Makaleler

Yerelleşme (Desantralizasyon) Nedir?

Yazar: nazan
Yerelleşme (Desantralizasyon) Nedir?

Merkezi yönetimin, bazı yetki ve sorumluluklarını yerel unsurlara devretmesi işlemlerini kapsayan yerelleşme, hükümetlerin elini güçlendirir.

Yerelleşme; hiyerarşik bir örgüt içerisinde üst kademeden alt kademeye 'yetki devri', merkezi yönetimden taşra yönetimine 'yetki genişliği', merkezi yönetimden yerel yönetimlere 'yetki göçerimi' uygulamalarıdır. Küreselleşme ile birlikte yönetimde yerelleşme önem kazanmıştır. Küreselleşme; ulus devleti, egemenliğini uluslararası örgütlerle paylaşmaya, diğer taraftan da merkezi yönetimi zayıflatarak yerel yönetimlere yetki devrine zorlamaktadır. Bu bağlamda seçimle iş başına gelmiş yerel yöneticilere, kendilerine ait bütçeleri olan ve merkezi yönetimden bağımsız bazı yetkileri olan kurumlara ihtiyaç vardır. Kısaca “yerelleşme” adını verebileceğimiz bu uygulamanın detaylarına mercek tutalım!

Tanım

Yerelleşme; merkezi yönetimin yetki ve sorumluluklarının taşra birimlerine dağıtılmasıdır. 1990’lı yıllardan itibaren yaygınlaşan bir kavramdır. Her ülkede veya sistemde farklı amaçlar için kullanılan yerelleşme, devlet örgütlenmesinin yerelleştirilerek, “yerellik” esasının kurulması temelinde hayata geçirilmiştir. Son 10 yılda gelişmekte olan ülkelerde yaygınlaşmıştır. Yetkilerin ve kaynakların yerelleştirilmesi, demokratikleşmenin bir gereği olarak görülmektedir. Bu şekilde merkezi ve yerel yönetimin bazı kazançları ortaya çıkmaktadır.

Başka bir tanıma göre de, yetkilerin, “yüksek düzeydeki hükümet yapısından alt seviyedeki birimlere aktarılması”dır. Merkezi yönetimin kamusal işlemlerine ilişkin yetki ve sorumluluklarının, merkeze bağlı yarı özerk hükümet kuruluşlarına, özel sektöre veya sivil toplum örgütlerine devredilmesi uygulamasıdır.

Literatürde kabul gören tanımı ise şöyledir; “Kamuya ait merkezi yönetim ve fonksiyonların; merkezi otoritenin taşra birimlerine, yarı özel kamu birliklerine, fonksiyonel otoritelere, özel yerel yönetimlere ya da hükümet dışı örgütlere devridir.” Kamu yönetimi sözlüğünde, “yönetsel kararların alınması ve görevlerin gerçekleştirilmesi yetki ve sorumluluğunun, ya coğrafi ya da işlevsel ölçütlere bağlı olarak merkezi hükümet örgütü dışında hizmet yerinde bulunan organlarca üstlenilmesi durumu” şeklinde tanımlanmaktadır.

Dünya Bankası, 1980’li yıllarda az gelişmiş ülkelere, uyum politikası çerçevesinde finans sorunlarına çözüm için “yerelleşme” ve “özelleştirmeyi” önermiştir. Yerelleşme, Avrupa Birliği politikalarının ve uyum çalışmalarının önemli bir amacıdır.

Yerelleşmenin Sebepleri

Küreselleşme ile birlikte ulus devlet felsefesinin temel taşı olan egemenlik, meşruiyet ve ulus gibi kavramlar tartışmaya açık hale gelmiştir. Devletin gittikçe küçülmesi, sınırlandırılması ve yeniden düzenlenmesi ihtiyacı doğmuştur. Bütün bunlar, devletin öneminin artmasına paralel olarak gelişmiştir. Yerelleşme; ideolojik, siyasi, işlevsel ve globalleşme başlıkları altında çeşitli sebeplerle ihtiyaç duyulan bir uygulamadır.

Şöyle ki;

  • İdeolojik sebepler: Merkezi hükümete güvensizlik duyulması, bireysel ve yerel sorumluluklara ve özerkliğe değer verilmesi ve merkezi hükümete karşı tepki olarak yerelleşme gerçekleşebilir.
  • Siyasi sebepler: Demokratikleşme, özerklik, temsil ve merkezi hükümetin, sorun çıkaran işlevlerden kurtulmak istemesi yerelleşme gerekçesi olabilir.
  • İşlevsel sebepler: Merkezi hükümet, maliyetli işlevlerden kurtulmak için “yerelleşme” seçeneğini gündeme getirebilir. Hükümet, siyasi konulara ağırlık vermek için rutin işlemleri yerel birimlere aktarabilir. Kamu hizmetlerinin ve altyapı hizmetlerinin etkin olarak yerine getirilmesi; hizmetlerin yerel hassasiyet ve gereksinimlere göre karşılanması; hizmetlerin ulaştırılmasında hiyerarşinin uygulanması; yetkili organlara kendi kararlarını alma fırsatı verilmesi; yerel önceliklerin ve ihtiyaçların sağlanması için kaynak ve yetki temin edilmesi gibi sebepler de, yerelleşme uygulamasının önemli gerekçeleridir.
  • Globalleşme sebepleri: Yerel ve bölgesel kalkınma için global gereksinimlerin değişmesi, yerel ve bölgeye özgü zenginliklerin verimli kullanılması gibi sebepler yerelleşme adımı için gerekçe olabilir. 

Yerelleşme Türleri

Yerelleşme, dört başlık altında değerlendirilir. Bu türlere göz atalım:

  • Siyasi (Politik) Yerelleşme: Siyasi yerelleşmenin amacı; halka ve temsilcilerine karar verme aşamalarında daha fazla yetki vermektir. Ayrıca, yerel yöneticilerin bölgesel sorunlarını ve yerel halkı daha iyi bilmelerinden kaynaklanan “yerinde çözüm” amaçlanır. Bu yerelleşme türünde anayasal ve kanunsal reformlar gerekebilir. Yerel siyasi birimler oluşturmak ve sivil toplum örgütlerine destek vermek, siyasi yerelleşmenin görevleri arasındadır.
  • İdari (Yönetimsel) Yerelleşme: Yerel yönetimlere, hizmetlerin sağlanması için yönetimsel, mali sorumluluk ve yetkilerinin devredilmesi işlemleridir. İdari yerelleşme, kendi içinde üç başlık altında değerlendirilir:

A. Dekonsantrasyon: Taşra teşkilatlarına merkezin bazı yetkilerinin devredilmesidir. “Yetki genişliği” veya “yerel yerinden yönetim” olarak da tanımlanabilir. Siyasi yetki devri değil, bazı idari yetkileri taşra teşkilatlarına devretmedir. Yetkisini taşraya veren kişi veya kurum, bu yetkiyi her an geri alabilir.”

B. Delegasyon: Yerelleşmenin yaygın olarak kullanılan bir biçimidir. Yetkinin her kademede bir alt kademeye devri işlemidir. “Yetki devri” olarak da tanımlanır. Bu uygulamada merkezi yönetim; karar verme ve sorumluluk verme yetkilerini yarı otonom organizasyonlara ya da kuruluşlara devreder. Bu tür yerelleşme; kooperatifler, ulaşım yetkileri, özel okul alanları ve özel proje uygulama birimlerinin oluşturulmasında görülen bir uygulamadır. Bu organizasyonlar hükümet tarafından dolaylı olarak denetlenir.

C. Devolüsyon: Yerel yönetimlere yetki devri anlamındadır. Tek başına “yerelleşme” olarak da tanımlanır. Karar verme yetkisi merkezi ve yerel veya bölgesel yönetimler arasında paylaşılır. Milli yapılanmanın altında özerk bir alt yapı oluşturmaktır. Taşra teşkilatına birçok noktada bağımsız davranma yetkisi verilir. Gelişmiş ülkelerde yaygın olarak kullanılan bir uygulamadır.

  • Mali Yerelleşme: Ana unsuru, mali sorumluluktur. Yerel yönetim ve özel organizasyonların yerel fonksiyonlarını etkili bir şekilde yerine getirebilmesi için yeterli gelire sahip olmaları ve otoritenin verdiği harcama yetkisi önemlidir. Merkezi yönetimin gelirinin yerel birimlerle paylaşılması, belediyelerin borç alma ve kredi çekebilme konusunda yetkilendirilmeleri, satış vergileri ve dolaylı gelirlerin artırılması şeklinde uygulanabilir. 
  • Ekonomik (Piyasa) Yerelleşme: Hükümetlerin perspektifi açısından yaygın yerelleşme uygulamasıdır. “Özelleştirme” “deregülasyon” olarak ikiye ayrılır; 

A. Özelleştirme: Hükümetin görevlerini çeşitli oranlarda kâr amacı güden veya gütmeyen özel kuruluşlara devretmesidir. Geçici bir çözüm olarak görülür. Bazı ülkelerde ideolojik bir amaç haline gelmiştir. Hükümet işlevlerinin bir firma ya da kamu yararına çalışan bir sivil kuruluşa aktarımı işlemidir. Yerelleşmenin nihai biçimidir. Karar alma yetkisinin kamudan özel sektöre verilmesi uygulamasıdır.

B. Deregülasyon: Hükümet veya özel sektör tarafından verilecek hizmetlerin verimli olması için mevcut yasa ve yönetmeliklerde düzenlemeler yapılması işlemidir. Hizmetlerin yürütülmesi için bürokrasinin azaltılması amaçlanır. Gelişmekte olan ülkelerde en büyük “ekonomik yerelleşme” alternatifidir.

Yerelleşmenin Avantajları ve Dezavantajları

Yerelleşmenin avantajları ve dezavantajlarını şöyle sıralayabiliriz;

Avantajları:

  • Yerel toplumun yönetime katılımını sağlar 
  • Yerel yönetimlere özgüven kazandırır 
  • Devlet görevlilerinin toplumla kaynaşmasını sağlar 
  • Devlet ve hükümet uygulamalarında verimliliği artırır 
  • Taşra birimlerinde çalışanları motive eder 
  • Şeffaflığı, hesap verilebilirliği ve sorumluluğu artırır. 

Dezavantajları:

  • Merkezi yönetimin koordinasyon ve kontrol yeteneğini azaltır 
  • Makro-ekonomik istikrarsızlığa yol açabilir 
  • Standart işlemlerin aksamasına yol açabilir 
  • Ekonomik kayıplar ortaya çıkabilir 
  • Hizmet kalitesinde ve temininde sorunlar yaşanabilir 
  • Yerel çıkar grupları ve zengin çevrelerin yönetime müdahalesine ve kontrolü ele geçirmelerine sebep olabilir 
  • Yerel bazda adaletsizlikler ve yolsuzluklar artabilir. 

Merkeziyetçilik Nedir?

Merkeziyetçilik; bir topluluğun örgütlenmesinde merkez organın gerek yer yönünden gerek kişiler yönünden bütün kamu hizmet ve etkinlik yetkilerini kendinde toplayan sisteme verilen addır. “Siyasal merkeziyet” ve “yönetsel merkeziyet” olmak üzere ikiye ayrılır:

  • Siyasal Merkeziyetçilik: Üç kamu erkinin merkeziyet sistemine bağlı olmasıdır. Bu anlamda ulus devlet modellerinden olan üniter devlet, siyasal açıdan merkeziyetçidir.
  • Yönetsel Merkeziyetçilik: Yönetsel hizmetlerin merkezde toplanması ve bu hizmetlerin merkez ve merkezin hiyerarşisi içinde kuruluşlar tarafından yürütülmesidir. Yani yönetsel görev ve sorumluluğun tek merkezde toplanmasıdır. Bu sistemde yönetsel etkinlik sadece merkez organ tarafından ya da merkez organa sıradüzensel olarak bağlı kamu görevlileri tarafından yürütülür. 

Yorumunuzu Paylaşın