Makaleler

Mai ve Siyah Romanının Özeti ve Tahlili

Yazar: Zülal Külekci
Mai ve Siyah Romanının Özeti ve Tahlili

Hem kendi döneminin hem de tüm Türk edebiyatı tarihinin en büyük yazarlarından biri olan Halid Ziya Uşaklıgil’in kaleme aldığı Mai ve Siyah adlı roman Aşk-ı Memnu romanı ile birlikte yazarın ve döneminin en iyi romanlarındandır. Servet-i Fünun döneminin en aktif ve önde gelen yazarlarından olan Halid Ziya Uşaklıgil ile ilgili ayrıntılı bilgiye Halid Ziya Uşaklıgil'in Hayatı ve Halid Ziya Uşaklıgil'in Edebi Kişiliği başlıklı yazılardan ulaşabilirsiniz. Bu yazımızda Halid Ziya Uşaklıgil’in Mai ve Siyah adlı romanının özeti ve tahlilini yapacağız.

Mai ve Siyah Romanının Konusu

Mai ve Siyah romanında lise son sınıfta babasını kaybetmesi üzerine ailesinin geçim yükünü omuzlarına alan hayalperest Ahmet Cemil’in, bu zorluklar altında ezilişi ve hayallerinin nasıl yok olduğu gözler önüne serilir. Bir yazar olan Ahmet Cemil’in üzerinden bir yazarın zorluklarla dolu hayatı anlatılır.

Mai ve Siyah Romanının Özeti

Henüz lise son sınıfta tahsil görürken babasını kaybeden Ahmet Cemil, evinin ve ailesinin tüm geçimini yüklenmek zorunda kalır. Binbir güçlükle liseyi bitirdikten sonra para kazanmak için çalışmaya başlar. Ahmet Cemil’e kalsa tüm gününü kitaplarla ve edebiyat dünyasına bir yenilik getireceğini düşündüğü şiiri ile geçirmek ister. Ancak hayat şartları ve ailesinin içinde bulunduğu kötü durum yüzünden hayallerini ertelemek zoruna olan Ahmet Cemil, polisiye romanları çevirerek para kazanmaya çalışır. O dönemde sayıları fazla olmayan kitapçılarda Ahmet Cemil’in yaptığı çevirileri yok denecek paraya satın alırlar. Ahmet Cemil, bu zor şartlar altında ezilirken kendine bir çıkış kapısı bulur. Mirat-ı Şuun adlı gazetede yazar olarak hikayeler çevirecektir. Bu iş sayesinde hayatı biraz olsun düzene giren Ahmet Cemil, ünlü bir yazar olma hayalleri için yeniden çalışmaya başlamak ister. Ali Şekip Bey’in bulduğu zengin çocuklarına ücretli özel dersler verir. Öğrencilerin şımarıklıklarına sadece ailesi için katlanır. Ahmet Cemil’in yazacağı eser öyle bir eser olacak ki edebiyat camiasına büyük bir yenilik getirerek ona ünün ve şöhretin kapılarını açacak ve Ahmet Cemil bu şekilde büyük hayaller kurarak hayatını sürdürür. Çalıştığı gazetede onun gibi yazar olan Raci karakteri ile fazla geçinemez. Raci, Ahmet Cemil’in düşüncelerinin aksini savunan biridir.

Ahmet Cemil’in liseden arkadaşı olan Hüseyin Nazmi, Ahmet Cemil gibi bir edebiyat aşığıdır. Ahmet Cemil’in aksine varlıklı bir ailesi olması Hüseyin Nazmi’nin edebiyat ve sanat ile rahatça ilgilenebilmesine olanak sağlar. Ahmet Cemil, Hüseyin Nazmi’nin kız kardeşi Lamia’ya aşıktır. Ancak Lamia’ya olan aşkını bir türlü itiraf edemez. Bunun en büyük sebebi de aralarındaki maddi durumdur. Zengin ve varlıklı bir ailenin kızı olan Lamia ancak zengin ve varlıklı birine eş olabilir. Lamia’ya layık bir hayat kurabilirse Lamia ile evlenebileceğini düşünür. Ahmet Cemil’in ün ve şöhret sahibi olmak istemesinin en büyük sebeplerinden biride bu düşüncesidir.

Ahmet Cemil’in çalıştığı Mirat-ı Şuun gazetesinin sahibinin oğlu Vehbi Bey, Ahmet Cemil’in kız kardeşi İkbal ile evlenir. Ahmet Cemil çok sevdiği kız kardeşinin yüzü gülsün diye ona güzel bir düğün yapmak ister. Ancak maddi bir birikimi olmadığı için çeyiz ve düğün masraflarının tamamını erkek tarafı karşılar. Görücü usulü yapılan bu evlilik mutlu son ile bitmez. Çünkü gelin ve damat birbirini görmeden evlendirilirler. Vehbi Bey, Süleymaniye’deki eve iç güveysi geldiği için Ahmet Cemil kendini huzursuz hisseder. İlk bir hafta arkadaşı Hüseyin Nazmi’nin köşkünde misafir olur. Daha sonra eve uğramamak için kendine fazladan özel dersler alır ve bunları bahane eder. Başlarda her şey güzel gidiyormuş gibi görünse de geçen zaman ile birlikte Vehbi Bey kötü alışkanlıklarına geri döner. Çapkınlık, alkol vb. Evin hizmetçisi Seher’i taciz eden, sinirlendiği zamanlarda İkbal’i tartaklayan Vehbi Bey, yine sinirlendiği bir zaman İkbal’i döver. İkbal hamiledir. Ancak hamile olması Vehbi Bey’in şiddetinden kurtulmasına yetmez. Bir gün Vehbi Bey, İkbal’in hamile olduğunu hiç düşünmeden ona bir tekme atar. İkbal bu tekme yüzünden çocuğunu düşürür. Kanaması durmayan İkbal ölüm ile burun burunadır. Ahmet Cemil, annesinin küpe ve yüzüklerini rehin vererek aldığı parayı İkbal’in kurtulması için harcar. Ancak hiçbir müdahale İkbal’i kurtarmaya yetmez.

Ahmet Cemil, en yakın arkadaşı Hüseyin Nazmi’yi ziyaret ettiği bir gün ondan yeni haberler alır. İlk olarak Hüseyin Nazmi, Avrupa’ya tayini çıktığı haberini verir. Hüseyin Nazmi’nin bu duruma seviniyor olması Ahmet Cemil’i de sevindirir. Ahmet Cemil’in Lamia’ya olan aşkından haberi olmayan Hüseyin Nazmi, Ahmet Cemil’in de sevineceği düşüncesi ile ikinci haber olarak Lamia’yı bir subay ile evlendireceklerini söyler. Dünyası başına yıkılan Ahmet Cemil’i bir süre hatıralar esir alır. Ahmet Cemil, Lamia’nın istek dışı evlendirileceği kanaatine varır. Önce Lamia’ya aşkını itiraf etmeyi düşünse de bulunduğu maddi durumu engel olarak görür ve bu düşüncesinden ve sevdasından vazgeçer.

Ahmet Cemil, canından çok sevdiği kız kardeşi İkbal’in ölümü üzerine aşık olduğu kadını da kaybedince kendini yenilmiş hisseder. Artık yaşamak için hiçbir sebebi kalmaz. Elinde kalan tek şey eseridir. Bu eseri de ailesi ve İkbal için bitirmek isteyen Ahmet Cemil hiç düşünmeden eserinin müsveddelerini ocağa atar ve yanışını seyreder. Ahmet Cemil için İstanbul’un bir anlamı kalmaz. Ahmet Cemil de arkadaşı Hüseyin Nazmi gibi tayinini ister. Annesini yanına alan Ahmet Cemil bir gemiye atlayarak İstanbul’a veda eder. Ahmet Cemil, geminin yola devam ettiği bir gece intihar etmek için geminin kenarına yaklaşır. Tam intihar edeceği sırada annesinin sesini duyar. Bu ses Ahmet Cemil’i daldığı düşünceler aleminden uzaklaştırır. İntihar etmekten vazgeçen Ahmet Cemil annesi ile birlikte yeni hayatlarına devam ederler.

Mai ve Siyah Romanının Kahramanları

Ahmet Cemil: Mai ve Siyah adlı romanın başkahramanıdır. Sessiz, sakin, kendi halinde bir hayat sürer. Kırılgan bir kişiliğe sahip olan Ahmet Cemil’in edebiyata olan ilgisi her akşam babası ile Mesnevi okuyarak geçirdiği vakitlerden kaynaklanır. Ahmet Cemil, hayalperest, çekingen ve pasif kişiliği ve zorluklardan kaçmak istemesi gibi kişilik özelliklerine sahip olması Servet’-i Fünun topluluğunu temsil eder.

Hüseyin Nazmi: Ahmet Cemil ile okul yıllarında tanışarak çok yakın arkadaş olurlar. Edebiyata bakış açılarının birbirinin aynısı olması iki gencin daha da yakınlaşmalarını sağlar. Ahmet Cemil ve Hüseyin Nazmi, eski edebiyatın eksik olduğunu düşünür ve batı edebiyatından gelen şiir anlayışını benimserler. Hüseyin Nazmi, varlıklı ve zengin bir ailenin çocuğu olduğu için maddi sıkıntılar çekmeden istediği kitabı alabilir. Bu sayede zengin bir kütüphaneye sahip olur.

Lamia: Hüseyin Nazmi’nin kız kardeşidir. Piyano çalmasını bilen iyi eğitimli güzel bir kızdır. Ahmet Cemil Lamia’yı gizlice sevmektedir. Ahmet Cemil, Lamia’ya olan aşkını itiraf edemediği için Lamia hiçbir zaman bu aşktan haberdar olmaz ve bir subay ile nişanlanır.

İkbal: Ahmet Cemil’in kız kardeşidir. Vehbi Bey ile olan evliliğinde beklediğini bulamaz. Vehbi Bey tarafından sürekli tartaklanır. Vehbi Bey ile tartıştığı sırada Vehbi Bey’den yediği bir tekme sonucu karnındaki çocuğu düşürür ve kan kaybından ölür.

Vehbi Bey: Ahmet Cemil’in yazarlık yaptığı Mirat-ı Şuun gazetesinin ortaklarından Tevfik Efendi’nin oğludur. Romandaki olumsuz tiplerden biridir. Saygısız, ahlaksız biri olan Vehbi Bey, Ahmet Cemil’in kız kardeşi İkbal ile evlenir. İkbal’e uyguladığı şiddet sonucu İkbal’in ve karnındaki çocuğun ölümüne sebep olur.

Ali Şekip: Mirat-ı Şuun gazetesinde çalışan yazarlar arasında en çok bilgiye sahip olanıdır. Çok kitap okuduğu için hemen hemen her konuda biraz da olsa bilgisi vardır. Gazete’nin başına geçen Vehbi Bey’in ilk işi yazar fazlalığını bahane ederek Ali Şekip’i işten çıkarması olur. Ali Şekip işten çıkarıldıktan sonra bir dükkan açarak esnaf olur.

Raci: Ahmet Cemil’in tam tersi bir karakterdir. Yeni edebiyatı savunan Ahmet Cemil’in aksine eski edebiyatı savunur. Hiçbir şey bilmemesine rağmen her konuda atıp tutar. Ahmet Cemil’i hiç sevmez ve onun hatalarını arar. Ahmet Cemil’in yazılarını en ince ayrıntısına kadar inceler ve bir hatasını bulduğu zamanda bire bin katarak anlatır. Ailesi ile hiç ilgilenmeyen Raci, kazandığı tüm parayı Alman bir kadına harcar. Yaşadığı düzensiz ve serkeş hayat yüzünden sağlığı bozulur ve hastaneye kaldırılır.

Mai ve Siyah Romanında Zaman

Mai ve Siyah romanında Ahmet Cemil karakterinin hayatı anlatılır. İlk kısımlarda Tepebaşı Bahçesindeki toplantıda yaşananlar anlatılır. Bu bölümlerde Ahmet Cemil karakteri okuyucuya tanıtılarak karakterin hayallerinden ve sanata bakış açısından söz edilir. Romanın devamında geçmişe dönülerek Ahmet Cemil’in 22 yıllık geçmişi okuyucuya sunulur. Romanda yaşanılan tarihe geri dönülerek Ahmet Cemil’in yaşayacağı iki yıl anlatılır ki asıl konu bu kısımlardadır. Kısaca Mai ve Siyah romanında Ahmet Cemil karakterinin 22 yıllık geçmişi ve devamında yaşadığı 2 yıllık süreç anlatılır.

Mai ve Siyah Romanında Mekan

Halid Ziya Uşaklıgil, bir yazar olan Ahmet Cemil’in hayatını anlattığı Mai Ve Siyah adlı romanında mekan-kişi ilişkisini çok iyi kullanır. Ahmet Cemil gibi sessiz, sakin ve içine kapanık bir karakter olan birinin bulunduğu mekanlarda ona uygun mekanlar olur. Halid Ziya Uşaklıgil bu mekanlar için genellikle karakterin yalnız kalmasını sağlayan sessiz, sakin yerler seçer.

Mai ve Siyah adlı romanın dış mekanı İstanbul’dur. Olayların gerçekleştiği iç mekanlar Ahmet Cemil ve ailesinin yaşadığı Süleymaniye’deki ev, Mirat-ı Şuun gazetesinin matbaası, Hüseyin Nazmi’nin yaşadığı köşk’tür. Bunların yanı sıra Beyoğlu sokakları ve Beyoğlu’nda bulanan kahve ve eğlence yerleri iç mekanlar arasında sayılabilir.

Mai ve Siyah Romanının Tahlili

Halid Ziya Uşaklıgil’in, Namık Kemal’in, Recaizade Mahmut Ekrem’in Mehmet Rauf’un romanlarında işlediği başkarakterin yaşadığı evi kaybetmesi olgusu ile o dönemin Osmanlı Devleti’nin kötü gidişatına gönderme yapmak için kullanılarak devletin yıkılması durumunda halkında karakterler gibi zor durumda kalacağı anlatılmaya çalışılır. Yine aynı eserlerde babanın ölümünün gerçekleşmesi olgusu da aynı konuya gönderme yapmaktadır. Babanın ölümü devlet yönetiminin yıkılmasına, karakterin yaşadığı evi kaybetmesi ise vatan topraklarının kaybedilmesine gönderme olacaktır.

Ahmet Cemil karakteri, hem sanat anlayışı hem de kişilik olarak Servet’i Fünun sanatçılarını; Raci ise eski edebiyatı temsil eder. Bu iki karakter arasındaki tezatlık ve çatışma hali dönemin eski-yeni tartışmalarının bir temsilidir sadece. Bazı araştırmacılar Ahmet Cemil’i Tevfik Fikret, Raci’yi ise Muallim Naci olarak kabul ederler. Kişilerin karşılaştırmasının doğruluğu bir yana Ahmet Cemil ve Raci’nin üzerinden yapılan eski edebiyat-yeni edebiyat tartışması kesindir.

Halid Ziya Uşaklıgil romanlarında süslü ve ağır bir dil kullanır ve bu durumu kendiside kabul eder. Halid Ziya Uşaklıgil’in romanlarının günümüzde bile anlaşılması zor bir dili var. Yazar ağır ve sanatlı bir dil ile yazdığı eserlerini ölümünden önce 1938 yılında kendi sadeleştirir.

Mai ve Siyah romanında işlenen temalardan biri şiir sanatıdır. Yazar bu tema ile kendi mensubu olduğu sanat topluluğunun anlayışını anlatır. Aşk, geçim derdi, görücü usulünün zararları gibi yan temalar bulunan Mai ve Siyah romanının asıl teması hayaller ve bu hayallerin yıkılması üzerinedir. Mai, hayalleri, siyah ise bu hayallerin yıkılışını ve hayatın gerçeklerini temsil eder.

Realist ürünler ortaya koyan Halid Ziya Uşaklıgil’in, realist bir yazar olan Stendhal’dan etkilendiği düşünülürse romanına verdiği Mai ve Siyah adının Stendhal’ın Kırmızı ve Siyah romanından esinlenilmiş olduğu düşünülebilir.

Kaynaklar

Mai ve Siyah, Halid Ziya Uşaklıgil, İnkılap Yayınevi, İstanbul

Yorumlar
ali ali 2017-05-09 00:19:09

kitap kaç sayfa?

namesiz 2017-01-02 00:44:22

Mükemmel bir özet, tebrikler.

Yorumunuzu Paylaşın