Makaleler

Altay Dil Teorisi, Bu Teoriye Karşı Çıkan Araştırmalar ve Dayanakları

Yazar: Diba Bahadıroğlu

Ural – Altay dil birliğinin kanıtlanamaması üzerine araştırmacılar bu kolu Ural ve Altay olarak ayrıca incelemeye başladılar. Altay dilleri içine Türk dilleri, Moğol, Tunguz, Japon ve Kore dilleri konuldu ve bu dillerin birbirleri ile köken akrabalığı olduğu kanıtlanılmaya çalışıldı. Sadece bu kuram ile uğraşan Altayistler de bulunmakta bu dil birliğine şüpheli bakan da bu dil birliğini tamamen red eden de. Bu bakımda önce Altay dil birliğine inananları, daha sonra bu dil birliğinin karşısında olanları nedenleri ile birlikte açıklamaya çalışacağız.

Altayistler, dilleri, Moğol, Tunguz, Japon ve Kore dillerinin bir Ana Altaycadan çıktığını kabul eder. Buna göre de yeniden kurma bir Ana Altayca dili yapmaya çalışırlar. Aile içinde yer alan dillerin tarihlerine inerek o dillerin Ana Altaycadan ne zaman koptuklarını bildirirler. 

Türkçenin iki kolda devam ettiğini daha önceki yazılarda söylemiştir. Türkçe iki büyük kola ayrılır:

  1. r/l kolu
  2. z/ş kolu

Genel Türkçe dediğimiz Çuvaşça hariç tüm Türk dil ve lehçeleri z/ş, sadece Çuvaşça r/l kolundandır yalnız Altayistler arasında şöyle bir sorun vardır: Ana Türkçe ya da Ana Altayca r/l Türkçesi miydi yoksa z/ş Türkçesi miydi? Eğer Ana Altayca r/l kolundansa z/ş ikincildir ve z/ş; r/l’den doğmuş demektir; aksi durumda eğer Ana Altayca  z/ş kolunda z/ş birincildir, r/l kolu z/ş’den doğmuş demektir.  Genel kanı birincil sesin z/ş olduğundadır.

Altay Dil Birliğini Savunanlar

Bu dil birliğini savunan dilbilimcilerin ve Türkologların dil birliğine kattıkları diller ya da çıkardıkları diler mevcut. Yani aslında hali hazırda Altay dil ailesinin içine hangi dillerin de girdiği tartışma konusudur. Bu bakımdan kısa kısa araştırmacıların ne düşündüklerini, hangi dilleri Altay dil grubuna soktuklarını göreceğiz.

Gustaf John Ramstedt’in Görüşleri

Altay dillerinin kurucusu kabul edilir. Bu diller arasında çok sayıda ses ortaklığı bulduğu için bu alanda en çok çalışan dilbilimcidir. 

Önce Türkçe ile Moğolca arasında bir ortaklığın olmadığını, var olan ortaklığın sadece dil alışverişi olduğunu düşünmüş ama daha sonra yaptığı araştırmalarda bu iki dilin de Ana Altaycadan geldiğine kanaat getirmiştir.

W. Schott, Çuvaşçanın bir Türk dili olduğunu bulmuştu, Ramstedt de genel Türkçe ile Çuvaşçanın r/l -> z/ş denkliğini bulmuştur. Bu durum da araştırmaların yönünü değiştirmiştir.

Ramstedt, önceleri diğer birçok araştırmacı gibi Türkçenin z ve ş seslerinin r ve l seslerinden önce olduğunu düşündü. Ayrıca l ve r seslerinin z ve ş seslerinden çıktığına inandı ama daha sonra bu fikrini  değiştirerek Moğolcadaki ve Çuvaşçadaki  r ve l seslerinin birincil olduğu kanısına vardı.

Ramstedt’e göre  Ana Altaycanın dört kolu vardır:

  1. Ana Kore Dili

  2. Ana Türk Dili

  3. Ana Moğol Dili

  4. Ana Mançu – Tunguz Dili

Ana Kore ve Ana Türk dilleri asıl dilin yani Ana Altaycanın güney kısmında, Ana Moğol dili ve Ana Mançu – Tunguz  asıl dil alanının kuzey kısmındadır. Ana Türk dili ve Ana Moğol dili asıl dilin batısında, Ana Kore dili ve Ana Mançuz – Tunguz dili asıl dilin doğru kısmında yer aldı.

Yani asıl dili bir nokta olarak düşündüren Ramstedt,  ayırdığı dört dili asıl dilin çevresine konumlandırmıştır.

David J. Nemeth’in Görüşleri

Nemeth de Ramstedt  gibi önceleri Moğol dili ile Türk dilinin akraba olmadığını düşünüyordu ama daha sonra bu iki dilin akraba olduğuna karar verdi.  Nemeth’e göre Altay dilleri tarihinde dört dönem söz konusudur:

  1. İlk birlik :  Soy akrabalığı 

  2. Karşılıklı Çuvaş – Moğol etkileri dönemi

  3. Karşılıklı Türk – Moğol etkileri dönemi

  4. Yakutçanın Moğolcada ödünçlemede bulunduğu dönem

Bugün, Nemeth’in düşünceleri maalesef kabul edilemez çünkü Çuvaş – Moğol dönemi hiçbir zaman olmamıştır.

Z. Gombocz’ın Görüşleri

Türkçe z/ş seslerinin Çuvaşça ve Moğolcadaki r/l sesinden daha eski olduğunu söyler ve sadece bu görüşü ile Ramstedt’den ayrılır. Bunun dışında Ramstedt’den ayrılmaz, görüşleri aynıdır.

B.Ya. Viladimirtsov’un Görüşleri

Önceleri görülen benzerliklerin dil alışverişi olduğunu düşünmüştür ama sonra da Altay dil birliğine inanmıştır.

P. Aalto’nun Görüşleri

Ramstedt’in öğrencisidir ve onun Altay dilleri teorisini  “Altay Dillerinin Karşılaştırmalı Grameri” adlı eserde toplayı onun teorisini sürdürmüştür.

N. Poppe’nin Görüşleri

P.Aalto gibi Ramstedt’in öğrencisidir ama bazı düşünceleri ile hocasından ayrılır.

Ramstedt, Ana Altaycanın dört kola ayrıldığını düşünür ama bunun aynı anda olduğunu düşünmüştür; Poppe ise bu ayrımın aynı anda olmadığına kanaat getirir. Çünkü Moğolca ile Mançu – Tunguzca diğer dillere göre birbirlerine daha yakındır bu nedenle bir Moğol – Mançu – Tunguz dil birliğini düşünür. Aynı keza Türkçe ile Moğol – Mançu – Tunguz arasında bir yakınlık vardır, bu dillerin Korece ile ayrıldığı noktalar fazladır.  Poppe, Türkçe – Moğol – Mançu – Tunguz dil birliği varken Korecenin asıl dilden bu birlik varken ayrıldığını düşünmektedir. Kore dilini Ana Kore olarak başka bir yönde düşünmüştür.

 Poppe, Korece ile ilgili olarak üç olasılıktan bahseder:

  1. Korece diğer Altay dilleri ile aynı ölçüde akraba olabilir.

  2. Ana Kore dili, Altay dil birliğinin oluşmasından önce ayrılmış olabilir.

  3. Korece aslında Altayca olmayan bir dilken, Kore halkı asimile edilmiştir.

    Altay Dil Teorisi, Bu Teoriye Karşı Çıkan Araştırmalar ve Dayanakları

Poppe'nin Altay Dil Ailesi Şeması üst tarafta verilmiştir.

J. C. Street’in Görüşleri

Poppe’nin görüşlerine karşı çıkan Street, Korecenin  Ana Altay dil birliğinden daha önceki bir dönemde ayrıldığını düşünür. Bu döneme de Ana Kuzey Asya Dili dönemi der.

Japoncayı da kuşku duyarak Altay dil ailesine dahil eder. Ayrıca Aynu dilini de Altay dil ailesine dahil eder.

Altay Dil Teorisi, Bu Teoriye Karşı Çıkan Araştırmalar ve Dayanakları

J.C. Street'in Altay Dil ailesi şeması üst tarafta verilmiştir.

N. A. Baskokov'un Görüşü

Genel olarak Ramstedt ve Viladimirtsov'un görüşelerine katılır.  Altay dil dönemini, Ana Türk dilinin, Ana Moğol dilinden; Ana Moğol dilinin de Ana Mançu - Tunguz dilinden dönem olarak çok az zaman farkı ile ayrıldığını düşünür.

R.A. Miller'in Görüşü


Çalışmalarını daha çok Japonca üzerine yoğunlaştırmıştır. Altayca r/l sesinin Japoncada korunduğunu düşünür.

O. Pritsak, K. Menges de Altay dil ailesini kabul eden dilbilimcilerdendir. Türkiye’de Talat Tekin, Osman Nedim Tuna ve Ahmet Temir önemli Altayistlerdir.

Altay Dillerinin Ortak Özellikleri

Altay dilleri olarak kabul edilen Türkçe, Moğolca ve Mançu – Tunguzca dillerinin ses, anlam ve biçim benzerlikleri şu şekilde sıralanabilir :

  1. Altay dillerinde ünlü uyumu vardır. Türkçede büyük  ve küçük ünlü uyumu olduğu gibi.

  2. Altay dilleri yapı bakımından bitişken bir yapıya sahiptir. Türetmeler, eklerle yapılır ve kök genelde değişmez.

  3. Altay dillerinde son ek vardır; ön ek yoktur.

  4. Sentaks yani söz diziminde cümle yapısı genelde şu şekildedir : Özne + Tümleç ( Zarf Tümleci veya Dolaylı Tümleç) +  Yüklem

  5. İsim  tamlamalarda önce tamlayan sonra tamlanan gelir.

  6. Sıfat tamlamalarında tamlayan ( sıfat ), tamlanan ( isim ) arasında durum, sayı veya cinsiyet bakımından uyum aranmaz.

  7. Sayılardan sonra çokluk eki getirilmez Altay dillerinde.

  8. Sözcüklerin dil bilimsel cinsiyetleri yoktur.

ALTAY DİL BİRLİĞİNE KARŞI ÇIKANLAR

Bazı dilbilimciler, bir Altay dil birliğine inanmazlar. Bu araştırmacılar, kurama neden inanmadıkları bu başlığın konusu olacaktır:

W. Kotwicz’in Görüşleri

Çok katı bir karşı çıkışı yoktur. Genel olarak Ramstedt’in görüşlerine katılır ama bir akrabalık olduğundan şüphelidir. 

Altay dillerindeki ortaklılığı ise şu şekilde açıklar: 

Hıristiyanlık çağının başlangıcında birbirlerine çok yakın üç dil grubu vardı. Bunlar

  • Ana Türkçe

  • Ana Moğolca

  • Ana Mançu Tunguzca

Bu ailelerden Türkçe Moğolcayı, Moğolca da Mançu Tunguzcayı büyük ölçüde etkilemiştir. Ortaklıklar bu etkileşimden kaynaklanmaktadır.

G.D Sanjeyev ’in Görüşleri

Altay dil ailesinin akrabalığını bir varsayımdan ibaret görür. Ona göre bir akrabalığı konuşmak için henüz erkendir.

B.A. Serebrennikov’un Görüşleri 

Altayistler tarafında kurulan ses denkliklerini ( r> z, l>ş, söz başı d, söz başı n, söz başı j, y- > yı ) henüz kanıtlanmamış bir teori olarak görür.

A. M. Şçerbak’ın Görüşleri

Altay dillerinin akrabalığını bir varsayımdan ibaret görür.  Altay dillerindeki benzerliklerin karşılıklı temaslar ve ödünçlemelerden kaynaklı olduğunu savunur.

Moğolca ile Türkçe arasında ortak olarak bulunan “+ra” yön eki ile “+da” bulunma ekinin sadece akraba dillerde değil akraba olmayan dillerde de rastlanabileceğini ileri sürer.

Türkçe ile Moğolcadaki ortak sözcüklerin  M.S 5. – 7.yy’da alışveriş sonucu ortaya çıktığı düşüncesindedir. 

Sir Gerard Clauson’un Görüşleri

Aynı Şçerbak gibi Türkçe ile Moğolca arasındaki benzerliklerin etkileşim sonucu olduğunu düşünür bu etkileşimin tarihini Şçerbak gibi M.S 5. – 7.yy olarak gösterir.  Sadece Doerfer, bu ortaklığın M.Ö 200’lü yıllara kadar çeker.

G. Doerfer’in Görüşleri

Doerfer, Şçerbak gibi Türkçe ile Moğolca arasındaki benzerliklerin etkileşim sonucu olduğunu düşünür ama bunu tarihlendirmesini M.Ö. 200’lü yıllara kadar çeker.

Doerfer’in dillerin akrabalığı için öne sürdüğü 16 meşhur madde vardır. Bu maddeler şunlardır:

Akrabalığı tartışılan diller arasında ortak sözcükler olmalıdır. Altay dil ailesinde bu sözcükler vardır ama yeterli sayıda değildir.

  1. Karşılaştırma için güvenilir ses kanunları tespit edilmelidir.

  2. Tespit edilen ses kanunları, karşılaştırılan dillerde o dillerin en eski dönemlerine kadar takip edilmelidir. Arada karanlık boşluklar olmamalıdır. Maalesef Altay dillerinde bu karanlık boşluklar vardır.

  3. Dempwolf kanunları esas alınmalıdır.  Bu ilkelere göre diller arasında sessel ve anlamsal açıdan karşılaştırmaya uygun birkaç yüz sözcük bulunmalıdır.

  4. Bulunan ortak sözcükler, yani kıyaslanacak ortak sözcükler, o dillerde bazı kelime grupları oluşturmalıdır. Bu bağlamda kolay alıntılanabilen unvan, lakap, sıfat, isim, yansıma sözcüklerin bir anlamı yoktur, bu sözcükler karşılaştırma malzemesi olarak kullanılamaz.

  5. Akrabalığın kanıtı için yüksek seviyedeki kültür sözcükleri değil, halkın kullandığı temel ve yaygın sözcükler kullanılmalıdır. Mesela Türkiye Türkçesi için “kirpik” esas alınmalıdır “müjgân” sözcüğü değil.

  6. Sadece ortak biçimsel özellikler kıyaslanmalıdır.

  7. Aralarında akrabalık olduğu iddia edilen diller birbirlerine yaklaşan değil uzaklaşan bir tavır sergilemelidir. Yani eğer bir köken akrabalığından söz ediliyorsa bu diller zamanla birbirlerinden uzaklaşmalıdır, yakınlaşmamalıdır.

  8. Bir dilin yayılma, o dilin coğrafi koşulları dikkate alınmalı, komşusu olduğu coğrafi alanlardaki sözcükler ele alınmamalıdır.

  9. Türkçe ile Moğolcanın karşılaştırılmasında özellikle dikkat edilmelidir. Biliniyor ki Moğollar bir dönem yayılma politikası güttüler buna bağlı olarak bu döneme rastlayan sözcükler karşılaştırma malzemesi yapılamaz.

  10. Karşılaştırmadaki sözcüklerde esas olan sözcüğün köküdür. Türemiş bir yapı bile olsa o yapının kökü ele alınmalıdır çünkü türemiş sözcükler ödünçlenmiş olabilir.

  11. Yeniden yaratılan yıldızlı “*” sözcükler karşılaştırma malzemesi değildir. Kıyaslanan sözcükler, gerçek olmalıdır.

  12. Dildeki en yeni biçimler değil en eski biçimler kıyaslanmalıdır eğer köken birliği amaçlanıyorsa.

  13. Karşılaştırma yapılan dillerin eski ilişkileri göz önüne alınamalıdır.

  14. Kıyaslanan sözcüklerin anlamlarının aynı olmasına dikkat edilmelidir.

  15. Akrabalığın kanıtı olarak belirlenen sözcüklerin kültür mü temel mi sözcük olduğu somut testlerle kanıtlanmalıdır.

Sonuç olarak Doerfer’e göre sadece 1., 4. 6., 7. maddeler Altay dillerinin kıyaslanmasında kullanılmıştır ki bu da yetersizdir. O halde bir Altay dil birliğinden söz etmek zordur.

Kaynaklar

Ahmet Bican Ercilasun, Başlangıçtan Yirminci Yüzyıla Türk Dili Tarihi, Akçağ Yayınları, 9. Baskı
Ahmet Caferoğlu, Türk Dili Tarihi I-II, Enderun Kitabevi, 4.Baskı
Ali Akar , Türk Dili Tarihi, Ötüken Neşriyat, 10. Baskı
Doerfer, Gerhard (1980). Temel Sözcükler ve Altay Dilleri Sorunu. TDAY Belleten, s. 1-16.
Tekin, Talât (1976). Altay Dilleri Teorisi. Türk Dünyası El Kitabı, s. 119-130.
Tekin, Talat (2003). Makaleler 1, Altayistik (Yay. Hazırlayanlar: Emine Yılmaz-Nurettin Demir). Ankara: Grafiker Yayınları.
Temir, Ahmet (1992). Ural-Altay Dilleri Teorisi. Türk Dili Dünyası El Kitabı, c. 2, s. 3-6.
Tuna, Osman Nedim (1992). Altay Dilleri Teorisi. Türk Dili Dünyası El Kitabı, c. 2, s. 7-58.
Tekin, Talât , Japonca ve Altay Dilleri, Doruk Yayınları, 1993
http://www.turgaysebzecioglu.com/index.php?option=com_content&task=view&id=344

Yorumunuzu Paylaşın