Makaleler

Sürmene'de Ne Yapılır? (Sürmene Ziyaretinize Renk Katacak Aktiviteler)

Yazar: Hakan Kutluay
Sürmene'de Ne Yapılır? (Sürmene Ziyaretinize Renk Katacak Aktiviteler)

Trabzon’un en çok bilinen ilçelerinden olan ve tarih boyunca çok sayıda medeniyete ev sahipliği yapan Sürmene, ziyaretçilerinin hafızalarına kazınan yerlerden biridir. 

Sürmene daha önceden “Humurgan” adıyla bilinmekteydi. Ancak daha sonraki dönemlerde, bölgenin hem doğal güzellikleri hem de havasının, suyunun temiz ve şifalı olmasından ötürü, ilçeye güzellik anlamına gelenSürmene” ismi verilmiş. Her ne kadar sahil bölgesinde olsa da, Sürmene’de düzlük diyebileceğimiz alan oldukça sınırlıdır. İlçede sanat ve ticaretin gelişememesinin nedeni olarak da bu özellik gösteriliyor. 

Sürmene denildiğinde akla ilk gelen şey bıçaktır. Yöre halkı, günümüze kadar ulaşmayı başaran tarihi yapıların yanı sıra, ünü şehrin sınırlarını aşan bıçaklarını ve yöresel lezzetlerini koruma altına alarak yaşatmaya çalışıyor. 

Sürmene seyahatinize renk katmak amacıyla derlediğimiz bu yazımızda, “Sürmene’de Yapılacak Aktiviteleri” bulacaksınız. 

Meşhur Sürmene Bıçaklarını Görün

Yukarıdaki satırlarda da bahsettiğimiz gibi Sürmene denildiğinde ilk olarak akla bıçakları ve çakıları geliyor. Geçmişte bu bıçaklar el tezgahlarında üretiliyormuş. Ancak günümüzde el tezgahlarında yapılan üretimin hacminin oldukça düşük olduğunu söylemeliyiz. Çünkü ilçede Sürbısa denilen bıçak fabrikası kurulmuş ve bugün üretilen bıçakların büyük bölümü bu fabrikadan çıkıyor. 

“Sürmene bıçakları neden bu kadar meşhur, diğer bıçaklardan farkı ne” diye merak ediyorsanız, hemen açıklayalım. Sürmene bıçaklarının en önemli özelliği sivri uçlu ve oluklu olmasıdır. Çoğunlukla 17 santimetre uzunluğunda olan bu bıçaklar krom - çelik alaşımlıdır. Bıçakların tutma kısımları ise özel işlemlerden geçiriliyor. Gençler tarafından bir delikanlılık simgesi olarak bilinen Sürmene bıçakları, 1952 yılında suç aleti kapsamına alınmış, üretimi ve satılması yasaklanmış. O yıllarda evlerin büyük bölümünde, el tezgahlarında bu bıçaklar üretiliyormuş. Şimdilerde ise, bu bıçakların üretimi, yerini daha çok mutfak bıçakları ve çay kesme için kullanılan makaslara bırakmış. Sürmene’ye gittiğinizde; modern topluma ayak uyduran bıçaklar ve çakılar bir yana, birkaç eski usta tarafından üretilen el yapımı bıçaklardan mutlaka almalısınız. Bazı yerler sipariş üzerine üretim yapabiliyor. Bu mekanlarda kişiye özel sipariş vererek meşhur Sürmene bıçaklarından edinebilirsiniz. 

Yamaç Paraşütü ve Kite Surf Aktivitelerine Katılın

Sürmene’de bazı aktiviteler buranın simgesi haline bürünmüş. İlçenin bir tarafı dalış ile öne çıkmışken, başka bir yer ise yamaç paraşütü ve Kite Surf’ün birleşme noktası haline gelmiş. Bu güzel ilçe deniz kenarı özelliğiyle outdoor spor yapanların son yıllarda uğrak yeri olmuş durumda. 

Sürmene’nin Ege sahilleri kadar kalabalık olmayışı ziyaretçileri cezbeden noktalardan biridir. Tabi unutmadan Karadeniz’de su sporları yapmak istiyorsanız oldukça iyi yüzme biliyor olmanız şart. Aksi takdirde tehlikeli olabilir.

Sürmene Peynirlisi / Pidesini Tadın

Trabzon Sürmene’ye gittiğinizde kesinlikle yapılması gerekenlerden biri de Sürmene peynirlisi adıyla da bilinen Sürmene pidesinin tadına bakmak olmalı. Bu pideyi en güzel neresi yapar diye soracak olursanız size Bozo Pide’yi adres olarak gösterebiliriz. Bozo Pide, hem lezzet hem de servis kalitesi açısından oldukça iyi bir mekandır. Sürmene pidesi, Sürmene’ye özgü bir peynir ve de bol tereyağı kullanılarak yapılıyor ve sıcak olarak servis ediliyor. Bir çeşit Karadeniz pidesi olan bu yiyeceğin sırrı sadece Sürmene’de bulunan özel bir peynirden yapılıyor olmasında gizli. 

Sürmene pidesini siparişini verdikten sonraki tek sorun, bekleme süresi olabilir. Çünkü yemeğinizin masanıza gelmesi 20 dakikayı bulabiliyor. Yine de daha ilk ısırıkta keşfedeceğiniz lezzetin bu beklemeye değdiğini söylemeliyiz. 

Küçük gibi görünen Sürmene’de doya doya vakit geçirebilir, alternatif keşifler yapabilir ya da Karadeniz mutfağına teslim olabilirsiniz.

Cennetten Bir Köşe Olan Çamburnu’nu Ziyaret Edin

çamburnu

Görsel: Çamburnu Tesisleri

Çam ağaçlarıyla kaplı olan Çamburnu, Sürmene’ye 6 kilometre uzaklıktadır. Eski adı Sargona olan bu beldede yörenin gelenek ve göreneklerini gözlemlemek mümkün. Peki, nedir bu gelenek ve görenekler? Bir zamanlar yöre halkı, mısır ekmeği yanında lakerda yöntemiyle tuzlama yapar ve yanında hamsi eşliğinde eşsiz sofralar donatırmış. Bu satırları okurken zihninizde canlanan görüntüye, bugün Çamburnu’nda dahil olabilirsiniz. 

Eskiden fındık ve balıkçılıkla geçinen belde halkı günümüzde yüzünü çay ve fındığa çevirmiş durumda. Ayrıca bu bölgeye mavi bayrak verilmiş ve böylelikle deniz turizmi canlandırılmış. Burası aynı zamanda bölgenin piknik yapılacak ve denize girilebilecek yeri olarak öne çıkıyor.  

Zahra Dağı’ndan İlçeyi Seyredin

Sürmene’den yaklaşık 7-8 kilometre uzaklıkta, oldukça virajlı ve dik bir yol sonunda sizleri Zahra Dağı’nın muhteşem manzarası karşılayacak. Burada, dumanlı dağları ile Karadeniz’in eşsiz güzelliklerini panoramik olarak seyredebilirsiniz.  

Madur Dağı

Sürmene’nin güneyindeki Vizara, Lişit ve Kalecik yaylalarının tepesinde yer alan Madur Dağı, kayalık bir dağdır. Dağın doruğu denizden 2742 metre yüksektedir.   Lişit Yaylası'ndan Madur’a çıkarken  I. Dünya Savaşı'nın izlerine rastlamak mümkün. Madur Dağı'nın kuzey yamacında bulunan Karasu kaynağının suyu ise yörede kutsal sayılıyor ve dağa çıkan herkesin içmesi gerektiğine inanılıyor.  

Madur ve Zarha dağlarına çıkarken yemyeşil bir manzara, Karadeniz’e has evler ve yaylalar sizlere eşlik edecek. Eğer şanslıysanız ve dönemine denk geldiyseniz fındık veya çay toplamaya dahil olabilirsiniz.

Haşim Ağa Konağı’nı Ziyaret Edin

haşim ağa konağı

Görsel: Mehmet Çebi - Panoramio


Bölgeye yerli, yabancı çok sayıda turist çeken Haşim Ağa Konağı, yüzyıllar öncesinin dokusundan ve yaşam tarzından izler taşıyor. Bir zamanlar bakımsızlık nedeniyle harabeye dönen konak, restorasyon çalışmaları sonucunda eski yapısına kavuşmuş durumdadır.

Haşim Ağa Konağı’nın içini gezdiğinizde büyülenmemek elde değil. Buraya gelmek istediğinizde çevre halkı sizlere mihmandarlık ediyor. Konağın, İstanbul’da iplik ticaretiyle geçimini sağlayan Haşim Ağa’nın torunu Hüseyin Ağa tarafından 1895 yılında yaptırıldığı biliniyor. İçerisinde 10 oda, 5 hol, 2 mutfak, 2 fırın, 1 kahve ocağı, 6 şömine, 3 tuvalet ve 3 banyosu bulunan konak, 99 penceresi ile ilgi çeken bir yapı. Turistlerin uğrak noktalarından biri olan bu konak yaz ayları boyunca ziyarete açık. Bize sorarsanız, bu konağı görmeden “Sürmene’ye gittim” dememelisiniz. 

Memiş Ağa Konağı’nı Görün

Bir konaktan başka bir konağa geçiyoruz. Bu konak Karadeniz sahil yolunda Kastel Deresi yanında yer alıyor. Aslına bakarsanız Sürmene’de yapı tarzları birbirini andıran ancak farklılıklarıyla birbirinden ayrılan çok sayıda konak bulunuyor. Memiş Ağa Konağı ise adeta şapkası varmış gibi olan görüntüsüyle diğer konaklardan ayrılıyor. Bölgenin en gözde konaklarından biri olan Memiş Ağa Konağı, Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın çalışmaları sonucunda tepeden tırnağa yenilenmiş.

Sahile bakan konumuyla adeta bir seyir terası olan konağın kapısında Osmanlı fesi ile gelenleri karşılayan genç bayan ve bay çalışanlar bulunuyor. Bu atmosferin sizi eski dönemdeymiş gibi hissettireceğini söylemeliyiz. Konağın girişinde bir çay ocağı bulunuyor. Ardından ise ön taraftaki zindan ziyaretçileri karşılıyor. 

Zemin kattaki holde, Sürmene’nin  ve Trabzon’un maharetli kadınlarının yaptığı el işi sanat eserlerinin (Sürmene çakısı, bıçağı, bakır dövmesi ürünler, yayık, çimşir kaşık, kepçe, çay setleri ve zemzemlik hediyelik eşyaları) minyatür halleri sergileniyor. Burada beğendiğiniz ürünü satın almanız da mümkün. 

Memiş Ağa Konağı’nda odaların tavanlarında bulunan ahşap süslemeler ve gül desenli resimler görülmeye değerdir. Bugünlerde konaktaki odalar restorasyon çalışmaları nedeniyle çevrilmiş durumda. Yine de Sürmene’ye geldiyseniz, Memiş Ağa Konağı’nı mutlaka görmenizi tavsiye ediyoruz. 

Ve Son Olarak Hacı Yakup Ağa Konağı’na Gidin

Hacı Yakup Ağa Konağı ince zevkin göstergesi niteliğinde. Burayı diğer konaklardan ayıran en önemli özellik butik otel olarak hizmet vermesidir. 

Konağın hikayesi ise şöyle: Hacı Yakup Ağa’nın 4 tane oğlu varmış. Memiş Ağa, Ahmet Ağa, Ali Ağa, Teyyar Ağa… Memiş Ağa, kardeşlerinden daha ünlüymüş. Memiş Ağa ve Hacı Yakup Ağa birbirine komşu konaklar yaptırarak güçlerini simgelemek istemişler. 

Hacı Yakup Ağa Konağı, Memiş Ağa Konağı ve Haşim Ağa Konağı’nın mistik havasını solumak için bir saatinizi ayırmanız yeterli.

Ana görsel: Fotokritik - Gültepe Köyü

Yorumunuzu Paylaşın