Makaleler

Nabi’nin Hayatı, Edebi Kişiliği ve Eserleri

Yazar: Diba Bahadıroğlu
Nabi’nin Hayatı, Edebi Kişiliği ve Eserleri

17. yy’da yetişen önemli ve meşhur divan şairlerindendir. Ününü ise  hikemi tarzda yazdığı şiirlerine borçludur. Kendine ait “ Nabi” ekolünü yaratan ve bu şekilde edebiyat  tarihine geçen şairin önce hayatını, sonra eserlerini, en sonunda ise onun ekolünü yani hikemi tarzın ne olduğunu inceleyeceğiz.

Nabi’nin Hayatı

1642 yılında Şanlıurfa’da doğan Nabi’nin asıl adı Yusuf’tur. Hayriyye adlı eserinde yazdığına göre ataları, ilim sayesinde yükselen kişilerdir. Bir söylentiye göre de Gaffarzade veya Karakapıcılar ailesine mensuptur. Kardeşine ait olan bir kayda göre de babası Seyyid Mustafa’dır ve Seyyid Mustafa’nın soyu Şeyh Ahmed-i Nakşıbendi’ye kadar uzanır.

Nabi’nin ilk eğitimini Urfa’da aldığı ve burada Arapça ve Farsçayı iyice öğrendiği eserlerinden anlaşılmaktadır. Nabi’nin İstanbul’a nasıl gittiği rivayetlere dayanmaktadır. Bir rivayete göre Urfa’da arz-ı halci iken bir mutasarrafın dikkatini çekmiştir; bir rivayete göre de Yakup Halife adındaki bir  şeyhe çobanlık etmiş ve Şeyh ona İstanbul’a yönlendirmiştir.

Nabi önceleri İstanbul’da aradığını bulamamış olsa da daha sonra Damad Mustafa Paşa ile tanıştığını ve onun ölümüne kadar da rahat bir hayat sürdüğünü görüyoruz. Nabi bu dönemde Naili başta olmak üzere büyük şairlerce tanınmış; belge niteliğinde iki surname yazmış, Kamaniçe’nin fethine düşürdüğü tarih kale kapısına kazınmıştır.

Hac vazifesini yerine getirirken Tuhfetü’l Haremeyn adlı eserini yazdı. İstanbul’a döndükten sonra Mustafa Paşa’nın kethüdası olacak kadar yükseldi ama daha sonra bu makamdan kendisi ayrıldı. “Kaside-i Azliyye” adlı eserini de bu aralarda yazan Nabi, Mustafa Paşa kaptan-ı derya mertbesine getirilip saraydan  uzaklaştırıldığında o da peşi sıra gitti. Tarihler 1683’ü gösterirken başlayan bu uzaklaşma evresi Mustafa Paşa’nın 1687  yılında hayata gözlerini yummasına kadar devam etti. Ardından Haleb’e yerleşen Nabi burada evlendi.  İki oğlu dünyaya geldi: Ebülhayr Mehmed Çelebi ve Mehmed Emin. Halep’te devletin ona bağladığı aylıkla yine devletin ona bahşettiği malikanede iyi bir hayat sürdü. Halep, onun edebî zevkine büyük katkı sağladı. Bugün adının anılmasını sağlayan birçok eser, Nabi tarafından Halep’te iken yazıldı. 1710  yılında Halep Valisi iken sadrazamlığa getirilen Baltacı Mehmed Paşa tarafından İstanbul’a getirildi. Nabi’nin İstanbul’a gelişi devrin büyük şairleri tarafından takdirle karşılandı.

1712 yılında Nabi ağır bir hastalığa yakalandı. O zamanlarda kendi ölüm tarihini  tahmin eden bir tarih kıtası yazdı; onun bu kıtası bazılarınca hala onun ermiş olduğuna yorumlanır. Mezarlığı İstanbul Karacaahmet Mezarlığındadır.

Nabi’nin Edebi Kişiliği

Tezkireler ve diğer kaynaklardan alınan bilgiye göre Nabi sohbeti hoş, son derece kültürlü, zeki birisidir. Ayrıca kaynaklar onun insana kendisini dinleten akıcı bir muhabbeti olduğunu da söylerler.  Bu bakımdan da gerek devrinde gerek devrinden sonra diğer şairlerce, padişahlarca, vezirlerce, sadrazamlarca  oldukça fazla ilgi görmüştür.

Kaynakların görüş birliği olduğu bir konu da Nabi’nin bir okul oluşturmasıdır. Yani tarihte bir  Nabi ekolü meydana gelmiştir. Bu şiir türü hikemi tarzda  yazılan, öğretici şiirlerdir. Bu başlık, ayrıca ele alınacaktır.

Nabi Arapça ve Farsçayı çok iyi bilen bir alimdir. Sadece bu dilleri değil bu dillerin edebiyatlarına da hakimdir.  Bu alim yanını mensur eserlerinde çok fazla görüyoruz. Yalnız bu bilgisi, ister istemez  onun dilini de ağırlaştırmıştır; alim olarak düşüncesi sade bir dilden, yapmacıksız ve söz oyunlardan uzak  bir dil kurmak olsa da maalesef şiirlerinde ve nesirlerinde o kadar kolay anlaşılan bir dil yoktur. Bunun nedeni de muhtemelen aldığı eğitimlerdir.

Nabi ve Hikemi Şiir Tarzı

Bu başlığa girmeden önce hikemi tarzın ne olduğuna değinelim. Hikemî tarz hikmetli şiir söylemektir. Peki hikmet nedir? Bildiğimiz hikmet kavramı ile hikemi tarz arasında gerçekten bir bağ var mıdır?

Prof. Dr. Mine Mengi hocanın “Divan Şiirinde Hikemi Tarzın Büyük Temsilcisi Nabi” adlı makalesinde hikmet şu şekilde anlatılmaktadır:

Hikmet, değişik anlamlara gelen Arapça bir kelimedir. Kaynaklara göre İbranice hokhma ve Süryanice hekhmetha kelimeleriyle ilişkilidir. Felsefe, fizik, ilim, ilahi ilim, Ariflik hakimlik, bilinmeyen neden, varlıkların ve olayların oluşunda Allah’ın insanlar tarafından bilinmeyen, anlaşılmayan gizli amacı, atasözü, özdeyiş vb. sözlükler hikmeti tanıtıcı bu anlamlara yer vermektedirler. (Mine Mengi,“ Divan Şiirinde Hikemi Tarzın Büyük Temsilcisi Nabi”,  Atatürk  Kültür Merkezi Yay. Ank. 1987)

Nabi’nin hikmetleri ya da hikmetli sözleri Osmanlı toplum yapısından ayrı düşünülemez. Bu bakımdan Prof. Dr. Mine Mengi  Nabi için şu sözleri sarfeder : “Hikmete konu açısından, daha doğrusu Nabi’nin şiirlerine yansıyan görünümüyle baktığımızda; ona ortak dehanın yarattığı düşünce sistemidir, diyebiliriz.”  Osmanlı toplumunda dünya görüşünün temel anlayışı Allah inancı olduğu için her türlü metafizik konusu da hikmetin konuları içinde yer alabilir. Dünyanın yaratılışı, insanın yaratılışı, varlık, varlık öncesi – sonrası – ötesi gibi konular da hikmetli şiirlerin konuları arasında yer alabilir ama hikmet anlayışını sadece felsefe içinde alamayız. Nabi’nin hikmetleri Osmanlı toplumundaki ahlak anlayışı ile de ilgilidir. Ayrıca  akıl, aklın sınırı, düşüncenin dayandığı ilkeler de hikmetin konusudur. Öyleyse felsefeye de bağlı olarak hikmetin 3 ana konusu ortaya çıkıyor:

  1. Metafizik
  2. Ahlak teorisi
  3. Bilgi teorisi

Yukarıda saydığımız üç unsur da felsefî anlayışa daha yakındır ama Müslüman toplumlarda durum biraz daha farklıdır.  Bu tür toplumlarda dünya görüşü din ile yakından ilgilidir. Kuran’da da yer yer ilim yerine hikmet ibareleri kullanılmaktadır. Yukarıda bahsedilen metafizik konuları da Kuran’a göre çözülür ve buna göre varlığın öncesi- sonrası ve ötesi, varlığın nedeni vb. Allah’tır.

Nabi yukarıdaki konularda akl-ı selim ve fikir sahibi olan kişidir. Şiirlerinde toplumsal ahlak, bireysel ahlak ile ilgili öğütlerde bulunur. Peki Nabi neden bu tarz şiirler yazdı bu şiirler bir ekol olacak kadar önemli oldu?

Nabi’nin yaşadığı devir 17.asırdır. 17. yy, Osmanlılar için bir duraklama devridir.  Bu zamanda sadece devlet değil insanda da bir sorun vardı. Aydınlar “yönlerini zevale” dönmüştü ve yozlaşma başlamıştı. Bu yozlaşmayı gören aydınlar , buna rağmen  hala rindane ve aşık tarzda şiirler yazıyordu.  Toplumdaki yozlaşma, aydınlardaki umursamazlık  bu yaşananları eleştirecek, aklı başında bir aydın ihtiyacı doğurdu. İşte bu aydınlardan birisi Nabi idi. Nabi’nin çizdiği aydın çizgisindeki aydın, aklı başında, çevresinde gördüklerine gözlerini kapatmayan, gördükleri hakkında ders çıkarıp bunu da edebiyata döken kişidir. Bu bakımdan da Nabi’yi yeni bir şiir akımına yönlendiren 3 ana neden sayar Prof. Dr. Mine Mengi:

  1. Akl-ı selim, basiret ve zeka sahibi, gözleriyle gördüğü her şeyden, yaşadıklarından hisse kapıp  şiire aktaran kişilik arayışı,
  2. Yaşanan tarihi dönemin verdiği sıkıntılar
  3. Şiirde yenilik arayışı

Bu nedenler harfiyen yerine gelmiş,  Nabi’nin sağduyuyu şiire yansıtan, sadece sağ duyuyu ya da sorunu yansıtmakla kalmayıp bu sorunun çözümü hakkında öğüt veren tarzı divan şiirine yeni bir soluk getirmiştir. Bu soluk hikemi tarzın soluğudur. Hikemi tarzda yazılan şiirlerin özellikleri şunlardır:

  • Didaktik yani öğretici şiirlerdir.
  • Toplumun sosyal durumunu yansıtır.
  • Ahlakla ilgili öğütler verir.
  • Bilgi vericidir. 
  • Okuyanı düşündürmeyi amaçlar.
  • Okuyanda “olup biteni değerlendirme” hissi uyandırmalıdır.
  • Anlama ağırlık veren şiirlerdir.
  • Toplumsal sorunları fark ettirmeyi amaçlar.
  • İdeal insan tipini çizer.
  • Atasözlerini ve özdeyişleri sıkça kullanır; gerekirse kendisi atasözü değerinde beyitler, sözler çıkarır.
  • Bu şiirlerin bir felsefesi ve amacı vardır.
  • “Adap” kurallarına değinir.

Nabi, yukarıda sayılan tüm bu durumları yerine getirir. Prof. Dr. Mine Mengi Nabi için şu satırları sarfetmiştir: “Nabi, 17.yy’da bireylerde ve dolayısıyla toplumda ortaya çıkan ahlaki sarsıntıyı, kültürel soğumayı, devlet kurumlarının çöküşe yüz tutmasını eleştirir ve onların düzeltilmesi için çözüm yolları üretir. Nabi’nin dönemiyle ilgili bu eleştirici ve kendince çözümler önerici yanını daha çok “Hayriyye”sinde görüyoruz.

Nabi’nin hem Hayriyye’sinde hem de Divan’ında bahsettiği ideal insan tipi bilge insan tipidir. Bu ideal insan tipinin bazı özelliklerini şöyle sıralayabiliriz:

  • Edeplidir.
  • Terbiyelidir ( aile ve din terbiyesi )
  • Saygılıdır.
  • Düzenlidir.
  • Büyüklerine gerekli itaati gösterir.
  • Akıllıdır.
  • Topluma da kendisine de faydalıdır. Vb.

Nabi’nin bu ideal insan tipinin düzenlemesinin büyük kısmı ilahi bir düzene dayanır. Böylece Osmanlı toplumuna uyan, dindar, din esaslarını aklı ile birleştiren bir Osmanlı vatandaşı onun ideal insanıdır. Bu isteklerini de şiire yansıtarak “Hakimane şiir” dediğimiz bir tarzın öncüsü olmuştur. Hatta bu, bir ekol halini almış ve bu ekolü daha sonra  Sabit, Sami, Raşid, Talip Rami, Nazim, Seyyid Vehbi, Koca Ragıp Paşa, Sünbülzalde Vehbi gibi önemli isimler takip etmiştir.

Nabi, çok iyi bir gözlemcidir. Hikemi şiir tarzında en dikkat çeken unsur da budur.  Nabi, aslında eski şiirde görmeye alışık olmadığımız nesneleri şiire sokar. Ayrıca şiirinde tezatlı kullanımlar da çokçadır. Bütün bunlar da onun şiirlerini diğer şairlerden ayıran özeliklerdir:

Dürr ü zer ü güherle iken fahrı mahzenün

Muhtacdur himayesine kufl-ı âhenün

Günümüz çevirisi: Mahzenin övüncü inci, altın ve cevher olsa bile demir anahtarın korumasına muhtaçtır.

Bu başlıkta son söz olarak Nabi’nin şiirlerinin yol gösterici, eğitici ve öğretici olduğunu, dinî – toplumsal – sosyal zekası gelişmiş bir insan için öğütler içeren, amacı okuyucuyu gidişata karşı uyarmak olan şiirler olduğunu ve bu şiir anlayışına “hakimane, hikmetî, hikmet-amiz” denildiğini bilmeliyiz.

Nabi’nin Eserleri

Nabi’nin hem mensur hem nazım türünde eserleri vardır. Manzum eserleri şunlardır :

- Türkçe Divanı

- Farsça Divançe

- Hayriyye 

- Hayrabad

- Terceme-i Hadis-i Erba

- Surname

Nabi’nin mensur eserleri ise şunlardır :

- Fetihname –i Kamaniçe

- Tuhfetü’l Haremeyn

- Zeyl-i Siyer-i Veysi

- Münşeaat

Bu eserleri açıklayalım:

1. Türkçe Divan: Şairin kendi felsefesini en iyi açıklayan eserlerinden birisidir. Bu bakımdan eser hem nitelik hem de nicelik bakımından önemlidir. Divanda bulunan gazeller hacim olarak da düşünce yapısı olarak da eserin en önemli bölümüdür. Kıta, rubai ve müfredleri de şairin hikmet anlayışını vermesi bakımından önemlidir.

2. Hayriyye: Nabi’nin oğlu Ebulhayr Mehmet için yazdığı bir nasihatnamedir. Ebulhayr’ın mutlu bir hayat sürmesi için ona verilen tavsiyeleri içerir. Eserin önemi, Nabi’nin yaratmak istediği ideal insan tipinin oğlu üzerinden tarif edilmesidir. Ayrıca eser, meslekten mezhebe kadar birçok alanda görüş belirtmesi bakımından önemlidir. Eserde, toplumsal bir eleştiri de vardır. Bu bakımdan sosyal bir hiciv de sayılır

3. Farsça Divançe: Türkçe divan içerisinde yer alır. Farsça gazeller ve tahmisler bulunmaktadır.

4. Terceme-i Hadis-i Erba: Molla Cami’nin kırk hadisinin Türkçeye tercümesidir.

5. Hayrabad: Feridüddin Attar’ın İlahinamesi’nden esinlenerek yazılmış bir mesnevidir. Aşk konuludur.

6. Surname: IV. Mehmed’in oğullarını sünnet merasimlerini konu alır. Surname türündeki bu eseri, tarihe kaynaklı edecek kadar kalitelidir. Dönemin tarihi, kültürü ve sosyal hayatı hakkında çok ayrıntılı bilgiler verir.

7. Fetihname –i Kamaniçe: IV. Mehmet ile beraber gittiği Kamaniçe seferinde ortaya çıkan bir eserdir. Kamaniçe fethedilmiştir; Nabi’nin yazdığı Kamaniçe kalesinin fetih tarihi kalenin kapısına kazılmıştır.

8. Tuhfetü’l Haremeyn: Kendi yaptığı hac vazifesinin ürünü olan eserin anlamı “Mekke ve Medine’nin Hediyesi” anlamıdır. Dili çok ağırdır.

9. Zeyl-i Siyer-i Veysi: Eserin tam çevirisi “Veysi’nin Siyerine  Ek”’tir. Dönemin ünlü nesircilerinden (  nasir de denir ) Veysi’nin Hz. Muhammed’in Bedir Savaşı’na kadar olan yaşamını konu alan nesirine ek olarak yazmıştır. Bu eserinde siyere ek olarak Hz. Muhammed’in Mekke’ye alınışı konu edinmiştir.

10. Münşeat: Nabi’nin özel ve resmi mektuplarını topladığı eseridir. Mensur bir eserdir.

Kaynaklar

İslam Ansiklopedisi, madde : NÂBÎ, Abdülkadir Karahan, yıl: 2006, cilt: 32, sayfa: 258-260
Mine Mengi, Eski Türk Edebiyatı Tarihi, Akçağ Yayınları, Ankara, 3.baskı
Mine Mengi, Divan Şiiri Yazıları, Akçay Yayınları, Ankara, 2.Baskı
Mine Mengi,“ Divan Şiirinde Hikemi Tarzın Büyük Temsilcisi Nabi”, Atatürk Kültür Merkezi Yay. Ank. 1987

Yorumunuzu Paylaşın