Makaleler

İcra Takibinde Tebligat ve Süreler

Yazar: Alperen Zeyli

İcra takiplerinde tebligat kaçınılmaz bir unsurdur. Borçlu ve alacaklının bilgilendirilme aracı hakkında ve ilamsız takipteki sürelerden bahsedeceğiz.

İcra Takibinde Tebligat ve Süreler

Kanunun da belirtmesine göre icra dairelerince yapılacak tebliğler yazı ile ve Tebligat Kanunu hükümlerine uygun olarak yapılmalıdır. Tebliğler makbuz karşılığında doğrudan doğruya tevdi suretiyle de yapılabilir. Yani icra dairesine giden kişi (tebligat yapılacak olan) orada tanımlanmışsa ona orda elden de tebliğ yapılabilir, postaya verilme zorunluluğu olmaz.

İlamda veya ilam hükmünde sayılan belgelerde veya ipotek senedinde yazılı olan adresini değiştiren alacaklı veya borçlu bu değişikliği birbirlerine noter vasıtası ile bildirmiş olmalıdırlar. Bildirim yapmazlarsa önce yeni adres araştırılır, bulunamazlarsa tebligat bu belgelerde yazılı olan adrese yapılır. Eski adrese yapılmış olan tebliğler muhataba yapılmış sayılır.

Tebligat Yapılamayacakların Durumu

İcra takibine ait tebliğler de Tebligat Kanunu hükümlerine göre yapılır. Ancak borçlu kişi kendisine mümessil atanması gerekli olan şahıslardan ise icra müdürü ivedi bir şekilde mümessil atanmasını gerekli makamlardan ister. Örnek üzerinden gidilecek olursa, temyiz kudretinden yoksun bir kişiye veya anne/babası olmayan henüz vasi atanmamış bir çocuğa icra takibi yapılması durumunda, bu kişilere tebliğ yapılamaz. Bu durumda icra müdürünün talebi ile önce bu kişilere kanuni temsilci atanması sağlanacaktır, ondan sonra kanuni temsilcilere tebligat yapılacaktır. Ancak sulh hukuk mahkemesi veya kanuni temsilcisi çocuğun bir meslekle uğraşmasına yetki vermişlerse, çocuk o meslekle alakalı tebligatları alabilir. Çünkü meslek ve sanatla uğraşma yetkisi verilmişse o konuda olacak tebliğleri alma yetkisi de verilmiş sayılır.

Usulsüz Tebliğ

Usulsüz tebliğ Tebligat Kanunu madde 32’de düzenlenmiştir, ayrı olarak İcra İflas Kanunu’nda düzenlenmemiştir. Tebligat usulsüz yapılmışsa yine bir tebliğ işlemi mevcuttur ama kanuna aykırı bir durum söz konusudur. Tebligatın ilgilisi dışında komşuya, kapıcıya veya yöneticiye yapılması usulsüzdür. Eğer böyle bir usulsüz tebligat yapılmış ve bu usulsüzlükten dolayı borçlu 7 günlük itiraz süresini kaçırmış ise ilgili tebligatı fiilen aldığı tarihi icra dairesine bildirecektir ve o tarihte tebliğ yapılmış sayılacaktır, süreler o tarihten itibaren işleyecektir. Bu gecikmeden dolayı haciz işlemi yapıldıysa doğal olarak haciz işleminin düşmesi gerekecektir. Burada dikkat edilmesi gereken durum ise, ilgili tebliği fiilen almadan haciz işlemi yapılırsa 7 günlük itiraz süresi o andan itibaren başlar. Çünkü borçlunun elinde fiilen bir tebliğ olmasa bile artık bu durumun haciz dolayısıyla öğrenilmiş olduğu varsayılır.

Borçluya ödeme emri gittiğinde itiraz edeceği zaman gösterdiği adresin yurtiçinde bir adres olma zorunluluğu vardır. Yurtdışında adres gösteremez.

İhalenin feshini isteyen kişinin de adres göstermesi zorunludur. Onun gösterdiği adrese tebliğ yapılacaktır. Dolayısıyla tebliğ olmadan da ihalenin feshi istenemez.

Süre

Bazı süreler taraflar içindir, bazı süreler icra dairesi içindir. Örneğin icra dairesinde takip talebinde bulunulduğunda icra dairesi 3 gün içinde ödeme emri hazırlayacaktır. Ödeme emrinde 7 gün içinde itiraz et, öde veya mal beyanında bulun yazar. Takip kesinleştikten sonra haciz istenir. Haciz isteme süresi 1 yıldır. Haciz talep edildikten sonra icra dairesi 3 gün içinde haciz yapmalıdır.

İcra organları için süreler hak düşürücü nitelikte değildir, süreler esnektir ve bu işlemler düzenleyici işlemlerdir. Ödeme emrinde borçlunun ödemesi, itiraz etmesi, mal beyanında bulunması için belirtilen 7 günlük süre itiraz için hak düşürücüdür. Yani süreler taraflar için hak düşürücü niteliktedir, kesindir. Ödeme ve mal beyanında bulunma durumu istisnadır. Takip kesinleştikten sonra takibin başladığı an baz alınarak 1 yıllık süre içerisinde haciz istenmelidir. Bu süre içerisinde haciz istenmezse takip işlemden kaldırılır. Hacizden sonra taşınırlar için 6 aylık taşınmazlar için 1 yıllık satış isteme süresi vardır. Bu sürelerde satış istenmezse haciz kendiliğinden düşer.

Normal şartlarda takip kesinleştikten sonra alacaklının talebi üzerine icra müdürü 3 gün içinde haciz işlemini yapmalıdır ama icra müdürü 20 gün sonra da haczi gerçekleştirse o işlem geçerlidir. Yalnız aradaki 17 günlük süre içerisinde borçlu mal kaçırdıysa ve bu yüzden alacaklı alacağı oranında haciz yapamamışsa İcra İflas Kanunu madde 5 ve 7 uygulanır. İcra dairesinin bu durumdan kaynaklanan bir sorumluluğu vardır, alacaklının devlete dava açıp zararını tazmin etme hakkı vardır. Bunun üzerine devlette memuruna rücu (ondan tahsil eder) eder.

İcra İflas Kanunu madde 20- Bu kanun tayin eylediği müddetleri değiştiren bütün mukaveleler hükümsüzdür. Ancak herhangi bir müddetin geçmesinden istifade hakkı olan borçlu bu hakkından vazgeçebilir. Bu vazgeçme üçüncü şahıslara tesir etmez.

Alacaklı haktan feragat edebilir, borçlu süreden vazgeçebilir. Borçlunun 7 günlük itiraz süresinden feragat etmesi mümkündür. Bu durumda hacze hemen gidilebilecektir. Yani başka bir alacaklının da haczi mevcut olduğunda borçlu sevdiği kişilerin veya menfaati olan tarafın borcunu önce alması için bu yola başvurabilirler. Hatta bir alacaklıdan mal kaçırmak için borçlular tanıdıklarına takip başlattırıp ardından 7 günlük itiraz süresinden feragat edebilirler ve haciz o kişiler için hemen yapılmış olur. Örnek verilirse, borçlunun maaşının 1/4’üne bu şekilde haciz konulduysa diğer alacaklıların maaş haczi için öncekinin borcunun bitmesini beklememelidirler. Fakat kanun koyucu bu durumu engellemek için kanunda üçüncü kişilerin bu durumdan etkilenmeyeceklerini belirtmiştir. Bu durumda üçüncü kişiler icra mahkemesine şikayet edip kendi hacizlerinin öne alınmasını istemelidirler.

Kaynaklar

İcra İflas Kanunu
Tebligat Kanunu
Pekcanıtez, Atalay, Sungurtekin Özkan, Özekes; İcra İflas Hukuku. İstanbul: Vedat Kitapçılık, 2017

Yorumunuzu Paylaşın