Makaleler

Dilin Tanımı ve Dil Kavramının Boyutları

Yazar: Diba Bahadıroğlu

Dil hakkında birçok tanım vardır. Dilin boyutlarını anlamak için bu tanımlara bir göz gezdirmek gerekir:

Edward Sapir: “Dil, yalnızca insana özgü olan; düşüncelerin, duyguların ve isteklerin, iradeyle üretilmiş semboller kullanarak iletilmesini sağlayan ve içgüdüsel olmayan bir yöntemdir.”  Sapir, dili bilinçli bir yaklaşım olarak görür; alfabeyi ise duygu ve düşünceleri ileten semboller olarak görür. Yani dile suni bir yaklaşımda bulunarak bir nevi dil duygusu denen şeyi yok sayar. Bir diğer tanım ise farklı bir bakış açısı sunacaktır bize…

Prof. Dr. Muharrem Ergin: “Dil, insanlar arasındaki iletişimi sağlayan tabiî bir vasıta; kendi kanunları içinde yaşayan ve gelişen canlı bir varlık; milleti birleştiren, koruyan ve onun ortak malı olan sosyal bir müessese; seslerden örülmüş muazzam yapı; temeli bilinmeyen zamanlarda atılmış bir gizli antlaşmalar ve sözleşmeler sistemidir.” Muharrem Hoca’nın tanımı daha açıklayıcı ve daha nettir. Gerçekten de her insanın bir dil duygusu vardır ki yoksa zaten millet ve dil kavramı bu kadar iç içe geçemezdi.

Prof. Dr. Doğan Aksan ise dili şu şekilde tanımlamaktadır : “ Dil, düşünce, duygu ve isteklerin, bir toplumda ses ve anlam yönünden ortak ögeler ve kurallardan yararlanılarak başkalarına aktarılmasını sağlayan, çok yönlü, çok gelişmiş bir dizgedir.”

Dilin tanımı gerek Türk gerekse de yabancı birçok araştırmacı tarafından yapılmıştır. Bu araştırmacılar bazı noktalarda ayrılsalar da aslen onların da ortak noktası dilin bir iletişim aracı olduğudur. Evet, dilin ilk ve en önemli görevi anlaşmayı sağlamaktır; lakin bu onun biricik özelliği de değildir. Dilin özellikleri ve bazı kavramsal boyutları, asla göz ardı edilemeyecek işlevleri vardır.

1. Dil İletişimi Sağlar.

İnsanlar arasında iletişimi sağlayan birçok unsur vardır: Trafik levhaları, jest ve mimikler, renkler, nesneler… Ama bunların arasında en işlek olanı dildir. Dil, insan iletişimin doğal bir ürünü olduğu için asla yok olmayan en garantili yoldur.

2. Dil, Düşünme Aracıdır.

Zihin ürünleri ortaya koyan yegane şey dildir. Dilin duygu ve düşünceleri ortaya koyması, düşünceleri değerli kılar. Eğer dil olmasaydı düşüncelerimizin herhangi bir değeri kalmazdı. Ayrıca düşüncelerin paylaşımla çoğaldığı göz önünde tutulursa bir zindana hapsolmaktan farksız olurdu dil ve iletişim olmazsa düşüncelerimiz.

3. Dil Bir Sistemdir.

Dil, doğal bir sisteme, döngüye sahiptir. İnsandan farksız bir işleyişi vardır aslında. Bir dil doğar, gelişir ve daha sonra da ölür. Kullanımdan kalkan sözcüklere ölü sözcükler denir hatta. Tam bir matematiksel sistemle döner diller. Bu bakımdan kesinlikle iyi işleyen bir sistemdir dil.

4. Dil Canlı Bir Varlıktır.

Dil tamamen organik bir varlık gibi işler. Kendi içinde kuralları vardır, toplumsal değişimlerden etkilenir, sözcükleri yaşar - ölür – gelişir. Toplumdaki değişimler önce dili etkiler, yabancılaşma ya da gelişme direk dilde başlar. Toplumun kadrajıdır dil.

5. Dil Kesinlikle Şahsi Değildir; Toplumsaldır.

Dil bir kamu malıdır. Kimsenin şahsi mallı ya da tapulu mülkü değildir. Tamamen toplum yaşantısına göre gelişir. Öyle ki toplum yaşantısına göre kelime dağarcığı gelişir insanın, toplum yapısına göre zenginleşir ya fakirleşir milli dil. Bir dile bakmak, onun şifresini çözmek toplumla da doğrudan alakalıdır. Bu bakımdan dil – toplum – insan arasında gerçekten sık bir bağ vardır. Dil, toplumdaki nesiller arasında da bağ kurduğu için tam anlamıyla mihenk taşıdır. Geçmişi geleceğe, geleceği diğer nesillere taşır. Ayrıca diğer toplumlarla anlaşmada da büyük rol oynar. Bu bakımdan dili gelişememiş bir toplum da gelişmiş sayılmaz.

Dil Kavramının Boyutları

Dil kavramına tek bir pencereden bakmak onu gerçekten küçümsemektir. Sadece sürekli kullandığımız bir şey olduğu için çok fark edemediğimiz boyutları olan dile, kavramsal boyuttan bakmayı öğrenmeliyiz artık. 

  • Dil – Düşünce Boyutu

Kişilik aslında dilde gizlidir çünkü bir birey kendisini ancak dil ile ifade eder. Düşünceler, belli oranda dilin eseridir. Geçmiş, gelecek, şimdi, bilgi ve hayat sürdürme dil olmadan imkansızdır. Bu arada açıklık getirmek gerekir ki dilden kastım sadece konuşmak değildir. Sağır ya da dilsiz bir insan da kendini ifade etmek mecburiyetindedir; zaten işaret dilleri bu yüzden vardır. Bu bakımdan bahsettiğim tüm olgular bir şekilde dili kullanan tüm insanlaradır.

Dil bilimcileri, dile ve düşünceye farklı açılardan bakmışlardır. Kimisi düşünceyi kimisi dili öne plana çıkarmışlardır ama hepsinin anlaşma noktası dil ve düşüncenin sıkı bir ilişki içinde olmasıdır. İnsanı diğer canlılardan ayıran en önemli özelliğin dil olduğunu düşünürsek dilin gelişiminde düşünceyi, beyin fırtınasını, bilgi aktarımını görürüz. Bu bakımdan şunu desek çok da yanlış yapmış sayılmayız: Dil düşüncenin evidir.

  • Dil – İnsan Boyutu

İnsan dil olmadan, kendisini ifade etmeden var olamaz. Havanların da buna benzer bir sistemi vardır. Doğadaki her varlık bir şekilde birbiriyle ilişki içindedir ki bunu da yapan şey iletişimdir.

Dil insanlar arasında iletişimi sağladığı için evet gayet önemlidir ama daha önemli bir işlevi de insanlar arasında ortak duygu ve düşünceler oluşturarak onlara bir toplum dayanağı oluşturmasıdır. Bu bakımdan da millet olmanın toplum olmanın koşullarından birisi dildir.

İnsan dili sayesinde düşünme ve muhakeme özelliğini kazanır. Dil ile iletişim; ile bilgi aktarımı dolayısıyla muhakeme özelliği gelişir.

  • Dili Algılama Boyutu 

İnsanlar dış dünyayı duyu organları ile algılar ve kavrar. Beş duyu organımız bize bu yüzden bağışlanmıştır. Dünyayı algılayan insanın zihninde bir şekil meydana gelir; buna kavram denir. Kavramlar ise dille ifade edilir. Yani insan algıladığı dış dünyayı diğer insanlara dil aracılığıyla anlatır. Bu anlatım bilimsel gelişimin temelidir aslında çünkü bilim ancak birikimle gelişir. Birikim için de kavramların dil ile gelecek nesillere aktarılması gerekir.

Türk toplumu görme duyusuna diğer milletlerden daha sadıktır. Hatta bakmak ile görmek arasında kırmızı bir hat çeker. Her insan bakma eylemini kendi içinde paradigma olarak yapar. Yani herkes bakılan şeyde aynı şeyi görmez. Bu bakımdan bir “kedincelik” vardır. Kendince olan bakış açısı başkasıyla dil aracılıyla paylaşılır ve böylece gelişme denen olgunun ilk kıvılcımı meydana çıkar.

  • Dil – Sembol Boyutu

Dil anlaşma ve iletişim aracıdır bu bakımdan birçok kişinin aklına direk konuşma gelir. Oysaki konuşmaktan ötedir iletişim.  Son yüzyıllarda oldukça popüler olan beden dili de bir iletişim biçimidir ama elbette milli dilden daha evrenseldir. Yalnız beden dili de bir sistemdir ve sembollerden meydana gelir. Tam da bu noktada alfabeden bahsetmek gerekir ki alfabe dilin sistemleşmiş sembolleri olarak tanımlanır.

Dilin alfabede başka sembolleri de vardır. Sonuçta iletişim, alıcı – gönderici – kanal ve mesajdan oluşur. Kanal, illa ki konuşmak ya da yazmak olmayabilir. Örneğin trafik levhaları özel sembollerle iletişimi sağlar. Sanat dediğimiz olgu da aynı düzendedir. Bir resim bize mesaj iletebilir.

Renk ve nesnelerin de insanlara bir şeyler ifade ettiği de kaçınılmazdır. Örneğin yeşil doğa, mavi huzur, kırmızı aşk – cinsellik – kızgınlık gibi şeyleri ifade eder. Çiçeklerin de kendine göre anlamları vardır : gül ve karanfil aşkı çağrıştırır,papatya masumiyeti ve saflığı gibi..

Velhasıl kelam, dil denilen olgu daha hakkında binlerce makale yazılacak kadar geniş ve önemli bir konudur. Bu bakımdan dil kirlenmesini, bozulmaları hoş karşılamak başlı başına yaratılışa ihanettir.

Yorumlar
erdem can yenilmez 2016-12-17 23:58:32

Bu makalenin kaynakçası var mı?

Yorumunuzu Paylaşın