Makaleler

Recaizade Mahmut Ekrem'in Araba Sevdası Adlı Eseri, Hayatı ve Edebi Kişiliği

Yazar: Diba Bahadıroğlu
Recaizade Mahmut Ekrem'in Araba Sevdası Adlı Eseri, Hayatı ve Edebi Kişiliği

Osmanlı dönemi aydınlarındadır. 1847 yılında dünyaya gelmiş, 67 yaşında 1914 yılında hayata gözlerini yummuştur. Mezarı Samipaşazade Sezai ile aynı yerdedir.

Recaizade Mahmut Ekrem’in hayatını, edebi kişiliğini ve edebiyat dünyasına adının kalmasını sağlayan Araba Sevdası eseri üzerine bir yazı okuyacaksınız. 

Recaizade Mahmut Ekrem’in Hayatı

1847 yılında bir bakan oğlu olarak İstanbul’da dünyaya geldi Recaizade Mahmut Ekrem. Babası Takvimhane nazırlarındandır Recai Efendi’dir. Recaizade Mahmut Ekrem’in oğlu ise siyasetçi – yazar Ercüment Ekrem Talu’dur.

Recaizade Mahmut Ekrem babasından Arapça ve Farsça öğrendi.  1858 yılında Mekteb-i İrfan’ı bitirdi. Sağlık sorunları nedeni ile eğitim hayatını yarım bırakarak çalışmaya başladı. Harbiye İdadisindeyken 1862 yılında Hariciye Mektup Kalemi’ne girdi. 

1868 yılında Şura-yı Devlet muavini

1874 yılında Tanzimat ve Nafıa daireleri başmuavini

1877 yılında Şura-yı Devlet üyesi

1880 yılında Mülkiye Mektebi ile  Galatasaray Lisesinde edebiyat öğretmeni

1898 yılında Temyiz mahkemesi üyesi

1898 yılında Tanzimat Dairesi başkanı

1908 yılında Evkaf ve Maarif bakanı 

1908 yılında Ayan üyesi oldu.

Ölümü tüm devlet erkanı için büyük bir sarsıntı oldu. O öldüğü zaman okullar tatil edildi. Resmi tören düzenlendi. Anadolu hisarına oğlu Nijat’ın yanına defnedildi.

Recaizade Mahmut Ekrem’in Edebi Hayatı

Recaizade Mahmut Ekrem, Namık Kemal ile tanıştıktan sonra Encüman-ı Şuara’ya katıldı. Namık Kemal, siyasi baskılar sonucunda Fransa’ya kaçmak zorunda kalınca Recaizade Mahmut Ekrem onun yönettiği Tasvir-i Efkar gazetesini devraldı.  

Recaizade Mahmut Ekrem yeni edebiyatı savunur. Avrupa’ya yüzü dönük bir yazardır. Bu bakımdan eski edebiyat yanlısı  olan Muallim Naci ve yandaşları ile sık sık polemiğe girmiştir. Bu tartışma ortamları ise Servet-i Fünun ya da diğer adıyla Edebiyat-ı Cedide’ye ortam hazırladı.  Ayrıca, Recaizade Mahmut Ekrem, Tevfik Fikret’in Servet-i Fünun dergisinin başına geçmesine yardım etti. Onun sayesinde Servet-i Fünun bir edebiyat dergisi haline geldi.  Halit Ziya ve Cenap Şehabettin gibi gençler de Tevfik Fikret ve Servet-i Fünun etrafında toplandı.

Muallim Naci’ye karşı Zemzeme adlı eserini yazdı. Burada yeni edebiyatı ve kendi edebiyat anlayışını savundu. O, ayrıca inceleme ve eleştirilerini Talim-i Edebiyat adlı eserinde bir araya getirdi, Talim-i Edebiyat aynı zamanda onun ders notlarıdır.

Şiir, roman, tiyatro, öykü, eleştiri türlerinde eser verdi. Bir yazar olmasının yanında bir edebiyat kuramcısıydı ki bu da onu dönemdaşlarından ayrı bir yere yükseltir. Edebiyatın yenileşmesine katkıda bulunan aydınlarımızdandır. Düşünceleri oldukça değerlidir ki kendisinden sonra gelenleri de etkilemiştir.

Karamsar ve bireysel bir şairdi. Sanat ile güzelliği bir tutar ve sanatta güzellik ilkesine bağlı kalmayı uygun görüyordu. Doğaya ve insana dönük bir anlayışla şiirler verdi. Bu karamsarlık ve bireysellik ile Servet-i Fünun şairlerine ön ayak oldu, onları etkilemeyi başardı

Şiirlerinde işlediği aşk ve ölüm temleri oldukça önemlidir. Üç oğlunu da kendisi hayattayken toprağa verdi. Bu bakımdan işlediği ölüm temleri yaşanmışlarının izini taşır. Özellikle oğlu Nijat’ın ölümü onu çok sarstı. Edebiyatımızda en iyi ölüm temasını işleyen şiirlerinden bir tanesi bu acı ile verdi. (Bakınız, Ah Nijad)

Araba Sevdası adlı romanı ile Türk Edebiyatının ilk tam olarak gerçekçi romanını yazdı. Şimdi bu roman  üzerine yoğunlaşalım birazcık.

Recaizade Mahmut Ekrem ve Araba Sevdası Adlı Eseri

Batı edebiyatı unsurları edebiyatımıza gelişi güzel yayılıyordu, bu da yetmezmiş gibi Batı kültürü de yüzeysel ve çalakalem bir şekilde üst tabakadan halka doğru bir virüs gibi bizi işgal ediyordu. Bu aşamada insanlar Doğu kafasında ama bize bir iki beden büyük gelen Batı kıyafetlerinde yarı Doğulu yarı Batılı bir şekilde dolaşıyordu. Tanzimat döneminde kültürel olarak meydana gelen bu ikilik, yazarların da romanlarına konu oldu. Edebiyatımıza da bu konu “Yanlış Batılılaşma” olarak girdi. 

Araba Sevdası yazılmasından tam 10 yıl sonra yayımlanmasına rağmen edebiyatımızda gerçekçi akımla yazılan ilk romandır. Recaizade  Mahmut Ekrem, bu romanı 10 yıl bekletmeseydi ve bu romandan önce romantik karakter taşıyan iki romanı “Muhsin Bey” ile “Şemşa”’yı yayımlamasaydı Türk romanının realist akımına adapte olmasına etki olabilir ve kendisi de romantik yazar olarak değil gerçekçi yazar olarak anılırdı. Lakin buna rağmen edebiyatımızdaki ilkler listesinde yer alır Recaizade  Mahmut Ekrem ve Araba Sevdası adlı eseri.  Şimdi “Araba Sevdası” adlı romanı inceledikten sonra daha “Muhsin Bey” ve  “Şemşa”’ romanlarına da göz atalım.

Araba Sevdasının Konusu

Romanın baş kahramanı Bihruz Bey’dir. Bihruz Bey, mirasyedi bir paşa oğludur. Herhangi bir işi yoktur, yaptığı tek şey bütün gün alafranga giyinmek, alafranga yaşam şartlarına yarım yamalak uymak, Hıristiyan azınlıklardaki garson ile berber ile Fransızca konuşmak ( ki Fransızcayı tam olarak konuşamaz ) ve araba kullanmaktır. 

Bihruz Bey oldukça basit kafalı basit yaşayışlı ve basit bir kültürlü bir adamdır. Fransızcayı bırakın Türkçeyi bile doğru düzgün konuşamaz. Fransızca tek tük kelime bilmesine rağmen evinde Fransız hizmetçi tutar. Fransızca öğrenmek gibi bir düşüncesi ve bekar olup eğitilecek bir çocuğu olmadığı halde evinde bir Fransız mürebbiye tutar. Evine gelen arkadaşlarına bu kişiler hizmet eder ve çalışanlarının Türkçe konuşmasını yasaklar.  Haliyle olay gülünç bir hal alır çünkü Bihruz Bey onlar Fransızca konuşunca anlayamaz. Nihayetinde hem arkadaşları hem de uşakları ona bıyık altından güler.  

Türkçe konuşurken bile Türkçeyi söz dizimini beğenmez Türkçe sözcükleri Fransız söz dizimine uydurmaya çalışır. Bu da ona anlaşılmaz bir dil kimliği kazandırır.

Bihruz Bey’in yerli ve milli olan her şeyi hor görmek gibi bir alışkanlığı vardır. Fransa’dan ya da Avrupa’dan gelen her şeyi yüceltir. Bu haliyle Bihruz Bey aptal ve gülünç bir karakterdir. Recaizade Mahmut Ekrem bu durumun yani yarattığı Bihruz Bey’in komik olduğunu bilir ama o karakter ile birlikte o karakterin yanlış olduğu, sosyal davranışlarının hatalı olduğunu okuyucusuna bıyık altından bildirir.

Araba Sevdası gerek konusu gerek kahramanları gerek de tarzı ile yerli bir romandır. Ayrıca karakter ve olaylardaki tasvirlerde realizmin tüm ögelerine sadık kalınmıştır. 1880 yılından sonra edebiyatımızda önemli bir yer tutan realist akımın ilk ve iyi örneklerinden birisidir Araba Sevdası tüm bu özellikleri ile.

Muhsin Bey yahut Şairliğin Hazin Bir Neticesi adlı eser 1889 yılında yayımlanmıştır. Konusu bir Muhsin adındaki şairin acılarıdır. Bu anlatım ve roman tamamen romantik yapıdadır.

Şemşâ ise 1896 yılında Araba Sevdası yayımlanmadan biraz önce basılmıştır. Önce Servet-i Fünun’da tefrika edilmiş bu tefrikaların ardından kitap haline getirilmiştir. Şemşâ adlı bir kızın yaşamı anlatılır bu romanda. Şemsa küçük yaşta öksüz ve yetim kalmıştır. Bu kız, uzun bir süre hayatta kalamaz, romanda bu kısa yaşamın ızdırablarını konu alır. Devrin genel edebiyat eğilimine uygun olarak yazılmıştır. Teknik zayıf anlatım şairane bir anlatımdır. Romanda olaydan çok tasvirler ve düşünceler vardır.  Bu roman, devrin henüz romantik akımdan kurtulamadığının en büyük delilidir. 

ESERLERİ

Manzumeleri

  • Nağme-i Seher (1871)
  • Yadigâr-ı Şebâb (1873)
  • Zemzeme (3 cilt, 1883-1885)
  • Tefekkür (düzyazı ile karışık, 1888)
  • Pejmürde (düzyazı ile karışık, 1893)
  • Talim-i Edebiyat (1897)
  • Nijad Ekrem (2 cilt, anılarla birlikte, 1900-1910)
  • Nefrin (1914)

Roman

  • Araba Sevdası (1896 ilk realist roman)
  • Öykü
  • Saime (1888)
  • Muhsin Bey Yahut Şairliğin Hazin Bir Neticesi (1890)
  • Şemsa (1895)

Tiyatro

  • Afife Anjelik (1870)
  • Atala Yahut Amerikan Vahşileri (1873)
  • Vuslat Yahut Süreksiz Sevinç (1874)
  • Görev Çağrısı (1914)
  • Çok Bilen Çok Yanılır (1916)
  • Muhsin Bey (1915)

Şiir

  • Zemzeme

Kaynaklar

Akyüz, Kenan, Modern Türk Edebiyatının Ana Çizgileri 1860 – 1923 , İnkılap Kitabevi
Moran,Berna, Türk Edebiyatına Eleştirel Bir Bakış, İletişim Yayınları, 2012
Özkırımlı , Atilla, Türk Edebiyatı Ansiklopedisi, c.4, s. 985-986
Tüzer, İbrahim, Türk Dili ve Edebiyatı / Yeni Edebiyat, Akçağ Yay., Ankara, 2015

Yorumunuzu Paylaşın