Makaleler

Anasayfa

Hakkımızda

Yardım

Yasal Konular

Altının Oluşumu

yazar: Büşra Sunal

Kimyasal bir element olan altın, kendine özgü sarı bir rengi olan ve insanlık tarihi boyunca değerini yitirmemiş elementlerden biridir. Araştırmacılar, insanoğlunun yararlandığı ilk metalin altın olduğunu söylemektedir. Bozulmayan bir yapıya sahip olması, eşsiz pırıltısı ve doğada az bulunması bu metali her daim değerli kılmıştır.

Altın elementi, magma adı verilen erimiş kayaların, katı kayanın içinde katmanlaşması sonucu oluşur. Magmanın soğuyarak katılaşması esnasında, içindeki su ve diğer buharlaşabilen maddelerde yüksek basıncın etkisiyle magmadan ayrışır. Oluşan yüksek basınç ile birlikte katı kayaların üzerinde yarıklar ve çatlaklar oluşur. Bu yarık ve çatlaklarda bulunan hidrotermal eriyikler soğur ve bu takiben madde tortulaşmaya başlar. Bu tortulaşma da kuvarsın damarlar şeklinde çökmesiyle oluşur. Altın da düşük erime ısısına sahip olduğu için hidrotermal eriyiklerle birlikte kuvars damarları içinde katılaşabilir. Bu yüzden altın ararken bakılan ilk yerler magma gövdesinin katmanlaştığı yerler olan kuvars damarlarıdır.

Üretilen altının neredeyse tümü, bahsedilen kuvars damarlarından, ince ve paralel yaprakçık halinde oluşmuş kayaçların toplandığı damarlardan ya da altınlı kumlardan çıkarılır. Elde edilen maddelerden altını ayırmak içinse mekanik ya da kimyasal işlemler kullanılır.

Mekanik yöntemde, elde edilen mineral öğütülerek incecik bir toz haline getirilir, ardından su ve yağlı bir madde karışımında yıkanır.

Kimyasal yöntemde ise kullanılan işlemler oldukça çeşitlidir. Özellikle günümüzde gelişen teknolojiyle birlikte bu işlemler daha da artmıştır. Minerali öğütme ya da yıkama esnasında cıvayla alaşım oluşturma yöntemi kullanılabilir. Elde edilen alaşım damıtılarak altın elde edilir. Günümüzde ise genellikle siyanürleme tekniği kullanılmaktadır. Metalin geniş havuzlarda potasyum siyanür ya da sodyum siyanür ile çözündürülmesi sağlanır. Ardından da çinko ya da alüminyum gibi bir metalle işlenerek çökelmesi elde edilir.

Altının elde edildiği iki tür maden ocağı vardır. İlki, altın içeren kayaçlar, kuvars damarları yerinde işletilir. Her bir damarda bulunan altın oranı 6 ila 12 gram arasında değişebilir ve bu çalışılan ocaklar yerin çok altına, oldukça derinlere inebilir. Çünkü değerli cevherlerin oluşumu derin kayaçlarda gerçekleşmektedir. Bilim adamları da yeryüzünün oluşumu esnasında çekirdeğin oluşması için, aralarında altının da bulunduğu metaller yeryüzünün derinliklerine doğru çekilmiştir. Çekirdekte bulunan ve büyük çoğunluğunu altının oluşturduğu metallerle yeryüzünün dış katmanında 4 metre kalınlığında bir çabuk oluşabileceği bile ortaya konan bilimsel gerçeklerden biridir.

Altının elde edildiği ikinci tür maden ocağı ise alıntılı alüvyonlarının işletildiği ocaklardır. Alıntılı alüvyonların işletilmesi, kayaçların yerinde işletilmesinden çok daha kolaydır.

İlgili Makaleler