Makaleler

Asonans Sanatı Nedir?

Yazar: Diba Bahadıroğlu

Asonans Nedir?

Bir edebiyat terimi olan asonans dilimize Fransızcadan girmiştir. Türk Dil Kurumu Güncel Sözlük’te asonans için şu açıklamalara yer verilir:

isim, edebiyat Aynı aksanı veren ünlüyü ondan sonra veya önce gelen ünsüzü dikkate almadan her dizenin sonunda tekrarlama biçiminde yapılan uyak

Pek emin olmamakla birlikte Şemsettin Sami’nin Kamus-ı Türki adlı eserinde  ve  Ahmet Vefik Paşa’nın Lehçe-i Osmani adlı eserinde – ki bunların ikisi Osmanlı Türkçesi için kaynak niteliğindeki sözlükledir -  asonans sözcüğünün olmamasını Osmanlı edebiyat terimlerinde böyle bir sanatın olmamasına bağlayabiliriz. Malum bunun yerine tekrir sanatı vardır. Muhtemelen tekrir sanatı bu sanatı da içine almaktaydı. Ama günümüz tanımlarına baktığımızda genelde aliterasyon sanatı ile birlikte anılıyor asonans.

Bir edebiyat terimi olarak asonans..

Asonans örneklerine bakılırsa genelde bu örnekler cumhuriyet dönemine ait. Bu bakımdan bir edebiyat terimi olarak asonans sanatını işlerken dönemsel ayrıntılara dikkat etmeliyiz. Ama bunlardan önce , asonansın ne olduğunu, diğer sanatlardan neden ayrıldığını inceleyelim.

Aliterasyon sanatı ile asonans sanatı sıkça birlikte anılır. Bu bakımdan ikisi arasındaki ayrıntıları tam olarak anlamak lazım.

Asonans sanatı ünlü tekrarına dayanan bir sanat. Yani bir dizedeki bir ünlü, kendisinden sonra gelen sözcük ve dizerlerde diğer ünlülerden daha fazla olmalı.  Bu ünlüler, kelimenin vurgusunu taşıyan hecede olmalıdır ki okuyucu bunu fark edebilsin.  Tabii bu sanat, şiiri iyi bir okuyucunun seslendirmesi ile kendisini tam anlamıyla belli edecektir.

Aliterasyon sanatı ise genelde sessiz harflerin ya da sözcüklerin yineleme sanatıdır.  ( Ayrıntılı bilgi için makaleler.com adresinden “Aliterasyon Nedir” adlı makalesine göz atabilirsiniz.)  Aliterasyon ismi Fransızcadan dilimiz geçmiştir. Arapça karşılığı tekrirdir ki zaten Divan şiirinde bu sanat tekrir sanatı olarak geçmektedir. 

Asonans sadece söz içindeki vurgulu ünlülerin diğer dize ve söz öbeğinde de tekrarından doğan ses uyumu iken tekrir ya da aliterasyon aynı kelimenin tekrarından oluşan söz sanatıdır. Mantık olarak her tekrir ya da aliterasyon asonans sayılsa da her asonans bir tekrir değildir çünkü asonans sanatında aranılan şey ünlü sesin tekrarıdır; aynı sözcüğün değildir.

Asonans da aliterasyon da sözcüklerdeki biçim ve ses özelliklerine dayanan sanatlar oldukları için edebiyat kitaplarına sese dayalı edebiyat sanatları ( edebi sanatlar) kısmında yer alır.

Muhtemelen bu sanat Servet-i Fünun döneminde edebiyatımıza girdi .

Asonans örneği: 

Bir beyaz lerze, bir dumanlı uçuşludur yolu yokuşludur

Eşini gâib eyleyen kuş gibi kar

Geçen eyyâm-ı nevbahârı arar

Ey kulübün sürûd -ı şeydâsı

Ey kebûterlerin neşideleri,

O baharın bu işte ferdası

Kapladı bir derin sükûta yerikarlar (Cenap Şahabettin)

Bu örnekte birden fazla ünlü sesin bir uyumu söz konusudur.

Tekrir sanatına örnek :

Dem bu demdir bu demi hoş göregör ey arif

Anma Isi demini urma geçen demden ( FUZULİ)

Görüldüğü her asonans bir tekrir sanatı sayılamaz. Tekrir sanatında sözcüğün aynen tekrarı esastır; asonans sanatında ise ünlünün tekrarı esastır.

Asonans sanatı anlama özgü bir sanat değildir. Yani bir teşbih gibi ögelerine ayıramayız; insanı düşündürmesi gereken bir durumu yoktur.  Sözsel sanattır; insanların duygularına değil kulaklarına hitap eder. Amaç hoş bir tını yaratmaktır. Bu bakımdan da kulak için kafiyede kullanılır.

Asonans sanatı Fransız edebiyatı için değerli bir sanattır. Bugün dahi şarkılarında ya da özlü sözlerinde asonans sanatını kullanılırlar:  “Autre exemple, toujours avec le phonème /i/ : « Madame, qui l'eût dit que dans vos bras habite / Amour si tristement et subie, et subite ? “

Türkçe aslen sesliler üzerine kurulu bir dil olmasına rağmen asonans sanatının edebiyatımızda tutunmama nedeni, onun yerine tekrir sanatının kullanılması olabilir. Aynı sözcük yenilendiği için otomatik olarak ünlüler de yenilenince asonans sanatı üzerine çok düşülmemiştir. Aynı durum Fransız edebiyatı için de geçerlidir. Onlar da bu sanatı aliterasyon sanatı içinde değerlendirmektedirler.

Ziya Osman Saba’nın “Neysen sen, nefes sen, neylersin neyi/ Neyzensen, nefessen, neylersin neyi” adlı şiiri hem tekrir sanatına hem de asonans sanatına rahatlıkla örnek olarak gösterilebilinir.

Kaynaklar

Bayram, Yavuz, Eski Türk Edebiyatına Giriş; Eski Türk Edebiyatında Anlam Figürleri ve Edebi Sanatlar, Akçağ, 6.baskı
Dilçin, Cem, Örneklerle Türk Şiir Bilgisi, TDK, 9.Baskı, Ankara

Yorumunuzu Paylaşın