Makaleler

Teokrasi Nedir?

Yazar: Hakan Kutluay

Teokrasi, devlet işlerinden bir tür ruhban sınıfının sorumlu tutulduğu, devlet işlerinin dini temellere dayandırıldığı yönetim biçimine verilen addır.

Teokrasi’nin kelime kökleri, Grekçe Tanrı anlamına gelen ‘theos’ ve kudret, düzen anlamına gelen ‘kratos’ tan gelmektedir. Kısaca Yunancada Tanrı’nın Düzeni anlamı çıkmaktadır. Ayrıca Theos kelimesi Hint Avrupa dillerinde de dini bir kavram olarak kabul görmektedir. Teokrasi kelimesi hiçbir dilde gerçek anlamında kullanılmasa da kelime, 1825 yılından itibaren din adamlığına ve dine dayalı politik ve sivil güce işaret etmiştir.

Eski çağlardan beri medeniyetlerin insanları kadar siyasi otoriteleri de dine yakın bir noktada olmuştur. Günümüz de dahil olmak üzere, bugüne kadar dinin müdahele etmediği hiçbir toplum görülmemiştir. Din putperest toplumlarda bile, her anlamda önemli bir nokta olmuştur. Bu yüzden teokrasi kavramı da, Yahudilik, Hristiyanlık ve tabii ki Müslümanlık için bir rejim meselesi olmuştur.

Teokrasinin tarihteki ilk örnekleri Hitit, bir diğeri ise Urartulardır. Bu uygarlıklara dair bulunan tüm belgeler dini kaynaklardır. İlk siyasi birliği oluşturan Hititlerin, Teokratik Monarşi ile yönetildiği, yani güçlerini Tanrı’dan aldığına inanılan krallar tarafından yönetildikleri bilinmektedir. Daha sonrasında bilinen diğer teokratik devletler ise İsrail ve Jean Calvin’in katı teokratik kurallarıyla yönetilen Cenevre’dir.

Avrupa ortaçağının siyasi tarihine bakıldığında, genel olarak Vatikan’ın ve bu devletin başkanları olan papaların mutlak bir düzen kurma çabası ve bu çabanın karşısında duranlarla mücadeleleri yer alır. Bu anlamda Hristiyanlığın öngördüğü ruhbaniyet esasına göre teokrasi de Hristiyanlığın mutlak özelliklerinden biridir. Ancak ortaçağ aynı zamanda kilisenin gücüne ve siyasal alandaki etkisine ciddi muhalefet hareketlerinin oluştuğu bir dönemdir. Özellikle burjuva sınıfının başarısı olan 1789 Fransız İhtilali ile birlikte kilise ikinci plana düşmüş, laik yönetimler kurulmuştur.

İslam dünyasında ise batıdakine benzer teokratik yönetimler kurulmamış, sadece din adamlarının egemen olduğu bir siyasal yapı olmamıştır. Kur’an-ı Kerim’in ortaya koyduğu kurallar dahilinde düzenlenen bir hukuk devleti anlayışı olmuştur.

Yönetim ve din ilişkileri açısından Osmanlı Devleti’nin teokratik olduğu savunulsa da daha mantıklı olan düşünce, yarı dini sistemin egemen olduğudur. Çünkü Osmanlı Devleti’nde ağır olan düşünce Allah inancıdır.

Tarihte, kendini ilah yerine koyan, kendine tabiat üstü yeteneklerin bahşedildiğine inanan siyasal liderlerin de yönetimlerine teokrasi denmiştir. Eski firavunlar, Japon Kralları bunlara örnek olarak verilebilir. Bu liderler sahip olduklarına inandıkları güçler sebebiyle tanrı yerine konduklarını düşünürler ve toplumları da bu çerçevede yönetirler. 

Yorumunuzu Paylaşın