Makaleler

1984 (Bin Dokuz Yüz Seksen Dört) Romanının Özeti

Yazar: Ali Külek
1984 (Bin Dokuz Yüz Seksen Dört) Romanının Özeti

George Orwell’ın “Hayvan Çiftliği” romanından sonra kaleme aldığı “1984” romanı 20. yüzyılın en etkileyici distopyalarından sayılır. 1947-1948 yıllarında yazılan roman 1984 yıllarındaki hayali bir dünyayı konu alır. 1984 yılını anlatan romanda bu yıllar hiçte iç açıcı anlatılmaz. Özgürlüğün olmadığı, yaşam kalitesinin diplerde olduğu ve buna rağmen bu durumların eskisinden çok daha iyi olduğuna inandırıldığı bir dünya mevcuttur.

George Orwell, “1984” romanını ‘’Avrupa’daki Son Adam’’ adıyla yayınlamak istese de yayıncının müdahalesi ile “1984” adı ile yayınlanır. 1984 romanında yeni bir dünya yapısı, yeni bir sistem, yeni bir dil vardır. Roman’ın içerisinde distopik dünyanın daha iyi anlaşılabilmesi için ek açıklamalar vardır. Bu açıklamalar sistemin getirdiklerini, götürdüklerini ve sistemin işleyişi hakkında okuyucuyu aydınlatmaktadır. Romanı anlayabilmek için pürdikkat okumak şart. Biz bu yazımızda “1984” romanının başkarakteri Winston Smith’in başından geçenleri sizlere kısaca aktarmaya çalışacağız.

1984 Romanının Konusu

2. Dünya Savaşı’ndan sonra yeniden kurulan bir dünyanın 1984 yılını anlatan romanda Winston Smith’in sisteme karşı kendi içinde ayaklanmasını ve bu ayaklanma için destek arayışını görmekteyiz. Winston Smith’in bu arayış içerisinde güvendiği kişilerin, en başından bu yana sistemin savunucusu olması ve Winston Smith’in tuzağa çekilmesi sonucu türlü işkenceler ile Winston Smith’i de sisteme ayak uyduran ve sistemden memnun olan birine dönüştürülmesi ile karşı karşıya kalırız.

1984 Romanının Özeti

Winston Smith, Gerçek Bakanlığı’ndaki işi dolayısı ile Hükümet ve Büyük Birader hakkında olumsuz görüşlere sahip bir bireydir ancak devlet hakkında farklı bir görüşü belirtmek bir yana düşünmek bile yasak olduğu için kimse ile konuşamaz. Bu yüzden Proleterler denilen, ikinci sınıf muamelesi gören insanların yaşadığı bir bölgede dolaşırken bir antika dükkanından güzel kaplı, güzel sayfaları olan bir defter alır. Bu defteri Büyük Birader ve sistem ile ilgili düşüncelerini yazmak için kullanmayı planlar.

İşte olduğu bir günün öğle molasında acele bir şekilde eve gelir ve odasındaki tele-ekranın onu görmeyeceği kör noktaya masasını çekerek antikacıdan aldığı deftere yazı yazmaya başlar. Hızını alamayan Winston, defterin bir sayfasına alt alta ”KAHROLSUN BÜYÜK BİRADER” yazar. Tam bu sırada kapısı çalınca defteri masada bırakarak kapıyı açmaya gider. Kapısını çalan komşusudur. Bayan Parsons, evdeki bir arıza için Winston’dan yardım istemeye gelmiştir. Winston, Bayan Parsons’a yardım ettikten sonra Gerçek Bakanlığı’ndaki odasına, işinin başına geri döner.

Winston, anlamsız bulduğu işini tüm vatandaşların katılması zorunlu olan ve iki dakika süren Nefret Haftası etkinliği yüzünden sonlandırır. Bu olayda Emmanuel Goldstein başta olmak üzere bütün ülke düşmanlarına tepki (öfke, küfür, bağırış çağırışlar) gösterilir. Nefretini göstermeyenler Düşünce Polisi tarafından buharlaştırılır. Winston da zoraki olarak aynı tepkileri verir ancak aklı aynı odada bulunduğu Julia’dadır. Winston, Julia’dan hoşlanmaktadır. Bu duyguları da düşünceleri gibi saklı kalmak zorundadır. Çünkü, Okyanusya’da düşünceler gibi duygular da yasaktır. Winston’ın ilgisini çeken bir diğer kişi ise O’Brien adlı kişidir. Winston, O’Brien’in bakışlarından onun da kendi gibi aynı düşüncelere sahip biri olduğunu düşünmektedir.

Proleterlerin bölgesinde gezen Winston, defteri aldığı antikacıya uğrar. Bu kez bir güzel bir taş alır ve antika dükkanının sahibi Mr. Charrington ile sohbet ederek dükkanın üst katındaki daireyi görme şansı elde eder. Bu daire karşısında etkilenen Winston, buraya sık sık gelecektir. Proleter bölgesinde çıkmak üzereyken Julia ile karşılaşır. Julia’nın kendisini Düşünce Polisine ihbar etmek için takip eden biri olduğunu düşünse de Winston başına hiçbir dert gelmeden evine ulaşır. Winston’ın Julia ile bir sonraki karşılaşması bir koridorda olur. Winston, koridorda yürürken karşı taraftan gelen Julia’yı görür. Julia, Winston’a yaklaştığı sırada yere düşer. Julia’yı kaldırmak için elini uzattığında Julia Winston’ın eline bir kağıt verir. Winston ve Julia şehirden çok uzak bir ormanlıkta buluşur ve burada birlikte olurlar. Winston ve Julia’nın gizli buluşmaları devam eder ancak her seferinde başka bir yerde. Winston, bir sonraki buluşmaları için antikacı dükkanını ayarlar. Mr. Charrington’dan odayı kiralayan Winston, Julia ile burada buluşur. Bundan sonraki buluşmalarını da antika dükkanının üst katında yapmaya devam ederler.

Winston, yaşadığı hayattan ve Büyük Birader’in sisteminden çok sıkılmıştır. İçten içe Büyük Birader’e karşı isyan etmek ister. Bunun içinde Büyük Birader’in en büyük düşmanı Emmanuel Goldstein’in kurmuş olduğu örgüte ve başlatmış olduğu isyana dahil olmayı planlamaktadır ancak bunu nasıl yapacağı hakkında hiçbir fikri yoktur. Çünkü, isyancılar hakkında duyduğu her şey söylentiden ibarettir. Gerçekliği bile net değildir.

Winston’ın beklediği kurtuluş ayağına gelir. Julia ile karşılaştığı koridorda bu kez O’Brien ile karşılaşır. O’Brien, Winston’a Okyanusya’nın resmi dili olan Yenisöylem’in sözlüğünün son çıkan basımını verebileceğini söyler ve ayrılırlar. Winston, sözlüğün bahane olduğunu fark etmiştir. O’Brien da kendi gibi düşünce suçlusudur. O’Brien hakkındaki tahminlerinin doğru çıktığına sevinen Winston, O’Brien’ın evine Julia ile birlikte gider. Winston, O’Brien sayesinde Emmanuel Goldstein’in örgütüne katılabilecektir. O’Brien‘ın evine gittiklerinde Winston ve Julia’yı kapıda bir hizmetli karşılar. O’Brien ile konuşmaları Winston’ın düşüncelerini haklı çıkarır. O’Brien, Winston’a Emmanuel Goldstein’in öğretilerinin olduğu bir kitabı ulaştıracağına söz verir.

Nefret Haftası kutlamalarının olduğu gün kitap Winston’a ulaşır. Nefret Haftası’nın altıncı gününde insanların öfkesi zirvelerdedir. Düşmanları olan Avrasya’ya herkes kin kusmaktadır. Öfkenin had safhada olduğu anda bir açıklama yapılır. Okyanusya, Avrasya ile değil Doğuasya ile savaştadır. Avrasya, Okyanusya’nın karşısında değil yanında savaşmaktadır. Bu karışıklığın sebebi ise yine Doğuasya’dır. Halk bu açıklamanın ardından daha da öfkelenir. Bu izdihamdan yararlanan biri Winston’a kitabı ulaştırır.

Üç bölümden oluşan kitap dünyanın o zamanki konumunu ve Büyük Birader’in kurduğu sistemi anlatmaktadır. (1984 romanının bir bölümünü bu kitapta yazılanlar oluşturmaktadır.) Winston, kitabı okumak için Mr Charrington’ın antika dükkanındaki üst kata gider. Yorgun olmasına rağmen kitabı okur. Julia da Winston’ın yanına gelir. Beraber uyuduktan sonra sohbet etmeye başlarlar. Birbirlerinin sözlerini tekrarladıkları bir arada aralarına üçüncü bir ses katılır. Winston ve Julia çok korkarlar. Yakalandıklarının farkındadırlar. Ses odanın duvarında asılı olan bir çerçeveden gelmektedir. Çerçevenin arkasında bir tele-ekran gizlidir. Oda bir anda siyah üniformalı insanlar ile dolar. Winston ve Julia’yı ayırırlar. Winston’ın sırtına, Julia’nın ise karnına bir tekme atarlar. Adamlardan biri Winston’ın antikacı Mr. Charrington’dan satın aldığı cam kağıt ağırlığını parçalar. Winston, cam kağıt ağırlığının parçalandığını gördüğünde Mr. Charrington aklına gelir. Onu yakalayıp yakalamadıklarını düşünür. Tam bu sırada merdivenlerden biri daha çıkar. Gelen kişi Mr. Charrington’dır. Winston o zaman her şeyi anlar. Mr. Charrington en başından bu yana bir Düşünce Polisidir.

Winston, Julia’dan ayrı bir hücrede tutulur. Uzun süren bu hapis cezası sırasında hücresini birçok kişi ile paylaşır. Gelenlerden bazıları tanıdıktır. Hücresinde sırasının gelmesini beklerken gelip gidenlerden duyduğu bir şey vardı. 101 numaralı oda. Herkes 101 numaralı odadan korkuyordu. Uzun bir yalnızlıktan sonra odaya bir kişi daha gelir. Bu kişi O’Brien’dır. Winston, O’Brien’ın da yakalandığını düşünse de bu düşüncesi fazla uzun sürmez. O’Brien’ın arkasından giren bir görevli elindeki copu Winston’ın dirseğine vurarak Winston’ı etkisiz hale getirir. Winston kendine geldiğinde elleri kolları bağlı bir sedyede yatmaktadır. Winston daha sonra 101 numaralı odaya götürülür. 101 numaralı odadayken O’Brien, Winston’un bizzat başında durur. Winston’a ağır işkenceler uygular. Winston’a elektrik verirler. Winston, işlemediği birçok suçu kendi yapmış gibi itiraf eder. Winston her şey kabul edecek hale geldiğinde onu başka bir yere alırlar. Burada O’Brien, Winston’ı kafasını fareler ile aynı kutuya koymakla tehdit eder. Farelerden çok korkan Winston, tutunduğu son şey olan Julia’ya olan sevgisinden de vazgeçer. Her şeyini kaybeden Winston serbest bırakılır. Özgür kalan Winston, uzun bir zamandan sonra Julia ile karşılaşır. Bir ağacın altında konuşurlar. İkisi de işkenceler sonucu birbirlerini satmışlardır. Winston ve Julia vedalaştıktan sonra ayrılırlar. Winston artık tam bir İNGSOS vatandaşıdır. Tüm kalbi ile Büyük Birader’e bağlıdır.

1984 Romanının Kahramanları

Winston Smith: Kısa boylu, çelimsiz, Pembe yüzlü, açık saç rengine sahip bir adamdır. Dış parti üyesidir. Gerçek Bakanlığı’nda çalışır. Bakanlıktaki görevi Büyük Birader’in ve hükümetin daha önce yaptığı tahminleri ve bildirilerini değiştirerek geçmişi değiştirmektir. Geçmişine dair çok net hatıraları yoktur. Annesini ve küçük kardeşini kendi açgözlülüğü yüzünden kaybettiğine inanır. Kendi içinde sistemin yalanlarını ve hilelerini fark eder ve doğruyu bulma arayışına girer. Bu arayış Winston’a kısa süreli farklı bir hayat sunsa da Düşünce Polisinin eline düşmekten kurtulamaz. Uğradığı işkenceler sonucu birçok inancından vazgeçer. Son tutunduğu Julia’ya olan aşkını da sattıktan sonra sistemin istediği gibi bir vatandaş olarak hayatına devam eder.

Julia: Yirmi yedi yaşlarında, gür siyah saçlı, yüzü çilli, atletik bir kızdır. Seks Karşıtı Gençlik Birliğine üyedir. Gerçek Bakanlığı’nda çalışmaktadır. Çevresindekilere uygun bir vatandaş izlenimi bıraksa da esasen öyle değildir. Sistemin açıklarından faydalanarak hayatını sürdürür. Zevklerine düşkün, hayatı yaşamayı seven bir kadındır.

O’Brien: Kalıplı, sağlam bir görünüşe sahip olan, kalın boyunlu, aptal suratlı biridir. İç Parti üyesidir. Bu durum onu diğerlerine karşı üst konumlara yerleştirir. Winston, romanın başlarında O’Brien’ın da kendisi gibi düşünce suçlusu olduğunu düşünür. Ancak O’Brien Büyük Birader’in destekçilerinden biridir. Winston yakalandığında Winston’a türlü işkenceler yapan kişi de O’Brien’dır.

Mr. Charrington: Proleterlerin yaşadığı bir yerde antika dükkanı olan yaşlı bir adamdır. Winston’ın Julia ile buluşması için dükkanının üst katını kiralar. Ancak bu olay Winston’ı suçüstü yakalayabilmek için bir düzmeceden ibarettir. Mr. Charrington gerçekte Düşünce Polisi üyesidir.

Büyük Birader: Okyanusya ülkesinin kurucusu ve yöneticisidir. Tüm sistemin kuran kişidir. Her yerde posteri olan Büyük Birader’in varlığı kesin değildir. Gerçekten böyle bir insan var mı ya da böyle biri hiç yaşadı mı bilinmemektedir.

Emmanuel Goldstein: Büyük Birader ve Okyanusya ülkesine karşı ayaklanan bir direnişçidir. Okyanusya’nın kurulduğu yıllarda Büyük Birader’in saflarında yer alsa da daha sonra fikir ayrılıkları yaşayarak Büyük Birader’in ve sistemin en büyük düşmanı olmuştur. Emmanuel Goldstein’in var olup olmadığı Büyük Birader gibi roman boyunca anlaşılamaz. Goldstein gerçekten var mıdır yoksa hayali bir karakter midir bilinmez. Aynı durum direniş ve direnişçiler içinde geçerlidir.

Katharine: Winston’ın eşidir. Romanda hiç yer almaz. Winston’ın anlattığı kadarı ile Katharine hakkında bilgi alırız. . İdeal Okyanusya kadınıdır. Çocuk yapmayı sadece ülkesine hizmet edecek çocuklar yetiştirmek olarak görür. Bu yüzden Winston ile hiçbir zaman sevişmemiştir. Çocukları olmayınca da Winston’dan uzaklaşır. Ancak boşanmamışlardır.

Parsons: Sarışın, orta boylu ve tombulca bir adam. Winston’ın komşusu. Parsons ve eşi bir kız ve bir erkek çocuğu ile sıkı bir Büyük Birader hayranı ailedir. Bütün konuşmaları büyük birader ve İNGSOS yancısı olduğunu gösterir. Romanda örnek Okyanusya vatandaşını temsil eder. Parsons, kendi kızının onu ihbarı ile düşünce polisleri tarafından tutuklanır. Suçu ise uykusunda “Kahrolsun Büyük Birader” diye sayıklamaktadır. Winston’ın ilk girdiği hücrede karşılaştığı kişilerden biridir. Yakalanmasına rağmen hala Büyük Birader hayranlığını devam ettirmektedir.

Syme: Kısa boylu, siyah saçlı, patlak gözlü biridir. Bir filologdur. Bir Yenisöylem uzmanı olarak Okyanusya’nın yeni dilini hazırlamakla uğraşan bir çalışandır. Syme ve Winston’ın diyalogları sırasında Yenisöylem’e ait sözcükleri ve bu sözcüklerin nasıl oluşturulduğu hakkında bilgiler alıyoruz. 

Kaynaklar

George Orwell, 1984 (Bin Dokuz Yüz Seksen Dört), Can Yayınları, İstanbul, 2016, 57. Baskı

Yorumunuzu Paylaşın