Makaleler

Hedonizm Nedir?

Yazar: Hakan Kutluay
Hedonizm Nedir?

Hedonizm; Türkçe ifadesiyle “hazcılık”, Sokrates'in öğrencisi ve Kirene okulunun kurucusu Aristippos'un bir öğretisidir. Hayatın esasının “haz almak”; insanın en soylu amacının da “hayattan alacağı hazzı maksimize etmek” olduğunu ileri süren felsefi düşüncedir. Peki, Hedonizm nedir? Hedonist nedir, ne demek? Hazcılık nedir? Hedonizm temsilcileri kimlerdir? Bu soruların cevaplarını ve daha fazlasını makalemizde bulabilirsiniz!

Hedonistlere göre, haz mutlak iyidir. İnsan eylemlerini sonucunda haz almasını sağlayacak şekilde planlamalıdır, devamlı haz peşinde olmalı ve haz verene yönelmelidir. Aristippos, her davranışın mutlu olma isteğinden kaynaklandığını söyler. Dolayısıyla, haz, yaşamın bir numaralı gerekliliğidir. Haz, insanı insan yapan duygudur. Bilgiler duygularla alınabildiği kadardır, bundan sonrasına geçemez. Bu yüzden, Aristippos, duyguların getirdiği hazza yönelmeyi ve acıdan daima kaçmayı salık verir.

Hedonizm'de, bireyin anlık istek, zevk ve hazzı her şeyin önündedir. Bu nedenle, insanlar, diğer insanları önemsemeden anda yaşamalı ve bencil olmalıdır.

Hazcılık Nedir?

Hedonizm, zevk ve mutluluğun insanlık için en önemli şeyler olduğuna inanan felsefi bir düşüncedir. “Hedonizm” terimi, Yunanca “haz” anlamındaki "hedone" ifadesinden türetilmiştir. Hedonistlere göre, haz mutlak iyidir. İnsanlar eylemlerini, sonunda haz almasını sağlayacak şekilde planlamalıdır. Öğreti, insanların devamlı haz peşinde olmasını ve haz verene yönelmelerini öğütler.

Aristippos’a göre, her davranış mutlu olma isteğinden kaynaklanır. Dolayısıyla haz, yaşamın bir numaralı gerekliliğidir ve insanı insan yapan duygudur. Edinilen bilgiler, duygularla alınabildiği kadardır; bundan sonrasına geçemez. Bu yüzden Aristippos, duyguların yol açtığı hazza yönelmeyi ve acıdan daima kaçmayı salık vermiştir. Hedonizmde bireyin anlık istekleri, zevkleri ve hazları her şeyin önündedir. Bu nedenle insanlar, diğer insanları önemsemeden “an”da yaşamalı ve bencil olmalıdır. Bazen “aşırı tüketim” anlamında da kullanılan hedonizmin birçok farklı varyasyonu vardır.

Hedonist Nedir?

Peki, hedonist ne demek? Hedonist, “zevk” ve hazzı” kendine özgü bir iyilik olarak kabul eden kişidir. Genel olarak aşırı derecede zevk veren şeylere odaklanan kişilere “hedonist” denir. Hayattaki her şeyden haz almayı felsefi bir görüş olarak kabul eden hedonist, hayatın anlamını “kişisel faydacılık” olarak görür. Hayatının çoğunu oburluk, cinsellik veya keyif veren madde kullanımı gibi şeylere adayan hedonistler, hayattaki diğer önemli şeyleri dışlar.

Başka bir tanıma göre de, hedonist, fiziksel zevk arayışını yaşamdaki en önemli hedef olarak belirleyen dünya görüşüne sahip kişilerdir. Mutluluğu zevk çeşitleri olarak algılayan hedonistler, tipik olarak kendilerini mutlu eden şeyleri birincil erdem olarak görürler. Sürekli mutluluğun peşinde koşarlar. Bir hedonist, hayatının her aşamasında mutlak zevke ulaşmak için çaba harcar. Yaşamın nihai amacının hazzı en üst düzeye çıkarmak ve acıyı en az düzeye indirgemek olduğuna inanır.

Bununla birlikte hedonistler her zaman çılgın partiler, madde bağımlılığı veya oburluk gibi eylemlerle meşgul olmayabilir. Kendilerini coşkulu ve mutlu eden hemen hemen her şeye karşı aşırı hoşgörülüdürler. Kendilerini iyi hissetmelerini sağlayan her şey, bir hedonist için değerlidir. “Zevk” fikri kişiden kişiye farklılık gösterebileceğinden hedonistlerin belirli bir yaşam tarzı yoktur. Çoğunlukla kendini iyi hissettiren şeylere odaklanırlar ve yaşam tarzlarını bu çerçevede belirlerler.

Hedonistlerin Özellikleri Nelerdir?

Hedonistlerin bariz özellikleri vardır. Toplum tarafından dışlanma pahasına zevklerinin peşine düşerler.

Bu çerçevede tipik bir hedonistlerin özellikleri şunlardır;

  • Her zevki tatma arzusu içindedirler. Hazlarının önündeki bütün engellere düşmandırlar.
  • Kutsal değerleri hiçe sayarlar ve kendilerini en değerli varlık olarak görürler.
  • Kendi zevkleri için her şeyi feda edebilirler.
  • Çalışmayı sevmezler. Zengin olmak ve başarı için çalışanları “ahmak” olarak görürler.
  • Tembellik ve miskinlik, en büyük zevklerindendir. İş yapmayı sevmedikleri gibi zor işlerden nefret ederler ve ısrarla işten kaçarlar.
  • Kuralları ve yasakları yok sayarlar. Din, ahlak, etik ve onur gibi toplum için değerli erdemlerden rahatsız olurlar.
  • Ölümden korkarlar ve ölüm gerçeği ile yüzleşmek istemezler; çünkü ölüm, onlar için hazların sona ereceği bir gerçektir. Ölümü, keyif verici maddelere bağımlılıkla geçiştirmeye çalışırlar.
  • Cinsellik, hayatlarının en önemli zevkleri arasındadır. Karşı cins, zevk aracıdır. Aile bireyleri bile cinsellik için bir araç olabilir. Sınırsız cinsellik, ensest ilişkiler hayatlarında yer alan sıradan eylemlerdir.
  • Aile sorumluluğu almaktan korkarlar. Çocuk, onlar için zevklerine bir engeldir. Bu sebeple evli hedonistler boşanmaya çalışır veya evlenmemek için büyük çaba harcarlar.
  • Son derece bencil ve benmerkezci yapıları vardır. Şahsi menfaatlerini sonuna kadar korur ve savunurlar. Övülmeye bayılırlar, eleştiriden nefret ederler.

Hedonist Örnekleri

Hedonizmin tanımı çerçevesinde tarih boyu yaşamış ve günümüzde yaşayan birçok hedonist örneği verilebilir. Aşırı oburluk ve cinsellik odaklı yaşam tarzları ile hayatını sadece zevk için yaşayan insanlar, en tipik hedonist örnekleridir. Adrenalin bağımlıları da bir çeşit hedonist olarak tanımlanır. Heyecandan zevk almak ve mutluluğun son aşamasına ulaşmak tekrar tekrar adrenalin ararlar.

Tarihte hedonistlere en bariz örnek, Roma imparatorlarıdır. Zevk veren arzulara aşırı düşkünlükleri ile bilinen Roma imparatorları, ellerindeki gücü zevkleri uğruna kullanan tipik hedonistlerdir.

M.S. 80’li yıllarda Napoli’nin güneyindeki Pompei kentinde yaşayan insanlar da hedonistlere tipik bir örnektir. Hayattan daha fazla zevk alabilmek için yemeklerini yatarak yiyen Pompei halkı, daha sonra kaz tüyü ile yediklerini kusarak tekrar leziz yemekler yerlermiş. Hayatlarını tamamen “haz” üzerine kuran insanların yaşadığı Pompei’deki cinsel sapkınlıklar da aşırı zevk düşkünlüğünün bir sonucuydu. Bu halk, tarihi kayıtlarda bahsedilen cinsel sapkınlıkları ile toplumsal hedonizmin örneğini oluşturmuştur. Bir yanardağ patlamasında kızgın lavların altına gömülen Pompei halkı, günümüzde de hem dini hem de felsefi açıdan değerlendirilen topluluklardandır.

Hedonizm Temsilcileri Kimlerdir?

Hedonizm temsilcileri arasında ünlü filozoflar bulunuyor. Hedonizm öncüsü Aristippos’un ardından Helenistik felsefenin önemli isimlerinden Epikuros (Epikür), hedonizmi sürdüren filozoflardan biri olmuştur. Epikuros, Aristippos'un aksine bedensel hazzı değil ruhsal hazzı ön planda tutmuştur.

Hedonizm, Eski Yunan’dan günümüze kadar Aristippuos, Epikuros, John Locke, Thomas Hobbes, David Hume, Jeremy Bentham, JS Mill ve Henry Sidgwick gibi ünlü filozoflar tarafından savunulmuştur. Diğer filozoflar, mutluluğun, özünde arzu edilen tek şey olduğunu ileri sürmüştür. Ancak birçok filozof, mutluluğun zevkten farklı olduğunu düşünmüştür. "Mutlu" ve "haz" terimlerinin ne anlama geldiği konusunda ise filozoflar arasında anlaşmazlık ortaya çıkmıştır. Hedonizm temsilcileri arasında farklı görüşler, günümüzde de hala kafa karışıklığına yol açmaktadır.

Hedonist tezleri, örneğin Bentham ve Mill tarafından "en büyük mutluluk ilkesi" olarak kabul edilmiş ve bu geleneksel hazcılığın bir parçası haline gelmiştir. Bu filozoflar, genel hazcılık ilkesini bir araya getirmiştir.

Epikuros’un Savunduğu Hedonizm

Epikuros, hedonizm konusunda şu fikirleri savunur: Ekmek ve su, aç olan bir kimsenin tadabileceği en büyük hazdır. Bu sayede o kişi gayet sade ve zenginlikle ilgisi olmayan sofralara alışmış olur ve bu durum sağlığı için de iyidir. Ayrıca, insanı yaşamın zorluklarına hazırlar. Bu kişi, uzun bir aradan sonra zengin bir sofraya oturursa daha çok keyif alır ve şans karşısında korkusuzlaşır. Yani haz amaçtır. Bu haz türü cinsel haz değil; bedenen acı çekilmemesi ve ruhi dinginliktir. Zengin içerikli sofralar, şölenler ve cinsel ilişkilerden alınan haz, yaşamı daha zevkli kılmaz. Yaşamı daha zevkli kılan şeyler; seçilecekleri ve kaçınılacakları araştıran, her şeyin nedenini merak eden, ruha ızdırap veren düşünceleri bertaraf eden bir muhakemedir.

Epikuros’un doktrinlerinden biri şöyledir; “Bilgece, onurlu, şerefli ve adil bir şekilde yaşamda haz veren bir yaşam sürmek imkansızdır. Haz olmadan bilgece, onurlu, şerefli ve adil yaşamak mümkün değil. Bu değerlerden biri eksik olduğunda haz almak mümkün olmaz.

Epikuros, hedonizme iki alt başlık eklemiştir. Bu başlıklar şunladır;

Psikolojik hedonizm: İnsanların psikolojik anlamda sadece haz almayı arzuladığını savunan hedonizm türüdür. Etik hedonistler, hedonizmin ahlaki olarak desteklenmesini “psikolojik hedonizm” olarak bilinen psikolojik doktrinlere bir atıf olarak değerlendirir. Bu teori, tarihsel olarak farklı biçimler almıştır. Bu biçimlerin her biri etik hedonizm bakımından ayrı ayrı değerlendirilmelidir. Bu teze göre temel unsur, eylemler veya arzular, zevkler veya hoşnutsuzluklarla belirlenir. Bununla birlikte teorinin önemi, etik hedonizmle olan bağlantısını aşmaktadır. Bugün bazı psikologlar, insan motivasyonunu psikolojik hedonizmin bir türü olarak kabul eder.

Ahlaki (etik) hedonizm: “Ahlaki hedonizm” terimi Epikuros ile ortaya çıkmıştır. Zevk ve mutluluğu maksimize etmenin temel ahlaki sorumluluk olduğunu savunan öğretidir. Epikuros, "Menoikeus'a Mektup" adlı eserinde hazzın doğasını açıklar ve kederle korkunun nasıl azaltılabileceğini anlatır. Epikuros'a göre; en büyük haz, ruhun dinginliğinden meydana gelen hazdır. Bu hazza bedensel zevklerin ardından koşarak ulaşılamaz. Gerçek haz, sürekli olandır. Bu tip bir hazza ancak bilgelikle varılabilir. Yalnızca hazzın arzu edildiğini ve yalnızca hoşnutsuzluğun veya acının arzu edilmeyeceğini ortaya koyan bir düşüncedir. Daha açık bir ifadeyle; yalnızca zevk veren, hoş zihin hallerinin arzu edilebileceği tezini savurur. Çağdaş etik hedonistler, "amaç zevktir" teorisini nadiren kabul ediyor. Çünkü bu teori, gerçek hayatla uyumsuz bir durum ortaya koyuyor.

Ortaçağ'ın Hristiyan filozofları, Epikuros'un savunduğu türde bir hedonizmin geçersiz olduğunu belirtmişlerdir. Bu filozoflara göre, hedonizm, Hristiyan inancına göre günahlardan uzak kalma, Tanrı'nın isteklerini yerine getirme, Hristiyan imanını, umudunu ve hayırseverliğini geliştirme olguları ile bağdaşmaz.

Rönesans’ta Hedonizm

Rönesans filozofları, hedonizmi yeniden canlandırmışlardır. Bu felsefedeki “haz” vurgusunun aslında Tanrı'nın, insanların mutlu olmasını istemesiyle uyumlu olduğunu ileri sürmüşlerdir. Kuzey Avrupa Rönesansı’nın önemli filozoflarından Desiderius Erasmus, bu fikrin öncü savunucularındandır. İngiliz filozof ve hümanist bilgin Thomas Moore da, Erasmus gibi hedonizmi dini temellerle açıklamış ve “Ütopya” adlı eserinde, “insanın mutluluğunun temelini hazzın teşkil ettiğini” savunmuştur.

Hedonizm, bir felsefi akım olarak Rönesans sonrası etkisini kaybetmiştir. Ancak 18. yüzyılda tekrar ele alınmaya başlanmıştır. İskoç Aydınlanması'nın kurucularından filozof Francis Hutcheson ile İskoç filozof David Hume, zevk ve mutluluğun ahlaki boyutlarını ele alınarak hedonizmi tekrar incelenmiştir. Bu çerçevede hedonizmin, pragmatizmle yakın ilişkide olduğu savunulmuştur. İnsanın davranış ve hareketlerini hazza yönelik sürdürme ve değerlendirme eğilimi olduğundan hedonizm ile pragmatizm arasında bağlantı kurulmuştur. Zira Hutcheson ve Hume, pragmatizmi de ortaya çıkaran filozoflardandır.

Hedonizm ve Ekonomi

Hedonizmin yankıları ekonomide de hissedilmiştir. Ekonomik anlamda en iyi sonucu en az gider ve zahmetle elde etmek, hedonizmle açıklanmıştır. İngiliz filozof ve toplum reformcusu Jeremy Bentham, “insanları en yüksek haz seviyesine ulaştıran şeyin aynı zamanda o insanlara en fazla yarar sağlayan şey” olduğunu savunmuştur. İngiliz iktisatçı ve ekonomik marjinalizmin kurucularından William Stanley Jevons ise, “ekonomik hayatın amacının hazzı doruk noktasına çıkarmak” olduğunu ileri sürmüştür.

Hedonizm, çalışma kültürü açısından da daha “bencil” bir yaklaşım sergilemektedir. Buna göre kişi sadece kendisi için çalışmalıdır. Birey, kendisi, bireysel çıkarları ve kişisel hedefleri için para kazanmalıdır.

Hedonizm ve Cinsellik

Hazcılık, kelime anlamı ile doğrudan cinsel duygulara atıf yapılan bir terimdir. Bu sebeple “hazcı” anlayışın, her ne kadar ruhsal ve ahlaki temellerle açıklansa da cinselliği de içeren bir yönü vardır. Bu öğretiyi bilerek veya bilmeyerek kabullenen insanlar, çeşitli cinsel yönelimlerle hazzı en üst seviyeye çıkarmayı hayatlarının gayesi haline getirmiştir.

Hedonizmi sadece cinsellik olarak gören bu anlayış, toplumun gerçekleri ve kuralları ile bağdaşmayan uygulamaları benimseyebilmektedir. Buna örnek olarak “hazcılık kampı” verilebilir. Bu tür haz temelli etkinliklerde insanlar cinsel hayatlarına renk ve heyecan katmayı amaçlar. Hazcılık kamplarında “eş değiştirme” gibi insan fıtratına aykırı cinsel yönelimler sergilenebilmektedir.

Hedonist Bir Hikaye

Hedonizm, potansiyel olarak birçok ilginç hikayenin de temelini oluşturmuştur. Hedonist temalar taşıyan bir hikaye şöyledir;

Ünlü bir sporcu arabasına binmeye yeltenmişken kendisine bir kadının yaklaştığını görür. Kadın, sporcuya çok hasta bir bebeği olduğunu; eğer hastane masraflarını karşılayamazsa bebeğinin kısa sürede öleceğini söyler. Sporcu bu durumdan çok etkilenir ve çek defterini çıkararak kadına yüklü bir miktarda çek yazar. Sporcu, kadına bu parayı bebeğinin iyi günleri için harcamasını söyler ve arabasına binerek ayrılır.

Ertesi gün, kulüpte yemek yiyen sporcuya bir arkadaşı yaklaşır. Ona bir önceki gün çek verdiği kadının sahtekâr olduğunu; zenginleri hasta bebek hikayesiyle kandırdığını söyler. Bunun üzerine sporcu, heyecanla, kadının ölmek üzere bir bebeği olmadığına çok sevindiğini ifade eder.

Günümüzde Hedonizm

Hedonizm, günümüzde çağın getirdiği yenilikler ve teknoloji ile daha farklı bir mecrada kendine yer bulmaktadır. Günümüz hedonistleri, “hayatın tek amacının yeme, içme ve eğlence olduğu” zannı ile yaşar. Bu durum, bazı olumsuz durumlara ve eleştirilere yol açabilmektedir. Hedonizmi sadece bedensel zevklere indirgeyen bu anlayış, kolay ve kısa yoldan zengin olma, diğer insanları umursamadan yaşama ve hatta insanlara zarar verme pahasına zevkini düşünme arzusu içinde olan bir neslin yetişmesine yol açtığı eleştirilerinin hedefi olmuştur.

Hedonist fikirleri benimseyen yeni nesil, yaşamlarını zevk almak üzerine kurmaktadır. Bu durum toplum bilimcileri endişelendirirken, hedonist öğretiyle yetişen neslin, haz ve zevk için önüne çıkabilecek tüm engelleri ahlaki ve yasal olmayan biçimlerde kaldırmak isteyeceği eleştirileri yapmaktadırlar. Bunun da toplumsal bir intihara sebep olabileceği endişesini dile getiriyorlar. Ayrıca, bu yaşam biçiminin yalnızca sosyal değil psikolojik açıdan da açmazları olduğunu vurguluyorlar.

Bununla birlikte güncel hedonizmi, “kimseye zarar vermeden bireysel olarak haz almanın ve diğer insanlara haz vermenin peşinde olan introspektif (içgörü) bir tutum” olarak tanımlayan hedonistler de vardır. Daha etik ve bir miktar pragmatizm karışımı niteliğinde olan bu hedonizmi savunanlar, bu kavramın, beynin ve vücudun tam kapasite kullanılabilmesinden ibaret olduğunu söylüyor.

Günümüz filozoflarından Fransız hedonist Michel Onfray, “hedonizmin ideal estetik dayatmasının karşısında olduğunu ve insanın en iyi versiyonuna kendisinin ve başkalarının hazzıyla ulaşacağını” savunuyor. Bu hazzın, bir başkasına asla zarar verilmeden elde edilmesi gerektiğini de not eden Onfray, kişinin kendi zevkiyle başkalarının zevki arasında denge kurmasını öneriyor.

Hedonizmin Geleceği

Hedonizmin geleceği hakkında bazı teoriler bulunuyor. Hedonizmin kavramsal boyutta ele alınarak, beynin zevk konusunda nasıl çalıştığı ve ön yargıların değerlendirmelerimizi ve deneyimlerimizi nasıl etkilediği üzerine çalışmalar yapılmasının faydalı olacağı belirtiliyor. Hedonizm alanında bilimsel olarak ilerlemek, hazzı tam olarak tanımlamak ve başkalarına zarar vermeden daha fazla haz alabilmek için “etik bir rota” çizmek gibi hedonizmin geleceği hakkındaki bazı öngörüler, günümüz filozoflarının tartışmaları arasında yer alıyor.

Rasyonel Hedonizm ve Günümüz Gerçekleri (Analiz)

Günümüzdeki gerçekleri ortaya koyduğumuzda hedonizm hakkında rasyonel olmak gerekiyor. Çetin ve karmaşık yaşam şartlarında modern bir hedonistin hayatı nasıl bir şey olabilir?

En basit tanıma göre bir hedonist, diğer bütün faktörleri bir araya getirip, dengeleyerek günlük zevkleri en üst düzeye çıkarmaya çalışan biri olabilir. Her ne kadar Epikuros zenginlik ve başarı peşinde koşmadan basit ama uyumlu bir yaşamı işaret etse de, günümüz rasyonelizmi, yani akla uygun gerçekler geleneksel hedonizmi akla bile getirmiyor.

Bu aşamada modern hedonizm, dengesiz davranışlar veya bağımlılık olarak değerlendirilmemelidir. Hazzı en üst düzeye çıkarmak yerine günlük zevklerin tadını çıkarabiliyorsanız bile modern bir hedonist olabilirsiniz. Tüm duygularınızı ve duyularınızı tatmin etmek zorunda değilsiniz. Belki de günümüzde asıl hedonizm, “rasyonel gerçeklerle birlikte hayattan zevk almayı öğrenmek” olarak değerlendirilebilir.

Sabah sağlıklı uyanmak, leziz bir kahvaltının ardından kitap okurken orta şekerli bir kahve yudumlamak, ağaçları izlerken zevk almak, doğada yürüyüş yapabilmek ve belki arkadaşlarla sohbet ederken zevk almak bile hedonizm çerçevesinde düşünülebilir. Çikolata yerken aldığınız zevkin bir hedonik haz olduğunu düşünün! Yani hayat hedonik eylemlerle dolu…

Peki, hedonizmden nasıl yararlanabilirsiniz? Temel olarak zevk, stresi azaltan bir duygudur. Bu yüzden zevkli bir eylemde sinir sistemi sakinleşir. Bilimsel çalışmalar, haz veren duyguların; yaratıcı düşünce, esneklik, sosyal bağlılık, refah, fiziksel sağlık ve uzun ömür gibi çok sayıda olumlu etkisinin olduğunu gösteriyor. Bu nedenle, zevk yani haz, sadece zevkli yaşama değil uzun yaşamaya da yardımcı olabilir.

Bazı meditasyon yazarları, günlük zevkleri en üst düzeye çıkarmak için yapılan çabaların terapide kullanılabileceğini ve depresyona karşı etkili olabileceğini belirtiyor. Bu yüzden hedonizm, sağlıklı beslenmenin zevkli yönlerine odaklanmak, spordan zevk almak gibi daha faydalı amaçlar için kullanılabilir. Yani her şeyden zevk almanın, oburluğun, sınırsız eğlencenin veya cinsel sınırsızlığın hedonizme bağlanması günümüz rasyonelimzi ile bağdaşmıyor.

Bu sebeple bazı ünlü yazarlar “rasyonel hedonizm” terimini kullanmaya başladı. Yani bireyleri, zevk veren sağlıklı şeylere yönlendiren daha akılcı bir hedonizm. Özellikle yaşlılarda umut verici bir alan olarak değerlendirilen rasyonel hedonizm, örneğin, yalnızlığın olumsuz etkilerini olumlu ve zevk veren duygularla dengelemek için kullanılabilir.

Epikuros’un “haz” felsefesi yüzyıllardır tartışılıyor. Bunun asıl nedeni, toplumun hazzı ahlaki bir faktör olarak görmemelerinden kaynaklanıyor. İnsanlar genellikle sadaka, şefkat, alçakgönüllülük, bilgelik, onur, adalet ve diğer erdemleri ahlaki açıdan iyi olarak görüyor. Yani zevk, ahlaki anlamda tarafsızdır; ancak Epikuros, ruhsal zevk peşinde koşma gibi kayıtsız bir yaşamı vaat ediyor.

Sözün hülasası; artık Epikuros’un hedonizmi ile günümüz hedonizmi arasında çok ciddi farklar olduğunu kabul etmek gerekiyor!

Yorumunuzu Paylaşın