Makaleler

Dadaloğlu Kimdir?

Yazar: Diba Bahadıroğlu

Prof. Dr. Erman Artun, Aşıklık Geleneği ve Aşık Edebiyatı adlı eserinde Dadaloğlu’nu şu şekilde tanıtmıştır: “ Dadaloğlu, Çukurova’da konar göçer Türkmen toplulukları arasında yetişmiş, çağına damgasını vurmuş bir âşıktır. Göçebe hayatı, güneyde yaşayan aşıklarda kuvvetli izler bırakmıştır. Dadaloğlu, içinde yaşadığı toplumun sözcüsü olmuş, göçebe yaşamın doğal söyleyiş biçimiyle lirizmi yakalamış kendisinden sonra gelen aşıkları etkileyerek Çukurova aşık şiirinde gelenek oluşturmuştur.”

Dadaloğlu’nun Hayatı

Dadaloğlu’nun hayatı hakkında çok fazla bilgimiz yoktur. Hayatı hakkındaki bilgiler genelde tahminlere dayanmaktadır; kimi bilgilere de şiirlerindeki ipuçlarından ulaşılmıştır.

Dadaloğlu 19.asır aşıklarındadır ama doğum tarihi tam olarak bilinememektedir. Dadaloğlu’nun doğum tarihi sırası ile 1790, 1791, 1785, 1765 ve en sonunda araştırmacıların büyük kısmının mutabık kaldığı 1868 olarak gösterilir ama bunların hepsi tahmindir.

Dadaloğlu hakkında bilgi sahibi olmamızı engelleyen en büyük etmen onun Avşar boyundan ve konargöçer olmasıdır.  Ailesi hakkında bulunan bilgiler de Menemencioğlu Ahmet Bey’in kendi aşireti hakkında verdiği bilgilerden ileri gitmemektedir. Ayrıca Dadaloğlu, bir şiirinde kendi soyunu Nadir Şah’a kadar uzatmaktadır. Dadaloğlu’nun babası da âşıktır ve şiirlerindeki dil kullanımından, üslubundan onun iyi bir eğitim görmüş olduğu düşünülmektedir. Maalesef aşığın adı da tam bir kör düğümdür. Mustafa, Veli ve Ali adları kaynaklarda birlikte geçmektedir.

Dadaloğlu’nun ölümü hakkında da kesin ve net bilgilere ulaşamıyoruz. Tahminen 19.asrın ikinci yarısında hayata gözlerini yumdu. Mezarının yeri de kesin değildir; güney illerinin büyük kısmında Dadaloğlu’nun mezarı vardır. 

Dadaloğlu Göçebe Bir Aşıktır..

Osmanlı Devleti, 19.asırda kanlı bir iskan politikası güttü. Avşar göçmenleri, belirlediği bölgelere yerleşik hale getirmek istedi ve bunun için de Fırka-i İslahiyye birliğini kurdu.  Konar – göçerler bu duruma karşı çıktılar ve Avşarlar ile Osmanlı arasında çatışmalar başladı.  Osmanlı yönetimi de 1865 yılında Derviş Paşa komutasındaki Fırka-ı İslahiyye birliğini ayaklandırmayı bastırmak amacıyla göçebelerin üzerine gönderdi. İskan politikasında Dadaloğlu ve aşiretinin de iskan yeri Sivas idi. İşte Dadaloğlu, bu iskan politikasına karşı Türkmen boylarının direnişini şiirlerine taşımıştır. “Ölen ölür kalan sağlar bizimdir” dizelerindeki gibi kanlı bir direnişin tüm davasını şiirlerine taşıyan Dadaloğlu, bu yönüyle adını günümüze kadar taşımıştır.

Dadaloğlu, bu davranışı ile devlete karşı gelen bir asi olarak zikredilmiş ama halk arasında bir kahraman gibi görülmüş. Avşar boyunun devlete karşı bir tavır aldığı bir gerçektir ama bunu asilik boyutunda yapmamışlardır. Avşarı avşar yapan göçebelik ruhlarının elinden almasına gösterdikleri direniş koca bir Türk boyunu asi yerine koymamalıdır. Üstelik Dadaloğlu şiirlerinde devlete değil valilere, beylere ve feleğe isyan vardır. Hiçbir zaman devlete kargış ya da bedduada bulunmamıştır. Halk şairlerinde zaten böyle bir gelenek yoktur; onlar sadece halkın sözcüsü konumundadır. Halkın hislerini ve fikirlerini seslendiren kişilerdir; bu bakımdan Dadaloğlu’na asi demek doğru değildir. O şiirlerinde devletin ferman çıkardığını ve onların da bu fermana karşılık gittiğini söylemektedir. Şiirlerinin hiçbirinde bir provoke ya da tahrik yoktur.

Dadaloğlu’nun Yaklaşık 130 Şiiri Vardır

Dadaloğlu’na ait olduğu tespit edilen 130 şiir vardır ama bunların daha da fazla olabileceği ihtimali de mevcuttur. Dadaloğlu’nun uzun bir ömür sürdüğü ve bu uzun ömürde 130’dan fazla şiiri olabileceği düşünülmektedir. İslam Ansiklopedisinde Dadaloğlu maddesini kaleme alan Prof. Dr. Nurettin Albayrak Dadaloğlu’nun şiirlerinin birkaçı hariç sözlü gelenekten derleme yolu ile toplandığını dile getirerek onun şiirlerinin başka âşıklara mal edilme durumunun olduğunu hatırlatmaktadır. (İslam Ansiklopedisi, mad. Dadaloğlu, Nurettin Albayrak, c.8, s.398)

Elde bulunan Dadaloğlu şiirlerinin koşma, semai, varsağı, destan, türkü gibi halk edebiyatının nazım şekillerinin hemen hemen hepsi kullanılarak yazıldığı görülmektedir. Zengin bir edebiyattır. 

Nurettin Albayrak eldeki Dadaloğlu şiirlerini kullanarak Dadaloğlu’nun şiirlerini 3 kısımda incelemiştir:

1. Kavga, Kahramanlık, İskan ile İlgili Şiirleri: Mensubu olduğu Avşar boylarının dertleri, tasaları, yaşantıları ile ilgili şiirlerdir. Bu şiirlerinin sanatsal değeri ne kullandığı redifler ne de kullandığı edebî sanatlardır. Onun bu şiirlerini değerli kılan söyleyişindeki epik unsurlardır. Üslup korkusuz ve yiğitçedir. O aşireti adına şiir söyler ve aşiretinin neler hissettiğini büyük bir cesaretle dile getirir. 19.yy’da kendi aşiretinin kültürünü, zor durumlarda neler yaptığını söyler. Bu dönemdeki şiirleri konu bakımından epik içerikli olduğu için koçaklama türünde olduğu kabul edilir. Türkmen aşiretlerinin 19.asırdaki hayat tarzını vermesi bakımından da önemli olan bu dönem şiirlerinde dönemin sosyal olayları hakkında da geniş bilgiler ediniriz. “Demir çıktı mertlik bozuldu” örneğinde gibi mertlik, yiğitlik, asalet gibi davranışların elden gitmesine karşı duyulan bir isyan da Dadaloğlu’nun işlediği konular arasındadır. Bu dönem şiirlerinde iki önemli olgu dikkat çeker:

- Zorunlu iskanı kabullenmeme

- Toprağa bağlı yaşama uyum sağlayamama (İslam Ansiklopedisi, mad. Dadaloğlu, Nurettin Albayrak, c.8, s.398)

İskanı kabullenememe şiirlerinde net bir mücadele göze çarparken iskandan sonraki şiirlerinde bir duygusallık görülür. İkinci dönem şiirlerinde yenilgiyi kabul etmiş yiğit bir aşığın Tanrı’ya cılız yakınmaları vardır ama yine de durumdan memnun olmadığı her şiirinde belirgindir.

Bu konuları işleyen başka âşıklar da elbette vardır ama Dadaloğlu’nun güçlü lirizmi onu ön plana çıkarmıştır. Kuşkusuz bu konular önceleri bireysel haykırışlardır ama bir anda bu şiir gücü onu bir toplumun sözcüsü haline getirmiştir. Ayrıca şiirlerindeki korkusuz ve cesur söylemi onun mensubu olduğu Avşar aşiretinde ayrıcalıklı hale getirmiştir.

2. Yurt Güzellemeleri ve Sosyal Konuları İşleyen Şiirleri: Konargöçer bir şair olan Dadaloğlu için göçtüğü her yer onun vatanıdır. Bu bakımdan Halep’ten Çukurova’ya kadar; Toroslar’dan Uzunyayla’ya kadar gidebildiği her yer onun yurdudur.

3. Sevda Şiirleri: Dadaloğlu bir âşıktır; bir halk âşığıdır. Bu bakımdan da onun aşkı halktan birisidir. Düşlerde yaşayan, asla gerçek olamayacak kadar kusursuz olan bir aşktan ziyade halktan birisine aşıktır. Bu bakımdan da şiirlerinde yazdığı sevgilinin divan şiirlerindeki sevgili ile alakası yoktur. Dadaloğlu aşkında biraz Karacaoğlan biraz da Köroğlu vardır. Ondaki epik söyleyiş lirik eda ile birleşmiştir. Dadaloğlu şiirlerindeki sevgili yayla yollarında, pınar başlarında görülür. Bu sevgililer de Türkmen kızlarından başkası değildir.

Dadaloğlu’nun Şiir Yapısı Hakkında

Dadaloğlu şiirlerinde genelde 11’li hece yapısını kullanmıştır. 8’li hece ölçüsüne pek yer vermemiştir ama sayısı iki elin parmaklarını geçmeyen şiirlerinde 8’li hece yapısı görülür.

Halk şiiri doğaçlama söylense bile uyak önemlidir ama Dadaloğlu’nun şiirlerinin geneli sözlü gelenekten derlendiği için uyaklar ve redifler değişmiştir. Bu değişimler bazen dilin organik değişimlerinden kaynaklıdır; bazen de halk tarafından söylenegeldiği için oluşan yapay değişimlerdir

Dede Korkut’tan Köroğlu’na Kadar Uzanan Bir Geleneğin Ürünü…

Dadaloğlu’nun kavga şiirlerinde Köroğlu’nun, sevda şiirleri ile yurt sevgisini anlattığı şiirlerinde Karacaoğlan ve Dede Korkut’un etkisi görülür. (İslam Ansiklopedisi, mad. Dadaloğlu, Nurettin Albayrak, c.8, s.398 ). Dili kavgacı, isyankar ve tam anlamıyla pervasızıdır. Duygularını dile getirmek için dilini eğip bükmez; durum nasılsa aynen yansıtır. Ayrıca onun dilinde “ben” değil “biz” ifadesi vardır. Bu da onun bireysel olmadığının, bir zümreyi bir yaşam biçimini temsil ettiğinin en büyük göstergesidir.

Şiirlerinde atasözleri ve deyimleri de kullanan Dadaloğlu, bazen de efsanelere gönderme yaparak etkili bir halk belleğinin ürünü olduğunu bizlere belli eder.

Kaynaklar

İslam Ansiklopedisi, mad. Dadaloğlu, Nurettin Albayrak, c.8, s.398
Erman Artun, Aşıklık Geleneği ve Aşık Edebiyatı, Karahan Kitabevi, 4. Baskı, s.341 - 343

Yorumunuzu Paylaşın