Makaleler

Atatürk'ün Askerlik Hayatı

Yazar: Sena Ayaydın
Atatürk'ün Askerlik Hayatı

Hayatının büyük bir kısmını askeri başarılarla geçiren Mustafa Kemal Atatürk, bu başarıları elde edebilmek için cepheden cepheye savaşan bir askerdi. En büyük başarısı ise halka önderlik yaptığı Milli Mücadele dönemindeki başarısıydı. Bu başarısına giden yolda pek çok görevde ve savaşta bulundu.

Harp Akademisi’ndeki eğitimini “Kurmay Yüzbaşı” rütbesini alarak bitirdikten sonra ilk askeri görevi için Şam’daki 30. Süvari Alayı’na gönderildi. 5. Ordu’nun emrinde göreve başladı. Şam’da 5. Ordu’nun emrinde kaldığı yıllar boyunca Suriye’nin her yerini görevi gereği dolaştı ve ordunun eğitim-öğretimdeki eksikliklerini daha yakından tespit etti. Buradaki görevi sırasında bazı arkadaşlarıyla gizli olarak “Vatan ve Hürriyet Cemiyeti”ni kurdu ve burada çalışmalar yaptı. Yine gizli olarak Selanik’e gitti ve burada da Vatan ve Hürriyet Cemiyet’inin bir şubesini kurdu. Şam’a döndüğünde bu yaptığı hareket hükümet tarafından duyuldu fakat amirleri onu çok sevdiği için cezalandırılmadı. 20 Haziran 1907’de Kıdemli Yüzbaşı (Kolağası) oldu ve ardından Kurmay Başkanlığı’nda görev almaya başladı.

13 Ekim 1907 tarihinde Manastır’da bulunan 3. Ordu Karargâhı’na atandı. Mustafa Kemal, karargâhın çalışmalarını yapmak için Selanik’e gitti. Bu sırada “İttihat ve Terakki Cemiyeti” de Vatan ve Hürriyet Cemiyeti’nin üyelerini içine almış bir şekilde çalışmalar yapıyordu. Tek düşüncesi memleketin baskı yönetiminden kurtulması ve memleketin yararına yeniliklerin yapılması olan Atatürk de bu cemiyete katılarak hizmet vermeye başladı.

23 Temmuz 1908’de İkinci Meşrutiyet ilan edildiğinde Mustafa Kemal Selanik’te Kolağası rütbesiyle görevini sürdürmekteydi. Bir taraftan da İttihat ve Terakki Cemiyeti için çalışıyordu. Ancak görüşleri, cemiyetin görüşlerinin dışındaydı. Buna rağmen fikirleriyle zaman zaman üstlerini uyarmayı ihmal etmiyordu. İkinci Meşrutiyet’in ilanından sonra 13 Nisan 1909 tarihinde İstanbul’da, meşrutiyet hareketine karşı bir isyan başladı. Gerici kişiler tarafından desteklenen bu isyanı bastırmak için bir ordu toplandı. 31 Mart Vak’ası olarak da bilinen bu isyanı bastırmak için oluşturulan Hareket Ordusu’nun Kurmay Başkanlığı görevine Mustafa Kemal getirildi. Mustafa Kemal, 19 Nisan 1909’da İstanbul’a geldi ve duruma hâkimiyet getirdi. Bu gerici olayın bastırılmasının ardından Mustafa Kemal 16 Mayıs 1909’da tekrar Selanik’e döndü. Bir yandan askeri görevini yerine getirirken diğer yandan da askeri eğitim konuları üzerinde tercüme eserler hazırlamaya devam etti.

Selanik’teki görevine devam ederken Eylül 1910’da askeri yönetimi incelemek için Fransa’ya gönderildi. Burada Fransız Ordusu ve komutanlarını yakından tanıma şansı oldu. Selanik’e döndükten sonra Mart 1911’de Arnavutluk’ta çıkan isyanı bastırmak için düzenlenen harekâtta Mahmut Şevket Paşa’nın yanında yer aldı. Askerliğe olan sevgisini azaltmak ve hevesini kırmak için önce 3. Ordu Karargâh’ındaki görevinden alınarak 5. Kolordu Karargâh’ında, ardından 38. Piyade Alayı’nda görevlendirildi. Fakat Mustafa Kemal bu görevlerinde de büyük başarılar elde ederek yine kumandanlarının ve arkadaşlarının sevgisini kazanmayı başardı. Selanik’teki askeri birliklerde bulunan askerler gittikçe onun etrafında toplanmaya başladı ve bu durum 3. Ordu Müfettişliği’nin dikkatini çekti. Bunun neticesinde Selanik’teki görevinden de ayırarak 27 Eylül 1911’de İstanbul’daki Genelkurmay Başkanlığı’na atadılar. Mustafa Kemal buradaki görevinin ardından cephelerde savaşmaya başladı.

Trablusgarp Savaşı


İtalya’nın Osmanlı’ya, Trablusgarp bölgesini özensiz bırakmakla suçlayıp emir vermesinin ardından Osmanlı Devleti meseleyi diplomatik yollarla çözmek istedi. Fakat İtalya 29 Eylül 1911’de fiili bir savaş başlattı. İtalya, İngiltere ve Fransa’nın da desteğini arkasına alarak Derne, Tobruk, Homs ve Bingazi’yi işgal etti. Osmanlı Devleti bu işgaller karşısında, İngilizlerin Mısır’ı işgal etmesi ve denizde de güçlü bir donanma olmaması sebebiyle çaresiz kaldı. Bu çaresizlik karşısında aralarında Mustafa Kemal’in de olduğu bir grup genç subay gönüllü olarak Trablusgarp’a gitme kararı aldı. Mustafa Kemal, gazeteci kılığında Trablusgarp’a girdi. Genç subaylar yerli aşiretleri teşkilatlandırarak İtalyanlara karşı örgütlenme oluşturdular. Bu örgütlenme sayesinde İtalyan askerleri ordu ve donanma bakımından üstün olmalarına rağmen Trablusgarp kıyılarından içeri giremediler. Bu başarı aynı zamanda Mustafa Kemal’in ilk savaş deneyimi de oldu. İlk savaş deneyiminde elde ettiği bu başarı, Milli Mücadele’de en gelişmiş orduları bile yeneceğinin bir habercisi oldu. Ayrıca Trablusgarp Savaşı, Mustafa Kemal’in halk arasında tanınmasının da başlangıcıydı.

Ekim 1912’de başlayan Balkan Savaşı sırasında Mustafa Kemal İstanbul’a geldi. 21 Kasım 1912’de Bahr-i Sefîd Boğazı Kuvay-ı Mürettebesi Komutanlığı Harekât Şubesi Müdürlüğü’ne atandı. Bir süre sonra Bolayır Kolordusu Kurmay Başkanlığı görevine getirildi. Bu görevi sırasında Edirne ve Dimetoka’nın düşman işgalinden kurtarılması için büyük hizmetlerde bulundu. Balkan Savaşı bittikten sonra 27 Ekim 1913’te Sofya Ataşemiliterliği'ne atandı. Sofya Ataşemiliterliği yaptığı sırada 1 Mart 1914’te yarbaylığa terfi etti.

Çanakkale Savaşı


Mustafa Kemal’i askeri yaşantısında Milli Mücadele’de önderliğe kadar götüren en önemli olaylardan bir tanesi de Çanakkale Savaşı idi. 1 Ağustos 1914’te Almanya’nın Rusya’ya karşı savaş ilan etmesiyle I. Dünya Savaşı başladı. Mustafa Kemal’e göre bu savaşa katılmak zorunlu olmadığı müddetçe Osmanlı Devleti katılmamalıydı. Fakat 29 Ekim 1914’te Osmanlı Devleti de bazı siyasal sebeplerden dolayı savaşa katılmak zorunda kaldı. Mustafa Kemal, 20 Ocak 1915’te Tekirdağ’da oluşturulan 19. Tümen Komutanlığı’na tayin edildi. Mustafa Kemal’in komutanlığındaki tümen, 25 Şubat 1915’te Tekirdağ’dan Eceabat’a gönderildi. Mustafa Kemal Eceabat’ta 19. Tümen ile birlikte 9. Tümen’e de emir vererek Maydos (Eceabat) Mıntıkası Kumandanı olarak görev yaptı.

Çanakkale Boğazı’nı geçmeye çalışan İngiliz ve Fransız donanması başarısız olunca karadan çıkartma yapmaya karar verdiler. Gelibolu Yarımada’sına çıkartma yapan düşman birliklerini, Mustafa Kemal’in komutasındaki tümen Arıburnu’nda ve Conkbayırı’nda durdurdu. Bu başarı üzerine Mustafa Kemal’in rütbesi albaylığa yükseltildi. Fakat düşman birlikleri yenilgi karşısında durmadı ve Arıburnu’nda ikinci taarruz harekâtına başladılar. Bu harekâtta da başarısız oldular. Mustafa Kemal 10 Ağustos’ta Anafartalar Zaferi’ni ve 17 Ağustos’ta Kireçtepe Zaferi’ni kazandı. Bu zaferleri 21 Ağustos’taki İkinci Anafartalar Zaferi takip etti.

Mustafa Kemal, Conkbayırı’nda taarruz için hazırlanan askerlerine söylediği “Ben size taarruzu emretmiyorum, ölmeyi emrediyorum. Biz ölünceye kadar geçecek zaman içinde yerimizi başka kuvvetler ve başka kumandanlar alabilir.” sözleriyle askerlik mesleğine ve vatanına olan sevgisini bir kez daha göstermişti. Arıburnu, Anafartalar ve Conkbayırı’nda elde ettiği zaferler onun iyi bir lider ve komutan olmasının yanı sıra ne kadar cesaret sahibi bir insan olduğunu da gösteriyordu. Mustafa Kemal’in Çanakkale Cephesi’nde gösterdiği liderlik örneği, onun Türk halkı tarafından da tanınıp Milli Mücadele’de lider olarak kabul görmesinde etkili olmuştur.

Kafkas Cephesi

Çanakkale Savaşı’ndan sonra Edirne’deki 16. Kolordu Komutanlığı’na atanan Mustafa Kemal, komuta ettiği kolordunun Kafkas Cephesi’nde görevlendirilmesiyle Diyarbakır’a gitti. Bitlis ve Muş’u işgal eden Rus askerlerine karşı savaşarak onları geri püskürttü. Böylelikle Bitlis ve Muş’un da düşman işgalinden kurtulmasını sağladı. Rus ordusunda bulunan Ermeni kuvvetlerin yaptığı işkencelerden dolayı Diyarbakır’a göç eden Bitlis ve Muş halkı da bir nebze rahatladı. Mustafa Kemal’in bu zaferi Diyarbakır’da çok büyük bir sevinçle karşılandı. Kafkas Cephesi’ndeki başarılarının ardından 7. Ordu Komutanı olarak atandı fakat Alman Generali Falkenhayn ile yaşadığı askeri problemlerden dolayı bu görevinden de ayrılarak İstanbul’a döndü. Vahdettin ile Almanya’da cephelerde incelemeler yaptı. Bu seyahat sırasında savaşın genel gidişi hakkında bilgi edinmiş, gelecekte padişah olacak olan Vahdettin’i daha yakından tanıma fırsatı bulmuş ve Alman Generalleri ile de tanışmıştır. Bu geziden sonra Mustafa Kemal 7. Ordu Komutanlığı’na tekrar atandı ve Suriye’ye gitti.

Suriye Cephesi

Mustafa Kemal’in Suriye’de ordusunu her türlü duruma karşı hazırladıktan 18 gün sonra İngiliz birlikleri saldırıya geçti. Osmanlı ordusu bu taarruz karşısında yaşanacak bir bozgunu engelleyebilmenin yollarını arıyordu. Taarruzdan önce Mustafa Kemal, Yıldırım Orduları Grup Komutanı Liman Von Sanders’i uyardı fakat görüşleri ciddiye alınmadığı için haklı çıkmış oldu. 8. Ordu bu taarruzda büyük bir yenilgi aldı. Mustafa Kemal bu yenilgi üzerine Riyak bölgesindeki dağınık kuvvetleri emrine alarak harekete geçti. 23 Ekim’den itibaren başlayan düşman işgaline karşı Halep’te bir savunma hattı oluşturdu. Mustafa Kemal’in düşüncesine göre bu hat, Türk ordusunun en başta koruması ve kurtarması gereken hattı. Burada düşman durduruldu ve Türk ordusu hattın gerisine çekilmeme konusunda direndi. Mustafa Kemal, yaşanan tüm olumsuzluklara rağmen komuta ettiği birlikleri kurtardı. Biten savaşın ardından Mustafa Kemal Paşa, 31 Ekim 1918’de Yıldırım Orduları Grup Komutanlığı’na getirildi. Yıldırım Orduları kaldırıldıktan sonra 13 Kasım 1918’de İstanbul’da Harbiye Nezareti’nde göreve başladı.

Kurtuluş Savaşı

Mondros Anlaşması’ndan sonra anlaşmayı imzalayan ülkeler koşullara uygun davranmadı. İtilaf Devletleri donanmaları İstanbul’da ve diğer illerde işgal hareketlerine başladı. Adana’yı Fransızlar, Urfa ile Maraş’ı İngilizler, Antalya ile Konya’yı İtalyanlar işgal etti. İtilaf Devletlerinin birliğiyle Yunan Ordusu da 15 Mayıs 1919’da İzmir’e çıkartma yaptı. Tüm bu hareketlerin üzerine Mustafa Kemal, 16 Mayıs 1919’da Bandırma isimli tekneyle İstanbul’dan ayrılarak Anadolu’ya gitmeye karar verdi. 19 Mayıs 1919’da Samsun’a ayakbastı. Bu tarih, Türk Kurtuluş Savaşı’nın başlangıcı sayıldı.

Mustafa Kemal Samsun’dan hareket ederek Erzurum ve Sivas’ta kongreler düzenleyerek ulusal hedefleri ilan etti. İstanbul’un da işgal edilmesiyle, Mustafa Kemal 23 Nisan 1920’de Büyük Millet Meclisi’ni kurarak yeni bir hükümet oluşturdu. Bunu fırsat olarak kullanan Yunan Ordusu da Bursa ve Eskişehir’e doğru harekete geçti. Fakat 10 Ocak 1921’de Türk ordusu tarafından büyük bir yenilgiye uğradılar. 10 Temmuz 1921’de ise Sakarya’ya bir cephe saldırısı başladı. 23 Ağustos ile 13 Eylül tarihine kadar süren savaş sonucu Yunan kuvvetleri geri çekildi. Bu savaş sonrasında Büyük Millet Meclis’i tarafından Mustafa Kemal’e “Gazi” ve “Mareşal” unvanları verildi.

Düşman birliklerini ülkeden temizlemekte kararlı olan Gazi Mustafa Kemal, 26 Ağustos 1922 tarihinde askerlerine taarruz emri verdi. 30 Ağustos 1922’de düşman birlikleri Dumlupınar’da esir alındı. 9 Eylül 1922’de Mustafa Kemal’in “Ordular! İlk hedefiniz Akdenizdir, ileri!” sözüyle Türk ordusu İzmir’e doğru ilerledi. Düşman kuvvetlerini İzmir yakınlarında denize döktüler.

Olağanüstü bir askeri dehaya sahip olan Mustafa Kemal komutasındaki Türk ordusu, yurdu işgal eden düşman kuvvetlerine karşı bir İstiklal mücadelesi verdiler ve sonuç olarak bütün cephelerde büyük bir başarı kazandılar. Bu başarının kazanılmasında Gazi Mustafa Kemal ve silah arkadaşlarının çok büyük etkisi vardı. Tüm bu savaşlardan ve askeri görevlerden sonra Mustafa Kemal askerlik mesleğine veda etti. Yeni, sağlam ve medeni bir ülke kurabilmek için çalışmalara başladı.

Yorumunuzu Paylaşın