Makaleler

Dilbilim (Dilbilgisi) Nedir?

Yazar: Diba Bahadıroğlu

İnsan, dil ile anlaşır. Dil olmazsa toplum da olmaz. Bu yazıda, işi dil olan dilbilim alanını tanıtıyoruz..

Dilbilim (Dilbilgisi) Nedir?

Dilbilim ve dilbilgisi, dil ile uzaktan yakından alakası olmayan - ya da alakası olmadığını sanan - insanlar için bile tanıdık bir kavramdır. Özellikle dilbilgisi, “gramer” terimiyle eş anlamı sanılır. Liselerde dil ve anlatım adındaki dersten ya da orta öğretim müfredatındaki Türkçe dersinden olsa gerek, yurdum insanının her bir ferdi dilbilgisinden, dolayısıyla gramerden haberdardır. Oysa, durum böyle değildir. Dilbilim, dilbilgisi sadece gramer yani yazımdan ibaret değildir ve de liseye kadar gösterilen dilbilgisi ile bilimsel olan yani akademide araştırma konusu olan dilbilgisi çok farklıdır. Neredeyse koca bir uçurum vardır. Biz, bu yazımızda bu koca uçurumun içini biraz da olsun dolduracak bilgiler vermeye çalışacak ve dilimiz yettiğince dilbilimi anlatmaya çalışacağız. Çok fazla tarihçeye inmeden, dilbilimini en eğlenceli şekilde anlatmaya özen göstereceğiz. Hadi başlayalım.. 

Dilbilim ve Dilbilgisi Nedir?

Dilbilgisi, tüm dünya dillerini incelemeyi amaçlayan ve bu diller arasındaki çeşitli ilişkileri irdeleyen bir bilim dalıdır. Konusu, esas itibariyle tüm dillerdir. Dillerin neler olabileceği, dilbilimcinin bilgisine bağlıdır. Dil hakkında kuramlar üretir, belki tüm dilleri tek bir kökten geldiğine dair iddiaları inceler belki de dillerin doğuşu hakkında araştırma yapar. Her durumda, alanı genel olarak dildir ve çok büyük bir araştırma alanına sahiptir. Hatta bu yüzden, “gerçek” olduklarını iddia eden dilbilim bölümlerinin hemen hemen hepsi, dersleri İngilizce olarak vermeye özen gösterir: Mesela Boğaziçi Dilbilim, İngilizcedir. Yalnız bunun ne kadar gerekli olduğu tartışmaya açık bir konudur.

Dilbilgisi, araştırmacının ait olduğu dille ilgili mümkün olan ne varsa bilmesini tahayyül eder. Bu bilgilerin arasında dilin en küçük parçası olan seslerin oluşumundan tutun da sözcüklerin metin içindeki görevleri, sözcüklerin metin dışı ya da metin içi anlamları, dildeki sözcüklerin anlam tarihçeleri, sözcük kökenleri ve daha birçok şey vardır. Bu bakımdan dilbilgisi, dilbilime göre daha az bir alanı araştırma sahası olarak belirler, lakin yine de fazla bir araştırma sahası olduğu için alt alanlara ayrılmaktadır. İşte bu alt alanlardan birisi de grammer yani dilin yazı kısmıdır. Pek çok kişi, dilin gramer ile sınırlı olduğunu düşünür ama işin aslı böyle değildir.


Dilbilgisinin Kolları ya da Dilbilgisinin Araştırma Alanları

Dilbilgisi, ait olduğu dile özgü küçük ya da büyük tüm yapıları incelemekle yükümlüdür. Bu inceleme alanları ya da iş kolları şu şekildedir:

1. Ses Bilgisi: Bir diğer adıyla fonetik olan bu alan, fonem denilenbizim ses diye adlandırdığımız yapıları inceler. Gerek yazılı metinlerde gerek konuşma dilinde, seslerin nasıl oluştuğunu, nasıl değişim göstereceğini ve gelecekte muhtemelen hangi durumda olacaklarını açıklamaya çalışır.

2. Şekil Bilgisi: Bir diğer adıyla morfoloji denir. Eskiler buna “sarf” da derdi. Dilin genelde yazılmış halini inceler. Sözcükleri ve onların yapısını konu edinir. Sözcük türleri, sözcük ekleri eş zamanlı olarak – yani şimdiki şekliyle – incelenir.

3. Söz Dizimi: Bu alana eskiler “nahv” derdi. Bu alanın Avrupa dillerindeki karşılığı ise sentaks olarak bilinir. Cümleyi inceler. Cümlenin oluşumu, cümleyi oluşturan yapıları, cümleyi oluşturan sözcük veya sözcük öbekleri söz dizimi alanının araştırma sahasıdır. Kısaca cümle ile ilgili her şeyi araştırır.

4. Köken bilim: Köken bilgisi diye adlandıran araştırmacılar da vardır. Avrupa dillerine etimoloji olarak bilinir. Sözcüklerin tarihsel süreçlerini inceler. Sözcüklerin şimdiki hallerinden yola çıkar, bulunabilmiş tarihî metinlerde o sözcüğün metninin bulunduğu tarihsel dönemdeki halini tespit eder. Gerekirse eldeki bilgilerden farazi bir ilk kelime üretmeye çalışır.

5. Anlam Bilim: Batı dillerinde “semantik” olarak adlandırılır. Dilin sözcüklere verdiği anlamları, sözcüklerin metin içi kazandıkları yeni anlamları gibi dilin anlam ile ilgili her şeyini inceleyen dilbilgisi koludur.

Dilbilgisi Neden Sadece Gramer Olarak Bilinir? Gramer Nedir?

Dilbilgisinin pek çok araştırma alanı olmasına rağmen, insanlara “dilbilgisi” denildiğinde kişiler hep yazılı olan şeyi yani metni, doğru mu yazılmış yanlış mı yazılmış diye kontrol etmek olarak algılar. Yani, beş ana kolu olan bir bilim, sadece gramer olarak bilinir. Pekala ama neden...

Oxford Sözlüğünde “gramer” adının kökeni şu şekildedir: Late Middle English: from Old French gramaire, via Latin from Greek grammatikē (tekhnē) ‘(art) of letters’, from gramma, grammat- ‘letter of the alphabet, thing written’.

Gramer, “gramma, grammat” kökeninden gelmekte olup Antik Yunan döneminde kullanılmıştır ilk kez. İngilizceye Fransızcadan geçen ve kökeni Antik Yunan’a kadar uzanan sözcüğün ait olduğu dil elbette Yunancadır. Yunanca “yazılı olan, metin” anlamına gelen sözcük, bugün bir bilim haline geldiğinde sadece yazılı şeyler, metinleri inceler haldedir.

Oysa, dil sadece yazılmaz.. Hatta dilde, yazıdan çok konuşma vardır. İnsanlar önce dili konuşmayı, sonra yazmayı öğrenir. Dil, sadece metinden ibaret değildir.

Buna rağmen, şu an, zaman olarak bugünün binlerce yıl gerisinde taa Antik Yunan’da kalmış olan insanlar, dili sadece metin olarak değerlendirmektedir. Üstelik, binlerce yıl farklı kültürlerin, coğrafyaların, medeniyetlerin elinde yoğrulmuş dili, basit kurallarla şekillendirip bir de bunu “doğru” ve “yanlış” olarak değerlendirmektedir.

Gramer, elbette gerekli bir alandır ama gramer sadece inceleme alanı olarak kalmalıdır. Dil, hasta bir çocuk değildir, biz de dilin sahipleri değilizdir. Dile, şu yanlış bunu yap diyemeyiz. Bizden önce o dili konuşan milyonlarca insana “aptal” demekten başka bir şey değildir bu. Gramer, eski anlayışla “kural koyucu” bir kabuktadır. Liselere kadar öğrencilere “Dil nedir” değil de “Dilin kuralları nelerdir” konusu öğretildiği için bu gün hala gramer, kural koyucu olarak bilinmektedir

Bunun aksi yok mudur?

Vardır elbet. Kural koyucu güruh bir yana, dili sadece betimleyen, grameri betimleyen bir anlayış da hakimidir. Bu anlayıştaki akademisyen ve araştırmacılar kesinlikle dile müdahale etmezler. Dil, nasıl şekil alırsa onu yazarlar. Kural koymaktan ziyade, dilin kendi akışında belirlediği düzeni anlatırlar. Bu da, gelecekteki dil dönemlerine tarafsız bir anlatı taşır.

Dil bilim ile Dil Bilgisi Arasındaki Fark Nedir?

Dilbilgisi, herhangi bir dile özeldir. Yani İngilizce Dilbilgisi adında bir ders olabilir. Ya da Türkçe Dilbilgisi. Ama dilbilim, bir dili değil, direk dil kavramı üzerine yoğunlaşır. Bu bakımdan Türkçe Dilbilim diye bir ders olamaz. Ancak, Türkçe dilinde bir dilbilim dersi olabilir.

Caner Kerimoğlu hocamızın verdiği örnekte olduğu gibi eğer tarihi bir metni inceliyor, bunu tanıtıyorsanız bu filolojinin bir alanıdır. Dilin nereden geldiğini, ortak bir dil olup olmadığını, dilin metin bağlamda kazandığı anlamları gibi alanları inceliyorsanız, dilbilim ile ilgileniyorsunuz demektir.

Dilbilim Bilim midir?

Dilbilim, daha doğrusu dili sorgulama işi önceleri felsefe ile alakalı, felsefenin bir koludur. Daha sonra felsefeden ayrılıp kendi başına bir ilim olma yoluna koyulmuştur. Yalnız dilbilim sosyal bilimler alanına aittir.

Burada aslında dilbilimin değil, sosyal bilimlerinden bir bilim olup olmadığı sorunu vardır. Bana göre, bir herhangi bir olguyu tespit eden, bir olayı betimleyen ve topluma katkı sağlayan bir bilimdir sosyal bilimler. Bu konuda, birçok bilim adamı benimle aynı görüştedir.

Dilbilim, birçok bilimden önce meraklara mazhar olmuştur. Türkiye’de dilbilim yazıları ile bilim insanlarına yeni ufuklar açan Prof. Dr. Doğan Aksan, “Dillerin Doğuşu Bahsi” adlı yazısında dil hakkında yapılan bir deneyden bahseder. MÖ VII. yüzyılda Mısır Hükümdarı Psammetik tarafından en eski dili bulmak adına bir deney yapıldığı bilinmektedir. Bu deneye göre de dünyanın en eski dili bangisî dildir. Yani insanlar, hükümdarlar, en eski dilin ne olduğunu gerçekten merak etmiş ve bunu araştırmışlardır.

Dünyanın devam eden tek mucizesi vardır: O da dildir. Bu bakımdan, dil hep merak edilen, sorgulanandır.

Dilbilimin Kolları, İnceleme Alanları

Dilbilim, dili betimlemeyi, konuşana bağlı olan kullanımları, dili oluşturan sesleri gibi konuları işler. Bu bakımdan da bazı branşlara ayrılır. Bu branşlar, Prof. Dr. Nurettin Demir’in yazısında şu şekilde sıralanmıştır:

1. Ses Bilgisi (Fonetik): Fonetik yani ses bilgisi, üç esas kolda birleşir: Söyleyiş Ses Bilgisi (Seslerin fiziksel olarak nasıl oluştuğunu sorgular), İşitsel Sesbilgisi (Seslerin dinleyicide nasıl işlendiğini sorgular) ve Akustik Sesbilgisi (seslerin oluşturduğu titreşimleri, bu titreşimlerin sürelerini, işitilme seviyelerini inceler.)

2. Fonoloji ( Görevsel Ses Bilgisi): Bu kısmı ayrı bir alan saymayan görüşler de mevcuttur. Yalnız, kanımca ayrı bir alan sayılmalıdır. Yukarıda, ses bilgisi alan incelemelerinde ve onun alt alanlarında inceleme konuları gösterilmiştir. Yalnız, bu alanlar için fizyolojik araştırmalar da dahil olduğu için kimi araştırmacıya göre bu konular pozitif bilimlerin konusudur. Bu bakımdan, dilbilim, alanı pozitif bilimlere girmeyen bir alanla çalışır: Fonoloji. Fonoloji, diğer adıyla görevsel ses bilgisi, seslerin anlamlarını ayırmayı amaçlar.

3. Morfoloji : Dil incelemesinde en küçük yapıdan en büyük yapıya doğru gidilir. Yukarıda, ilk iki incelemede dilin en küçük yapıtaşı olan sesler incelendi. Bu alan ise seslere nispeten daha büyük bir alanı kaplayan eklerin incelendiği alan. Burada, eklerin söze kattığı anlam, yapım ve çekim eklerinin yapısı, bu eklerin sözde uğrattığı anlam değişimleri ya da anlam kırılmaları incelenir.


4. Sözdizimi: Ekler ve seslerden sonra gelen cümleleri inceler. Cümlelerin dizimi, cümle dizilimine etki eden faktörler; kısaca cümle ile ilgili her şey incelenir.




5. Anlam Bilim: Bir dildeki kelime sayısı, dilin kelime bilgisi ve bu kelimelerin kazandığı anlamlar incelenir.


6. Metinbilim ya da Metin Bilgisi: Her sözcük güruhu metin oluşturamaz mantığıyla bakılan bir dilbilim alanıdır. Dilbilimin, metinleri inceleyen yapısıdır. Metinlerin oluşumunu, metinlere anlam vermede sözcüklerin, bağlaçların, edatların konumunu, metni metin yapan tutarlılık, akış ögelerini, metinin ana çerçevesini vb konuları işler. Türkiye’de yeni yeni çalışılmaya başlanan konudur.

7. Pragmatik Dilbilim ( =Edimbilim): Kanımca, dilin retorik geçmişini en iyi şekilde takip ettiğimiz alandır. Hatibin, kitleye istediğini yaptırmak ya da onlara istediği düşünceyi empoze ettirmek için nasıl bir dil kullandığını inceler. Bu inceleme, dille ilgili her şeyi kapsar. Bu kapsama kelime seçimi, üslup, vurgu ve tonlama gibi şeyler de dahildir. Propaganda dili de diyebiliriz ama hitabet dilinin sanatsal bir yönü olduğunu da unutmamak gerek.

8. Sosyolenguistik : Sosyoloji ile yakından ilgilidir. Dili, toplumdan ayrı düşünülemez. Ebeveynlerin nasıl konuştuğu, hangi şive ile konuştuğu çocukların karakterleri ile doğrudan ilgilidir. Eğitim, her ne kadar bunu köreltmeye çalışsa da kişi, şivesine geri dönebilir. Bu dilbilim alanı, tam da bu işle ilgilenir. Kişilerin bir durumu ifade etme ya da açıklama tarzı o kişinin doğup büyüdüğü yer ile, ebeveynleri ile, konuşmanın bağlamı ile doğrudan ilgilidir. Sosyolenguistik, bu ortamı ve bu ortamın sonucunda ortaya çıkan dili inceler.

9. Ağız – Şive Araştırmaları: Her ülkenin farklı il ya da bölgelerinde ana dilden biraz daha farklı konuşma dilleri mevcuttur. Buna ağız denir. Örneğin,Türkiye İstanbul ağzını kullanır. Türkçe denilince okullarda öğretilen ağız, İstanbul ağzıdır. Lakin bunun yanında Ankara şivesi, “e” seslerini “i” sesine dönüştürmeye meyilli Karadeniz ve Ege şivesi, “k” sesini “g” olarak telaffuz eden Adana şivesi gibi pek çok şive vardır. Dilbilimin bu alanı, bahsi geçen ağız ve şiveleri incelemekle yükümlüdür. Gerekirse bu şivelerin konuşurlarının dillerini kayıt altına alır, yazılı hale getirir.

10. Tarihi Dilbilim: Dilin en eski halini bulmaya çalışır. Bunu yaparken de dilin günümüze kadar gelen yazılı belgelerinden, halk belleğinden faydalanmaya çalışır. Bazen, eldeki kanıtlara dayanarak kelimelerin ilk hallerini farazi bir şekilde oluşturabilir. 

11. Uygulamalı Dilbilim: Dil, sorunlu bir alan değildir. Dili konuşan insanlar dili sorunlu hale getirir. Bu alan, sorunlara çözüm getirmek için çabalar. Bu sorunlar bilgisayarda çeviri sorunları olabilir, dil öğretme ya da gramer öğretme sorunu olabilir. Çok çeşitli alanlardaki bu sorunların çözümü için bazen başka bilim dallarından faydalanılabilir.

12. Etnolenguistik: Sosyolenguist alanın biraz daha özelleştirilmiş halidir. Bu alan dil ve kültür ilişkisini inceler.

13. Bilgisayar Dilbilimi: Bilgisayarın girdiği her alanı inceler. Bilgi depolama, yapay zeka, robot dili, bilgisayar çevirisi vb birçok konu bu alana aittir.

14. Bilişsel Dilbilim: Nöroloji ile dilbilimin ortaklaşa çalıştığı bir alandır. Burada cevaplanılması istenen soru, dilin konuşurken beyinde nasıl reaksiyonlar oluşturduğudur. Dilbilimin pek köklü olmayan tarafıdır.

15. Dil Öğretimi: Anadilin edinimini ya da yabancı dil öğretimini araştırır. Amaç, her ikisinin de edinimini kolaylaştıracak çözümler üretmektir.

16. Dil Felsefesi: Dil hakkında soru sorar, dilin felsefeyle olan ilişkisine değinir. Dilin, bilimdeki ve insan hayatındaki önemine değinir.


17. Dil Psikolojisi: Kişideki konuşma ve kendini ifade etme sorunlarını, anlama bozukluklarını, dile bağlı olduğu düşünülen iletişim bozukluklarını inceler. Nispeten yeni bir alandır.

18. Karşılaştırmalı Dilbilim: Yukarıda saydığımız 17 alanın karşılaştırmalı incelenmesini öngörür. Buna göre daha doğrusu bu alanın uğraşırına göre tüm alanlarda iyi olmak gerekir. Zor bir alandır.


19. Dilbilimsel Tipoloji: Dünya dillerinin ortak noktalarını keşfedip bu dilleri kendi özelliklerine göre sınıflandırmayı amaçlar. Bu özellikleri bulurken pek çok başka bilim kolundan da faydalanır. Bu alan o kadar geniştir ki yeni dilbilim alanları doğurur. Evrensel Dilbilim bu alanlardan birisidir. Evrensel dilbilim, tüm dil sistemlerinin ortak bir tarafını bulmaya çalışır.

20. Dil İlişkileri: Dilbilimsel tipoloji ile ilgili olarak dünyadaki tüm dillerin birbirlerini nasıl etkilediğini arar.

Sonuç: Dilbilim, her gün gelişen ve yenilenen bir bilimdir. İnsanoğlunun en büyük mucizesini inceler. Bu bakımdan çalışma alanı insandır, sürekli değişen kültür ve çağdır. Gelişmiş dünya ülkelerinin çoğunda dilbilim, mühendislik ya da tıp kadar önem arz eder.

Kaynaklar

KERİMOĞLU, Caner (2014).Genel Dilbilime Giriş, Ankara: Pegem Yayınları
AKSAN, Doğan ( 2015 ), Her Yönüyle Dil, Türk Dil Kurumu Yayınları , Sözlükler Dizisi
KÖKTÜRK - EYRİ, Şaban – Semra. Dilbilim ve Göstergebilim: Ferdınand De Saussure ve Göstergebilimi Anlamak. SAÜ Fen Edebiyat Dergisi (2013-II), 123 – 136
EZİLER KIRAN, Ayşe, Dilbilim, Anlambilim ve Edimbilim, Turkish Studies - International Periodical For The Languages, Literature and History of Turkish or Turkic Volume 9/6 Spring 2014, p. 719-729, ANKARA-TURKEY
SARI, İsa, TÜRK DİLİ VE EDEBİYATI BÖLÜMÜDİLBİLİMİNE GİRİŞ DERS NOTLARI. Erişim Tarihi 8.7.2017
DEMİR, Nurettin DİLBİLİM: Erişim tarihi 20.07.2017

Yorumunuzu Paylaşın