Makaleler

Lev Tolstoy Kimdir?

Yazar: Diba Bahadıroğlu

Sadece kitapları ile değil; yaşamı ile de çok büyük ilgi çekmiş, ölümüyle bile yöneticileri korkutmuş bir aydın, dahi..

Lev Tolstoy Kimdir?

Tolstoy, bir kont olan babanın oğluydu, asker oldu ve Türklerle savaş alanında karşı karşıya geldi. Rusya’nın kıtlık döneminde devasa servetinden 80’i aşkın aş evi kurdu. Aforoz edildi, ölümünde bile yöneticiler onu kendi saflarına geçirmeye çalıştılar. O kadar çok seveni vardı ki cenazesine neredeyse tüm Rusya katıldı. Bu bakımdan Tolstoy sadece bir yazar değildi; topluma yön veren bir aydın ama en önemlisi bir kanaat lideriydi. Şimdi İngilizlerin Leo Tolstoy olarak bildikleri bu aydını soru cevaplar ile anlatalım.. 

Lev Tolstoy’un Hayatı

Rusça Лев Никола́евич Толсто́й olarak bilinen ve tam adıyla Lev Nikolayeviç Tolstoy, 9 Eylül 1828 tarihinde doğmuş ve tam 82 yaşında 20 Kasım 1910 tarihinde bir istasyonda hayata gözlerini yummuştur

1. Tolstoy Nerede Doğmuştur?

Tolstoy, 9 Eylül 1928 yılında Rusya’nın başkenti olan Moskova’da, Tula civarındaki Yasnaya Polyana Malikanesinde bir kont veliahttı olarak dünyaya geldi.


2. Yasnaya Polyana Konağı’nın özeliği nedir? Şuan nerededir?

İngilizce Bright Glade olarak geçen Polyana konağı, şuan Tolstoy soyuna aittir ve aynı zamanda Lev Tolstoy’un mezarının bulunduğu yerdir. Tolstoy’a şatosunu tarif et denildiğinde “ Ulaşılamaz edebi kalem” diye tarif etmiştir. Gerçekten de burayı kendi kalesi olarak görürdü; Anna Karenina ile Savaş ve Barış romanlarını burada yazmıştır.

 Yasnaya Polyana mülkü ilk elden Kartsev ailesininmiş ama 18. yy sonlarına doğru Tolstoy’un dedesi Prens Nikolai Volkonskiy tarafından satın alınmıştır. Bugün o ihtişamını kaybetse de Fransız bahçesini oluşturan kişi de Nikolai Volkonskiy’dir. Ayrıca İngiliz tarzı bir dekorasyon da vardır ki şuan İngilizler buraya akın edercesine ziyaret etmektedir.

Prens Nikolai Volkonskiy bir erkek evladına sahip değildi; tek kızı Maria Volkonskiy, Nikolai Ilyich Tolstoy ile evlenmiş; babası ölünce kızına geçen konak, ataerkil anlayışın getirisi ile Tolstoy’un mülkü olmuştur. Nikolai Ilyich Tolstoy, konağı daha da güzelleştirmiş; çalışma odaları ile evin oda sayısını 41’e çıkarmış ve bahçeleri de daha da geniş hale getirmiştir.

Şato 32 odalıdır. Bu devasa evi müze olarak açma fikri 6 evladından birisi olan Alexandra Tolstoy’un fikri idi. Şimdi Moskova’nın 200 km güneybatısında olan bu yerin işletmesi Vladimir Tolstoy’a aittir. Zaten arazi de 1921 yılında kamuya açılmıştır. Şimdi burada restore edilmiş, oda sayısı kırkı geçen Yasnaya Polyana şatosu, ondan daha geniş ve büyük olan bahçesi ve bu bahçede Tolstoy’un köyün çocuklarının okuması için kurduğu okul ile birlikte bir mezar taşından ibaret olan Tolstoy’un mezarı yer almaktadır.

3. Lev Tolstoy’un Ailesi Kimdir?

Yukarıda da anlattığımız gibi Tolstoy’un annesi Prens Nikolai Volkonskiy’in biricik kızı Maria; babası ise 1812 yılında İngiltere – Rusya savaşı gazilerinden Nikolai Ilyich Tolstoy olarak bilinir. Ama maalesef İki yaşında annesini, dokuz yaşında babasını kaybetmiş olan Tolstoy, akrabaları tarafından büyütülmüştür.

Tolstoy, entelektüel bir ailede büyümüştür. Ceddinden birisinin Çar Petro’nun bakanlarından biriyken yeğeni Kont Aleksi sevilen bir yazar, şair ve oyun yazarı idi. Büyük dedesinin prens unvanı almasının nedeni de onun, Katherina zamanındaki orduya başkomutanlık yapmış olmasıdır. Çok varlıklı ve güçlü bir aileden gelen Tolstoy, anne ve babasını kaybettikten sonra efendisi olduğu yüzlerce köy ve devasa bir şato ona kalmıştı. O, beklenen aksine ne yüksek sosyete girmek istedi ne de köylünün hakkını gasp ederek daha da zengin olmaya çalıştı..

Ayrıca, Rus kaynaklarında Tolstoy’un soyunun Cengiz Han’dan geldiği yazılır. Aslında Kırgızistan da dahil olmak üzere bu durum Moğolistan’ın olduğu her yerde geçerlidir. Kırgızların anlatılarına göre Moğollar, istila dönemlerinde tüm Kırgız erkeklerini katletmiş ve Kırgızların iklimlerinin aksine esmer olmalarını sağlamıştır. O zamanlar ufak bir beylik olan Rusların pek çoğuna da tecavüz ettikleri, asimile ettikleri söylenir. Bu bakımdan Türkî devletlerde Moğol soyundan gelen kişi pek çoktur. Pek tabii Tolstoy ailesi de bunlardan birisi olabilir.

4. Tolstoy’un Eğitim Hayatı Nedir?

Tolstoy, 1844 yılında 16 yaşında eğitim için Kazan Üniversitesine gönderildi ama o , 1847 yılında kalesine geri dönerek ailesine resmi eğitimin ne kadar gereksiz olduğundan bahsederek kendi kendini yetiştirmek istediğini söyledi. Öyle de oldu.

5. Tolstoy Neden Askerlik Yapmak İstedi?

1852 yılında henüz genç bir adamken zenginlik dolu yaşamından kurtulma kararı aldığından bahseder anılarında. Bunun için ağabeyi Nikolay’ın ( O zamanlar askerdi ve komutan rütbesindeydi ) yanına giderek asker olmak istediğini söyledi. O zamanlar Rus İmparatorluğu bir yayılma politikası izliyordu. Amaçları Kafkaslar, Balkanlar ve ardından Avrupa fethi idi. Hatta Uzakdoğu da Rusya’nın ele geçirmek istediği yerlerdendi. Elbette bu politikası ile Almanya, Japonya, Avusturya ile karşı karşıya geldi. Özellikle Petro döneminde Rusların düşman ilan etmedikleri sanırım sadece Afrika ve Hindistan kalmıştır. Hatta Osmanlılar ile karşı karşıya gelmiş, Almanya – Avusturya – Osmanlı ortaklığı sayesinde Kafkasya’da Ruslara karşı bir cephe açılmıştır. Buna Kafkas cephesi denir ve Tolstoy da bu cephede görev almıştır. Yani Tolstoy ile Türkler savaşta karşılaşmıştır. Elbette bu tarihte ilk değildir çünkü Don Kişot yazarı Cervantes de Türkler ile savaşta tanışmış ve gelen bir Türk kurşunu ile Cervantes sakat kalmıştır. Aynı durum Tolstoy için geçerli olmadı ama; o, yara almadan ya da sakat kalmadan asteğmen rütbesine kadar yükselmişti. Türk milletinden olan Tatarların baskınını bastırmak için görevlendirilmiştir ve adından da anlaşılacağı üzere bir öyküsünde bu baskını konu almıştır. Kafkas cephesinde olduğu sıralarda “BASKIN”, “ORMAN KESİMİ”, “SİVASTOPOL ÖYKÜLERİNİ” adlı hikayelerini kaleme almıştır.

Savaşta olması Tolstoy’un Savaş ve Barış adlı romanının tarihe geçmesini sağlamıştır. Çünkü Tolstoy, savaş karşıtlığı fikrini, askerliğin reddedilme düşüncesini burada edinmiştir. Üstelik dönemindeki savaş karşıtı yazarların aksine, tarafsız ve ulusal bir kaygı gütmeden savaşı anlatmıştır. Savaşın daha çok ruhsal ve etik sorunlarını tanışarak döneminin savaş karşıtı yazarlarına yeni bir ufuk açmıştır. Savaşın ne kadar anlamsız olduğunu, insanı ve ulusları nasıl sevgisizleştirdiğini kendine has betimlemeleri ile anlattığı hikayelerinin sonunda “Savaş ve Barış” romanı gelmiştir zaten. Daha sonra bu tecrübelerinden edindiği düşünceleri ile Gandhi ile mektuplaşacaktır. 1857 yılında kendi hayatını anlattığı “ÇOCUKLUĞUM, İLK GENÇLİK VE GENÇLİK” kitabın cephede boş zamanlarında yazmıştır. Ayrıca yine ilk büyük romanı olan “KAZAKLAR” adlı romanı cephedeyken yazmıştır ama 1863 yılına kadar yayımlamamıştır.


6. Tolstoy Askerliğe Devam Etti mi?

Tolstoy, askerlikten nefret etti. Gandhi’ye ölümünden hemen önce yazdığı mektubundan askerliği herkesin reddetmesinden bahsediyordu. Bu bakımdan askerliği bıraktı ve Avrupa’ya doğru bir geziye çıktı. 1857 yılındaki bu ilk büyük gezisinde Fransa, İtalya ve İsviçre’yi gezdi. Zaten okumaya çok önem vermiş, Fransızca öğrenmiş ve hatta J.J. Rousseau ve Voltaire’yi aslından okumuştur. İki yıl bu toprakları gezdi, anlamaya çalıştı. Zaten aklında şimdiki dinin yozlaşmış olduğu fikri vardı; insanları mutlu edecek yeni bir din arayışındaydı. Belki bu yüzden Avrupa’da özellikle eğitim kurumlarını gezdi. 1859 yılında Rusya’ya döndüğünde köyündeki çocuklar için bugün bile pek çok gelişmiş ülkede olmayan bir okul açtı. Bu okulda ödül, ceza yoktu, derse gelme zorunluluğu yoktu. Tamamen çocuk üzerine bir eğitim inşa etmişti. Bu esnada da “AİLE MUTLULUĞU” adlı romanını yazdı ve bir yıl sonra yeniden Avrupa’ya seyahat etti. Artık yavaş yavaş kendisine ait bir felsefe sistemi geliştirmiş ve gerçekten de halk tarafından çok fazla seviliyordu. Ama yeni bir şey önce her zaman tek bir şey yapılmalı idi.

7. Tolstoy Neden Aforoz Edildi?

1863 yılında 35 yaşında SAVAŞ VE BARIŞ adlı eserini yazmaya başladı ve bunu 6 yıl sonra bitirdi. Daha sonra ANNA KARENİNA adlı romanına 1873 yılında başladı ve 1877 yılında onu da bitirdi. Otobiyografilerinden anlaşıldığı kadarıyla yazarken en çok sıkıldığı eseri ANNA KARENİNA idi ve bir ara yarım bırakmayı bile düşünmüş. Ama bunun yanı sıra en çok övündüğü iki eseri de SAVAŞ VE BARIŞ ile ANNA KARENİNA olmuştur.

Bu iki büyük eserlerle hem halk tarafından hem de dönemdaşlarından Turgenyev, Dostoyevski gibi Rus edebiyatının devlerinden tam not aldıktan sonra 1880 yılından itibaren Çarlık Rusya yönetimine ve kiliseye saldırmaya başlamıştır. Kilise ve yönetimi eleştiren eserleri üst üste gelmeye başladı : İVAN İLYİÇ’İN ÖLÜMÜ(1886), KROYÇER SONAT (1889), EFENDİ İLE UŞAĞI (1895)  ve aforoz edilmesini sağlayan DİRİLİŞ   ( 1899)…

Çarlık Rusya’nın halkı aç bırakan savaş şartlarını bir de vergilerle desteklemesi ile ölümün eşiğine gelen köylülere neredeyse servetinin yarısını dağıtarak 80’i aşkın aş evi kuran Tolstoy’un dinsiz olması halkın umurunda değildi. Halk tarafından o kadar seviliyor ve o kadar saygı görüyordu ki ne kilise ne de Çarlık yönetimi ona dokunamamıştı.

8. Tolstoy’un Ahlak Anlayışı Nedir?

1900 yıllarından ölümüne kadar ahlak kuramları ile ilgilendi. Gandhi ile mektuplaşmalarından da görüleceği gibi her dine karşı sevgi ve hoşgörü besliyordu. Mülkiyet konusunda bugün komünizmin temellerini attı diyenleri haksız çıkarmayacak ölçüde mülkiyetsizlik fikrini savunuyordu. Son zamanlarda tütün ve alkol gibi lüks tüketimi bırakıp köylüler arasında bir hırka ve çuvaldan kendisinin diktiği elbiseler ile yaşıyordu. Onlardan biriydi. Ölürken dahi “Köylüler ne olacak” diye düşünüyordu.

9. Tolstoy’un Dış Görünüşü Nasıldı?

Tolstoy, çirkin, tıknaz ve kısa boylu bir adamdı. Yanaklarına kadar çıkan sakalları vardı. Çirkinliğini bu sakallar ile sakladığı bilinmektedir. Ayrıca kendisi de ne kadar çirkin olduğunun farkındadır. Ama Turganyev’in anlatımıyla, çok keskin bakışlara sahip olduğu biliniyor.

10. Tolstoy’un Karısı ve Çocukları Kimdir?

1862 yılında Sophie Behrs ile evlendi. Sophie Behrs o zamanlar 16 yaşında, Tolstoy ise 34 yaşında idi. Sophie Behrs’den tam 12 çocukları oldu. 5 tanesinin kimisi doğumda, kimisi de doğumdan kısa bir süre öldü. Karısı özellikle SAVAŞ VE BARIŞ adlı eserinin düzetilmesinde çok yardımcı oldu.  

Sırası gelmişken Tolstoy’un en büyük iki korkusu olduğundan bahsetmek lazım : Müzik ve kadınlar. Kadınları kendisinde büyük şehvet uyandırdığı için korkunç bulurken piyano sesinden de korkardı. Kadınlara karşı kin tuttuğunu kendisi de dile getirirken bunun nedeni sorulduğunda kadınların şehvet arzusunu arttırdığı için erkeklerde olması gereken cesaret ve akıl gibi özellikleri yok ettiğini söylerdi. Kadınlara karşı duyduğu kini ve şehveti de ancak av ile kontrol altına aldığı biliniyor. Yalnız av konusunda pek çok defa aşırıya kaçmıştır.

Tolstoy giderek büyük bir depresyona giriyordu. Köylülerin aç ve sefil halleri her gün onun daha da kötü hissetmesini sağlıyordu. Hayvanlara karşı duyduğu acımasızlığı insana karşı duyamıyordu. Bunun sonucunda servetinin yarısından fazlasını köylüler için harcamaya ve onlara dağıtmaya başladı. Ama karısı Sophie Behrs bu durumu hiç hoş karşılamadı ve aralarında tartışmalar başladı. Bu durumdan oldukça sıkılan Tolstoy, bu yüzden 1910 yılından, ölümünden birkaç hafta önce 82 yaşındayken küçük kızını ve doktorunu da alarak atla evden kaçtığı bilinmektedir.


11. Tolstoy ve Gandhi İlişkisi Nasıldı ?

Hindistan’da savaş esnasında halka destek olan kanaat liderleri Gandhi ile Tolstoy mektuplaşmışlar ve fikir alışverişinde bulunmuşlardır. 1 Ekim 1909 yılında Londra’dan gönderdiği mektupta Gandhi, Tolstoy’a eserlerini okuduğundan bahsetmekte ve ayrıca ondan “yaşamımızın ana sorunu yaptığımız” sorulara cevap bulmasını rica etmiştir. Tolstoy bu mektubu mutlulukla karşılamış ve ona 7 Eylül 1910 yılında Koçeti’den cevap yazmıştır.

12. Tolstoy’un Edebi Kişiliği Nasıldır?

Tolstoy’un öncelikle müthiş bir gözlem yeteneği vardır. Bu yeteneğinin altında aslında köylüler içinde çok fazla yaşamasının, yetiştirildiği ortamdan çok daha farklı ortamlara defalarca girmesinin etkisi de olabilir. Ama Dostoyevski bile onu öğretmen olarak tanımlar ve kendisinin de ancak onun öğrencisi olduğunu dile getirir.

Ataol Behramoğlu’nun da dediği gibi onun eserlerinde insanı sıkan, gereksiz uzatmalar yoktur. Deyim yerindeyse bir hayatı tüm çıplaklığı ile ama güzel bir biçimde anlatır. Üstelik, seçtiği konular yine Behramoğlu’nun deyimi ile “derinleşen ve genişleyen” konular. Her zaman her romanında sizi şaşırtabilir .

Tolstoy, pek çok kişiye göre aynı zamanda düşünce adamı olduğu için de çok değerlidir. Deyim yerindeyse kuru edebiyat yapmaz, alt metinlerle doludur ve karakter yaratımı oldukça başarılıdır. Anlatım gücü ise belki doğuştan gelen yeteneği belki çok yazması belki de her ikisi sayesinde olağanüstüdür. Eserlerinin Rusçalarının yani asıllarının çok daha iyi olduğu pek çok araştırmacı tarafından kabul edilmiştir.

Kaynaklar

L. N. Tolstoy- YURTSEVERLİK, ASKERLİK ve İTAATSİZLİK ÜZERİNE. Kitabın bir kısmına http://eposyayinlari.com.tr/gpdfleri/db05a65fc1ca6a7c040657bf900a6062.pdf adresinden erişebilirsiniz.
Robert Schnakenberg - BÜYÜK YAZARLARIN GİZLİ HAYATLARI, Domingo Yayınevi
Tahsin Yücel ,TOLSTOY - HAYATI VE ESERLERİ, Varlık Yayınları
Count Leo Tolstoy, TOLSTOY, Cooper Square Press
* Tolstoy'un tüm yayınlanmış eserlerinin önsözünde ya da yazarın hayatı kısmında bu bilgiler bulunur. Benim elimde Anna Karanina, Savaş ve Barış, kaynakçada verilen üç ciltlik otobiyografisi, Diriliş, insan ne ile Yaşar kitapları vardı. Hepsi kaynak olarak kullanıldı..

Yorumunuzu Paylaşın