Makaleler

Kübizm Nedir?

Yazar: Evrim Kurtar

Kübizm 1908 yılında sanatçı Pablo Picasso ve Georges Braque tarafından oluşturulmuş bir sanat akımıdır.

Kübizm Nedir?

Kübizmin tohumları ilk olarak İspanyol ressam Pablo Picasso ile Fransız ressam Georges Braque'ın öncülüğünde atılmıştır. Eleştirmen Louis Vauxcelles 'in yazdığı bir yazı ile "kübizm" olarak adlandırılmaya başlanmış, 1908'den itibaren, Paris'te varlığını ortaya koymuştur. Kısa süre içerisinde pek çok önemli sanatçının da akımdan etkilenmesiyle beraber, yaygın hale gelmeye başlamış, bu dalda çok sayıda eser verilmeye başlanmıştır. Ancak isim konusunda çeşitli kaynaklarda farklı anlatılar karşımıza çıkar. Bazı kaynaklarda 1908 yılında, bir jüride yer alan Henri Matisse, Braque’nin eserlerini “küçük küplere” benzetmiş, Vauxcelles’in de bu benzetmeden esinlendiği söylemektedir. Dönemin en önemli eleştirmenlerinden Apollinaire , 1911 tarihli yazısında kübizmi açıklarken "Kübizm, öyle zannedildiği gibi her şeyi küp küp resmetmek sanatı değildir" diyecek, değişik kısımlarından görüntülerini bir araya getirerek yeni formlar yaratıldığını kabul ettirmek için yoğun bir çaba harcayacaktır.

avignonlu kızlar tablosu

Akımın temellerinin Picasso’nun 1907’de “Avignon’lu kızlar” tablosuyla atıldığı söylenebilir. Tuval üzerine yağlı boya olan eser, alışılmış tüm güzellik kalıplarını yıkmış, güzel ile çirkin ayrımını, estetiğin öğretilerini yerle bir etmiştir. Pablo Picasso bu eseri üzerine bir dostu ile sohbet ederken, balta ile parçalanmış figürlerden meydana gelen bir vücut oluşturduğundan bahsetmiştir. 3 boyutlu öğeleri 2 boyuta indirgeyerek yaptığı anlatımda, ön görünüşler arkaya, arka görünüşler de öne gelmiş gibidir. Dönemin insanlarını hem rahatsız eden, hem de şoka uğratan bu resmi ile Picasso, kendi dilini kendi üretmiş, sınırları ve yeni görme biçimi yaratarak bir anlamda kübizmi de başlatmış olur. Akımın öncüleri şöyledir:

  • Pablo Picasso (1881-1973)
  • Georges Braque (1882-1963)
  • Jean Metzinger (1883-1956)
  • Albert Gleizes (1881-1953)
  • Fernand Leger (1881-1955)
  • Juan Gris (1887-1927)
  • Piet Mondrian (1872-1944)

Ve kübizm resimsel bir dil yaratıp; bakışı değiştiren yeni bir görü yaratarak döneme damgasını vuran yegane sanat akımı olacaktır. Öyle ki kübizm insanlara göre sadece resim dilinde kalmayacak, felsefeden bilime birçok alanla birleştirilmeye çalışılacaktır. Süsleme sanatından tiyatro dekorlarına, mimarlıktan tekstile büyük bir alana yayılacaktır. Etkisi edebiyat alanında, özellikle soyut dil, tekrarlama ve çoklu anlatı kullanım ilkelerini uygulayan Gertrude Stein, James Joyce ve William Faulkner'ın yazılarında da hissedilir. Ve müzikte, besteci Igor Stravinsky, çalışmaları üzerinde etkisi olduğu için kübizme itibar verir. Einstein’ın görecelik kuramı dahil, atomun parçalanması bile kübizmle eşleştirilecektir. Ancak Picasso tüm bunları reddeder ve kübizmin resim dışında bir alanı olmadığını belirtir. Yine de bugünden baktığımızda geniş bir “biçim metafiziği” kurduğunu görmemiz gerekir.

Kübizm kendinden önceki sanat akımlarına benzememesiyle kendini ortaya koymuştur. Rönesans’tan bu yana mekânı betimlemek için kullanılmış olan perspektifi bırakarak klasik resim anlayışını tamamen reddeder. Bir nesneyi birçok açıdan göstererek dördüncü boyut anlayışını getirir. Kübistlere göre doğa betimleyici değil, kavramsaldır. Doğrudan resmetmek yerine, değişik kısımlarından görüntülerini bir araya getirerek yeni formlar yaratır, modellenen formlardan ziyade, arka plan ile ön planı harmanlar, nesneleri çeşitli açılardan göstererek tasvir eder. Resimsel yüzeyde üç boyutluluk yanılsaması yaratmak yerine resim yüzeyinin iki boyutluluğunu vurgular. Bu özelliklerinden dolayı 19. yüzyıldan itibaren temsili gerçeklikten resimsel gerçekliğe uzanan yoldaki adımları hızlandırarak görsel bir devrim yaratır. Geleneksel perspektif kurallarına başvurmadan nasıl bir resimsel kurgu yapılabileceği sorusundan hareketle Batı sanatının yüzlerce yıllık görsel temsil sistemini yerle bir eden Kübizm, bu anlamda bir devrim gerçekleştirmiştir. Tüm bunlar da kübizmi 20. yüzyılın en ünlü sanat biçimlerinden biri yapmıştır.

Kübizmin Aşamaları 

kübizm aşamaları

Tarihçiler, kübizm tarihini aşamalara böldüler. Bir şemada, Juan Gris tarafından yazılmış bir cümle olan Analitik Kübizm olarak bilinen kübizmin ilk aşaması , Fransa'da 1910-1912 yılları arasında kısa ama oldukça önemli bir sanat hareketi olarak hem radikal hem de etkiliydi. Sanat eserleri daha ağır görünüyor ve siyah, gri ve toprak tonlarında düzlemlerin ve çizgilerin iç içe geçmesinden oluşuyordu.

sentetik kübizm

İkinci aşama olan Sentetik Kübizm, Sürrealist hareket popülerlik kazanıncaya kadar, yaygın kağıt ve kolaj kullanımıyla 1919 yılına kadar yaşamını sürdürdü. Kolajın kökenleri yüzlerce yıl öncesine kadar uzanmasına rağmen, sanatçılar, bu teknik ile yenilikçi bir sanat biçimi olarak çarpıcı şekilde yeniden ortaya çıktı. Kitlelerin ürettiği popüler kültürün parçalarını resimlerde kullandılar. Gerçek nesneleri doğrudan sanata dahil ederek, modern sanattaki en önemli fikirlerden birinin başlatıcısı oldular. 1920'e kadar, Sentetik Kübizm avangardın yüksekliği olarak kabul edildi. Ressamların gerçeği keşfetme biçimlerini genişletti ve Dadaistlerin, Sürrealistlerin ve hatta Pop Art'ın yükselişine katkıda bulundu.

Kübizmin Özellikleri

  • Nesneler aynı anda birden fazla açıdan gösterilir.
  • Her şey geometrik şekillerle resmedilir. 
  • 3 boyutlu öğeler 2 boyutlu gösterilir. 2 boyutlu yüzeyde form ve renk düzenlemesi yapılır.
  • Çoklu açılar kullanılır. 
  • Objeler yeniden inşâ edilir. 
  • Gözlerin gördüğü ile aklın bildiği şeyler arasındaki savaşı yansıtır.

Kübizmin Öncüleri

Pablo Picasso (1881-1973)

20. yüzyıl sanatını önemli ölçüde etkileyen Pablo Picasso, 92 yıllık yaşamını sadece usta bir ressam değil aynı zamanda bir heykeltıraş, seramik sanatçısı ve yazar olarak tamamladı. Çalışmaları modern ve çağdaş sanatın yönünü şekillendirdi. Çocukluğunda Katolik olarak yetiştirilmesine karşılık kendisi ateist olarak tanımlardı. Yetişkinlik yıllarının çoğunu Fransa’da geçirdi.

Babasının da bir sanatçı olmasıyla Picasso, yedi yaşında çizim ve yağlı boya resim konusunda eğitim almaya başlar. 13 yaşında Barselona’daki Güzel Sanatlar Okulu’na gitmesinin ardından çalışmalarına ve eğitimine İspanya’nın en iyi sanat akademisi olan Madrid’deki Real Academia de Bella Artes de San Fernando'da devam eder. 1900 yılında Picasso, ilk olarak Avrupa sanat sahnesinin merkezi olan Paris'e gider. Sanatçıyı kanatlarının altına alan bir şair ve gazeteci olan Max Jacob'la birlikte konaklamaya başlar. İkili büyük yoksulluk içinde yaşar, öyle ki ısınmak için resimleri yaktıkları bile bilinir. Çok geçmeden 1901’de Madrid’e taşınır ve adına “mavi dönem” denilecek bir sürece girer. Bunları “gül dönemi”, “afrika etkisi”, “analitik kübizm”, “sentetik kübizm” takip edecektir. II. Dünya Savaşı sırasında Picasso, Paris'te Nazi Almanya’sı işgali altında kalır ve sanat üretimlerine Gestapo’nun baskısı altında devam eder. Ünlü Guernica tablosunda da, bir Nazi yetkilisine “bunu ben değil, siz yaptınız” diyerek de vurguladığı, savaşın yıkıcılığını anlatır. 1939 ve 1959 yılları arasında 300'den fazla çalışmayı tamamlayan şiir yazar. Hayatı sonuna yaklaştığında, sanat eserleri önceki tarzlarının bir karışıdır. Sanat uzmanları daha sonra Picasso'nun son eserlerini Neo-Expressionism'in başlangıcı olarak tanıyacaktır.

picasso ve kübizm 

Hayatı boyunca birçok romantik ilişkisinde duyduğu tutku arayışı, ona sayısız resim, heykel ve gravür yaratması için ilham verecektir. Herhangi bir dışlama korkusuyla engellenemeyen cesareti ve özgüveni ile Picasso, bugün için hala bir idol.

Georges Braque (1882-1963)

1882 doğumlu Georges Braque, Pablo Picasso ile birlikte kübizmin kurucusu olduğu bilinir. Kübizm icatına ek olarak, bu dönemde öne çıkan diğer sanat türlerine de odaklanmıştır. Cesur renkler, farklı şekiller ve stiller kullanarak oluşturduğu çalışmalarını bir araya getiren kolajlar yapmıştır. Savaş döneminde yaptığı çalışmalar, dünyanın içinden geçtiği kasvetli ve karanlık dönemi temsil etmek için farklılaşmıştır. Tarzını, tonunu, rengini ve tasarım özelliklerini değiştirmiş olmasına rağmen, kübizmden asla uzak durmamıştır. Kariyeri boyunca yarattığı her sanat eserinde, bu tarzın tonlarını ya da ipuçlarını vermektedir. Bazı çalışmalarının gözün ayırt edemeyeceği kadar Picasso’ya benzemesiyle de bilinir. Ölçülü renklerle bölünmüş, titrek fırça vuruşlarıyla, kübizmdeki anlaşılmazlığı çözerek, gerçeği bütünsel bir anlayışla yeniden kurmuştur. Özdeyişlerini "je et nuit" (gece ve gündüz) adını verdiği defterinde toplamıştır. Birkaç özdeyişi ise şöyledir;

"Heyecanı düzelten kuraldan hoşlanırım" 

"Sanatta gerçekliğe bir çelme takmadan etki elde edilemez"

"Sanat, yüzünü ışığa çevirmiş bir yaradır"

"Gerçek zaten vardır. yalanı icat gerekir"

Kaynaklar

https://www.pablopicasso.org/picasso-biography.jsp
https://www.theartstory.org/movement-cubism.htm
https://www.tarihlisanat.com/kubizm/
Ahu Antmen, 20. yüzyıl batı sanatında akımlar, sel yay, 2008

Yorumunuzu Paylaşın