Makaleler

Gabriel Garcia Marquez’in Hayatı ve Benim Hüzünlü Orospularım Romanı Özeti

Yazar: Ali Külek

Gabriel Garcia Marquez’in hayatı ve Benim Hüzünlü Orospularım romanının özetini kaleme aldık.

Gabriel Garcia Marquez’in Hayatı ve Benim Hüzünlü Orospularım Romanı Özeti

Yirminci yüzyıla adını altın harfler ile yazdıran Gabriel Garcia Marquez, 1982 yılında aldığı Nobel ödülü ile başarısını tüm dünyaya kabul ettirmiştir. Nobel ödülüne layık görülen Yüzyıllık Yalnızlık romanı başta olmak üzere Kırmızı Pazartesi, Kolera günlerinde Aşk, Benim Hüzünlü Orospularım ve daha birçok eseri ile yaşadığı döneme ve günümüze damga vuran bir yazardır. Bu yazımızda Gabriel Garcia Marquez gibi büyük bir yazarın hayatından ve Benim Hüzünlü Orospularım romanından bahsedeceğiz.

Gabriel Garcia Marquez’in Hayatı

Kolombiya’nın Aracataca şehrinde dünyaya gelen Gabriel Garcia Marquez, Kolombiya’nın ana nehri olan Rio Magdalena nehrinin ağzında bulunan ve bir liman kenti olan Barranquilla şehrine eğitime gönderilir. Barranquilla’da eğitim gördüğü yıllarda mizahi şiirler yazmaya başlayan Gabriel Garcia Marquez, sportif faaliyetlerden uzak durmayı tercih ettiği için arkadaşları tarafından “El Viejo” lakabı ile anılır. Ancak tüm dünya Gabriel Garcia Marquez’i “Gabo” lakabı ile anacaktır. Gabriel Garcia Marquez lise yıllarını Colegiojesuita San Jose’dermeye geçirir. Kaleme aldığı ilk şiirlerini okul dergisinde yayınlamaya başlar. Hükümetin verdiği burs ile eğitimine Bogota’da devam eden Gabriel Garcia Marquez, eğitimine burada tamamlar. Hukuk fakültesinde okumaya başlasa da yazar olmak için Hukuk eğitimini yarıda keser. Yazarlık yıllarında Kolombiya’yı ve dış politikayı eleştirmekten hiç korkmaz.

Gabriel Garcia Marquez, 1958 yılında hayatının aşkı olan Mercedes Barcha ile evlenir ve iki çocuğu olur. Çocuklarının adın Rodrigo Garcia ve Gonzalo koyar.

Gabriel Garcia Marquez, yazarlığa kısa hikayeler ile başlar. Yazdığı kısa hikayeler ile okurların ve eleştirmenlerin beğenisini almayı başaran Gabriel Garcia Marquez, yazdığı başarılı romanları ile kendini edebiyat dünyasına kabul ettirir. 1967 yılında okuyucu ile buluşan Yüzyıllık Yalnızlık romanı 1982 yılında Nobel Edebiyat Ödülü’ne layık görülür.

Gabriel Garcia Marquez, sıradan ve basit gerçekçi öğeleri kullanan edebiyat tarzlarına karşı sihirli öğeleri ve hikayeleri kullanarak Büyülü Gerçeklik adı ile anılan edebiyat stilini tercih eder. Bazı eserlerinde “Macondo” adını verdiği ve doğduğu şehir olan Aracataca’dan ilham alarak kurguladığı bir köyü anlatır. Çoğu romanında yalnızlık temasını işleyen Gabriel Garcia Marquez, kaleme aldığı yazıları ile edebiyat dünyasında hatırı sayılır bir beğeni ve ticari başarı elde eder.

Gabriel Garcia Marquez, Meksika’daki evinde 17 Nisan 2014 yılında hayata gözlerini kapattığında 87 yaşındaydı. Ölümünün ardından Kolombiya Cumhurbaşkanı Gabriel Garcia Marquez için bugüne kadar yaşamış en büyük Kolombiyalı diye bahseder.

Benim Hüzünlü Orospularım Romanı


Benim Hüzünlü Orospularım Romanının Konusu

Doksan yaşına giren bir ihtiyarın kendine doğum günü hediyesi olarak bakire bir kız istemesi ile başlar. Ancak 90’lık ihtiyar bu genç kıza aşık olacak ve 90 yıllık sıkıcılık ile geçen hayatı yeni bir anlam kazanacaktır.

Benim Hüzünlü Orospularım Romanının Teması

Gabriel Garcia Marquez’in çoğu romanında olduğu gibi Benim Hüzünlü Orospularım romanında da yalnızlık teması ağır basmaktadır. Ancak yalnızlık, roman için tek tema değildir. Romanda aşk teması da ağırlığını gösterir.

Benim Hüzünlü Orospularım Romanının Özeti

Roman, ihtiyar adamın 90 yaşına girdiği cuma sabahı birlikte başlar. İhtiyar adamın aklında bir fikir vardır. 90. yaş gününü bir bakire ile birlikte olarak kutlamak ister. Bunun için eski yıllardan hatırladığı genel ev patroniçesi olan Rosa Cabarcas’ı arar. Rosa Cabarcas, ihtiyar adama istediği iş için birkaç güne ihtiyacı olduğunu söylese de ihtiyar adamı bakire’yi hemen o akşam istemektedir. Rosa Cabarcas ben seni ararım diyerek telefonu kapatır. İhtiyar adamın hiç umudu olmasa da büyük bir heyecan ile Rosa Cabarcas’tan haber beklemeye başlar. İçinde biriken heyecan ve merak ihtiyar adamın her pazar gazetede yayınlanan yazısını yazmasına bile engel olur. En sonunda beklediği telefon çalar ve Rosa Cabarcas bir bakire bulduğu haberini verir. Bu akşam için hazır olarak ihtiyar adamı bekleyecektir.

İhtiyar adam o akşam bir taksiye binerek şehrin tekin olmayan tenha bölgelerinden birinde bulunan genel eve gider. Genel eve gençliğinde yaptığı gibi bahçe kapısından gizlice girer. Rosa Cabarcas ile eski günleri yad ettikten sonra Delgadina’nın bulunduğu odaya girer. Rosa Cabarcas, kıza o gün düğme fabrikasında çok yorulduğu ve akşam için heyecanlı olduğundan sakinleştirici bir ilaç içirir. Bu yüzden ihtiyar adam odaya girdiğinde Delgadina derin bir uykudadır. İhtiyar adam Delgadina’yı gördüğü ilk anda daha önce hiç hissetmediği duyguları hissetmeye başlar. O geceyi kıza dokunmadan geçirir ve sabah erkenden genel evden ayrılır. Evine döndüğünde pazar yazısını yazmaya çalışır. Yazısının konusu ise 90 yaşına gelmesi ile ilgilidir. İhtiyar adam, yazdığı bu yazının son yazısı olmasını planlar. Yazısını yazmaya başlamadan önce ihtiyar adam geçmişi ile ilgili anıları anlatmaya başlar;

İhtiyar adam 90 yıllık yaşamında hiç evlenmez. Ancak bir defasında evliliğin çok yakınından geçer. Ximena Ortiz adında ki bir hanım ile evlenme kararı alır. Uzun süreli bir nişanlılık döneminin ardından düğün gününün önceki gecesini genel evde bakarlığa veda partisi yaparak geçiren ihtiyar adam, sabah uyandığında kendi düğününe gitmeme kararı alır. Hayatının geri kalanını da hiç evlenmeden birbirinden farklı genel evlerde geçirir.

Pazar yazısını bir iki saatte hızlı bir şekilde bitiren ihtiyar adam yazıyı teslim etmek için gazeteye gider. İhtiyar adam, yazısını kapıcıya teslim edip evine dönmeyi planlasa da gazetenin personeli buna izin vermez. Gazetede çalışan personel, ihtiyar adam için sürpriz bir doğum günü partisi hazırlar. Parti de biraz vakit geçiren ihtiyar adam, doğum günü hediyelerini kabul ettikten sonra yazısını teslim eder ve binadan ayrılır.

Rosa Cabarcas ile yeniden iletişime geçen ihtiyar adam, yine aynı kızı ister. Rosa Cabarcas ile anlaştıktan sonra genel eve aynı şekilde bahçe kapısından girer ve doğruca kızın odasına gider. Kız yine uyumaktadır. O akşam ve sonraki akşamlar da farklı olmaz. İhtiyar adam kızın bekaretine hiçbir zaman dokunmaz. Her buluşmada uyudukları odayı güzelleştirecek eşyalar getirir. Geceleri Delgadina’nın kulağına şarkılar söyler. Kitaplar okur. Hikayeler anlatır.

Delgadina ile geçirdiği her vakit huysuz, sıkıcı ihtiyarı bambaşka biri haline getirir. İstifa etmek istediği pazar yazılarına gazete’nin müdürünün isteği üzerine devam eder. Delgadina’nın, ihtiyar adam üzerinde bıraktığı değişimlerden biri de ihtiyar adamın pazar yazılarının konuları olacaktır. İhtiyar adam, Delgadina’ya olan aşkının etkileri ile aşk konulu yazılar kaleme alır. Yazdığı bu yazılar halk içinde büyük bir ilgi uyandırır. İhtiyar adamın pazar yazıları artık gazetenin en önemli kısmıdır. Gazete, pazar yazılarının hayranları tarafından mektup yağmuruna tutulur.

İhtiyar adam, doğum gününde hediye edilen barınaktan kedi sahiplenme kuponunu kullanarak bir Ankara kedisi sahiplenir. Kedi de ihtiyar adam gibi oldukça yaşlıdır. İhtiyar adam başlarda kediye bir şeyler öğretmek istese de bunu başaramaz. En sonunda yaşlı kediyi kendi haline bırakır.

İhtiyar adamın Delgadina ile uyuduğu bir gece Rosa Cabarcas onu uyandırarak bir sorun olduğunu söyler. Sorun; şehrin ileri gelenlerden birinin genel evde öldürülmesidir. Rosa Cabarcas, ihtiyar adamdan ölüyü giydirmek için yardım ister. Rosa Cabarcas’a yardım ettikten sonra da binayı arka kapıdan terk eder. Rosa Cabarcas’a da Delgadina’yı koruması için talimat verir. Devam eden günlerde Rosa Cabarcas’ı arayan ihtiyar adam, Rosa Cabarcas’a hiçbir şekilde ulaşamaz. Genel eve gittiğinde evin Sağlık Bakanlığı tarafından mühürlendiğini görür. İhtiyar adam, o an Delgadina’ya Rosa Cabarcas olmadan ulaşamayacağını fark eder. Aradan geçen günlerde ihtiyar sürekli Delgadina’yı düşünür. Ona ulaşmanın yollarını arar. Durumu o kadar vahimdir ki yolda gördüğü genç kızları ona benzetmeye başlar. Aradan geçen uzun bir sürenin ardından Rosa Cabarcas, İhtiyar adamı telefon ile arar ve olanları anlatır: O gece ölen adamın avukatı olay yerine gelerek herkese sus payı verir ve adamın ölümünü bir gece vakti sokakta işlenen gasp olayı olarak gösterir. Rosa Cabarcas’ı da uzun bir tatile gönderir. Delgadina’nın iyi olduğunu anlatan Rosa Cabarcas istediği zaman buluşma ayarlayabileceğini söyler. İhtiyar adam Delgadina’nın odasına girdiğinde çok farklı bir kız ile karşılaşır. Geçen uzun sürede Delgadina büyümüş ve serpilmiştir. Karşısında en az 3 yaş olgunlaşmış bir kız vardır. Boynunda kollarında onu daha zengin gösteren takılar vardır. İhtiyar adam tüm bu gördüklerinden sonra aklına tek bir şey gelir. O da Delgadina’nın başka erkekler ile birlikte olduğudur. Bu düşüncelerin kendini esir almasına izin veren ihtiyar adam, kıskançlıktan bütün odayı dağıtır ve yıkar. Rosa Cabarcas ihtiyar adama açıklama yapsa da öfkesinden hiçbir şeye inanmaz ve öfkeyle evi terk eder.

Öfkesi ve nefreti kıskançlıktan uzun bir süre dinmeyen ihtiyar, gün geçtikçe daha kötü bir hale düşmektedir. Gittikçe zayıflar ve halsizleşir. Geçen iki aylık bir süreden sonra eski bir dost ile karşılaşır. O eski dost ile maziyi yad ettikten sonra dostunun verdiği tavsiye ile Rosa Cabarcas’ı yeniden arama kararı alır. Telefonda her şeyi sakince dinler. Delgadina’nın yerini Rosa Cabarcas da bilmiyordur. Ama bulacağını söyler. İhtiyar adam ve Delgadina için yeni bir gün ayarlar. İhtiyar adam, odaya girdiğinde odanın hala yıkık dökük olduğunu görür. Rosa Cabarcas odanın bütün masrafını onun üstüne yıkmıştır. O geceden sonra ihtiyar adam, masrafları karşılayabilmek için annesinden kalan takıları satmak için kuyumcuya gider. Ancak onu bir sürpriz daha beklemektedir. Aile yadigarı takıların değerli parçalarının annesi tarafından yıllar önce satılarak yerine taklitlerinin konulduğunu öğrenir.

Masrafları bir anda karşılayamasa da halletmek için uğraşır. Rosa Cabarcas ile buluştuklarında kız için istediklerinin bir listesini Rosa Cabarcas’a verir. Rosa Cabarcas, ihtiyar adam’a bir teklifte bulunur. İlk önce kim ölürse bütün mal varlığı diğerine kalacaktır. Ancak İhtiyar adam bunu kabul etmez. Çünkü her şeyini Delgadina’ya bırakmayı planlamaktadır. Rosa Cabarcas’ta kendisinin de kimsesi olmadığını ve eğer ihtiyar adam önce ölürse kendi mal varlığı ve ihtiyarınkileri ölümünden sonra Delgadina’ya bırakabileceğini söyler. İhtiyar adam Delgadina ile o geceyi çok daha mutlu bir şekilde geçirir. Çünkü Rosa Cabarcas, Delgadina’nın da İhtiyar’a aşık olduğunu söyler.

Benim Hüzünlü Orospularım Romanının Kahramanları

İhtiyar adam: Romanın başkahramanı ve anlatıcısıdır. İhtiyar adam kendini çirkin, huysuz ve çağın gerisinde kalmış biri olarak tanımlar. Haber şişiriciliği, Latince ve İspanyolca derslerinden kazandığı paralar ile geçimini zar zor sağlayan bir gazetecidir. Roman içerisinde İhtiyar adam adından hiçbir zaman bahsetmez. Diğer karakterlerden de ihtiyar adamın adını öğrenemeyiz. İhtiyar adam hayatı boyunca hiç evlenmemiştir. Bütün hayatını genel evlerde hayat kadınları ile birlikte geçirir. Genel evlerde o kadar çok vakit geçirir ki birçok kez yılın müşterisi seçilir. Büyük bir erkeklik organına sahip olması hayat kadınları arasında büyük bir üne sahip olmasını sağlar. İhtiyar adamın, 90 yaşına kadar hiç bir kadın ile parasını ödemeden birlikte olmamak gibi bir prensibi vardır. Birlikte olmamalarına rağmen sadece biraz oynaştıkları için hizmetlisi Damiana’ya da para teklif etmiş ancak Damiana ondan para almamıştır. O da düzenli bir şekilde Damiana’nın maaşına zam yaparak ödemek istediği parayı öder. 90 yaşına kadar yalnız ve sıkıcı bir hayat süren bu ihtiyar, 90 yaşına girdiği gün kendine bir bakire hediye etmek ister. İhtiyarın sürdüğü sıkıcı hayat bakire kızı gördükten sonra tamamen değişir. 90’lık ihtiyar Delgadina adını verdiği bu kıza aşık olur ve 90 yıllık hayatında ilk kez aşkı tadar.

Delgadina: Gündüzleri düğme fabrikasında çalışan ve ailesinin geçimini omuzlarında taşıyan 14 yaşında bir kız çocuğudur. Ailesinin geçimini sağlayabilmek için Rosa Cabarcas’ın teklifini kabul ederek bekaratini satmayı kabul eder. İhtiyar adam gibi onun da roman içerisinde gerçek adı hiçbir zaman telaffuz edilmez. Kız için ihtiyar adam bir romandan esinlendiği Delgadina ismini kullanır.

Rosa Cabarcas: Yaşlı bir genel ev patroniçesi. Kocasını ve çocuklarını erken yaşta kaybetmiş ve dünya da kimsesi olmadan genel ev işletmeye devam etmiştir. Kendi işinde oldukça iyidir ve oldukça büyük bir üne sahiptir.

Damiana: İhtiyarın ev işlerini gören hizmetlisidir. Haftada bir gün gelerek evin yapılacak bütün işlerinin halleder. Damiana, ihtiyar adama olan aşkını 22 yıl boyunca sürdürür. Kendi ağzından söylediği sözlere baktığımızda yaşlı bir kadın olmasına rağmen hala bakiredir.

Benim Hüzünlü Orospularım Romanında Zaman

Romanda belli bir zamandan bahsedilmemekle birlikte İhtiyar adamın 90 yıllık hayatından kesitlerin olduğu fakat asıl anlatılan zamanın 90 yaşını doldurduktan sonraki dönem olduğun söyleyebiliriz.

Roman, 20. yüzyılın ilk yarısında anlatmaktadır.

Benim Hüzünlü Orospularım Romanında Mekan

Roman Kolombiya’nın küçük bir şehrinde geçmektedir. Benim Hüzünlü Orospularım romanında iki önemli iç mekan vardır: Biri ihtiyar adamın ailesinden kalan evi, ikincisi ise Delgadina ile buluştukları genel evin odası. Bu iki mekanın birbiri ile olan ilişkisini ihtiyar adam sağlamaktadır. Kendi evindeki eşyalar satılarak azalırken Delgadina ile buluştukları odanın eşyaları yerini daha iyi eşyalara bırakmaktadır. 

Kaynaklar

Marquez, Gabriel Garcia, Benim Hüzünlü Orospularım, Can Yayınları, İstanbul, 2005

Yorumunuzu Paylaşın