Makaleler

Sözcük Türleri Nelerdir?

Yazar: Diba Bahadıroğlu

Sözcük, harflerden oluşan anlamlı ses yığınlarıdır.  Sözcükler yine bir araya gelerek bir yargı bildiren sözcük topluluklarını oluşturur ki buna da “cümle” denir. Sözcükler cümlede, cümleye verdikleri anlam ve yargıya hangi yollarla bağlandıklarına göre cümlede çeşitli görevlerde kullanılır ve buna dil bilgisinde cümlenin ögeleri adı verilir. İşte tüm bu gramer ya da dilbilgisi konularının tamamının temel konusu sözcük türleri konusudur. Gramer bilgisini sağlamlaştırmak ya da oluşturmak isteyen kişi mutlaka sözcük türlerine hakim olmalıdır.

Sözcük türlerini öğrenirken en temelden başlayacağız. Soru ve cevap yöntemi ile gidip daha sonra toplu halde bir tablo ile konumuzu bağlayacağız. Konuyu anlatırken de yukarıda bahsettiğimiz diğer konular ile bağlantı kuracağız. Amacımız sözcük türlerinin neden öğrendiğimizi, nasıl işimize yarayacağını anlatmak…

Sözcük Türleri Temel Olarak İkiye Ayrılır

Sözcük, genel olarak iki ana başlıkta incelenir:

  1. Fiil ya da eylem

  2. İsim ya da ad

Fiil Nedir?

Fiil ya da eylem, iş, oluş, hareket ve kılış bildiren, söylendiğinde zihnimizde bir hareket çağrıştıran sözcüklerdir. Filler yalın halde yani eksiz söylendiklerinde “emir” kipi olacakları için bir sözcüğün sadece fiil olduğunu bildirmek için onlara “-mak”, “-mek” ekini koyarız. Bu bakımdan diğer bir tanıma göre fiil, sonuna mastar eki dediğimiz “-mak”, “-mek” eklerinden birisini aldığında anlamlı olan sözcüktür. Örneklersek:

Kalem -> Bu sözcük aklımıza bir eylemden ziyade bir cisim getirir. Ayrıca “kalemmek” gibi bir yapı da anlamsızdır. Bu bakımdan bu sözcük isim türünden bir sözcüktür.

Koşmak -> Bu sözcük söylendiğinde aklımıza bir hareket gelir. Ayrıca mastar eki eklediğimizde de bize bir eylemi andırır. Bu bakımdan da bu sözcük fiil yani eylemdir.

Koş >> Bu sözcük tek başına yani eksiz kullanımında “emir” anlamı vermektedir. Bu bakımdan da sadece fiili kastetmek istediğimizde fiile, mastar eklerini eklememiz gerekir.

İsim Nedir?

İsim ya da ad, söylendiğinde aklımıza bir cisim ya da durumu getiren sözcüklerdir; dolayısıyla isimler, iş, oluş ya da eylem bildirmeyen sözcüklerdir. Örneklendirirsek:

Dondurma ---> Söylendiğinde aklımıza bir cisim geliyor, bu bakımdan da bu sözcük türlerinden isim türüne örnektir ama dondurmak deseydik aklımıza dondurma işlemi geleceği için dondurmak fiil olacaktı.

Fiil ile İsim Arasındaki Farklar Nelerdir?

Bu başlığı madde madde sıralayalım:

  1. İsimler iş bildirmez. Eylemler bir işi bildirir.
  2. İsimler söylendiğinde aklımıza bir cisim ya da durum gelir. Fiiller söylendiğinde aklımıza bir eylem, hareket gelir.
  3. İsimler mastar eki almazlar. Sadece filler mastar eki alır.
  4. İsimler ile fillerin aldıkları ekler farklıdır ve asla kendilerine ait eklerden başka ekleri almazlar.

İsim Fiil ya da Fiil İsim Olabilir mi?

Türkçede isimler ve fiiller yapım ekleri sayesinde tür değiştirebilirler. Yani bir isim fiil ya da bir fiil bir isim olabilir. Bu değişikliği yapan eklere biz yapım ekleri değiliz. Hem isme hem fiile gelen yapım ekleri ve şunlardır:

  1. İsimden isim yapan ekler: kalem+lik, kitap+çı gibi..
  2. İsimden fiil yapan ekler: baş+la- (mak), deli+r-(mek) gibi…
  3. Fiilden fiil yapan ekler: kes-tir(mek), sevin-dir(mek) gibi...
  4. Fiilden isim yapan ekler: say- gı, gel-ir gibi…

Türkçe sondan eklemeli bir dildir ve eklemeli dillerin hepsinde olan bir özelliğe yani sonsuz miktarda ek alma özelliğine sahiptir. Bu bakımdan da bir sözcük birden fazla yapım eki alabilir ama her zaman en son aldığı ekin işlevi son işlevdir. Örneklersek:

Güzel-leş-tir-i-ci : güzel isim kökü; “leş” isimden fiil yapma eki {şuan sözcük fiil, bu bakımdan artık sadece fiile gelen ekleri alabilir sözcük} “tir” fiilden fiil yapma eki {sözcük hala fiil}, “i” bağlayıcı ünlü, “ci” fiilde isim yapma eki. Son ek ile sözcük artık bir isim ve artık sadece isme gelen ekleri alabilir.

Filler Kendi Arasında Kaça Ayrılır?

Filler kendi arasında anlamlarına göre 3 gruba ayrılır:

  1. İş Fiilleri:  Bu fiillerde hem işi yapan yani özne hem de işten etkilenen vardır.
  2. Durum Fiiller: Bu fiillerde yapılan işten etkilenen yani nesne yoktur. Sadece özne vardır. Fiil ise bir durumun sürekli ve belli bir süre aralıksız olarak yapıldığını bildirir.
  3. Oluş Fiilleri: Bu fillerin nesneye ya da insan gücüne ihtiyacı yoktur. Oluş fillerinde fiil kendiliğinden olur. Bu genelde bir doğa olayıdır.

Şimdi bu üç durumu da örnekleyelim:

İş Filleri

  • Annem kapıyı çarptı.  Burada fiil “çarpmak” eylemidir. Çarpma işini yapan yani özne “annem”, çarpma işinden etkilenen yani nesne “kapı” sözcüğüdür. Bu bakımdan “çarpmak” eylemi iş fiillerindendir.

Durum Fiilleri

  • O bütün gün uyur  Burada fiil “uyumak” eylemidir. Uyuma işini yapan yani özne “o” sözcüğüdür. Ama burada uyumak eyleminden etkilenen yoktur. Ayrıca uyumak eylemi kesintisiz ve sürekli olarak gerçekleşir. Bu bakımdan bu cümledeki “uyumak” fiili durum fiilidir.

Oluş Filleri

  • Sonbahar gelince yapraklar sarardı  Burada “sararma” işlemi için insan etkisine gerek yoktur. Hatta insanın sararma eylemine olumlu ya da olumsuz katkısı olamaz, yani sararma işlemi insan tarafından hızlandırılamaz ya da sonlandırılamaz. Bu tamamen doğal bir oluşumdur ve bu bakımdan da “sararmak” fiili oluş fiilidir.

ANLAMLARINA GÖRE FİİLLER İÇİN ALIŞTIRMALAR:

Aşağıda verilen fiillerin karşılarına anlamına göre hangi fiil gurubuna girdiğini yazarak örnek cümle kurunuz:

  1. Ağlamak : “Durum fiili” / Kardeşim çocukken hiç ağlamazdı
  2. Koşmak
  3. Yürümek
  4. Okumak
  5. Okutmak
  6. Göstermek
  7. Sevmek
  8. Paslanmak
  9. Kızarmak
  10. Dalgalanmak

Aşağıda verilen 10 cümlenin fiillerinin anlamına göre hangi fiil gurubuna girdiğini belirtiniz.

  1. Seni sevindirecek güzel haberler getirdim sana.
  2. Gördün mü onun bana yaptıklarını?
  3. Sana da bana okuduğu gibi şiir okumuşsa bile bu sana aşık olduğunu göstermez.
  4. İstanbul’a varınca beni ara.
  5. Yazılarını gece yazıyorsun ve bundan nefret ediyorum.
  6. Bulaşıkları yıkacağına söz vermiştin? Neden sözünü tutmadın?
  7. Elma dışarıda dura dura çürümüş?
  8. Ne yapacağız şimdi?
  9. Seni sormamı kim engelleyebilir ki?
  10. Sen bu sene yine hasta babaannene gidecek misin?

İPUCU : İkinci alıştırmada fiilin cümlenin neresinde kullandığının önemi yok. İlk yapılması gereken tüm fiilleri çıkarmak ve eğer bu fiillerin olduğu cümleler karmaşık geliyorsa basit cümleler kurarak soruyu cevaplamak. Örnek çözüm:

İlk cümle için: Cümlede toplam iki fiil vardır, sevmek ve getirmek filleri // sevmek fili iş, getirmek fili de iş anlamındadır.

İsimler Kendi Arasında Kaça Ayrılır?

İsimler kendi arasında 8 başlıkta incelenir.  Bu tüm başlıklardaki sözcüklere isim soylu sözcükler denir:

  1. Ad (İsim)

  2. Adıl (Zamir)

  3. Önad (Sıfat)

  4. Belirteç (Zarf)

  5. İlgeç (Edat)

  6. Bağlaç

  7. Ünlem

Yukarıda bahsedilen 7 sözcük, isimlerin alabileceği isim çekim eklerini aynı zamanda isme gelen yapım eklerini alabilirler. 

Adıl ya da Zamir Nedir?

Cisim ya da nesnelerin adlarını söylemeden onları gösteren isim soylu sözcüklerdendir. Diğer bir tanımıyla ismin yerini tutan sözcüklerdir. 

Bazen, kullanmak istediğimiz isim bize uzun gelebilir ve uzun tanımı kastetmek için işaret zamirini kullanırız:

Örnek cümle: Uzun boylu, mavi elbiseli, incecik belli, güzel yüzlü bir kızdı. Bu kız, bana doğru geldi ve gülümsedi. Cümlede “bu” zamiri, ilk cümlede uzun uzun tarif edilen kızı işaret etmektedir.

Bazen bize uzakta olan cismi işaret etmek için kullanırız:

Örnek cümle: Şunu bana verir misin?

Bazen de “Tanrı, ilah, Allah” demek yerine “O” zamiri kullanılır, bu durumda kişi zamirine özel isim muamelesi yapılır ve gelen çekim eki zamirden ayrı yazılır.

Örnek Cümle: Yeri ve göğü yaratan O’dur.

DİKKAT: Zamirler zaten ismin yerini tutan sözcüklerdir, bu bakımdan da önlerine bir isim almak zorunda değillerdir. Zamir, önüne bir isim alırsa o artık zamir değil o ismi niteleyen bir sözcük yani sıfat olur.

DİKKAT: Zamirler zaten ismin yerini tuttukları için iyelik eki almazlar, zamirlerde iyelik ekine şekilce benzeyen yapı tamlayan durum ekidir. Ayrıca tamlayan durum eki almış bir zamir, iyelik eklerinden o zamir ile uyumlu eklerden birisini alan bir isim ile birleşerek “isnad grubu ya da iyelik grubu” oluşturur. Bazı kaynaklar buna direk isim tamlaması da derler. Örneklersek:

Benim çantam - Bu bir iyelik grubu ya da isim tamlamasıdır. Aitlik bildirir, çantanın kime ait olduğunu işaret eder. Eklere bakarsak:

Benim < ben +im : “im” eki, tamlayan durum ekidir. Türkçede tamlayan durum eki isimlere “-nın, -nin, -nun, -nün, -un, -ün, -ın, -in” şeklinde gelirken “ben” ve “biz” zamirine “-ım, -im” şeklinde; “o” zamirine “-nun” şeklinde gelir.

Çantam < çanta-m :Buradaki ek “-m” ekidir ve isme geldiği, geldiği isimde “aitlik” bildirdiği için bu ek iyelik ekidir. Peki “çantam” sözcüğündeki ekin iyelik olduğunu nasıl anlıyoruz? Olay gayet basit... “Benim çantam” tamlamasında “benim” sözcüğünü kaldırdığınızda sadece “çantam” sözcüğü kaldığında yine çantanın kime ait olduğu görebiliyoruz, o halde bu sözcükteki “m” iyelik ekidir.

DİKKAT: Zamirler isim çeklerinden hal ekini alırlar ve bu şekilde cümlede dolaylı tümleç görevinde kullanılabilirler. Püf noktası zamirler bir isim gibi algılamak, nasıl ki isimler cümlede aldıkları eke ve anlama göre yer alıyorsa bu durum zamirler için de geçerli. Zaten “Cümlenin Ögeleri”  konusunda bu konuya değineceğimiz için sadece küçük bir örnek vererek bu notu kapatıyoruz:

Örnek Cümle: Kitabı ondan aldık. -> Burada “ondan” çıkma durum eki almış ve bu bakımdan da cümlede dolaylı tümleç görevinde kullanılmış.

DİKKAT: “O” zamiri hem sıfat hem de zamir görevinde kullanılabilir.

a. “o” zamiri sıfat ise : Mutlaka “o” zamirinden sonra zamirin işaret ettiği bir isim alır.

Örneklersek: O kız beni çok seviyor.

b. “o” zamiri zamir görevinde ise: “o” zamir görevinde ise tek başına bir ismi temsil eder.

Örneklersek: O beni çok seviyor.

Zamirler ikiye ayrılır:

a. Kişi Zamirleri: Bir özel ya da cins ismin yerini tutan sözcüklerdir, 6 tanedir; ben, sen, o, biz, siz, onlar

b. İşaret Zamirleri: Bir ismi, işaret yolu ile gösteren sözcüklerdir: bu, şu, o, öteki, beriki gibi

DİKKAT : “O” hem işaret zamiri hem kişi zamiri hem de işaret sıfatı olarak kullanılabilir. “O” sözcüğünün hangi anlamda kullanıldığı ancak cümle anlamından çıkarabilir:

Örnek cümle: O çocuk gerçekten çok tatlıymış. ->  Burada “o” “çocuk” ismini işaret yoluyla gösterdiği işaret sıfatıdır.

Örnek cümle: O, sana gelmeden önce çok kızgındı. -> Burada “o” sözcüğü bir ismi işaret etmeden direk o ismin yerine kullanıldığı için kişi zamiridir. Burada “o” belli ki bir insan yerine kullanılmıştır.

Örnek cümle: Onu daha ucuza bulabilirdik. ->  Burada “o” sözcüğü insan olmayan bir şeyin yerini tuttuğu için işaret zamiridir.

Sıfat ya da Önad Nedir?

Sıfat ya da önad, ismin önüne getirilen ve ismi çeşitli yönlerden niteleyen ya da miktarını belirten sözcük türleridir.

Sıfatlar isim çekim eklerini almazlar, alırlarsa artık isim olurlar, sıfatlıklarını kaybederler.

Sıfatlar mutlaka önlerine isim alırlar ve bir sıfat tamlaması oluşturlar. Eğer sıfat tamlamasını formüle etmek istersek:

SIFAT + İSİM = SIFAT TAMLAMASI

Örnek cümle: Kırmızı yanaklara sahipti. -> Kırmızı yanak bir sıfat tamlamasıdır. Yanağırengini tarif eden “kırmızı” sıfat, kırmızı olan “yanak” ise tamlamanın isim kısmıdır. 

Sıfatlar temsil ettikleri anlamlara göre ikiye ayrılır:

a. Niteleme Sıfatı: Sıfat, önüne geldiği ismi, renk, biçim, duygu durumu, nitelik, şekil ve tarz olarak niteliyorsa bu sıfatlar niteleme sıfatıdır. Niteleme sıfatlarına şu sözcükler örnek verilebilir: kırmızı, mavi, yeşil ( tüm renk adları); kare, dikdörtgen, yuvarlak ( tüm şekiller ve onlara ait olan isimler); iyi, kötü, güzel, çirkin; kızgın, agresif, neşeli gibi…

b. Belirtme Sıfatı : Sıfat, önüne geldiği ismi nicelik yani sayısal olarak nitelerse bu belirtme sıfatıdır. Kendi içlerinde

b.1. Asıl Sayı Sıfatları: Direk sayının kendisinin olduğu ifadelerdir: Bir elma, iki ağaç gibi..

b.2. Üleştirme Sıfatları: Bölüştürme işlevindeki sıfatlardır: Birer ekmek, üçer elma gibi..

b.3. Sıra Sayı Sıfatları: Sıfat, önündeki ismi, sıra bazında niteler: Birinci çocuk, üçüncü sıra gibi…

b.4 Kesir Sayı Sıfatları: Bu sıfat, önündeki ismi kesir bazında niteler: 4/1 şeker, 2/1 ekmek gibi..

c. Belgisiz Sıfatları: Burada sıfat önündeki ismi niteler ama niteleme kapsamı belli değildir: Birkaç adam, bazı çocuklar, birtakım insanlar gibi…

d. Soru Sıfatları: Soru sıfatları ismin nitelik ya da niceliklerini soru sorarak gösteren sıfatlardır. Soru sıfatının cevabı da yine bir sıfat olur. Soru sıfatlarının en sık kullanılanları şunlardır: hangi, nasıl, kaçar

DİKKAT: Sıfat tamlamalarında belirtme sıfatı, niteleme sıfatından sonra söylenir; yani önce ismin niteliği sonra niceliği söylenir, formüle edersek:

Niteleme sıfatı + belirtme sıfatı + isim

Örnek cümle: Güzel bir kız bana doğru geliyordu. -> Güzel bir kız; güzel ( niteleme sıfatı), bir (belirtme sıfatı), kız (isim)

Belirteç ya da Zarf Nedir?

Sıfatlar nasıl ki ismi nitelerse zarflar da filleri niteler. Prof. Dr. Zeynep Korkmaz zarf tanımını şu şekilde yapar: “Zarflar fiillerden, sıfatlardan, sıfat – fiillerden ve zarf niteliğindeki sözlerden önce gelerek onları zaman, yön, yer, nitelik, durum, azlık – çokluk bildirme, pekiştirme ve sorma gibi çeşitli yönlerden etkileyip değiştirerek anlamlarını daha belirgin hale getiren sözcüklerdir.(…) Zarflar sıfatlardan ve kendi türlerindeki zarflardan önce de gelmekle birlikte asıl bulundukları yer fiillerin önüdür.”

Türkçede asıl zarf anlamında pek az sözcük vardır. Genelde zarf olan sözcüğü cümle bağlamından çıkartırız. Zarflar genelde diğer sözcük türlerinin cümle bağlamında kendilerine zarf görevi biçilmesinden meydana gelir. Haliyle böyle sözcükle yalın halde yani eksiz ve cümle anlamı olmadan bunların her biri zarftır. Ama burada bir uyarı yapmalıyız, her isim zarf görevinde kullanılmaz. Ancak yer, yön, azlık – çokluk, pekiştirme ya da zaman anlamındaki isimler zarf olabilir.

Örneklersek:

Bu konuma gelmek için yıllarca çalıştı. –> “yıllarca” zaman zarfıdır, oysa “yıl” sözcüğü tek başına isim görevindedir.

Ne iş yapacaksın burada. –> “Ne” burada bir soru zarfıdır.

Soyut adlar ve özel adlar zarf olarak kullanılamazlar; ancak edatlarla birleşip bir edat grubu oluşturmaları gerekir ve cümlede zaman, benzerlik, araç, azlık – çokluk alakası kurmak gerekir.

Örneklersek:

Ali bugün buraya gelecek. -> Burada “Ali” cümle ögesi olarak özne ve cümle türü olarak özel isimdir.

Ali gibi olma diyorum ben sana. -> Burada “Ali gibi” bir benzetme ögesi olduğu için cümle ögesi olarak zarf tümleci ve sözcük türü olarak da zarf görevinde.

DİKKAT: Zarflar her ne kadar isim soylu sözcüklerden olsa da bu sözcük türü, isim çekim eki yani “bulunma, çıkma, belirtme, yönelme” eklerini almazlar. Bu ekleri alan sözcükler cümlede dolaylı tümleç ya da yer tamlayıcısı olurlar.

Örnek: Sen benimle konuşurken ileri gidiyorsun. –> Bu cümlede “benim ile” araç anlamındaki zarf,  “konuşurken” zaman anlamındaki zarf, “ileri” yalın halde durum gösteren zarf.

Örnek: İleriden sola dön, beş metre geride aradığın evi göreceksin. -> “İleriden”, “geride” zarf görevinde olmayan sözcüklerdir çünkü birisi çıkma durumunu “+dan, +den” diğeri bulunma halini “+de, +da” halini almışlardır.

DİKKAT: Zarf- fiil ekleri, fiilden isim yani zarf yapan eklerdir. Bu ekleri alan fiiller, cümlede zarf olurlar, bu ekler şunlardır:

( Bu eklerin yanında örnek cümle yazılıp örnek cümlede ilgili zarf fiil kullanılmaktadır. O zarf filin de altı çizilmiştir.)

  1. -ip, -ıp, -up, -üp: Gelip bana soru sormayın.

  2. -arak, -erek: Koşarak geliyordu.

  3. -madan, -meden: Gitmeden bir kapımı çalsana.

  4. -maksızın, -meksizin): Nefes almadan, durmaksızın konuşuyordu.

  5. -dıkça,-dikçe, -tıkça, -tikçe: Sevdikçe sevesim geliyor seni.

  6. -ınca, -ince: Sana gelince kapıyı tıklat dedim.

  7. -alı, -eli: Gideli birkaç saat oldu ama ben seni özledim.

  8. -ken: Aşağıya inerken haberim olsun bir zahmet!

  9. -a…-e, -a … -a: Gele gide iyice alıştırdı kendini.

  10. -r... –maz; ... -r... –mez: Gider gitmez bana haber ver.

  11. -asıya, -esiye: Sen göresiye kadar ben buradan ayrılırım.

  12. -maksızın, - meksizin: Yüzüne bakmaksızın hakaret etmeye başlamaz mı?

  13. -dığında, - diğinde: Geldiğinde eli ayağı titriyordu.

Zarflar, cümle içinde çeşitli anlamlar yüklenip işlev geliştirirler. İşlevleri bakımından zarflar şu şekilde değerlendirilir:

(Tanımlar maddeler halinde verilecek örnekler daha sonra toplu biçimde verilecektir.)

a. Zaman Zarfları: Bu tür zarflar sıfat fiili, zarf fiili ya da fiilleri zaman açısından nitelerler. Bu zarflar fiillere ya da yukarıda sayılan fiillere sorulan “ne zaman” sorusuna cevap verirler. Bu zaman zarfları asıl zarflardan ( yarın, sonra, bugün gibi) birleşik sözcüklerden ( akşamüstü, birdenbire gibi), ikileme (sabah sabah, akşam akşam, gece gece, sonra sonra gibi…), sıfat tamlamalarından (bir gün, beş gün, bir hafta gibi…) oluşabilir.

b. Yer Yön Zarfları: Fiilleri ( oluş ve kılış fiillerini) yer ve yön bakımında nitelerler. Bu zarf türleri çeşitli kalıplaşmalardan, ek donmalarından kaynaklı donuklaşmalardan oluşmuştur. Yer ve yön gösteren isimlere isim çekim eki gelerek zarflaşan bu türlerin dışında bazı kelime grupları, ad tamlamaları da yer yön zarfları içine girer: arasında, ötesi, dışarı, geri, ileri, aşağı, yukarı, boydan boya, baştan aşağı…

c. Durum Zarfları: Aslında zarfların büyük bir kısmını durum zarfları oluşturur. Zarfların büyük kısmını bu tür oluşturur ve Prof. Dr. Zeynep Korkmaz bunu iki başlık altında inceler:

c.1.  Nitelik Bildirme Zarfları: Nitelik bildiren tüm isimler nitelik zarfı olarak kullanılabilir. Tabii bu durum niteleme sıfatlarını bize hatırlatır. Bunun ayırma yolu şudur: Eğer niteleme bildiren bir isim, örneğin güzel sözcüğü, bir ismi niteliyorsa, güzel kız gibi, bu sözcük sıfattır; ama bir fiili niteliyorsa , “Güzel konuştu” gibi,  ve fiile sorulan “nasıl” sorusunu cevaplıyorsa o sözcük zarftır.

c.2. Durum Bildirme Zarfları: Fiilin durumunu, kesinlik, pekiştirme, beraberlik, benzerlik, hatırlatma, karşılaştırma, neden, sınırlama, şüphe bildirme işlevleri ile sorguluyorsa bu durum zarfıdır. Fiile sorulan “nasıl”, “ne gibi, ne kadar, ne ile” sorularını yanıtlar.

d. Azlık – Çokluk ya da Miktar Zarfı:  Fiili, miktar yönünden sorgulayan sözcüklerdir. Fiile sorulan “ne kadar” sorusuna cevap olan zarf türüdür. Bu türdeki zarflar türemiş ya da yalın sözcüklerden oluşabileceği gibi ikilemelerden de meydana gelebilir: az, çok, çok az, kısmet, kıt kanaat, biraz, daha, biraz daha, ekseriya, azıcık, noksan, eksik, fazla …

e. Soru Zarfları: Fiili soru yönü ile niteler. Fiili soru yönleri ile niteleyen pek çok soru sözcüğü vardır ve soru zamiri, soru sıfatı gibi diğer sözcüklerin de soru anlamlı sözcükleri var. Öyleyse biz soru zarfını nasıl anlayacağız? Elbette bunun bir püf noktası var: Her soru anlamı olan sözcük türünün sorusunun cevabı o sözcük türüne ait olan bir sözcüktür. Mesela soru sıfatının cevabı ya niteleme ya da belirtme sıfatıdır, soru zarfının cevabı da yine bir zarftır. Ayrıca zaten sayacağımız soru türleri, zarfları bulmak için fiillere sorduğumuz sorulardır. Bu soru zarfları da şunlardır: hani, nasıl, ne, ne kadar, ne biçim, nerede, nereden… Bu duruma bir örnek verip genel örneklere geçelim;

Soru zarfına örnek: Sen buraya nasıl geldin?  -> “Nasıl” sözcüğü soru zamiridir çünkü bu sorunun cevabı “Ben buraya yürüyerek geldim” gibi bir durum zarfıdır.

Örnekler:

Sana akşamüstü uğramayı planlıyorum. > Zaman zarfı

Beni boydan boya süzdü. > Niteleme zarfı

Buraya araba ile geldik. >  Durum zarfı

Benimle günlerce konuşmadı > Miktar zarfı

İstanbul’da ne kadar kalmaya karar verdin? > Soru zarfı

DİKKAT : Edat grupları özellikle “ile, kadar, gibi” edatları bir isimle birleşerek edat grubu oluştururlar ve edat grupları cümlede zarf tümleci görevinde, fiili sıra ile “ araç, miktar, benzerlik” bakımından niteleyebilirler. Örneklersek:

Senin kadar beni kimse sevmedi. ->Miktar zarfı

Bin atlı çocuklar gibi şendik ( Yahya Kemal Beyatlı, Akıncılar ) > Benzetme bildiren zarf

Buraya kadar otobüsle mi geldin? > “Otobüs ile” Araç anlamındaki zarf

İlgeç ya da Edat Nedir?

Edatlar tek başına anlamı olmayan sözcüklerdir. Ad ve ad soylu sözcüklerin sonuna gelerek anlam bakımından onlarla sıkı sıkıya ilişkilidir ama bu ilişkiler cümle bazında kalıcı değildir. Ad ve ad soylu sözcüklere yapışan bu edatlar “edat grubu” olarak tanımlanır. Bu edat grupları cümle içinde benzerlik, beraberlik, neden, araç, zaman,  yön gösterme gibi anlamlara bürünürler.

Yukarıda bahsedilen edat grupları cümlede eğer isimden önce gelirse sıfat muamelesi görür:

Örnek: Buz gibi adam buraya doğru geldi.

Edat grupları sıfat ve fiillerden sonra zarf görevinde kullanılırlar:

Örnek: Bal gibi tatlı bir çocuksun sen.

Örnek: Bu iş sana göre değil.

DİKKAT: Edat grupları “İSİM + EDAT” şeklinde birbirine yapışıktır. Bu bakımdan da araya herhangi bir sözcük almazlar.

Edatlarımızın bazıları şunlardır: için, ile, kadar, gibi, göre, doğru, başka, dolayı, beri, ötürü, öte, yana, itibaren, nazaran,  kıyasla vb.

Bağlaç Nedir?

Bağlaçlar Türkçede oldukça geniş bir yere sahip olan sözcük türleridir. Buna rağmen bağlaçların kökeni ile ilgili çeşitli görüşler vardır. Biz, burada bu konuya girmeyeceğiz; meraklıları Prof. Dr. Zeynep Korkmaz’ın Türkiye Türkçesi Grameri adlı kitabında “Bağlaçlar” kısmını okuyabilir ya da şuan internette olan yine Prof. Dr. Zeynep Korkmaz’ın “Bağlaçlar ve Türkiye Türkçesindeki Oluşumları” adlı makaleyi okuyabilirler. Biz, bağlaçların bugünkü durumuna bakacağız.

Bağlaçlar, sözcükleri, söz gruplarını, aynı görevdeki cümleleri, yan cümlecikleri ve hatta aralarında anlam bütünlüğü olan paragrafları birbirine bağlayan, bağladıkları söz veya söz grupları arasında anlam ilişkisi kuran ama aynı edatlar gibi tek başlarına anlamları olmayan sözcük türlerindendir.

Prof. Dr. Zeynep Korkmaz, bağlaçların özelliklerini şu şekilde sıralamıştır:

  1. Bağlaçlar da tıpkı edatlar gibi tek başına anlamı olmayan sözcüklerdir. Bu bakımdan da onları anlam yönünden destekleyecek söz veya söz gruplarına muhtaçtırlar.
  2. Bağlaçların görevleri sözcükleri, söz gruplarını ve cümleleri birbirine bağlar ama bağlanan ögeler biçim ve içerik yönünden birbirileriyle ilişkili olduklarından bağlaçlar bağlam gruplarına çeşitli anlamlar yüklerler. Bağlaçlar, bağlandıkları ögelerin anlam ve anlatım güçlerini zenginleştirirler.
  3. Bağlaçlar, bağlandıkları cümlede anlam ve konu bütünlüğü sağlamakla birlikte, anlatımda süreklilik de sağlarlar.
  4. Bağlaç ve edat arasında şekil ortalıkları bulunur ama bağlaçlar edatlar sınıfında yer almaz. Bu iki sözcük türü kesinlikle birbirinden farklı iki ayrı sözcük türüdür.
  5. Edatların, zaman zarflarının ya da zarf fiillerin cümlede bağlaç olarak kullanılabildiği zamanlar vardır ama bağlaçlar başka kelime sınıflarına geçemeyen sözcük türleridir.
  6. Bağlaçlar, diğer ad soylu bazı sözcük türleri gibi nesne, özne, dolaylı tümleç ya da zarf tümleci gibi işlevlerde kullanılamazlar.

Bağlaçlar kökenlerine göre 3 başlıkta incelenebilir:

a. Yabancı Kökenli Bağlaçlar: Bu bağlaçlar, İslam kültürü etkisinde Arapça ve Farsçadan dilimize girmiş bağlaçlarıdır. En meşhurları şunlardır: Arapçadan geçenler; adeta, ama, amma velakin, lakin, madem, gayri, hakikaten, mesela, nihayet, fakat, galiba; Farsçadan geçenler; bari, çünkü, eğer, gerçi, güya, ya…ya, meğer, meğer ki, ki, hem, hoş …

b. Karışık Kökenli Bağlaçlar: Bu bağlaçlar, Arapça – Farsça bağlaçların zamanla Türkçe etkisine girmeleri ile ya da Arapça – Farsça bağlaçların birbiri ile karışmasından oluşmuş bağlaçlardır: canım sen de, belki, belkim, canım, şu var ki, şöyle ki, şöyle, hiç yoksa, illa ki, nasılsa, ne var ki…

c. Türkçe Kökenli Bağlaçlar: Bu sınıftaki bağlaçlar epey çoktur: ayrıca, arkasından, bir..bir, bereket versin, bununla beraber, bununla birlikte, örneğin, öylesine, özellikle, özetle, neredeyse, nerede, doğrusunu istersen, dahi, dahası, bir de böylece…

Ünlem Nedir?

Ünlem, Prof. Dr. Zeynep Korkmaz’ın tanımıyla şu şekildedir: Ünlem, söz içinde konuşmanın acıma, beğenme, sevinç, korku, çaresizlik, şaşkınlık, üzüntü, dua, hayret, pişmanlık, kıskançlık, özlem gibi çok çeşitli duygu ve heyecanlarını etkili ve kısa bir biçimde anlatmaya,  karşındakilere seslenmeye, çağırmaya, cevap vermeye, göstermeye, sormaya, onları onaylamaya, redde ve doğadaki sesleri taklit yolu ile kelimeler türetmeye yarayan bir söz türüdür.

Ünlemler cümlenin herhangi bir yerinde olabilir ama ünlem sözcükleri genelde ünlem işaretini (!) almaları ile meşhurdurlar.

Ünlemler, söz içinde tek başına kullanıldıkları gibi bir isimle birleşerek ünlem gurubu da oluşturabilirler: “Ne güzel!”, “Baksan ya (Baksana)!”…

Bazı ünlemler şu şekildedir: ah, ay, ayol, pişt, huu, yazık, eyvah, of be, yaşa, oha, abo, yeter be, bre, be…

Cümle Ögelerinde İsim Soylu Sözcükler

Cümle ögelerini yukarıda tanımlamıştık. Bilmemiz gereken en önemli şey yüklemin her zaman fiilden oluşmayacağı, yüklem fiilden, eylemsi yani fiilimsiden, isimden ya da isim soylu sözcüklerden oluşabilir: Bağlaç ve edat hariç ünlem, zarf, sıfat, zamir, isim cümlede ek fiil almak şartı ile yüklem alabilir.

Zarf türündeki sözcükler, zarf – fiil eki almışlar cümlede zarf tümleci görevinde kullanılır. Ayrıca edat gruplarından özellikle “ile” edatı araç anlamı verdiğinde cümlede zarf tümleci görevinde kullanılır.

Örnek cümleler:

  • Bugün gökyüzü simsiyahtı. -> Bu cümlede yüklem sıfattır.
  • Bana tokat atan çocuk oydu. -> Bu cümlede yüklem zamirdir.
  • Benim adım Murat idi. -> Burada yüklem özel isimdir.
  • En sevdiğim spor yüzmektir. -> Burada yüklem isim – fiil yani fiilimsidir.
  • Sana buluşma için verdiğim gün, dündü. -> Burada yüklem zaman zarfıdır.
  • Cümlenin ögeleri konusu daha sonra “Cümlenin Ögeleri Nedir” başlığında açıklanacaktır. Aynı zamanda “Fiilimsi Nedir” başlığında da fiilimsiler açıklanacaktır.

Kaynaklar

Zeynep Korkmaz, Türkiye Türkçesi Grameri ( Şekil Bilgisi), Atatürk Kültür ve Tarih Yüksek Kurumu, Türk Dil Kurumu Yayınları: 827, Ankara 2003
Muharrem Ergin, Edebiyat ve Eğitim Fakültelerinin Türk Dili ve Edebiyatı Bölümleri İçin Türk Dil Bilgisi, Bayrak Basım Yayım Tanıtım, 1. Baskı
Jean Deny, Türk Dil Bilgisi, Kabalcı Yayınları, 1. Baskı, 2012
Günay Karaağaç, Türkçenin Dil Bilgisi, Akçağ Yayınları, 2. Baskı

Yorumunuzu Paylaşın