Makaleler

Cengiz Aytmatov Kimdir? 

Yazar: Diba Bahadıroğlu

Cengiz Aytmatov, Kırgız edebiyatını dolayısıyla Kırgız kültürünü, acılarını, hayatlarını, sevinçlerini dünyaya tanıtan aydın..

Cengiz Aytmatov Kimdir? 

Cengiz Aytmatov’un Sovyetlerden Bağımsızlığa Giden Hikayesi..

12 Aralık 1928 tarihinde bugünkü Kırgızistan’ın Talas şehrinin Şeker köyünde, bir toprak ağasının oğlu olarak dünyaya geldi. Talas Meydan Savaşının yaşandığı ve Müslüman Araplar ile Türklerin karşılaştığı bu kentten çıkan Aytmatov, eski zamanlara bir lütuf gibi aynı topraklarda Sovyet kültürü ile Kırgız kültürünün çatışmasına sahne olacaktı..

Kırgız dilinde Чыңгыз Айтматов (Çıňğız Aytmatov) olan milli yazarımızın babası Torekul Aytmatov, 1937 yılına kadar Sovyet aydın ve devlet adamlarındandır. Kırgızların naklettiği bilgiye göre babasının topraklarına el koymak isteyen Sovyetler ile arası açılan Torekul, 1937 yılında Sovyet devlet adamlığı işinden uzaklaştı. Bu yetmedi ama ; çünkü Sovyet yönetimi onun topraklarını da istedi. Torekul buna karşı çıktı.. Bunun üzerine 1938 yılında, Cengiz Aytmatov daha 10 yaşındayken babası 138 Kırgız aydın ile birlikte kurşuna dizilerek öldürüldü. Cenazelerine saygı duyulup gömülmedi bile.. Bugün Bişkek’te Ata-Beyt olarak anıt – müze haline getirilen alanda, eski bir kerpiç fabrikası içine atıldı bu 138 naaş. Daha sonra Kırgızistan bağımsızlığını kazanınca, aydınların katledildiği alan Ata Beyt olarak anıt – mezar haline getirildi, fabrika yıkıldı ve aydınların hak ettiği mezarlar yapıldı.. Kırgızcada ata beyt, baba mezarı anlamına gelir. Cengiz Aytmatov da öldükten sonra bu anıta, babasının yanı başına defnedildi çünkü..

Cengiz adı, annesi tarafından konuldu yazarımıza. Nagima Hamziyevna Abdulvaliyeva, Tatar idi ve tiyatro oyuncusu idi. Nagima'nın kardeşi, yani Cengiz Aytmatov'un amcası,Cengiz adını, imparator Cengiz’den esinlenerek koymuştur. Gerçekten de adı gibi de kaderi olmuştur Aymatov’un.

Gençlik dönemi hem babasızlıktan hem de yeni yeni yerleşmeye başlayan siyasi sistemden dolayı çok büyük sıkıntılarla geçti. Üstelik bir de II. Dünya Savaşı patlak verdi. Sovyetler, Türkleri de cepheye almışlardı. Tüm yetişkinler savaşta olduğu için köyde işleri gençler ve çocuklar yapıyordu. Cengiz Aytmatov, 14 yaşında, köyündeki muhasebe işlerin yapıyordu. Daha sonra tahsildarlık da yaptı. 

Cambul Veterinerlik okulunu, Kazakistan’a giderek bitirdi. Sonra yeniden Bişkek’e döndü ve tarım üzerine öğretimine devam etti.

Maksim Gorki Edebiyat Enstitüsü onun Moskova’ya gitmesini sağladı. 1956 yılında Rusya’ya giden Cengiz Aytmatov, 2 yıl orada edebiyat üzerine eğitim aldı.. İşte o iki yıllık zamanda yazmaya ve okunmaya başladı. Önce Pravda gazetesinde yazmaya başladı. 1957 yılında da Sovyet Yazarlar Birliği’ne üye olarak girdi.

Yapıtları ile Lenin Ödülüne layık görüldü. Takvimler 1963 yılını gösteriyordu. SSCB yıkılmadan önce 1990 yılında Sovyet Büyükelçiliği, SSCB yıkıldıktan sonra da Rusya Federasyonu Büyükelçiliği görevlerini yaptı. Daha sonra Kırgızistan bağımsızlığını ilan edince Kırgızistan Cumhuriyeti Büyükelçiliği görevini üstlendi.

Tataristan özerk bölgesinin başkenti olan Kazan’a, Gün Olur Asra Bedel adlı yapıtının film çekimlerini izlemek için gittiğinde rahatsızlandı. 16 Mayıs 2008 yılında rahatsızlanan Cengiz Aytmatov’un hastalığı böbrek yetmezliği idi. 1 ay Almanya’da tedavi görse de maalesef kurtarılmadı. Almanya’da hayata gözlerini yuman Cengiz Aytmatov’un naaşı babasının mezarının yanı başına Bişkek’e Ata Beyt’e nakledildi. Kırgızistan’da Cengiz Aytmatov, büyük bir saygı ve özlemle anılır. Doğum günü de ölüm günü de mezarına akın akın insanlar gelir.

Cengiz Aytmatov ve Ailesi..

Cengiz Aytmatov’un ailesi, onun yazmasını sağlayan kültürün ta kendisidir. Cengiz Aytmatov, bunu kendi anılarında da sık sık tekrar eder.

Kırgızistan’ın yerleşik hayata geçmesi uzun zaman önce meydana gelmemiştir. Cengiz Aytmatov daha çocukken yani 70 – 80 yıl kadar önce, Aytmatov göç ettiklerinden bahseder. Yazar, kendi anılarında 5-6 yaşlarında Kırgız çadırlarının develere yüklenerek yaylara çıktığını, göç ettiklerini, güze doğru da dağlardan yeniden indiklerini anlatır. O zamanlar, bir Şaman ile tanışmışlığı ve şamanın onun diş ağrısını çözdüğünü anlatır. Anılarında babaannesi Ayımkan’ın çok özel bir yeri vardır. Ayımkan, Cengiz Aytmatov’a türküler şarkılar söyleyerek onu büyütmüş, aslında işlediği kültürün aslını Ayımkan ona aşılamıştır. Cengiz Aytmatov’un anlattığına göre Şeker köyünün son göçü de Ayımkan nenesi ile gerçekleşmiştir. Sonra Kırgızlar bu kültürlerini devam ettirememişlerdir..

Cengiz Aytmatov, babası ile aynı kaderi paylaşan amcası Rıskulbek’i hatıralarında “çok zeki ve eğitimli” olarak tanıtır. Cengiz Aytmatov’un babası Törökul Aytmatov Sovyet yönetimi tarafından katledildikten sonra Cengiz Aytmatov’a ve 3 kardeşine de amcası Rıskulbek sahip çıkmıştır. Ama yöneticiler asla Rıskulbek’i rahat bırakmazlar. Sık sık sorguya alınan Rıskulbek o zamanlar daha yirmisinde çok genç bir adamdır. Cengiz Aytmatov, amcası götürülecek korkusu duyduğunu her anısında bahseder. Maalesef korkusu da gerçek olur. Rıskulbek, Cengiz Aytmatov’un yanında yattığı bir gece, takvimler 1927’i yılını gösterirken polisler tarafından gecenin kör vakti alınır. Daha 25 yaşında olan Rıskulbek’ten bir daha haber gelmez. Çok ama çok sonra bir toplama kampında amcasının öldüğü haberini alır Cengiz Aytmatov. Aytmatov’a “Cengiz” adını veren de aması Rıskulbek’tir. Rıskulbek tarihe düşkün bir araştırmacıdır ve Cengiz Aytmatov da şu bilgiyi verir: “… Çünkü Kırgızlar çocuklarına tarihteki büyük insanların ismini vermeyi gelenek haline getirmişlerdir

Cengiz Aytmatov, babası Sovyetler tarafından “milliyetçilik” suçu ile ölüme götürüldüğünde çok küçük yaştaydı. Daha doğrusu Cengiz Aytmatov 9, kardeşi İlgiz 6, bir diğer kardeşi Lyutsiya 3 ve en küçük kardeşi Roza ise daha beş aylıktı. Cengiz Aytmatov’un hatıralarına ve ablası İlgiz’in anlatımlarına göre babaları Törökul hakkında tutuklama kararı çıktığı zaman evine erkenden gelip eşine Talas’a gitmeleri gerektiğini söylemiş. 4 kardeş ve anneleri itiraz etmesine rağmen Törökul onlar Moskova otogarından uğurlamış ve bir daha ailesi Törökul’u görmemişler. Törökul’a mektuplaşmak da yasak olduğu için ailesine herhangi bir haber gönderememiştir.

Cengiz Aytmatov, babasının milliyetçilikle suçlanıp öldürülmesinin ardından toplumsal bir baskı ile karşı karşıya kaldı ailesi ile birlikte. Öyle ki bu konuda SSCB Askeri Başsavcılığına dilekçe yazıp babalarının suçlarını öğrenmek istemişlerdir. Bu dilekçede Aytmatov, babaları yüzünden doktoraya alınmadıklarını, erkek kardeşinin mühendislik fakültesini bitirince de aynı muameleyi gördüğünü anlatmaktadır.

Cengiz Aytmatov’un babasının ölümü de anlatmaya ve bildirmeye değer bir konudur. 1937 ila 38 yılları arasında Sovyet baskısı doruk noktasındadır. Bu dönemde de etnik temizlik, Kırgız deyişi ile “Kırgız kaymakları” yani aydın kesimin toplanması, Kırgızistan’da tüm hızıyla devam etmiştir. Moskova ise daha fazla temizlik yapılmasını ister. Hapishaneler dolar, taşar ve bu soruna getirilen “hızlı yargılama” idi. Aslında yargısız infaz.. Fakat, bu kadar insanın nereye gömüleceği tartışma konusu olur. Bunun üzerine siyasi otoritelerin aklına Bişkek’te Çon- Taş köyü yakınlarındaki kerpiç fabrikası gelir. 137 aydın, 5 ila 8 Kasım 1938 yılında, hapishane avlusunda öylesine bir sorgudan geçirilip o avluda oracıkta kurşuna dizilir. Kamyonlara yüklenerek Çon-Taş köyündeki kerpiç fabrikasının içine öylece atılır. Bu ölenlerin içinde Törökul Aytmatov da vardır.. O mezarlar, tam 53 yıl sonra, Sovyetler dağılıp Kırgızistan Cumhuriyeti kurulunca ortaya çıkar.

Kırgız kaymaklarının bulunduğu mezarların ortaya çıkması da enteresandır. Çon-Taş köyü, Sovyet devlet adamlarının eğlenmeye geldikleri, kayak yaptıkları bir yerdir ve bu köy halkı, devlet adamlarının ihtiyaçlarını karşılamak için işe alınan insanlarla doludur. Bübürya Kıdıraliyevra da onlardan birisidir. Bübürya daha 10 yaşında iken, “halk düşmanı” olmakla suçlanıp yakalanan kardeşini arayan babası Abıkan bu katliama şahit olur. Bu durumdan oldukça korkan Abıkan, oğlu Bübürya kızı Sabiyra ve eşini alarak Çon-Taş köyünü terk eder. Ara ara köye, kendi evine giden Abıkan 20 gün sonra ailesini de alarak köyüne geri döner. Kısa bir zaman sonra köyde bir koku baş gösterir. Köpekler rahatsız olur, insanlar pencerelerine kerpiç tıkar. Abıkan ölüm döşeğindeyken kızına bu sırrı verir. Bir aile yükü olmaktan çıkması bu sırrın, Kırgızistan’ın bağımsız olması gerekir. Kırgızistan bağımsız olur olmaz da bu sır açığa çıkar.

Cengiz Aytmatov eserlerini Rusça yazmıştır..

Cengiz Aytmatov eserlerini sadece Rusça yazmıştır demek belki haksızlık olur; o eserlerini hem Kırgızca hem de Rusça yazmıştır. Yalnız, yazdığı Kırgızcaya bir göz attığımızda, pek de iyi bir Kırgızcaya sahip olmadığını görüyoruz. Onun eserlerini “mükemmel” Kırgızca haline getiren kişi Aşım Cakıpbekov’dur. Cakıpbekov, 1935 yılında Cengiz Aytmatov ile aynı köyde, Şeker köyünde doğmuştur. Cengiz Aytmatov’a abi der. Cakıpbekov, hem Kırgızca hem de Rusça konusunda uzmanlaşmıştır. Cengiz Aytmatov, Cakıpbekov’a eserlerini Kırgızcaya çevirmesini ve bu eserlerine isterse kendisinin isim verebileceğini söyler. Aşım Cakıpbekov, “Selvi Boylum Al Yazmalım”, “Erken Gelen Turnalar”, “Deniz Kıyısında Koşan Ala Köpek”, “Kızıl Elma”, “Deve Gözü”; “Gülsarı”, “Beyaz Gemi”, “Gün Olur Asra Bedel” adını verdiği Cengiz Aytmatov hikaye ve romanlarını Kırgızcaya çevirmiştir..

Cengiz Aytmatov..

Cengiz Aytmatov eserlerinde Kırgızistan’ı, Kırgız insanlarının acılarını, hayat mücadelelerini anlatmış. Dünya gözünü ve kulağını kapatsa da böyle bir ülkenin var olduğunu, Issık Gölü’nü, köy insanını bağıra bağıra anlatmıştır. Eserleri 75 dile çevrilmiş ve dünyada “Cemile” hikayesi en güzel aşk hikayeleri arasın girmiştir. “Selvi Boylum Al Yazmalım”, Türk insanının hafızasına kazınmıştır. Cengiz Aytmatov, tüm yazarların başarmayı isteyeceği şeyi, yani iz bırakmayı başarmıştır..

Kaynaklar

Neval KONUK Doğumunun 70. Yıl Dönümünde Cengiz Aytmatov Uluslararası Bilgi Şöleni bildiriler, Atatürk Yüksek Kurumu, Atatürk Kültür Merkezi Başkanlığı,
Mayramgül DIYKANBAYEVA, HATIRALAR IŞIĞINDA CENGİZ AYTMATOV VE ESERLERİ, Uluslararası Türkçe Edebiyat Kültür Eğitim Dergisi Sayı: 4/1 2015 s. 169-188, TÜRKİYE

Yorumunuzu Paylaşın