Makaleler

Şahmeran Efsanesi veya Efsaneleri

Yazar: Uğur Eskier

Şahmeran, kuşaktan kuşağa, kulaktan kulağa aktarılmış bir efsane. "Yılanların şahı", yarı insan yarı yılan doğaüstü bir varlık. Haliyle efsane de ilginç!

Şahmeran Efsanesi veya Efsaneleri

Kuşaktan kuşağa aktarılan yazılı bilgilere veya hikâyelere “efsane” veya “söylence” adı veriliyor. Genellikle yaşanmış olayları ve gerçek kişileri içeren bir olaylar bütünü olan efsanelerde çoğunlukla kahramanlık hikâyeleri ile vardır. Bu söylenceler arasında belki de en çok ilgi çekeni Şahmeran Efsanesi’dir. Anlamı “Yılanların Şahı” olan Şahmeran, mağaralarda yaşayan iyi niyetli yılanların hikâyesinin baş aktörü. Belden yukarısı güzeller güzeli bir kadın veya dişi bir varlık, belden aşağısı ile yılan olan Şahmeran, iyilik ve şifa sembolü..

Şahmeran Efsanesi ile ilgili de bir sürü efsane anlatılır. Filmlere de konu olan efsane, kuşaktan kuşağa geçerken bazı değişimlere uğramış. Birçok kaynakta Şahmeran ile ilgili farklı bilgiler var. Sanırım gerçek Şahmeran söylencesini ortaya çıkarmak çok zor. Belki yıllar sonra gelecek nesiller farklı bir Şahmeran’ı tanıyacak. Günümüze kadar gelen Şahmeran efsanelerine göz atmaya ne dersiniz?

Şahmeran; İran, Pers veya Acem mitolojilerinde çok sık sözü edilen bir varlık. Belden aşağısı yılan olan bu doğaüstü varlığın belden yukarısı çok güzel bir kadın veya yaşlanmayan bir dişi. Ancak bütün kaynaklarda bu varlığın kadın veya dişi olduğu yönünde ortak bir inanış var. Şahmeran için “yılan gövdeli kadın”, “yılanların kraliçesi” veya “yılanların şahı” gibi tanımlar yapılır. Farsça Şah-ı Meran şeklinde ifade edilen “yılanların başı” şeklinde de kullanılıyor.

Efsane’nin Mersin’in Tarsus ilçesi çevresindeki bir mağarada geçtiği konusunda birçok kaynak hemfikir. Ancak bazı kaynaklarda bu efsanenin Adana’nın Ceyhan ilçesi ve Misis yakınlarındaki Yılan Kale’de yaşandığı belirtiliyor. Mardin’de de benzer bir Şahmeran söylencesi kulaktan kulağa yayılmış. Bazı Anadolu illerinde ve İran, Mısır gibi bazı Ortadoğu ülkelerinde de Şahmeranlar rivayet edilmiş. Genellikle yılların çok bulunduğu bölgelerde Şahmeran rivayetleri çıkması da tesadüf değil sanırım. Ancak genel kanı hikâyenin Tarsus’ta bir mağarada hayat bulduğu yönünde. Biz de söylenceye Tarsus’tan başlayalım.

Şahmeran ve Cemşab

Gelelim efsaneye veya yılanların efsanelerine… Efsane, yerin yedi kat altındaki bir mağarada yaşanıyor. Bu mağarada ‘Meran’ adı verilen yılanlar yaşıyormuş. Bu mağaraya ‘yeraltı ülkesi’ de deniyor. Bu yılanlar, bildiğimiz yılanlardan biraz farklı. Normalde yılan ifadesi olumsuz durumlar veya kötü ve soğuk bir anlam içerir. Ancak efsanemizdeki yılanlar iyilik sembolü, doğruluk timsali, akıllı yılanlar... Herkesin varlığından haberdar olduğu ancak görmediği; iyi oldukları bilinen, barışçıl ve zararsız bu yılanlar mağaradan çıkmıyor. Yılanlar, bu güzel özelliklerini güzeller güzeli kraliçeleri Şahmeran’dan alıyorlar. Bölgede yaşayanların kafasında da görmedikleri Şahmeran’ın siluetleri beliriyor ancak somut bir varlık olarak düşünemiyorlar.

Efsanenin kahramanı olan isim konusunda da farklılıklar var. Cemşab, Lokman Hekim, Tahmasp, Melikiya, Belkıya isimleri Şahmeran’la ilk karşılaşan veya yılanlar mağarasını keşfeden isim olarak anılıyor. Bu hikâyede bu ismin Cemşab olduğu kanaati daha ağır basıyor. Biz de Cemşab’ın maceraları ile devam edelim.

Cemşab, fakir bir ailenin oğlu. Geçimini odun satarak sağlıyor. Cemşab ve arkadaşları ormanda dolaşırken içi bal dolu bir mağara veya kuyu keşfederler. Balı mağaradan çıkarmak için Cemşab’ı aşağı indirirler. Balı alan arkadaşları kendilerine daha çok pay düşmesi için Cemşab’ı bırakıp kaçarlar. Cemşab, mağarada bir ışık huzmesi fark eder. Bir küçük delikten sızan ışığa doğru gider ve deliği bıçağı ile genişletir. Gözlerine inanamayan Cemşab, çok güzel bir bahçe ile karşılaşır. Bahçede eşi ve benzeri görülmemiş bitki ve çiçekler görür. Bir havuzun çevresinde de çok sayıda yılan olduğunu fark eder. Havuzun başında da süt beyaz vücudu olan insan başlı bir yılan oturduğunu görür.

Deliği büyüterek bahçeye çıkan Cemşab, Şahmeran’la karşılaşır. Rivayete göre Cemşab’ı gören Şahmeran, ona güzel sözler söyler. Misafiri olduğunu ve çevredeki yılanlardan korkmaması gerektiğini söyleyen Şahmeran, Cemşab’a ikramlarda bulunur. Daha sonra sohbet etmeye başlarlar. Cemşab, başından geçenleri anlatır. Şahmeran ise, kendisine de insanların zarar vermek istediğini söyleyerek, insanların küçük menfaatler karşısında başkasının büyük zararlarına razı olan nankör ve hilekâr varlıklar olduğunu ifade eder. Cemşab, Şahmeran’ın güvenini kazanmış ve uzun yıllar benzeri görülmemiş bahçede yılanlarla yaşamış.

Cemşab’ın İmtihanı

Beş yıl mağarada yaşayan Cemşab, zamanla ailesini özler. Şahmeran’dan kendisini ailesine göndermesini ister. Şahmeran da Cemşab’ın ısrarına dayanamaz ve bir şartla kendisini gönderebileceğini söyler. Şahmeran’ın şartı Cemşab’ın hamama gitmemesidir. Çünkü Cemşab’ın bacakları Şahmeran’ı gördüğü için pullaşmıştır ve hamamda pullu bacaklarını görenler Şahmeran’ın yerini bildiğini öğreneceklerdir. Şahmeran’ın şartını kabul ederek söz veren Cemşab, yılanların refakatinde mağaradan çıkarılır. Şahmeran, Cemşab’a türlü hediyeler, ziynetler de vermiştir.

Cemşab, ailesine kavuşur. Ailesi 5 yıldır kayıp olan Cemşab’tan ısrarla ne yaptığını ve nerede olduğunu öğrenmek ister. Cemşab, sözünü tutarak ailesine Şahmeran’la ilgili herhangi bir şey anlatmaz. Cemşab, kendisini mağarada bırakan arkadaşlarını da yalvararak af dilemeleri üzerine affeder ve tekrar dost olurlar.

Cemşab, Şahmeran’a verdiği sözü tutarak aradan geçen 7 yıl boyunca hiç hamama gitmez. Bir gün hükümdar Kehsûrev (bazı kaynaklar göre Keyhüsrev) amansız bir hastalığa yakalanır. Vücudunu kırmızı yaralar kaplamıştır. Hiçbir hekim çare bulamaz, ilaçlar ve bitkiler derman olmaz. Kehsûrev’in veziri olan Şahmur, hükümdarın hastalığı ile ilgili araştırma yaparken bir kitaptan bu amansız hastalığın tek çaresinin Şahmeran’ın etini yemek olduğunu öğrenir. Bunun üzerine Şahmeran’ın yerini bilenler için büyük vaatlerde bulunulur; ancak Şahmeran’ın yerini bilen çıkmaz. Sihir işleriyle de uğraşan Şahmur, Şahmeran’ı gören kişinin belden aşağısının pullu olacağını söyleyerek bütün halkın devlet imkânları ile bedelsiz ve zorla hamama gitmelerini emreder. Cemşab da zorla hamama götürülür. Belden aşağısı pullu olduğu görülen Cemşab, Şahmeran’ın yerini söylemesi için türlü yöntemler denenir. Her şeye rağmen kaçamak cevaplar vererek sırrını vermeyen Cemşab, son olarak dövülür ve cellada teslim edilir. Cemşab, infaz öncesi Şahmeran’ın mağarasını göstermeyi kabul etmek zorunda kalır.

Şahmur, mağarada sihir kullanarak Şahmeran’ın yerini tespit eder. Şahmeran bunun üzerine büyük hayal kırıklığı yaşayarak insanlara güvenilmeyeceğini tekrar anlar. Bunun üzerine Cemşab, kendisine zorla sırrının söyletildiğini Şahmeran’a anlatır. Şahmeran da, Cemşab’ın çaresizliği karşısında öldürüleceğini anlar ve öldürüldükten sonra ilk suyunun kaynatılarak vezir Şahmur’a içirilmesini, etinin de hükümdara yedirilmesini söyler. Daha sonra Şahmeran, Şahmur tarafından öldürülür. Cesedi 3 parçaya ayrılır. Şahmeran’ın kaynatılan ikinci suyunu Cemşab içerken, ilk suyu Şahmur’a verir. Şahmur, karnı şişerek acı içinde ölür. Hükümdar Kehsûrev ise 3 gün başı ve diğer parçalarından yer, dördüncü gün hamama giderek hastalığından kurtulur. Bunun üzerine hükümdar Cemşab’ı vezir yapar. Cemşab, Şahmeran’ın kaynatılan ikinci suyundan içtiği için kendisine ilim ve zekâ bahşedilir, görevinde büyük başarılar elde eder.

Şahmeran ile Cemşab’ın başka bir söylencesinde ise bir aşk hikâyesi anlatılır. Şahmeran’an âşık olan Cemşab’ın mücadelesini anlatan rivayette de uzun bir maceradan sonra Şahmeran vezir Şahmur tarafından öldürülüyor. Cemşab da Şahmeran’ın aşk acısını unutmak için kralın kızı ile evleniyor. Kötü vezir Şahmur da zindana atılıyor.

Şahmeran’ın Diğer Söylenceleri

Şahmeran hikâyelerinde bazı kaynaklar Cemşab’ın Lokman Hekim olduğunu söylüyor. Lokman Hekimli diğer bir söylence ise Şahmeran’ın Lokman Hekim’e şifalı otlarla ilgili sırlar verdiği anlatılıyor. Şahmeran’ın yakışıklı genç Tahmasp ile bir aşk hikâyesi de var. Mısırlı zengin tüccar Melikiya ile Şahmeran arasında da çok farklı bir serüven anlatılıyor.

Ancak anlatılan efsanelerin ortak yanı Şahmeran’ın şifa ve sağlık için öldürülmesi... Efsanelerdeki diğer bir ortak durum da Şahmeran’ın insanların ihaneti ve nankörlüğü sebebiyle yine bir insan için öldürüldüğü gerçeği… Hikâyelerden insanların küçük menfaatler için eşsiz ve değerli bir varlığın öldürülmesine göz yumdukları ortaya çıkıyor. Belki de bu kadar çok Şahmeran efsanesinin ortaya çıkmasının sebebi, çıkarlarını düşünen insanların masum niyetli insanları yok etmeyi göze alabildiğini farklı olaylarla anlatılmak istenmesinden kaynaklanıyor. Sanırım Şahmeran’ın gerçek hikâyesini Şahmeran ve onunla ilk karşılaşan kişiden başka kimse bilmiyor.


Yorumlar
elena gutav 2018-05-21 16:00:29

makale çok güzel ayrıca şahmeranın cemşabı düşünüp 2.kaynatılan suyu içmesini istemesi de göz yaşartıcı bir olay...

güzel doğan 2018-03-01 11:23:41

hikaye çok güzel ama şahmeranı öldürmeleri çok acı verici

Yorumunuzu Paylaşın