Makaleler

Narsizm ve Narkissos'un Hikayesi

Yazar: Çisem Soylu

Narsizm; kişinin kendini sevmesi, çok sevmesi hatta kendine tapması. Psikolojideki en belirgin kişilik hastalıklarından biridir. Freud’un deyimiyle; dış dünyadan soyutlanan libidonun yani cinsel enerjinin egoya yönlendirilmesidir. Psikolojideki en önemli rahatsızlıklardan olan paranoya, nevroz ve hatta psikozda narsizmin etkilerinin göründüğü belirlenmiştir.

İşin psikolojik boyutunu bırakarak masalsı yönüne dönecek olursak yönümüzü Yunan mitolojisine ve Narkissos ile Ekho’yu anlatan mite çevirmemiz gerekiyor.  Bu mite geçmeden önce kısa bir giriş yapmak gerekirse; mitolojiye göre Dünya üzerinde birçok Tanrı bulunduğunu ve bu tanrıların hem doğa olaylarından hem de canlı ve cansız varlıkların hareketlerinden sorumlu olduğunu söyleyebiliriz. Üstelik inanışa göre bu tanrılar insan şeklindeydiler ve insanlarla ilişki kurabilirlerdi.

Öncelikle çok ama çok güzel bir peri kızı olan Ekho’dan bahsedelim. Kendisine aşık olan onunla konuşmak için dünyaları verebilecek olan kimseye aldırmayıp, sevgilerini karşılıksız bırakıyor. Sahip oldukları güç ya da zenginlik Ekho’nun umurunda bile değil. Günlerden bir gün Ekho bir nehir kenarında Narkissos’u görür. Narkissos yakışıklı bir avcıdır ve av esnasında çok yorulduğu için biraz soluklanmak ve su içmenk için nehir kenarında mola verir. Ekho Narkissos’u gördüğü an ona aşık olur. Kendi güzelliğini unutur ve daima ona ait olma arzusuyla yanıp tutuşur. Ancak ne yazık ki yakışıklı avcı Narkissos bu güzeller güzeli peri kızı Ekho’nun aşkına karşılık vermeyerek hızla yanından uzaklaşır. Ekho için o dakikadan sonra yaşamın hiçbir anlamı kalmaz. Daima Narkissos’u düşünerek günlerini geçirir. Düştüğü bu kara sevdanın içinden günden güne eriyip biterek ölür. Ekho’nun vücudundan arta kalan tüm kemikler kayalara, sesi ise bugünlerde eko olarak bildiğimiz yankılara dönüşür.

Ekho’nun içine düştüğü bu kara sevdaya  ve ölümüne hem üzülen hem de çok kızan tanrılar Olimpos dağındaki evlerinde otururken Narkissos’u cezalandırmaya karar verirler. Günlerden bir gün her zamanki gibi avda olan Narkissos bitkin düşer ve dinlenmek üzere bir nehir kıyısına varır. Nehirden su içmek üzere eğildiğinde suyun yüzeyinde kendi yansımasını görür ve o an dona kalır. Daha önce hiç fark etmediği ve başka bir yerde görmediği bu güzellik karşısında adeta büyüler, yerinden dahi kalkamaz ve kendi silüetine aşık olur. O ana dek kimseyi sevmediği kadar sever kendi bedenini ve tıpkı Ekho gibi kara sevdaya düşer. Kendi kendini izleyerek son günlerini geçirir, o nehir kıyısında o şekilde kalır, ne yemek yiyebilir ne de su içebilir. Ömrünü, sudaki aksini izleyerek tüketir ve öldükten sonra bedeni nergis çiçeklerine dönüşür.

Yorumunuzu Paylaşın