Makaleler

Halikarnas Balıkçısı, Hayatı ve Eserleri

Yazar: Zülal Külekci
Halikarnas Balıkçısı, Hayatı ve Eserleri

Halikarnas Balıkçısı kaleme aldığı bir yazı ile dönemin politikasına ters düştüğü için Bodrum’a sürgün edilmesinin ardından Bodrum’da yazdığı Bodrum öyküleri ile tanınır. Bu bakımdan Halikarnas Balıkçısı ya da gerçek adı ile Cevat Şakir Kabaağaçlı Bodrum’u Bodrum yapan yazarlardandır.

Halikarnas Balıkçısı ve Ailesi

Babası tarihçi, yazar ve vezir Mehmet Şakir Paşa, amcası dönemin önde gelen devlet adamlarından Sadrazam Cevat Paşa’dır. Yazara, babası ve amcasının adlarından ötürü “Cevat Şakir” adları ve annesi İsmet Hanım’ın doğum gecesi rüyasında Musa Peygamberi görmesi sebebi ile Musa adı da verilmiştir. Böylece ismi Musa Cevat Şakir olmuştur.  Yalnız o bugün bu adları ile değil Halikarnas Balıkçısı adı ile anılmaktadır. Sadrazam Cevat Paşa hayatı boyunca çocuk sahibi olamamıştır. Bu yüzden kendi adını taşıyan Cevat Şakir Kabaağaçlı’yı kendi öz evladı gibi severdi.

Musa Cevat Şakir, altı çocuklu bir ailede en büyük çocuk olarak dünyaya geldi. Diğer kardeşleri: Hakkiye, Ayşe, Suat, Fahrelnisa ve Aliye’dir. Saray çevresine mensup olan Cevat Şakir Kabaağaçlı ve ailenin diğer fertleri, sanat alanında oldukça yeteneklidir. Kendi ilgilendikleri sanat alanlarında oldukça büyük bir üne sahiptirler. Ailenin en küçüğü olan Aliye Berger, gravür alanındaki başarısı ile Türkiye’nin ilk gravür sanatçılarından biri olmayı başarmıştır. Fahrelnisa Zeyd (Soyadını dönemin Irak büyükelçisi Emir Zeyd ile evlenerek almıştır) ise Fransa’da modern resim alanında kendini geliştirmiştir. Resimlerinde Fahrelnisa imzasını kullanmıştır. Fahrelnisa’nın çocuklarından Nejad Devrim, annesinin yolunu takip ederek ressam; Şirin Devrim ise tiyatro ile meşgul olmuştur.  Ailenin en büyük kızı olan Hakkiye’nin çocuklarından Füreya Koral, seramik alanında kendini gösteren ilk Türk kadını olmuştur.

 

Halikarnas Balıkçısı’nın Çocukluğu ve Gençliği

Halikarnas Balıkçısı, babası Mehmet Şakir Paşa’nın elçilik görevi dolayısıyla çocukluğunun beş yaşına kadar olan kısmını Atina’nın Faleron semtinde,  beş yaşından sonraki kısmını İstanbul Büyükada’da geçirdi. Bu yıllarda resime olan ilgisi ve yeteneği ile dikkatleri üstüne çeken Cevat Şakir Kabaağaçlı, bir taraftan özel dersler alırken, diğer taraftan Büyükada Mahalle Mektebi’nde okudu. Aydın bir ailede yetiştiği için İngilizcesi çok iyi olan yazar, hazırlık okumadan Robert Koleji’nin birinci sınıfına alındı. Bu okulun son sınıfındayken İkdam’da yazıları ve tercümeleri yayınlandı. Robert Kolej’inin ilk mezunlarından biri olarak pekiyi derece ile mezun oldu.

Cevat Şakir Kabaağaçlı denizci olmak istiyordu. –kitaplarında denize, denizciye ve denizciliğe ağırlık vermesinin sebebidir- Fakat ailesinin ısrarlarına dayanamayarak İngiltere’ye gitti. Burada Oxford Üniversitesinin  “Yakın Çağlar Tarihi” bölümünde öğrenim hayatını devam ettirdi. Oxford’da öğrenim gördüğü sırada üniversitenin ünlü kitaplığından da yararlanma fırsatı buldu.

Babası ile girdiği bir tartışma sırasında babasının Cevat Şakir Kabaağaçlı’nın silahından çıkan kurşun ile vurulması yüzünden Cevat Şakir Kabaağaçlı cinayetten 15 yıl kürek cezasına çarptırıldı. Yedi yıl ceza gördükten sonra verem hastalığının ortaya çıkması ile tahliye edildi.

Halikarnas Balıkçısı’nın Bodrum’a Sürgün Edilişi

“Resimli Hafta” dergisinin 13 Nisan 1925 günlü sayısında, Hüseyin Kenan imzası ile yayınladığı “Hapishanede İdama Mahkum Olanlar Bile Bile Asılmaya Nasıl Giderler” başlıklı yazısı asker kaçaklarının mahkemeye çıkarılmadan nasıl kurşuna dizildiklerini anlattığı için o sıralarda yaşanan Şeyh Sait isyanı da göz önüne alınarak İstiklal Mahkemesi tarafından suçlu bulunmuş ve Cevat Şakir Kabaağaçlı Bodrum’da üç yıllık kalebentlik cezasına çarptırılmıştır.

Hastalandığı için cezasının son yarısını İstanbul’da geçirdikten sonra aşık olduğu Bodrum’a geri dönen yazar Cevat Şakir Kabaağaçlı geçimini balıkçılık, süngercilik ve meyve yetiştiriciliği gibi işlerle uğraşarak sağlamaya çalıştı. Bodrum’un gelişmesinde ve tanınıp tanıtılmasında çok büyük katkılarda bulundu. Kendini bu işe adayan yazar, Bodrum’un sokaklarına palmiyeler diker ve yurt dışından getirttiği bitkiler ile Bodrum’un dört bir yanını kuşatmak ister. Bodrum sevgisinin arasına Bodrumlu denizciler, balıkçılar ve sünger avcıları da karışır.

Çocuklarının eğitimi sebebiyle 1947 yılında taşındığı İzmir’de gazetecilik, yazarlık ve turist rehberliği yaptı. Cevat Şakir Kabaağaçlı’ya 1971 yılında Kültür bakanlığı tarafından “Devlet Kültür Armağanı” verildi. 13 Ekim 1973 yılında İzmir’de vefat etti.  Vasiyeti üzerine çok sevdiği Bodrum’da, şehrin yakınlarındaki bir tepeye defnedildi.

Halikarnas Balıkçısı’nın Sanat Anlayışı

Aydın bir ailenin içinde doğmuş olması Halikarnas Balıkçısı’nın sanat ile erken yaşta tanışmasını sağlamıştır. Yazarlığa Robert Koleji son sınıfında başlayan Cevat Şakir Kabaağaçlı, İngiltere’den döndükten sonra da yazmaya devam etmiştir. Cevat Şakir Kabaağaçlı, İstanbul’da çeşitli dergi ve gazetelerde yazılar yazar; karikatürler ve kapaklar çizer. (Diken, İnci, Resimli Ay, Resimli Hafta Resimli Gazete vb.) Bir yandan da hikayeler yazar. Yazarın ilk hikayeleri resim ve karikatürler ile ilerleyen magazinsel hikayelerdir. Cevat Şakir Kabaağaçlı asıl kimliğini Bodrum ve oranın deniziyle tanışınca bulacaktır. Bodrum’un Eski Yunan çağındaki adı olan “Halikarnassos” adından esinlenerek eserlerinde “Halikarnas Balıkçısı” takma adını kullanacak ve böyle tanınacaktır. Bodrum’da tanıştığı denizci, balıkçı ve sünger avcılarının mücadeleleri eserlerinin başlıca konusu olur.  Denizden bahseden tüm hikayelerinde bizim edebiyatımızda çok olmayan, temelini mitolojiden, plastik sanatlardan ve içinde yaşadığı doğadan alan canlı bir yön vardır. Onun hikayelerindeki kahramanlar, denizi bir kadını sever gibi sevmektedir.

Cevat Şakir Kabaağaçlı, olayların anlatımında romantizm etkisindedir ama bu genelde bir kusur olarak sayılır. Eserlerindeki diğer bir kusur ise ege kıyıları hakkında mitolojik ve tarihi bilgi verme tutkusudur.

Bodrumlu yazar Eski Yunan kültürü ile benzeşen eserler verir: Yazarın, Eski Yunan şairlerine, örneğin Homeros’a olan tutkusu kendi eserlerinde süslü ve şairane pasajlar olarak kendini göstermektedir. Eski Yunan ile bir başka ortak yönleri ise Cevat Şakir Kabaağaçlı’nın kahramanlarının Eski Yunan kahramanları gibi kaderleri ile savaşmalarıdır. Kahramanların yenmesi gereken bir alınyazıları vardır.

Cevat Şakir Kabaağaçlı ya da diğer adı ile Halikarnas Balıkçısı, ailelerinin geçimini sağlamak için canlarını hiçe sayarak sünger avlamak amacı ile denize açılan denizcilerin maceralarını yazdığı “Denizin Gurbetçileri” adlı romanında, romanın sonlarına doğru Latif adlı bir karakter ile olayların gidişine müdahale etmiştir. Romanın son kısımlarında ortaya çıkan bu karakter Halikarnas Balıkçısı’nın kendisidir. Yazar romanda kendisine de yer vermiştir.

Çok iyi bir yazar olmasının yanı sıra yetenekli bir ressam olan Cevat Şakir Kabaağaçlı, Denizin Gurbetçileri adlı romanı için 8 adet resim yaptı. Bu resimleri yapmak için öncelikle kartonu siyah renge boyar sonrada bu boyayı kazıyarak istediği figürleri ortaya çıkarırdı. Bu ilginç yöntem ile yaptığı 8 resimden biri olan “İmdat’la Cennet öldürüldükten sonra”  isimli resim, Denizin Gurbetçileri adlı romanın ilk basımında kitaba kapak olarak kullanıldı.

Halikarnas Balıkçısı’nın gazetede tefrika şeklinde yazdığı bir romanı daha vardır. “Bulamaç” adlı bu roman Halikarnas Balıkçısı’nın hayatta olduğu dönemde kitap haline getirilememiştir. Halikarnas Balıkçısı’nın Bulamaç adlı romanı ancak yıllar sonra bir üniversite öğrencisinin tezi olarak derlenmiş ve kitap halinde basılmıştır. Yazar tefrika halinde yayınladığı bu romanındaki bazı olayları diğer romanlarında kullanmıştır.

Halikarnas Balıkçısı, bütün yazılarında nasıl başladığı konusunun üstünde çok fazla durur. Ona göre “başlangıç-üvertir, notayı verir; yapıtın nasıl yürüyeceğini gösterir.” Kısacası bir okur okuduğu yazıda ilk cümlelerden yazının nasıl ilerleyeceği konusunda akıl yürütebilmelidir.

Cevat Şakir Kabaağaçlı ege kıyıları hakkında yaptığı araştırmaları gittikçe genişletmiş ve bunu bir görev haline getirmiştir. Oxford Üniversitesi'nde tarih okumuş olması bu tutkuyu bir nebze olsun açıklar niteliktedir:  Cevat Şakir, Akdeniz kıyılarını bir kıta olarak kabul etmiştir. Öyle bir kıta ki insan düşüncesinin en büyük buluşları bu kıtada özellikle ege kıyılarında doğmuştur ona göre… Halikarnas Balıkçısı’na göre Eski Yunan medeniyeti dedikleri olgu Akdeniz medeniyetidir. Bu medeniyetin Sokrates, Platon ve Aristo gibi düşünürler yüzünden değişime uğradığını öne sürer. Bu sebep ile bu düşünürleri benimsemez.  Tarih ve mitoloji alanındaki bu düşünceleri “Yeni Ufuklar” dergisinde yayınlanmıştır. Cevat Şakir Kabaağaçlı’nın fikirleri Azra Erhat, Sabahattin Eyüboğlu, Vedat Günyol gibi yazarlarca hümanist açıdan değerlendirilmiş ve yaygınlaştırılmaya çalışılmıştır.

Eserleri

Roman: 

  • Aganta Aganta Burinata (1946)
  • Ötelerin Çocuğu (1956)
  • Uluç Reis (1962)
  • Turgut Reis (1966)
  • Deniz Gurbetçileri (1969)

Hikaye:

  • Ege Kıyılarından (1939)
  • Merhaba Akdeniz (1947)
  • Ege’nin Dibi (1952)
  • Yaşasın Deniz (1954)
  • Gülen Ada (1957)
  • Ege’den (1972) (Önceki eserlerden seçmeler ve yeni ilaveler ile)
  • Gençlik Denizlerinde(1973)

Deneme:

  • Anadolu Efsaneleri (1954)
  • Anadolu Tanrıları (1955)
  • Anadolu’nun Sesi (1971)
  • Hey Koca Yurt (1972)
  • Düşün Yazıları (1981)

Hatıra:

  • Mavi Sürgün (1961)

Kaynaklar

Türk Dili ve Edebiyatı Ansiklopedisi, Kolektif, DERGÂH YAYINLARI, c. 4
Mavi Sürgün, Halikarnas Balıkçısı, Bilgi Yayınevi, Ankara, 21.basım

Yorumunuzu Paylaşın