Makaleler

Tavla Nedir? Tavla İsmi Nereden Gelir?

Yazar: Diba Bahadıroğlu

Bu yazıda, ilk tavlanın nerede bulunduğunu, tavlanın hangi milletlerce oynandığını kısaca tavla hakkındaki her şeyi öğreneceksiniz..

Tavla Nedir? Tavla İsmi Nereden Gelir?

Tavla, iki kişiyle oynanan şans ve strateji oyunudur. Bir zarf eşliğinde hamlelerin belirlendiği bu oyun, hayat gibi salt zeka ya da salt şansa dayanmaz, her ikisini de eşit ölçüde içerir. Üstelik tavla tahtası şansa dayanmayan dama oyununun da yaratıcısıdır. Elbette bu oyunun bir mazisi, bir hikayesi vardır. 

Tavlanın Tarihçesi

Burada akla gelen ilk soru, tavlanın ilk ne zaman oynandığı ve tavlayı kimin icat ettiği… Biz “Tavla Nedir” başlıklı yazımızda bu sorulara cevap arayacağız.

Tavla dünyanın en eski oyunları arasında yer aldığı için elbette pek fazla rivayet yer almaktadır; bunlardan birisi ve en yaygın olanı ise şudur :

Dünyadaki pek çok önemli icat soğuk savaş dönemi denilen zaman aralıklarında ortaya çıkmıştır. Transistör, polaroid fotoğraf makinesi, kalp pili, çocuk felci aşısı, lazer bunlardan sadece birkaç tanesidir. Tabii bu icatların tarihi 20.yy ile sınırlıdır; tavlanın icadı ise Persler dönemine kadar uzar.

Hint imparatorluğu ve Persler arasında yaşanan soğuk savaşın ürünüdür hem satranç hem de tavla. Rivayete göre Hint İmparatoru satranç oyununu Pers imparatoruna şöyle bir mektupla birlikte gönderir:

“Pers imparatoruna;

Kim daha çok düşünüyor,

Kim daha iyi biliyor,

Kim daha ileriyi görüyor ise o kazanır.

İşte hayat budur…”

Hint İmparatoru bundan başka bir not bırakmaz. Bunun üzerine Pers İmparatoru veziri Büzür Merih’i huzuruna davet eder ve ondan hem bu oyunu çözmesini hem de bu oyuna muadil bir oyun icat etmesini emreder. Rivayete bir hafta düşünen vezir satranç oyununu çözer. Satranç onun için şansa yer vermeyen salt bir zeka oyunudur. Buna karşılık bizim bugün tavla dediğimiz oyunu icat eder. Bu oyunla şu mesajla birlikte Hint Kralına armağan edilir:

“ Hint İmparatoruna;

Evet kim daha çok düşünüyor,

Kim daha iyi biliyor,

Kim daha ileriyi görüyor ise

O kazanır.

Ama biraz da şanstır.

İşte hayat budur…”

Bu rivayetin gerçekliğine bir göz attığımızda tarihte Hint İmparatorluğu adına bir imparatorluk yoktur. Bunun yerine Türk – İslam devletlerinden olan ve 89 yıl Hindistan ve civarında hüküm süren Babürler vardır. Yalnız Babürlerin tarih sahnesine milattan sonra çıktığı bilinmektedir, bu haliyle bile bahsedilen Hint İmparatorluğu olmaması gerekir. Ama Pers İmparatorluğunun şehirlerinde yapılan kazıda M.Ö. 3.000 yıllarına ait tavlaya benzer bir tahta ve iki de zar bulunmuştur; yalnız bu oyunda bugünün aksine 15 pul değil tam 60 pul bulunmuştur. Yine M.Ö. 7 – 8. Yüzyılları arasında olduğu tahmin edilen Hintilere ait alanlarda yapılan kazılarda zar ve pullarla oynan tavla benzeri bir oyun tahtasına rastlanmıştır. Muhtemelen rivayette bahsedilen Hint imparatoru bu kazıların sahibi olan imparatorluktur. Yalnız yine de tavlanın icadı hemen hemen emin olduğumuz bir hikayeye dayanır.

Tavla, Pers İmparatoru Neşiyan’ın baş veziri Büzur Mehir (kimi kaynaklarda Büzür diye de geçer) tarafından 1.400 yıl küsür önce icat edilmiştir. Başvezir Büzur’un ilhamının zaman kavramından alındığı ve tavlanın yerleşiminde şu unsurların olduğu söylenegelir:

- Tavla bir tanedir, bu bir seneyi temsil eder.

- Tavlanın dört köşesi vardır ve bu dört köşe dört mevsimi ifade eder.

- Tavlanın sağ tarafında karşılıklı altışar sütun bulunur, aynı şekilde sol tarafta da karşılıklı altışar sütun bulunur. Sağ ve sol tarafta karşılıklı toplam 12 sütun bulunur ve bu her bir taraftaki 12 sütun senenin 12 ayını temsil eder.

- Sağ ve sol tarafta on ikişer sütun vardır ve bu sütunlar toplam 24 tanedir. Bu bir günü yani 24 saati temsil eder.

- Toplam 30 pulla oynanan tavladaki 30 pul bir ayı simgeler.

- Pulların siyah ve beyaz olması da gece ve gündüzü işaret eder.

Yalnız tüm bu bilgileri yeni bir bilgi 2010 yılında geldi. Buna göre Sümer Medeniyetine ait olduğu bilinen Ur antik kenti, bugünkü Irak'ın Nasıriye kenti yakınlarındaki İngiliz arkeologlar tarafından açığa çıkarıldı. Ortaya çıkan yapı, kompleks olarak adlandırılan devasa bir yapı ve bu yapının 4.000 yıl önceye ait olduğu ve hatta Hz. İbrahim’in burada yaşadığı düşünülüyor. Aşağıdaki görselde Ur şehri görünmektedir:

Bizi ilgilendiren kısım ise, bugünkü tavlaya benzer bir oyunun bu yapıdan ortaya çıktığı. Yani Sümer medeniyetinde tavla, biliniyor ve oynanıyordu. Aynı keza Mısır’da bugünkü tavlaya benzer oyun ve oyunların oynandığı resmedilmiştir.

Tavla İsmi Nereden Gelir?

Arkeolojik kazılar gösteriyor ki tavla Doğu kökenli bir oyun. Bu oyun, muhtemelen İspanya’ya Müslümanların gelmesi ile yayılmıştır. Elbette bu yalnızca bir tahmindir ama bu tahminde bulunmamıza neden olan durum ise tavlanın İspanya’da çok uzun zamandır bilinmesidir. Tavla oyununa “gerçeklerin masası” anlamına gelen adlandırmayı İspanyollar yapmıştır, bugün ise İspanyolca tavla oyunu, backgammon adıyla anılmaktadır. Britanya adasının batısında yer alan Galler bölgesinde yaşayan Galliler halkı ise tavla oyununa "küçük savaş" adını takarlardı. Oyunun, İngiltere’de bile oynanması, bu oyunun en az satranç kadar yaygın olarak bilindiğini göstermektedir.

Tavla ayrıca MÖ 27 yılında kurulan ve dünyanın en geniş imparatorluğu unvanına sahip olan Romalılarca da oynandı. Romalılar, “12 yollu oyun” adını verdikleri ve tavlaya çok benzeyen bir oyuna sahiptiler. İngiltere’de I.Elizabeth’e kadar tavla oyunun yasak olduğu ama I.Elizabeth ile beraber bu yasağın kalktığı ve hatta kraliçenin de bu oyunu savaş stratejisi kazanmak için oynadığı iddia edilmektedir. Tavlanın Haçlı Seferleri ile 15.yy’da İngiltere’ye kadar pulındığı tahmin edilmektedir.

Tavla, İtalya’da da oynanmaktadır ve biz de bugünkü tavla adını İtalyanlara borçluyuz. TDK “tavla” sözcüğünün kökenini ve anlamını şu şekilde ele almaktadır:

tavla İt. tavola

(II) a. (ta'vla) 1. Bölümlere ayrılmış iki yanlı tahta üzerinde on beşerden otuz pul ve iki zarla iki kişinin karşılıklı oynadığı oyun: Kahveciden başka üç kişi vardı, ikisi tavla oynuyordu. -Y. Atılgan. 2. Bu oyunun üzerinde oynandığı, iki iç yüzü bölme desenli, dikdörtgen biçimindeki tahta kutu.

Tavola yani İtalyanca tavla anlamına gelen sözcük ise İtalyancada “sofra, masa, tablo, tahta” anlamına gelmektedir. Osmanlılar, tavla sözcüğünü İtalyanlardan almıştır.

Sözlerin Soyağacı adlı etimoloji sözlüğünün sahibi olan Sevan Nişanyan’ın bu eserinde tavla sözcüğü ilk kez Osmanlı’da 1432 yılında girmiştir. Mercimek Ahmed’in Kâbusname tercümesinde geçen tavla sözcünün anlamı ve etimolojisi şu şekilde verilmiştir :

tavla طوله, tavli طولى: Calculorum ludus, & eorum alveus, tabula lusoria [tavla oyunu ve tavla tahtası]

≈ Fa ṭawla طوله nard oyununun bir türü, tavla ~ Yun távli τάβλη satranç veya dama tahtası ~ Lat tabula tablet, levha, tepsi, oyun tahtası

Bu kaynağa göre tavla, Farsça da tavla şeklindedir. Tavla, Yunancada ise “tavli” olarak adlandırılmaktadır. Tüm bu adlandırmaların ortak anlamı ise tavlanın tahta anlamına geliyor olmasıdır.

Tavla, Japonya’da bilinen bir oyundur ve tavla oynayan devletlere baktığımızda tavlanın MS 480 ila 1000 yılları arasında oldukça popüler bir oyun olduğunu görmekteyiz.

Tavla Nasıl Oynanır?

Tavla, özel tahtası ve birisi koyu birisi açık renk olmak üzere iki pul takımı ile oynanır. Sadece iki oyuncu ile karşılıklı olarak oynanır. Toplam 30 pul olan tavlada pul takımları 15 koyu renkli 15 açık renkli olmak üzere ayrılmış haldedir. Pulların yanında hamle yapmanızı sağlayacak iki küçük zar vardır.

Tavlada Pulların Dizimi

Tavlada, koyu renkli ve açık renkli pullar karşılıklı olarak dizilir, yalnız hamlelere olanak sağlamak için 15 pul tamamen karşı karşıya dizilmez.

Tavlada hane denen bir bölüm vardır, oyuncunun amacı hanesine pulların hepsini toplamak ve daha sonra onları toplamak olacaktır.

Tavla tahtasının sağ tarafının en uç sütununa koyu ve açık renkli pullar beşerli ve karşılıklı olarak üst üste dizilir, daha sonra aynı tarafın sola en yakın ikinci sütununa başka bir deyişle karşılıklı dizilen koyu ve açık renkli pulların beşerli pulların bulunduğu sütundan üç sütun sonra dördüncü sütuna yine koyu ve açık renkli pullar karşılıklı olarak üçer tane üst üste dizilir. Artık tavlanın sağ tarafındaki sütunlarla işiniz bitti, buraya artık daha fazla pul dizilmeyecek. Tavlanın sol tarafına geçilir ve orada en sola aynı şekilde koyu ve açık renkli pullardan karşılıklı ikişer pul üst üste konularak dizilir. Bu karşılıklı ikişer tane dizilen pullardan dört sütun sonra beşinci sütuna elde son kalan pullar yine koyu ve açık renkli pullar karşılıklı olacak şekilde beşer adet olarak üst üste dizilir. Böylece tavla dizilmiş olur ve iki zar da hazırsa tavlanız oynamaya hazırdır.

Tavlada Amaç

Tavlada amaç, pullarınızı haneye taşımak ve pullarınızın hepsini rakibinizden önce toplamak yani tahtada sizin renginiz puldan hiçbir şey bırakmamaktır.

Tavlada Hane Ne Demek?

Tavlada hane, eğer yukarıdaki gibi pulları dizmişseniz tavlanın başına oturduğunuzda sağ taraf sizin haneniz sayılır. Sizin hanenizin karşısı ise rakibinizin hanesidir. Sizin hanenizin karşısındaki ikili pul ve sizin hanenizdeki beşli pulın rengi, sizin pulunuzun rengidir. Siz, hanenize pul toplamak için rakibinizin hanesinden başlayan bir U çizersiniz.

Tavlada Kırık Taş ve Kapı Almak Ne Demek?

Tavladaki amacınızı rakibiniz engellemek ister veya tam tersi siz, rakibinizin pullarını toplamasını engellemek istersiniz. Bu amaçla rakibinizin pulunu kırabilir ve pulunuzun kırılmaması için kapı alabilirsiniz.

Tavlanın başlangıcında tüm pullar üst üstedir. Eğer pullarınızdan en az ikisi oyunun başındaki gibi üst üste gelirse o zaman o taşların bulunduğu sütuna kapı almışsınızdır ve rakibinizin taşı bu sütunun üzerine gelemez; ancak bu sütunu atlayabilir.

Tavlada, pulunuz tek kalırsa rakibiniz attığı zar sonucu kendi bulunduğu sütundan sizin sütununuza gelebilir ve taşınızı kırarak sizin pulunuzu oyun dışı eder. Yerine ise kendi pulunu koyar. Eğer zar buna müsaade ederse rakibiniz sizin taşınız üzerine kendi iki taşını getirerek kapı da alabilir. Bu durumda kırılan taş oyuna girmek için rakibin hanesinde bir sütunun boşalmasını beklemek zorundadır. Örneğin siyah taş, beyaz tarafından kırıldı ve oyun dışı kaldı. Beyazın hanesinde başlamak zorunda olan siyah taş oyun dışında zarın atılmasını bekler. Beyazın hanesinde ikinci ve üçüncü sütunlar dışındaki diğer üç sütunda beyaz taşın kapıları varsa siyah taş ancak zar iki ya da üç atılırsa beyazın hanesine yerleşebilir. Ama beyazın hanesinde siyahın kapısı ya da siyahın tek taşı varsa siyah taş benzerinin bulunduğu sütuna yerleşebilir. Eğer beyazın hanesinde beyazdan tek taş varsa ve siyah taşın zarı o beyaz tek taşın bulunduğu sütunu gösterirse siyah taş beyaz taşı kırarak oyuna dahil olup beyaz taşı oyun dışında itebilir.

Tavla Nasıl Oynanır?

Tavla karşılıklı iki oyuncunun tek tek zar atması ile başlar. Atılan tekli zarda en yüksek zarı atan oyuncu önce hamle yapma şansı kazanır ve iki zarı da eline alarak zarları atar. Attığı iki zarın toplamı kadar tek bir taşı oynatabilir ya da her zarın sayısı kadar birer taş için hamle yapabilir. Yani bir oyuncu en fazla iki taşı, attığı zarın gelen sayısı kadar oynayabilir. Zarların ikisi de aynı sayıda durursa buna çift denir: 2 – 2, 6-6 gibi. Bu durumda zarı atan oyuncu iki kere değil dört kere hamle yapar. Mesela 6-6 gelen bir oyuncu toplam 4 taşı oynayabilir. Zarda toplam altı sayı vardır, tavla tahtasının sağ ve sol tarafında ise karşılıklı 6 sütun bulunur ve bu sütunlara hane denir. Zarda hangi sayı çıkarsa zarı atan kişi kendi hanesine doğru çıkan sayı kadar hane yani sütun ilerleyebilir. Zarla taşını ilerleten oyuncu asla ilerlettiği yerin aksine geri dönemez. Ancak taşı kırılır ve o zaman da rakibin sahasına taşını sokabilirse geri gidilir. Tavlada zar ilerleme şartı olduğu için bu oyun hem şans hem de strateji oyunu olarak geçer.

Tavlada farklı stratejiler vardır, bu stratejiler genelde kişiye göre değişir. Genel olarak oyunun başında hanelerdeki taşın çıkmasını önleyen sütunlarda kapı almak önemlidir, bu şekilde rakip oyunun en yüksek zarı 6 bile atsa rakip hanesini terk edemeyebilir.

Tavlada eğer tüm taşlar ait oldukları hanelerde toplanırsa o zaman taşları toplama aşaması yani oyunun son aşaması başlar. Taşlar altı sütuna yayılmış halde ya da tek bir sütuna toplanmış halde olabilir. Bu aşamada artık şansın biraz daha yardım etmesi beklenir. Taşların toplanması için de zar atılır. Zar kaç gelirse o hanede taş varsa taş alınır. Eğer zar çift gelirse gelen rakamın hanesindeki 4 taş da alınabilir. Zar atıldığında zarda gelen sayının hanesinde hiç taş yoksa gelen sayıya göre pullar ilk sütuna doğru kaydırılır. Bazen, gelen zardaki sayının gidebileceği hane yoktur, bu durumda zara gelen sayının en yakınındaki pul alınır. Örneğin beyaz taşın altı ve beşinci hanesinde hiç beyaz taş yok, en yakın taş dördüncü hanede, bu durumda zar altı – altı geldiğince oyuncu, beşinci hanedeki 4 taşı da alabilir ama zar 6-2 gelirse oyuncu 6 yerine ona en yakın hane olan beşinci haneden pul alır ve ikinci hanesinden pul almak zorunda kalır; şayet ikinci hanede pul yoksa o zaman herhangi bir taşını iki hane ileri almak ( birinci sütuna doğru kaydırmak) zorundadır.

Tavla Oyununda Skor Nasıl Belirlenir?

Tavla, beş elden oluşur. Eğer oyuncuların hepsi taşlarını hanelerine toplayabilmiş ve rakipler en az bir taşı tahtadan alabilmişse önce pullarını toplayan oyuncu bir puan alır. Şayet, bir taraf hiç taş toplayamadan rakibi tüm taşlarını topladıysa rakip 2 puan alır ve buna mars denir. Tavlada beraberlik yoktur, ya kazanılır ya kaybedilir.

Tavladaki Zar Sayıları

Zar iki tanedir ve küp şeklindedir. Zarların her bir yüzeyinde birde altıya kadar sayılar yazar. Bu sayılar tavla oyuncularınca Farsça sayılarla anılır. Adlandırma o kadar benimsenmiştir ki bu adların Farsça olduğu bile unutulmuştur. Zarlardaki adlandırmalar şu şekildedir:

1 - yek

2 - dü

3 - se

4 - cihar

5 - penç

6 – şeş

Bu zarların kombinasyonları ve onlara verilen isimler aşağıdaki tabloda verilmiştir:


Hata bu zar kombinasyonları ile ilgili tekerlemeler dahi mevcuttur: Penç ü se, Severler güzeli genç üse gibi..

Yorumunuzu Paylaşın