Makaleler

İcra Dairesinin Yükümlülükleri ve Sorumlulukları

Yazar: Alperen Zeyli

Bu yazımızda icra dairelerinin ne gibi yükümlülükleri ve sorumlulukları vardır, geçmişte ve günümüzde olan durumlar nelerdir hususları üzerinde duracağız.

İcra Dairesinin Yükümlülükleri ve Sorumlulukları

İcra Dairesinin Yükümlülükleri

İcra İflas Kanunu madde 8- İcra ve iflas daireleri yaptıkları muamelelerle kendilerine vakı talep ve beyanlar hakkında bir tutanak yaparlar. Sözlü itirazlar ile talep ve beyanların altları ilgililer ve icra memuru veya yardımcısı veya katibi tarafından imzalanır.

İcra ve iflas dairelerince verilen kararlar gerekçeli olarak tutanaklara yazılır.

İlgililer bu tutanakları görebilir ve bunların örneğini alabilir.

İcra ve iflas dairelerinin tutanakları, hilafı (aksi) sabit oluncaya kadar muteberdir.

Bu maddeye baktığımızda karşımıza çıkacak şey şudur;

1- Dosya ve tutanak düzenlemek (yükümlülük)

Dosyaya gelecek ilk tutanak takip talebi olacaktır. Bir örneği dosyaya konacaktır. İkinci gelecek tutanak ödeme emri formudur. Daha sonra borçlu itiraz ettiyse itiraz tutanağı, borçlu itiraz etmediyse ve mal beyanında bulunduysa mal beyanına ilişkin tutanaklar dosyaya eklenir. Eğer itiraz yoksa ve alacaklı haciz istediyse haciz tutanağı eklenir, satış istediyse satış tutanağı eklenir. Yani icra dairesinin yaptığı her işlem bu dosyaya eklenir. Tutanaklarda icra dairesi karar veriyorsa o kararın gerekçesi de dosyaya eklenir.

Gerekçenin yazılmasının iki amacı vardır;

a- İşleme aleniyet sağlanması

b- İspat fonksiyonu sağlanması ( İcra İflas Kanunu madde 8/4)

Madde 8 son fıkra sadece icra daireleri için değil bütün icra ve iflas organlarının tutanakları için aksi ispatlanıncaya kadar geçerli olduğundan bahsetmiştir. Hatta borçlu ikrarı (borcu kabul) varsa, o da geçerlidir, tutanak hazırlanıp dosyaya konur. İflasta iflas idaresi vardır. İflas idaresi için de aksi ispatlanıncaya kadar geçerlidir denilemez.

İcra İflas Kanunu madde 227/1- 8 inci maddenin bir ve ikinci fıkraları ve 9,11,16 ve 359 uncu maddelerin icra dairelerine ait hükümleri iflas idaresi hakkında da uygulanır. İflas idaresi, iflas masasına kabul edilen alacaklılara, talepleri halinde iflas tasfiyesinin seyri ile müteakip işlemlerin planı ve takvimi hakkında bilgi vermekle yükümlüdür.

Madde 227’de madde 8’in son fıkrasına bir atıfta bulunulmamıştır. Dolayısıyla iflas idaresinin işlemleri aksi ispatlanıncaya kadar geçerlidir durumu her halükarda tartışılır.

Konkordato komiserini daha farklı görmek gerekir. Konkordatoda işlemleri konkordato komiseri yürütür. (Konkordato, iflas etmek üzere olan şirketlerin alacaklılara borcunu ödemesi için olan bir sistemdir.) Kanunun konkordato ile ilgili hükümlerinde madde 8'in tanımına konkordato komiseri için atıf yapılıyor. Yani burada da, aksi ispat edilinceye kadar yapılan işlemlerin hepsi geçerlidir.

2- Değerli eşyaların tevdi ve EFT yükümlülüğü

İcra dairesinin başka bir yükümlülüğü de değerli eşyaların tevdi edilmesidir. Eski İcra İflas Kanununda, icra dairesi haczettiği para ve değerli eşyayı elde etmekle yükümlüdür diyen 8. maddesi vardı. Bu, şu anki 88. maddeyle aynı anlama gelmektedir.

İcra İflas Kanunu madde 88-

/1 Haciz olunan paraları, banknotları, hamiline ait senetleri, poliçeler ve sair cirosu kabil senetler ile altın, gümüş ve diğer kıymetli şeyleri icra dairesi muhafaza eder.

/2 Diğer taşınır mallar, masrafı peşinen alacaklıdan alınarak muhafaza altına alınır. Alacaklı muvafakat ederse, istenildiği zaman verilmek şartıyla, muvakkaten borçlu yedinde veya üçüncü şahıs nezdinde bırakılabilir. Üçüncü şahsın elinde bulunan taşınır mallar haczedildiğinde, üçüncü şahsın kabulü hâlinde üçüncü şahsa yediemin olarak bırakılır. Mallar satış mahalline getirilmediği takdirde muhafaza altına alınabilir veya yediemin değişikliği yapılabilir.

/4 İcra dairesi üçüncü bir şahsa rehine dilmiş olan malları da muhafaza altına alabilir. Ticari işletme rehini kapsamındaki taşınırlar ise icra dairesince satılmalarına karar verilmesinden sonra muhafaza altına alınabilir. Bu mallar paraya çevrilmediği takdirde geri verilir.

Eskiden yapılan uygulamada icra dairesi ödeme emrini yolluyordu. Ödeme emrinde 7 gün içerisinde itiraz et, 7 gün içerisinde öde veya 7 gün içerisinde mal beyanında bulun diyordu. Ödeme emrinde, icra dairesine borcu alacaklıyı öde diye bir ibare belirtmiyor. Borç icra dairesine ödenmelidir. Eskiden yapılan uygulamada, borç icra dairesine ödenirken, elden nakit olarak ödeniyordu. Bu durum bazı mağduriyetleri ortaya çıkarmıştır. Artık icra daireleri, kameralarla izlenilmektedir. Asıl önemli olarak değişen şey ise ödeme emri düzenlenmesi için icra dairesine gidilmesi ve icra dairesine alacaklının takip talebi vermesi gerekiyor. Takip talebiyle ilgili olan 58. madde değişmiştir. Artık alacaklı takip talebinde bulunurken, kendi banka hesap numarasını yazacak. İcra dairesinde 3 gün içerisinde ödeme emri düzenleyecek ve borçluya icra dairesinin banka hesap numarasını verecek ve borçlu icra dairesinin banka hesabına ve icra dairesi de alacaklının hesabına ödeme yapacaktır. Elden ödeme artık alınmıyor ve böylece mağduriyetlerin önüne geçilmiş olunmuştur.

İcra dairesine ödeme, Türk Lirası ile olmalıdır. İcra dairesine yapılacak ödeme, yabancı para veya kıymetli evrak ile yapılamaz. İcra dairesi ödeme aracı olarak kıymetli evrak kabul edemez. Çünkü kıymetli evraklar ifa uğruna yapılmış bir edimdir. Dolayısıyla bu edim ödeme olarak kabul edilemez. Ayrıca ödeme, kayıtsız ve şartsız yapılmalıdır. Bu durumu icra memuru haciz için gittiğinde yabancı para veya kıymetli evrak bulduğunda onu haciz etmeyecek şekilde anlamamak gerekir. Bu değerler yine haciz edilecektir, yalnızca ödeme aracı olarak bunlar kullanılamaz. Bu değerler alınacak ve icra kasasında saklanacaktır. İcra dairesinin, taşınır mallarla ilgili iki tane yaklaşımı vardır:

- İcra memuru haciz sırasında ilk önce pahada ağır yükte hafif olan malları haciz edecektir.

- Alacaklı yükte ağır malların haczedilmesini isterse yediemin, hamal ve nakliyat aracı parasını peşin verecektir. Eğer alacaklının yanında parası yoksa muhafaza işlemi uygulanarak, borçluya yediemin olarak bırakılır ya da haciz yapılıp, hiçbir başka işlem olmadan orada bırakılır. Bütün bu seçenekler alacaklının rızasına bağlıdır.

3- Menfaati olan işleri görmeme yükümlülüğü

İcra İflas Kanunu madde 10- İcra ve iflas işlerine bakan memur ve müstahdemler

1. Kendisinin,

2. Karı veya kocasının, nişanlısının yahut kan ve sıhri usul ve füruunun veya üçüncü derece dahil olmak üzere bu dereceye kadar olan kan ve sıhri civar hısımlarının,

3. Kanuni mümessili veya vekili yahut müstahdemi bulunduğu bir şahsın,

Menfaati olan işleri göremeyip derhal icra mahkemesine haber vermeye mecburdur. İcra mahkemesi müracaatı yerinde görürse o işi diğer bir memura, bulunmayan yerlerde katiplerinden birine verir.

Bu düzenlemeye rağmen, 10. maddedeki gibi bir durum gerçekleşirse bu işlemler sakat işlemlerdir ve geçersizdir. Kanunda bu durum ile ilgili yaptırım ise, bu durum öğrenildiğinden itibaren yedi gün (şikayet süresi) içerisinde icra mahkemesine şikayet edilmezse, yapılan işlemler geçerlidir.

İcra İflas Kanunundaki Hakimin Reddi Hali

İcra İflas Kanunu madde 10/a- İcra mahkemesi hakimi reddedildiği takdirde Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunundaki hükümler uygulanır. Ret talebinde bulunan, dilekçesinde ret sebeplerini delilleri ile birlikte bildirmek zorundadır.

Ret talebinin reddi hakkındaki karara karşı istinaf yoluna başvurulması, hakimin işe bakıp karar vermesine engel değildir. Ret talebinin reddi hakkındaki kararın kaldırılması halinde reddedilen hakimin verdiği karar yerine getirilmez. Bu durumda dosya, bölge adliye mahkemesince icra mahkemesinin başka bir dairesine, o yerde icra mahkemesinin başka bir dairesi yoksa en yakın icra mahkemesine gönderilir. 40. madde hükümleri kıyas yoluyla uygulanır.

Yasaklı İşler

İcra İflas Kanunu madde 11- Tetkik vazifesini gören hakimler ve icra ve iflas memur ve müstahdemleri, dairelerince takip edilmekte olan bir alacak veya satılmakta bulunan bir şey hakkında kiminle olursa olsun kendileri veya başkaları hesaplarına bir akit (sözleşme) yapamazlar. Yaparlarsa hükümsüzdür.

Bu maddeyi kendisi ile sözleşme yasağı şeklinde anlamak gerekir. Bahsedilmek istenen şey ise şudur: İcrada hacizli malların satışları yapılıyor. Oturuma katılanlar da satılan şeyi almak için fiyat vereceklerdir. Bu mallar satılırken, icra müdürü kendi satışa çıkardığı mal için pey ileri süremez. Bu kişiler ne kendi ne de başkası adına bu satışlarda pey ileri süremezler. Böyle bir durumla karşı karşıya olunursa, şikayet için süre sınırlaması yoktur.

Belirtilen durumlar dışında icra müdürü kefil de olamaz. Örnek verecek olursak, alacaklı ve icra memuru hacze gittikleri zaman, borçlunun durumuna alacaklı üzüldüğü için kefil gösterirsen haciz yapmam derse, bu duruma istinaden görevli icra memuru veya icra müdürü kefil olamaz. Bu durumda kendisiyle sözleşme yasağı kapsamına girer.

İcra müdürü alacaklının alacağını kendi üzerine de temlik edemez. Yargıtay, bu durumun daha geniş değerlendiriyor ve bu yasak o, adliyedeki bütün icra dairesinde çalışanlar, bütün icra mahkemesi hakimleri ve icra memurları için geçerlidir.

Bu kural iflasta ve konkordatoda nasıl uygulanır?

10. maddedeki yasak, iflas idaresinde çalışanlar için iflas durumunda uygulanmaz ama bu maddedeki yasak konkordato komiseri için söz konusudur. 11. maddedeki yasak ise hemen iflas İdaresindekiler için hem de konkordato komiseri için uygulanır.

İcra Dairesinin Sorumlulukları

İcra dairesinin disiplin sorumluluğu ve ceza sorumluluğu icra hukuku anlamında bizi ilgilendirmez. Bu Cumhuriyet savcılarını ve ceza mahkemelerini ilgilendirir. İcra hukuku anlamında bizi ilgilendiren, icra dairelerinin hukuki sorumluluğudur. Hukuki sorumluluk ikiye ayrılır. Birincisi zimmet sorumluluğu, ikincisi ise tazminat sorumluluğudur. Tazminat sorumluluğu İcra İflas Kanunu madde 5 ve 7'de düzenlenmiştir. Fakat burada idare bir zarar verdiğinde, idareye gidilir kuralı terk edilir.

İcra İflas Kanunu madde 5- İcra ve İflas Dairesi görevlilerinin kusurlarından doğan tazminat davaları, ancak idare aleyhine açılabilir. Devletin, zararın meydana gelmesinde kusuru bulunan görevlilere rücu hakkı saklıdır. Bu davalara adliye mahkemelerinde bakılır.

Maddede, davanın davalısının devlet (Adalet Bakanlığı) olacağından bahsediliyor. Adalet Bakanlığı, sonradan memuruna rücu edecektir. Bu kısım idare hukuku prensiplerine uygundur ama davanın açılacağı yer adliye mahkemeleridir (asliye hukuk mahkemesi). Kanun bu davanın neredeki asliye hukuk mahkemesinde açılacağından bahsetmemiştir. Bahsedilen bu durum haksız fiil olarak değerlendirilir.

Hukuk Muhakemeleri Kanunu madde 16- Haksız fiilden doğan davalarda, haksız fiilin işlendiği veya zararın meydana geldiği yahut gelme ihtimalinin bulunduğu yer ya da zarar görenin yerleşim yeri mahkemesi de yetkilidir.

Hukuk Muhakemeleri Kanunu madde 16’da, haksız fiilin özel yetkili bir durum olduğu belirtilmiştir. Unutmamak gerekir ki, özel yetki genel yetkiyi kaldırmaz. Yani bu davada davalının yerleşim yerinde açılabilir (Adalet Bakanlığı’nın yerleşim yeri Ankara’dır) veya Hukuk Muhakemeleri Kanunun madde 16'ya göre belirlenen yerde de açılabilir. Aranılan başka bir durumda bu zararın icra memurunun kendi kusurundan meydana gelmiş olmasıdır. Tabi bu kusur görevinden kaynaklı meydana gelmiş olması gerekir.

İcra ve İflas Kanunu madde 7- Zarar ve ziyan davası, mutazarrır olan tarafın zararı öğrendiği günden bir sene ve her halde zarar ve ziyanı mucip fiilin vukuundan on sene geçmesiyle zaman aşımına uğrar.

Şu kadar ki zarar ve ziyan cezayı mucip bir fiilin neticesi olup da ceza kanunları bu fiili daha uzun bir müddetle zaman aşımına tabi tutmakta ise hukuk davasında da ceza zaman aşımı cari olur.

Burada dava doğrudan devlet açılmaktadır. İflas idaresinde ise davayı devlete değil, İcra İflas Kanunu’nun 227. maddesinin dördüncü fıkrasına göre, dava doğrudan iflas idaresine karşı açılır.

İcra İflas Kanunu madde 227/4- İflas idaresini teşkil edenler kusurlarından ileri gelen zarardan sorumludurlar. Bu davalara adliye mahkemelerinde bakılır.

Konkordato komiseri ise kendi kusurundan doğan zararlardan sorumludur ve dava doğrudan konkordato komiserine karşı açılır.

İcra İflas Kanununun 6. maddesi zimmete para geçirmekle ilgilidir. Fakat bu maddede bir eksiklik vardır. Madde konu olarak sadece parayı belirtmiştir. Diğer mallar zimmete geçiriliyorsa bu disiplinle alakalıdır.

İcra İflas Kanunu madde 6- İcra dairesine tevdi veya bu dairece tahsil olunan veya muhafaza altına alınan paraların, ilgili memur tarafından zimmete geçirilmesi halinde, zimmete geçirilen miktar, cezai takibat sonucu beklenmeden ve tazmin yolunda bir hükme hacet kalmaksızın hazine tarafından derhal icra veznesine yatırılır. Devletin asıl sorumlulara rücu hakkı saklıdır.

Haksız fiillerde faiz fiilen işlenip zararın meydana çıktığı andan itibaren işler ama buna gecikme tazminatı denir.

Kaynaklar

İcra ve İflas Kanunu
Hukuk Muhakemeleri Kanunu
Pekcanıtez, Atalay, Sungurtekin Özkan, Özekes; İcra İflas Hukuku. İstanbul: Vedat Kitapçılık, 2017

Yorumunuzu Paylaşın