Makaleler

İcra Hukuku Nedir?

Yazar: Alperen Zeyli

Bu yazımızda icra hukukunun temelleri, prensipleri, takip çeşitleri, icra dairesinin organları ve icra dairesinin yetkilerinden bahsedeceğiz.

İcra Hukuku Nedir?

İcra ve iflas birbirinden farklıdır. İflas, icraya göre çok daha ağır bir durumdur. Çünkü iflasta iflas eden kişinin (müflis) tüm mal varlığına el koyma durumu vardır. İcrada bir kişinin 500 TL borcu varsa haciz yapıldığında sadece 500 TL değerindeki mal varlığına el konulur. İflasın daha ağır olmasının sebeplerinden biri de iflas eden kişinin onurunu kaybetmesi söz konusu olur, yani müflis olur. Onurunu kaybeden bir kişinin de onurunun iade edilebilmesi için resmi gazetede itibarının iadesine ilişkin ticaret mahkemesinin kararının yayınlanması gerekir. İflastaki el koyma ile icradaki haciz durumları birbirinden farklıdır. İflasta kişi müflis olur, icrada kişi yine borçludur. İflasta ticaret mahkemesinin kararına ihtiyaç vardır. Ticaret mahkemesi karar vermeden iflas söz konusu olmaz. İcrada ise sadece bir takibe ihtiyaç vardır. İflas söz konusu olduğunda eşitlik ilkesi vardır. Yani alacaklılardan sadece birisi bile uğraşıp borçluyu iflas ettirse bile bütün alacaklılar adını iflas masasına yazdırıp alacaklarını alabilirler. Ama icrada ise sadece takip yapan alacaklılar borçludan alacağını alabilir. Herkes iflas edemez. İflasa tabi olanlar kanunla belirlenmiştir. Kural olarak gerçek kişiler iflas edemez, tabi istisnalar da mevcuttur. İflasta bazen kişiler kendi iflaslarını istemek zorundadırlar ve bazen de kendi iflaslarını isteyebilirler. Borca batık şirketin yöneticisi iflas istemezse hapis cezası alabilir.

İcrada üç kavram çok önemlidir;

  • Alacak
  • Alacaklı
  • Borçlu

Alacak kavramına bakarsak, bir teminatın veya bir mahkeme hükmünde yazılı olan her şeyin alacaklısı olunabilir. Boşanma sonunda çocuğun velayeti verildiyse onun da alacaklısı olunabilir ve ilamlı icra takibine söz konusu olabilir veya bir işin yapılmasının yahut yapılmamasının alacaklısı olunabilir. Yani mutlak olarak bir para alacaklısı olunacak diye bir durum söz konusu değildir. Bir ilamda eda hükmü ile yazılı ne varsa o şeyin alacaklısı olunabilir. İlam mahkemenin vermiş olduğu hükmün taraflara verilmiş mühürlü onaylı suretidir.

İlamsız icra takibinde takibe konu şey para ve teminatsa mahkemeye gitmeye gerek olmaksızın, alacaklının elinde senet dahi olmasa bile bu takip başlatılabilir. Eğer takip başlatılan kişinin borcu yoksa itiraz eder ve takip durur. Daha sonra alacaklı diğer yollara başvurarak alacağını ispat ederse takibin devamını sağlayabilir.

Yabancı hukuklarda daha çok ilamlı icra takibi yapılır. İlamsız icra takibi çok daha sınırlı ve miktarı düşük alacaklar için geçerlidir. Bizim hukukumuzda ilamsız takip için bir sınırlama söz konusu değildir.

Yargıtay’ın geçen senelerde yaptığı içtihat değişikliğine göre alacaklının elinde ilam varsa ilamsız icra takibi yapılmasına izin verilmiyor. Eskiden alacaklılar ellerinde ilam olsa da ilamsız takibe başvuruyorlardı. Bunun sebebi ise elinde ilam olan alacaklı ilamlı takip yaptığında İcra İflas Kanunu madde 36’ya göre borçlu istinaf veya temyiz kanun yoluna gittiğinde ve oradan icranın durdurulması veya icranın geri alınması kararı geldiğinde ilamlı takipte takip durdurulabiliyor. Eğer bu alacaklı ilamsız icra takibine başvurmuşsa ve borçlu bu takibe itiraz ederse takip yine duruyor ama bu sefer alacaklının elinde ilam olduğu için alacaklı buna dayanarak itiraz üzerine gidilen itirazın iptali, itirazın kesin kaldırılması, itirazın geçici kaldırılması yollarından hangisine giderse gitsin takibin devamını sağlayabilir ve borçlu haksız itiraz ettiği için alacak değerinin %20’sinden aşağı olamamak üzere belirlenen icra inkar tazminatını ödemek zorunda kalıyordu. Yargıtay bu değişiklikle fazladan alınmaya çalışılan miktarların önüne geçmiştir.

İlamsız icra takibinin üç türü vardır:

  1. Genel haciz yoluyla takip
  2. Kambiyo senetlerine (çek, poliçe, bono) mahsus haciz yoluyla takip
  3. Kiralanan taşınmazlara ilişkin takip

İlamlı icra takibi tek türdür ama kendi içerisinde çeşitleri vardır.

Gerçek kişilerin alacağı için İcra İflas Kanunu uygulanır ama bir kamu alacağı varsa Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun uygulanır. Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun’da iflas ile ilgili hükümler yoktur. Bu yüzden devletin alacağı kamu alacağı da olsa her hâlükârda İcra İflas Kanunu’na bakılır.

İcra iflas hukukunun bazı ilkeleri vardır. Mesela sosyal devlet ilkesi bunların en önemlilerindendir.

Haczi caiz olmayan mallar ve haklar

İcra İflas Kanunu madde 82- Aşağıdaki şeyler haciz olunamaz:

1. Devlet malları ile mahsus kanunlarında haczi caiz olmadığı gösterilen mallar,

2. Ekonomik faaliyeti, sermayesinden ziyade bedenî çalışmasına dayanan borçlunun mesleğini sürdürebilmesi için gerekli olan her türlü eşya,

3. Para, kıymetli evrak, altın, gümüş, değerli taş, antika veya süs eşyası gibi kıymetli şeyler hariç olmak üzere, borçlu ve aynı çatı altında yaşayan aile bireyleri için lüzumlu eşya; aynı amaçla kullanılan eşyanın birden fazla olması durumunda bunlardan biri,

4. Borçlu çiftçi ise kendisinin ve ailesinin geçimi için zaruri olan arazi ve çift hayvanları ve nakil vasıtaları ve diğer eklenti ve ziraat aletleri; değilse, sanat ve mesleki için lüzumlu olan alet ve edevat ve kitapları ve arabacı, kayıkçı, hamal gibi küçük nakliye erbabının geçimlerini temin eden nakil vasıtaları,

5. Borçlu ve ailesinin idareleri için lüzumlu ise borçlunun tercih edeceği bir süt veren mandası veya ineği veyahut üç keçi veya koyunu ve bunların üç aylık yem ve yataklıkları,

6. Borçlunun ve ailesinin iki aylık yiyecek ve yakacakları ve borçlu çiftçi ise gelecek mahsul için lazım olan tohumluğu,

7. Borçlu bağ, bahçe veya meyve veya sebze yetiştiricisi ise kendisinin ve ailesinin geçimi için zaruri olan bağ bahçe ve bu sanat için lüzumlu bulunan alet ve edevat, geçimi hayvan yetiştirmeye münhasır olan borçlunun kendisi ve ailesinin maişetleri için zaruri olan miktarı ve bu hayvanların üç aylık yem ve yataklıkları,

8. Borçlar Kanununun 510. maddesi mucibince haciz olunmamak üzere tesis edilmiş olan kaydı hayatla iratlar,

9. Memleketin ordu ve zabıta hizmetlerinde malul olanlara bağlanan emeklilik maaşları ile bu hizmetlerden birinin ifası sebebiyle ailelerine bağlanan maaşlar ve ordunun hava ve denizaltı mensuplarına verilen uçuş ve dalış tazminat ve ikramiyeleri, Askeri malullerle, şehit yetimlerine verilen terfi zammı ve 1485 numaralı kanun hükmüne göre verilen inhisar beyiye hisseleri,

10. Bir muavenet sandığı veya cemiyeti tarafından hastalık, zaruret ve ölüm gibi hallerde bağlanan maaşlar,

11. Vücut veya sıhhat üzerine ika edilen zararlar için tazminat olarak mutazarrırın kendisine veya ailesine toptan veya irat şeklinde verilen veya verilmesi lazım gelen paralar,

12. Borçlunun haline münasip evi,

13. Öğrenci bursları. Medeni Kanunun 807. maddesi hükmü saklıdır. 2, 3, 4, 5, 7 ve 12 numaralı bentlerdeki istisna, borcun bu eşya bedelinden doğmaması haline münhasırdır.

Birinci fıkranın (2), (4), (7) ve (12) numaralı bentlerinde sayılan malların kıymetinin fazla olması durumunda, bedelinden haline münasip bir kısmı, ihtiyacını karşılayabilmesi amacıyla borçluya bırakılmak üzere haczedilerek satılır.

İcra memuru, haczi talep edilen mal veya hakların haczinin caiz olup olmadığını değerlendirir ve talebin kabulüne veya reddine karar verir.

Kısmen haczi caiz olan şeyler

İcra İflas Kanunu madde 83- Maaşlar, tahsisat ve her nevi ücretler, intifa hakları ve hasılatı, ilama müstenit olmayan nafakalar, tekaüt maaşları, sigortalar veya tekaüt sandıkları tarafından tahsis edilen iratlar, borçlu ve ailesinin geçinmeleri için icra memurunca lüzumlu olarak takdir edilen miktar tenzil edildikten sonra haciz olunabilir.

Ancak haciz olunacak miktar bunların dörtte birinden az olamaz. Birden fazla haciz var ise sıraya konur. Sırada önde olan haczin kesintisi bitmedikçe sonraki haciz için kesintiye geçilemez.

Bu maddelerde haczedilemeyecek ve kısmen haczedilebilecek mallardan bahsetmiştir. Bu maddelerin kanunda yer almasının en temel sebebi sosyal devlet ilkesidir. Sosyal Güvenlik Kanunu’da 88 ve 93. maddelerinde emekli maaşının haczedilemeyeceğinden bahsetmiştir. İşte bunlar da sosyal devlet ilkesi ile alakalıdır. 

Alacaklıyla borçlunun menfaatlerinin dengelenmesi ilkesi de icra iflas hukukunda dikkat edilmesi gereken ilkelerdendir. Yani her iki tarafında hem alacaklının hem de borçlunun menfaatlerinin korunmasını sağlayan bir ilkedir. Bu ilke gereğince icra müdürü hacze gittiğinde haczedeceği mallar borçlunun daha az ihtiyaç duyduğu mallar olmalıdır ve bunları öncelikli haczetmelidir. 

Dava başlatmak için nasıl mahkemeye gidiliyorsa icra takibi başlatmak için de icra dairesine gidilmesi gerekir. İcra daireleri adalet saraylarının içerisinde yer alır. Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun esas aldığı ilkelerden biri taleple bağlılık ilkesidir, yani dava açıldıysa görülür. İcra dairelerinde de takip talebi olmadan takip başlamaz. Takip talebinde bulunduktan sonra icra dairesi de üç gün içerisinde borçluya ödeme emri gönderecektir. Genel haciz yoluyla takip yapıldığında ödeme emrinde yedi gün içerisinde borcun ödenmesi gerektiği, borç yoksa yedi gün içerisinde itiraz edilmesi gerektiği ya da yedi gün içerisinde mal beyanında bulunulması gerektiği yazar. Eğer borçlu yedi gün içerisinde borcu ödemediyse ve itirazda bulunmadıysa takip kesinleşir ve bir sonraki aşamaya geçilir. Eğer itiraz edildiyse alacaklının bir sonraki aşamaya geçebilmesi için üç tane yolu vardır:

1- İtirazın kesin kaldırılması yolu

2- İtirazın geçici kaldırılması yolu 

3- itirazın iptali davası 

İtirazın kesin kaldırılması ve geçici kaldırılması yolu için icra mahkemesine gidilir, itirazın iptali davası için ise genel mahkemelere gidilir. Bu üç durumdan herhangi biri gerçekleşse bile takip devam ettirilir. İtiraz ortadan kalktıktan sonra borçlu borcunu ödemezse alacaklı haciz talebinde bulunur ve icra müdürü haczi öyle yapar. Şunu unutmamak gerekir ki talep olmadan icra müdürü hacze asla gitmez. Haciz aşamasından belli bir süre sonrada satış istenmesi gerekir. Satış süresinde istenmezse haciz düşer. Satış istemenin süresi de hacizden sonra taşınır mallarda altı ay, taşınmaz mallarda bir yıldır.

Alacaklı ve icra dairesinin yaptığı işlemler sırasıyla şu şekilde gerçekleşir: 

Alacaklı takip talebinde bulunur, icra dairesi bunun üzerine ödeme emri gönderir. Takip kesinleşirse alacaklı haciz talebinde bulunur ve icra dairesi haczi yapar. En son alacaklı satış talebinde bulunur ve icra dairesi satışı gerçekleştirir ve parayı alacaklının banka hesabına havale eder. Para ödendikten sonra borcun yetmediği kısım kadar icra müdürü tarafından alacaklıya aciz belgesi verilir. Bu belgeyle 20 yıl boyunca borçludan borç istenebilir. Aciz belgesindeki alacağa kural olarak faiz işlemez. Birden fazla alacaklı söz konusu ise paranın ödenmesi değil paranın paylaştırılması söz konusu olur. 

Takip işlemleri; taraf takip işlemleri ve icra takip işlemleri olarak ikiye ayrılır. İcra takip işlemlerinin kanunda düzenlemesi yoktur. 

Taraf takip işlemlerinin iki özelliği vardır;

1- Tarafların yaptığı işlemlerdir.

2- İcra takibine yön veren işlemlerdir. 

İcra takip işlemlerinin de üç özelliği vardır;

1- İcra organı tarafından yapılırlar.

2- Borçluya karşı yapılan işlemlerdir. 

3- Takibi ilerleten işlemlerdir. 

Doktrinde paranın ödenmesi ve aciz belgesi düzenlenmesi icra takip işlemi değildir diye bahseder, hatta borçluya karşı bir işlem de değildir diye bahseder. Bazı hukukçular ise bu görüşe karşıdırlar. 

Bir dava ve takip başlatılmadan önce ihtiyati haciz yapılabilir. Takip talebi yapılmadan önce veya takip başlatıldıktan sonra mahkemeye ihtiyati haciz talebinde bulunulur ve mahkemeden bu karar alınır. Böylece borçlunun malını kaçırması ihtimalinin önüne geçilir. İhtiyati hacizden sonra takip başlatılır, ödeme emri gönderilir, bundan sonra haciz talep edilmez, önceden haciz yapıldığı için haciz aşaması kendiliğinden kesinleşir. Haciz aşaması atlanır ve doğrudan satış talep edilir. 

İhtiyati haciz doktrine göre hem geçici hukuki koruma hem de icra takip işlemidir ama Yargıtay sadece geçici hukuki koruma olduğundan bahseder. Bu hususun belirlenmesi çok önemlidir. İcra İflas Kanunu’nda talik halleri vardır. Yani hacze gidileceği zaman borçlunun yakını ölmüşse haciz yapılamaz ve haciz işlemi üç gün ertelenir. Buradaki durum ise ihtiyati haczi eğer icra takip işlemi olarak varsayarsak bu talik hali durumunda ihtiyati haczi gerçekleştiremeyiz 3 gün beklenmesi gerekir ama geçici hukuki koruma olarak benimsersek o zaman hacze gidilen yer taziye evi de olsa orada ihtiyati haciz uygulanabilir. Yargıtay’ın kabulüne göre ihtiyati haciz bir geçici hukuki korumadır. Bunun çerçevesinde talik hallerinde de ihtiyati haciz yapılabilir.

Bizim hukukumuzda borçtan dolayı hapis yasağı vardır. Kimse borcunu ödemediği için hapis yatmaz. Sadece ödeme emrinde yazan yedi gün içerisinde mal beyanında bulun çağrısına karşı mal beyanında bulunulmazsa o zaman 3 aylık tazyik hapsi vardır. Ama bunun sebebi borcun ödenmemesi değil icra dairesinin çağrısına uymamaktır. Ayrıca borçlunun mal varlığı yoksa mal varlığının olmadığına dair de beyanda bulunabilir. Şunu unutmamak gerekir ki tazyik hapsi sırasında da mal beyanında bulunulursa hapis sona erer. 

İcra dairesinin organlarını inceleyecek olursak, icra dairesinin asli organları ve yardımcı organları vardır. 

Asli organlar (resmi organlar)

- İcra dairesi (iflasta iflas dairesi olur)

- İcra mahkemesi (özel yetkili bir mahkemedir)

- Bölge adliye mahkemeleri 

- Yargıtay

Yardımcı organlar

- Genel mahkemeler

- Cumhuriyet Savcıları ve adalet müfettişleri

- Köy muhtarı ve kolluk kuvvetleri

İcra İflas Kanunu madde 13/1- İcra ve iflas daireleri, 4 üncü maddedeki esaslara göre icra mahkemesi hakiminin daimi gözetimi ve denetimi altındadır. Bu daireler Cumhuriyet savcıları ve adalet müfettişleri vasıtası ile denetime tabi tutulur. Cumhuriyet savcıları bu daireleri yılda en az bir defa denetlerler.

İcra İflas Kanunu madde 13/a/1- 13. maddeye göre Cumhuriyet savcılarınca ilk defa yapılacak teftişin, geçen bir yıllık işlemlere şamil olmak üzere her sene Ocak ayı içinde yapılması ve düzenlenecek raporların birer örneğinin icra ve iflas dairesi ile Cumhuriyet savcılığında saklanması gereklidir.

İcra İflas Kanunu madde 1/1- Her asliye mahkemesinin yargı çevresinde yeteri kadar icra dairesi bulunur.

Bu madde çerçevesinde asliye mahkemesi bulunana her yerde icra takibi başlatılabileceğini görürüz fakat asliye mahkemesi olmayan yerlerde icra takibini nasıl başlatacağız İcra İflas Kanunu 1. maddede bununla ilgili bir açıklama yapmamış. 

İcra İflas Kanunu madde 4/2- İcra yetkisini haiz sulh mahkemelerinin muamelelerine karşı vuku bulacak şikâyet ve itirazların icra mahkemesi o mahkemenin hâkimidir.

Bu maddeden bahisle asliye mahkemesi olmayan yerlerde o yerdeki sulh mahkemesinin kaleminde icra takibi başlatılabilir.

İcra İflas Kanunu madde 1/2- İcra müdür ve icra müdür yardımcıları, Adalet Bakanlığı tarafından yaptırılacak yazılı sınav ve Adalet Bakanlığı tarafından yapılacak sözlü sınav sonucuna göre atanırlar. İcra kâtipleri arasından Adalet Bakanlığı tarafından yaptırılacak yazılı sınav ve Adalet Bakanlığı tarafından yapılacak sözlü sınav sonucuna göre de icra müdür veya icra müdür yardımcılığı kadrolarına atama yapılabilir.

/3 İcra kâtipliğine ilk defa atanacaklar, kamu görevlerine ilk defa atanacaklar için yapılacak merkezi sınavda başarılı olanlar arasından Adalet Bakanlığının bu konuda yetki vereceği adli yargı ilk derece mahkemesi adalet komisyonları tarafından yapılacak uygulama ve sözlü sınav sonucuna göre; unvan değişikliği suretiyle atanacaklar ise uygulama ve sözlü sınav sonucuna göre atanırlar. Unvan değişikliği suretiyle icra kâtipliğine atanacaklar tahsis edilen kadronun yüzde ellisini geçemez.

/4 İcra müdür ve icra müdür yardımcıları ile icra kâtiplerinin, yazılı sınav, sözlü sınav, görevlendirme, nakil, unvan değişikliği, görevde yükselme ve diğer hususları yönetmelikle düzenlenir.

/5 İcra dairelerinde, gerektiğinde, Adalet Bakanlığı tarafından belirlenecek esaslar çerçevesinde, adli yargı ilk derece mahkemesi adalet komisyonu tarafından zabıt kâtibi, mübaşir ve hizmetli görevlendirilir.

/6 İcra müdürü, icra müdür yardımcısı veya icra kâtibinin herhangi bir nedenden dolayı yokluğu halinde görev ve yetkileri, adli yargı ilk derece mahkemesi adalet komisyonu tarafından görevlendirilecek yazı işleri müdürü veya zabıt kâtibi tarafından yerine getirilir.

/7 Adalet Bakanlığı, icra dairelerini bir arada bulundurmaya ve aynı icra mahkemesine bağlamaya yetkilidir.

Adalet Bakanlığı gerektiğinde birden fazla icra dairesi oluşturabilir ve her icra dairesi bir icra mahkemesine bağlanır. Çünkü icra mahkemeleri icra dairelerini denetleyen ve gözetleyen organdır.

İcra daireleri adli tatil döneminde kapanmazlar. İcra dairelerinin yaptıkları her icra takibi için gerekçeli karar vermeleri gerekiyor. İcra dairesinin yaptığı hatalı bir işlem olduğu düşünülüyorsa icra mahkemesine şikayet edilir.

İcra dairesine kanunda verilen bazı yetkiler vardır ve bu yetkilerin dışında bazı yükümlülükleri vardır. İcra dairesinin bu yetki ve yükümlülüklerden kaynaklanan sorumlulukları vardır.

Bu yazımızın son kısmı olarak icra dairesinin yetkilerini inceleyeceğiz. Kanundaki hükümlere dayanarak İcra İflas Kanunu icra dairesine yetki verdiyse dairenin o işlemde takdir yetkisi vardır, yetki vermediyse o işlemi yapmaya mecburdur. Örnek verecek olursak; icra dairesine icra takibinde bulunulduktan sonra icra dairesi üç gün içerisinde ödeme emri düzenlemek zorundadır, bu konuda icra müdürünün yetkisi yoktur. İcra müdürünün takdir yetkisi vardır ama kanunun ona tanıdığı kadardır. 

İcra İflas Kanunu madde 85/6- Haczi koyan memur borçlu ile alacaklının menfaatlerini mümkün olduğu kadar telif etmekle mükelleftir.

Bu maddeden bahisle kanun icra müdürüne haciz sırasında hangi malı haczedebileceği konusunda takdir yetkisini tanımıştır.

İcra müdürü taşınır bir malı haczettiğinde o malın ne kadar ederi olduğunun takdirini kendisi yapar. Bu önemli bir durumdur. Çünkü takdir ettiği değerin yarısı ve satış masraflarının toplamında çıkan miktardan daha az bir miktara satış yapılamaz. İcra müdürünün taşınmaz mallarda takdir yetkisi yoktur icra dairesi taşınmaz bedel takdiri için bu konudaki bilirkişiye başvurmaya mecburdur. Taşınır mallarda da istisnai olarak takdir edemediği olur. Çok ender üretilen bir taşınır malın edeceği fiyat konusunda icra müdürü bilgi sahibi olmayabilir. Bu tarz durumlarda yine bilirkişiye başvurulması gerekir.

Bazı durumlarda da takdir yetkisi ile ilgili sınırlamalar söz konusu olur. İcra İflas Kanunu madde 85/6 aynı zamanda takdir yetkisini sınırlar niteliktedir. Borçlunun da menfaatlerini gözetmesi gerekir durumu söz konusudur. Örnek üzerinden gidersek, yaşlı bir teyzenin evine hacze gidildiğinde onun evinde hem bilgisayar hem de televizyon varsa, teyzenin sosyokültürel durumu da dikkate alınarak bilgisayarla çok ilgisi olmadığı ve televizyonu ile sürekli vakit geçirdiği sonucu çıkarılabilir. Bu durumda kanun maddemizin bahsettiği borçlunun menfaatinin gözetilmesi hususuna dayanarak burada öncelikli olarak bilgisayarın haczedilmesi gerekir. İcra müdürünün öncelikli olarak televizyonu haczetme takdir yetkisi olmamalıdır. Böyle bir durum söz konusu olursa o haciz işlemine karşı icra mahkemesinde şikayet yoluna gidilebilir.

Başka bir sınırlamaya değinecek olursak, haciz sırasında önce çekişmesiz mallar ondan sonra hacizli mallar alacağı karşılamaya yetmezse çekişmeli mallar haczedilir. Yani önce borçluya ait olduğu kesin olarak bilinen mallar haczedilir ondan sonra borçluya ait olduğu şüpheli olan mallar haczedilir.

Takdir yetkisinin bir başka sınırı da önce taşınır malların ondan sonra taşınmaz malların haczedilmesi durumudur.

İcra İflas Kanunu madde 80/3- Talep vukuunda borçlu kilitli yerleri ve dolapları açmaya ve sair eşyayı göstermeye mecburdur. Bu yerler icabında zorla açtırılır.

/4 Haczi yapan memur, borçlunun üzerinde para, kıymetli evrak, altın veya gümüş veya diğer kıymetli şeyleri sakladığını anlar ve borçlu bunları vermekten kaçınırsa, borçlunun şahsına karşı kuvvet istimal edilebilir.

Bu maddeden anlaşıldığı üzere icra dairesinin zor kullanma yetkisi vardır. Madde 80’i destekler nitelikte olan diğer madde ise 81. maddedir. 

İcra İflas Kanunu madde 81- Zor kullanma hususunda bütün zabıta memurları icra memurunun yazılı müracaatı üzerine kendisine muavenet ve emirlerini ifa etmekle mükelleftirler.

Köylerde haczi yapan memurun emirlerini muhtarlar da ifaya mecburdurlar.

Yazımızı sonlandırırken şunu da unutmamak gerekir ki zor kullanma sadece borçlunun üzerinde yapılabilir. Haciz sırasında evde bulunan başka biri veya eşe karşı yapılamaz.

Kaynaklar

İcra ve İflas Kanunu
Pekcanıtez, Atalay, Sungurtekin Özkan, Özekes; İcra İflas Hukuku. İstanbul: Vedat Kitapçılık, 2017

Yorumunuzu Paylaşın