri ilk olarak 18. yüzyılda J.J. Rousseau tarafından ortaya atılmıştır.

2- Hürriyet ve Fırsat Eşitliği

Demokrasilerin en önemli ilkesi olan hürriyet ve fırsat eşitliği ile toplumu oluşturan diğer bireylere zarar vermeden bütün bireylerin özgürce yaşamasını sağlarken bütün vatandaşlara bir hürriyet sunmalıdır. Hürriyet ve fırsat eşitliğinin tam olarak sağlanamadığı toplumlarda demokrasiden bahsetmek mümkün değildir. Milleti oluşturan her bir birey düşünce özgürlüğe sahip olduğu gibi aynı zamanda düşündüğünü de söyleme hürriyetine sahip olmalıdır. Bir başkalık olmadan herkesin yasalar karşısında eşit olması sağlanmalıdır. İnanç, ırk, cinsiyet, dil, siyasi düşünce bakımından farklılıklara bakılmaksızın herkes için fırsat eşitliği sağlanmalıdır.  Burada sadece yasalar karşısındaki fırsat eşitliği değil sosyal hayatta da tam anlamında mevcut olan bir fırsat eşitliğinden bahsedilmektedir. 1789 Fransız İhtilali ile birlikte yayılan insan hakları bildirgesinin birinci maddesinde “İnsanlar eşit doğarlar, hür ve eşit olarak hayatlarını devam ettirirler. Statü farklılıkları ancak ortak fayda da söz konusu olabilir.” şeklinde insanlar arasındaki eşitliğin öneminden bahsedilmektedir. 1948 senesinde ise insanların sahip olduğu eşitlik hakları uluslararası boyutta ele alınmaya başlanmıştır.

3- Temel Hak ve Özgürlükler

Hak kelimesinin genel olarak tanımına baktığımızda hukukun insanlara sağlamış olduğu bütün üstünlükleri kapsadığını görürüz. Özgürlükler ise bir önceki başlık altında bahsetmeye çalıştığımız insanların kendi hür iradeleri ile kararlar verebilmeleri haklardır. İnsanların haklarına herhangi bir güç baskı ya da zorlama yolu ile etki ya da müdahale edemez. 

İnsanların sahip oldukları temel haklar insanların sadece insan oldukları için sahip oldukları haklardır ve bu haklara sahip olmak için belirli sınavlardan geçmek ya da belirli yeteneklere sahip olmak gerekmez. Bu özgürlüklerin tam olarak sağlanmadığı yerlerden demokrasilerden bahsetmek söz konusu değildir. Temel hak ve özgürlükleri korumanın en iyi yolu, temel hak ve özgürlüklerin anayasalar tarafından teminat altına alınması ve bireylerin iktidarın kullanılmasına ortak etmektir.

4- Seçim ve Temsil İlkesi

Halkı yönetecek siyasi iktidarın kimler tarafından kullanılacağının belirlenmesi seçimler ile gerçekleştirilir. Bu seçimlere halkın dolaylı ya da doğrudan katılımı şarttır. Seçim şeklinde uygulanan bütün yönetim şekillerinin demokrasi olduğu söylenemez. Demokrasiler için genel, eşit ve gizli oy esası şarttır. Halk siyasal olarak yönetime siyasi partiler aracılığı ile katılırlar.

5- Çoğunluğun Sınırlandırılarak Azınlığın Korunması

Demokrasilerde toplumu oluşturan bütün siyasi renkler ortaya koyulmalıdır. Sadece çoğunluğun desteklediği siyasi tarafın desteklenmesi demokrasiyle bağdaşmaz. Karşıt fikirler de çoğunluğu oluşturan fikirler kadar sağlam korunmalı ve temsil edilebilmelidir. Toplum içinde varolan azınlığa diğer her bireyin olduğu gibi özgürlükleri ve hakları sunulabilmelidir.

6- Genel ve Eşit Oy İlkesi

Her vatandaşın özgürce oyunu kullanabilmesine genel oy hakkı denir. Demokrasinin bir ilkesi olarak her vatandaş aynı derecede oy kullanma hakkına sahiptir. Herkesin kullandığı oy eşit derecede etkili olmalıdır.

Kaynaklar

Açıkgöz, “Adalet ve Özgürlük Bağlamında Türkiye’de Demokrasi”, Köprü Dergisi, Yaz 2008
Gencay Şaylan, Değişim Küreselleşme ve Devletin Yeni İşleri, İmge Kitabevi, Ankara, 2003
Andrew Heywood, Siyaset, Adres Yayınları, 2013

Yorumunuzu Paylaşın