Makaleler

İntibah Adlı Romanın Özeti ve Tahlili

Yazar: Zülal Külekci

İntibah adlı roman Hürriyet Şairi olarak anılan Namık Kemal tarafından 1873-1876 yılları arasında sürgün edildiği Magoza Kalesi’nde (Kıbrıs) kaleme alınır. Türk edebiyatında ilk edebi roman olarak bilinen İntibah romanı, Türk edebiyatında tam olgunlaşmamış roman türünün ilk örneklerindendir. Yazıldığı dönem göz önüne alındığında Namık Kemal’in eseri yeterli düzeyde sayılabilir. Namık Kemal, İntibah adlı romanında vermek istediği mesajı roman sonunda “Son pişmanlık fayda etmez” sözleri ile ifade etmesinin yanı sıra yazdığı romanın adını “Son Pişmanlık” koyar. Ancak roman adı Namık Kemal’den izin almaya gerek duyulmaksızın Maarif Vekaleti tarafından değiştirilir. Maarif Vekaleti’nin İntibah: Sergüzeşt-i Ali Bey olarak değiştirerek romanın bazı kısımları sansürlenerek kitaptan çıkarılır. Namık Kemal, kitabın basıldığı dönemde sürgünde olduğu için intibah adlı romanda Namık Kemal’in adına yer verilmez. İntibah romanının ilk hali olan orijinal metnine günümüzde ulaşabilmiş değiliz. İntibah adlı romanını anlatacağımız bu makalede romanın yazarı Namık Kemal’e değinmeyeceğiz. Namık Kemal hakkında bilgiye Namık Kemal'in Edebi Kişiliği adlı makaleden ulaşabilirsiniz.

İntibah Adlı Romanın Konusu


İntibah romanının baş karakteri olan Ali Bey, zengin bir ailenin tek çocuğudur. Kibar ve terbiyeli bir çocuk olarak yetiştirilir. İyi bir tahsil hayatı geçiren Ali Bey, çocukluğunu babasının koruması altında geçirerek büyür. Pişmanlık, aşk, kıskançlık, ayrılık gibi temaları yoğun bir şekilde gördüğümüz İntibah adlı romanda Ali Bey’in bir hayat kadını olan Mahpeyker ile bir cariye olan Dilaşub arasındaki aşk üçgeni anlatılır.

İntibah Adlı Romanın Özeti

Varlıklı bir ailede büyüyen, iyi bir tahsil görmüş, kibar, terbiyeli, sessiz ve içine kapanık olan Ali Bey’in macerası babasının vefatı ile başlar. Ali Bey babasını kaybettiğinde yirmi yaşındaydı. İçine kapanık bir hayat süren Ali Bey, annesi tarafından rahatsız edilene kadar sessiz sakin ve yalnız bir hayat sürmektedir. Annesinin ısrarları sonucu arkadaşı Atıf Bey ile Çamlıca’ya akşam gezmesine çıkar.  Çamlıca, romanın anlattığı dönemde bir eğlence ve gezi yeridir. Ali Bey, burada tanıştığı Mahpeyker adlı hayat kadınına aşık olur. Mahpeyker'i tekrar görebilmek için sürekli Çamlıca’ya gitmeye başlar. Mahpeyker ile tanıştıktan sonra bu kadına daha da tutulur. Mahpeyker, hiç hayat tecrübesi olmayan daha önce hiçbir ilişki yaşamayan Ali Bey’e bütün kadınlık cazibesini kullanarak onu kendine bağlar. Mahpeyker dışında hiçbir şey ile ilgilenmeyen Ali Bey, ailesi ve yakınları tarafından Mahpeyker hakkında uyarılır. Mahpeyker’in bir hayat kadını olduğu söylenir. Ancak Mahpeyker, Ali Bey’i kendine öyle aşık etmiştir ki Ali Bey duyduklarını önemsemez ve Mahpeyker ile gizli gizli buluşmaya devam eder. Mahpeyker ise Ali Bey ile sadece genç ve güçlü bir erkeğin arzu ve tutkusunu hissetmek için beraber olmaktadır. Oğlunu hayat kadını olan Mahpeyker’den kurtarmak isteyen Fatma Hanım, Ali Bey’in ilgisini çekmesi için güzel bir cariye satın alır. Dilaşub adındaki bu cariye güzelliği ile Ali Bey’in ilgisini çekse de Mahpeyker’e olan aşkı, Dilaşub’a soğuk davranmasına sebep olur. Ali Bey Mahpeyker’in evine gittiği bir akşam onu evde bulamaz. Bütün gece onu bekleyen Ali Bey, Mahpeyker’in başka bir erkek ile birlikte olduğunu düşünerek Mahpeyker’i terk eder. Mahpeyker’den nefret eden Ali Bey, Dilaşub’a aşık olur. Dilaşub ve Ali Bey evlenirler. Mutlu bir evlilik geçiren çiftin mutluluğu uzun sürmez. Ali Bey’in pişman olup geri döneceğini düşünen Mahpeyker, Ali Bey’in evlendiğini öğrenince gözünü kıskançlık bürür. Dilaşub’un kendinden çok daha güzel olduğunu gördüğünde ise bu kıskançlık hat safhaya ulaşır. Mahpeyker, intikam planları yapmaya başlar. ilk olarak Dilaşub’a iftira atar. Bu iftiralara kanan Ali Bey, Dilaşub’u konaktan gönderir ve köle tacirine satar. Mahpeyker, Dilaşub’u satın alır. Dilaşub’u terk eden Ali Bey’in kendisine geri döneceğini düşünen Mahpeyker, Ali Bey geri dönmediğinde daha çok sinirlenerek Dilaşub’a kötü davranmaya başlar. Dilaşub’u döver, hakaret eder. Dilaşub’u kendi gibi hayat kadını yapmak için Dilaşub’un odasına erkekler gönderir. Ancak Dilaşub namusunu korumayı başarır. Ali Bey’e kavuşamayacağını anlayan Mahpeyker, intikam almak için Ali Bey’i öldürme kararı alır. Ali Bey ise Dilaşub’u kovduktan sonra hastalanmış ve işlerden elini ayağını çekmiştir. Zaman ile maddi sıkıntılar çekmeye başlar. Mahpeyker’in cinayet planını duyan Dilaşub, Ali Bey’i uyarır. Ali Bey, karakola yardım almaya gider. Dilaşub, Ali Bey’in paltosunu giydiği için katil Dilaşub’u Ali Bey zannederek öldürür. Dilaşub’un öldüğünü gören Ali Bey, öfkelenerek Mahpeyker’i öldürür ve hapse girer.

İntibah Adlı Romanın Kahramanları

Ali Bey: Yirmili yaşlarda, sarı benizli, kızların ilgisini çekecek bir görünümü olan, zengin bir aileye sahip Ali Bey, çocukluğu boyunca hiçbir sıkıntı çekmemiş ve hiçbir zorluk ile karşılaşmamıştır. Babasının vefatı ile ailenin tüm zenginliği Ali Bey’e miras kalır. Hayat konusunda toy ve deneyimsiz olduğu için Mahpeyker’in cazibesine kapılır. Ali Bey, Mahpeyker ile girdiği serkeş hayattan Annesi Fatma Hanım ve yakınları sayesinde kurtulur. Ruhsal yönden zayıf bir karakterdir. Duygularını en yoğun şekilde yaşar. Duygularının onu kontrol etmesine izin verir. Mahpeyker ve Dilaşub olaylarında, acele kararlar alarak kendini zor duruma sokar.

Mahpeyker: Çevresindeki herkesin ilgisini çekecek kadar güzel bir kadındır. Siyahımsı samur saçlı, düz kaşlı, yeşil gözlü bir hayat kadınıdır. Ali Bey nasıl biri ise Mahpeyker onun tam tersidir. Kötü bir çocukluk geçirdiği hakkında bilgiyi yazar bize vermektedir. Kötü bir ailede dünyaya geldiği için ne kadar kötülük varsa hepsini genç yaşta öğrenir. Mahpeyker’in yetiştiği aile düşünüldüğünde Mahpeyker’in hayat kadınlığı yapmaktan başka çaresi olmadığı görülür. Namık Kemal’in İntibah adlı romanda Mahpeyker’in geçmişi hakkında verdiği bu bilgi okuyucunun Mahpeyker’i anlamasına yardımcı olmaktadır. Mahpeyker, güzel erkeklerden hoşlanırdı. Ali Bey’e olan ilgisi de bu yüzdendi. Namık Kemal, karakteri bir yılana benzetmektedir.

Dilaşub: Ali Bey’in annesi Fatma Hanım tarafından oğlunu Mahpeyker’den kurtarmak için satın alınan cariyedir. Dilaşub, saçları sarı, alnı duru beyaz, kavisli kaşları olan, mavi gözlü, beyaz tenli biridir. Mahpeyker için şeytan denilir ise, Dilaşub bir melektir. Dilaşub’un içinde hiçbir kötülük ve art niyet yoktur. Sevdiği adam için hayatını feda edebilecek biridir.

Fatma Hanım: Kocası vefat ettikten sonra tüm sevgi ve ilgisini oğlu Ali Bey’e verir. Oğlunun Mahpeyker adında bir hayat kadını ile birlikte olduğunu öğrendiğinde onu kurtarmak için elinden geleni yapar. Ali Bey’i yeniden eve bağlayabilmek için Dilaşub adında güzel bir cariye satın alır. Bir süre işler yolunda gitse de Mahpeyker’in oyunları Fatma Hanım’ın kurduğu mutlu aileyi dağıtır. Mahpeyker’in oyunlarına kanan Ali Bey, Dilaşub'u eve aldığı için annesini suçlar. Fatma Hanım hastalandığında bile onunla ilgilenmez. Fatma Hanım kiralık bir evde hayata gözlerini yumar.

Atıf Bey: Ali Bey’in iş yerinden arkadaşıdır. Yaşıt olmaları ve benzer kişiliklere sahip olmaları iyi arkadaş olmalarını sağlar. Atıf Bey, yakın arkadaşını sürekli korumaya çalışır. Mahpeyker konusunda Ali Bey’i uyarır. Fakat Ali Bey’i ikna edemez. Rumeli’ye çıkan tayini yüzünden İstanbul’dan ayrılmak zorunda kalır. Dayısı Mesut Efendi’den Ali Bey’in maddi sıkıntıya düştüğünü öğrenince Ali Bey’e her ay para gönderir.

Mesud Efendi: Atıf Bey’in dayısıdır. Güngörmüş biri olan Atıf Bey, Ali Bey’e Mahpeyker’den ayrılması için nasihat vermeye çalışır.  Ancak Ali Bey’in durumunun farkındadır. Mesut Efendi, aşk bir hastalığa benzetir. Mesut Efendi,“aşk tıpkı hastalık gibidir; birden gelir, fakat bir türlü gitmek bilmez” der. Ali Bey’in evini barkını unuttuğunu öğrenince Fatma Hanım’a durum hakkında bilgi verir ve Ali Bey’i eve geri döndürebilmek için güzel bir cariye satın almasını söyler.

Abdullah Efendi: Karanlık işler ile uğraşan Suriyeli zengin bir Arap’tır. Abdullah Efendi, Sahtekar, ahlaksız ve çirkin biridir. Mahpeyker’e aşırı şekilde tutkundur. Mahpeyker ona yakınlık göstermese bile Mahpeyker’in koruyucusu olarak ona sürekli maddi destek sağlar. Mahpeyker, ne zaman bir şey isterse Abdullah Efendi’ye gider. Mahpeyker’in intikam almasına yardım eder.

Pertev Ağa: Abdullah Efendi’nin Mahpeyker ile kurdukları intikam planının ilk aşaması için tutulan adamdır. Dilaşub’a iftira atılması görevini üstlenir. Görevini başarıyla yerine getirerek Ali Bey’in Dilaşub’u evden atmasını sağlar.

Hırvat: Ali Bey’in öldürmesi için tutulan kiralık katildir. Dilaşub’u terk eden Ali Bey’in kendisine döneceğini düşünen Mahpeyker, planı istediği gibi gitmeyince Ali Bey’i öldürmeye karar verir. Ali Bey’i öldürme işini Hırvat yapacaktır. Ancak Ali Bey yerine Ali Bey’in paltosunu giyen Dilaşub’u bıçaklar.

İntibah Adlı Romanda Mekanlar

İntibah adlı romanda en önemli mekan eğlence ve gezinti yeri olan Çamlıca’dır. Romanın başında yapılan uzun Çamlıca tasviri ile bu mekanın önemi okuyucuya hissettirilir. Çamlıca, bir dış mekan olarak romanda kilit noktalardan biridir. Romanın gidişatına yön veren olaylar Çamlıca’da gerçekleşmektedir. Romanın yazıldığı dönemlerdeki toplumsal anlayış sebebi ile Namık Kemal ve diğer yazarlar romanlarında kadın ve erkeği bir araya getirebilecekleri mekanları bulmakta zorluk çekmektedir. Bu yüzden genellikle romanlarda cariye-efendi ya da akraba ilişkileri ile bu durumdan kurtulmaya çalışılır. Namık Kemal de bu durumdan kurtulabilmek için Çamlıca’yı seçer. Çamlıca o dönemde kadın ve erkeklerin kolaylıkla bir araya gelebildikleri bir yer sayılmaz. Ancak aynı ortam içinde bulunabilmeleri ve Mahpeyker’in hayat kadını olması bu durumu kabul edilebilir hale getirir.

Çamlıca dışında romanda anlatılan mekanlar iç mekan tasvirleridir. Mahpeyker’in evi, Ali Bey’in evi ancak bu iç mekanların üstünde çamlıca kadar durulmaz. Genel olarak mekanın ve içinde bulunan nesnelerin adları söylenerek geçilir.

İntibah Adlı Romanın Özeti ve Tahlili

İntibah Adlı Romanın Tahlili

Türk edebiyatının ilk edebi romanı İntibah adlı romandır. Namık Kemal, Türk edebiyatına batıdan gelmiş olan bu yazı türünün başarılı bir örneğini verir. İntibah adlı roman teknik özellikler bakımdan kusurlu sayılabilir. Lakin bu durum romanın başarısına gölge düşürecek türden değildir. Türk edebiyatında roman türünün sayılı örneklerinin olduğu o dönemde İntibah adlı romanın en başarılı eserlerden olduğunu söyleyebiliriz. Tanzimat I. Dönem sanatçılarından olan Namık Kemal’in sade dil anlayışı İntibah adlı romanda kendini gösterir. Yazar yaşadığı dönemin yazın dilinden daha sade ve anlaşılır bir dil kullanır. Romanın akıcılığı okuyucuyu kendine bağlayacak türdendir.

Roman içerisinde babasını kaybetmesi ile hayatı altüst olan bir genç var. Ali Bey’in babasının burada sembolik bir konumda olduğunu düşünecek olursak, babanın yani koruyup kollayan, varlığı ile düzeni sağlayan kişinin ölümü her şeyin bozulmasına sebep olur. İntibah adlı romanın yazıldığı dönemde Osmanlı Devleti’nin durumu hiç iç açıcı değildir. Osmanlı Devleti, diğer devletler tarafından hasta adam lakabını almış ve mirası konusunda kavga edecek duruma gelmiştirler. Kısaca Osmanlı Devleti’nin yıkılacağına kesin gözüyle bakılıyordu. İntibah adlı romandaki baba figürü Osmanlı Devleti’ni sembolize eder. Baba öldüğünde evlatları zor durumda kalacaktır. O dönemlerde yazılan romanlarda bir baba veya köşk figürü bulunmakta ve romanın gidişatında baba ölür veya köşk satılmak zorunda kalır.

Namık Kemal gibi dönemin diğer yazarlarının da cariyelik konusu üstünde durur. Cariyelik konusu bu romanda da karşımıza çıkmaktadır. Namık Kemal, Samipaşazade Sezai’nin Sergüzeşt adlı romanında cariyelik konusunun üstünde durduğu kadar durmasa da insanların bir mal gibi alınıp satılmasını Dilaşub üzerinden işler ve eleştirir.

Romantizm (Coşumculuk) anlayışı içerisinde yazılan İntibah, romantizm akımının belirtililerini açıkça gösterir. Romantizm konusunda öncelikle karakterleri ele alalım. Romandaki karakterlerin kişilikleri nettir. Mahpeyker tamamen kötü, Dilaşub tamamen iyidir. Gerçek hayatta karşılaşması zor olan bu durum tamamen romantizm anlayışının bir ürünüdür. Romanın gidişatı sırasında oluşan tesadüfler, romanda romantizm akımının yansımalarından biridir. Gerçekçi anlayış ile yazılan romanlarda da tesadüfler meydana gelebilmektedir. Ancak gerçekçi anlayış ile yazılan romanlardaki bu tesadüfler bir sebebe bağlanır. Romantizm anlayışı ile yazılan romanlarda ise tesadüfler gelişi güzeldir ve romanda yaşanan olayların gidişatını değiştirse bile sadece bir tesadüf olarak kalır. Roman yazımının kusurlarından sayılan bu tesadüfler, romanın yazım aşamasında olayların sıkıştığı yerlerde yazarın kurtulmasını sağlar. İntibah adlı romanda Dilaşub’un mektup yazarken yakalanması, Dilaşub’un Mahpeyker’in cinayet planını öğrenmesi gibi durumlar tesadüfen gerçekleşir. Ancak bu olaylar olayların ilerleyişinde büyük değişikliklere neden olur. Tanzimat döneminde yazılan romanlarda romanın içinde yazarın hissedilmesi durumu İntibah adlı romanda da kendini gösterir. Bu durum diğer romanlara kıyasla çok az olmasına rağmen Namık Kemal, romanın sonunda alınması gereken mesajın çıkarımını okuyucuya bırakmak yerine “Son pişmanlık fayda etmez” sözleri ile kendi açıklar. Bu durumu da romanın kusurlarından sayabiliriz.

Yorumlar
Şehriban Genç 2017-04-17 22:35:14

Çok iyi ve çok güzel bir şekilde anlattınız o yazan ellerinize ve anlatan ağzınıza sağlık çok çok teşekkür ederim...

ceyda sanım 2017-03-09 20:58:21

ÇOK İYİ ANLATIM... BENDE ÇOK BEĞENDİM.

sevda dinç 2016-12-20 17:04:27

Çok iyi anlatım. Olaylar, kişiler ve yer net bir şekilde ifade edilmiş, kişi analizleri çok iyi. Başarılı...

Yorumunuzu Paylaşın