Makaleler

Okurlara ve Yazarlara Adanmıştır!

Neo-Liberalizm

Tarih: 08.09.2008 | Görüntülenme:
Loading


Klasik liberalizme reform getiren ve devletin daha aktif bir müdahalesini savunan ekonomist ve filozofların temsil ettiği düşünce akımıdır. Klasik liberalizm açık piyasaların gereğini ve üretim araçları-nın desantralize kontrolünü kişi hürriyetleri bakımından savunan toplumsal bir felsefedir.

Klasik liberalizmin babası John Locke’dur. Ancak öğretisinin bazı unsurlarını İ.Ö. 4. yüzyılda Romalı Stoacıların düşüncelerinde bulmak mümkündür. 1690 yılında yayınlamış olduğu "Second Treatise on Government" adlı kitabında Locke, kişi ile devlet arasındaki ilişkiler hakkında üç önemli kavram geliştirmiştir.
Birincisi, sivil hükümetler kurulmadan önce kişiler, işbirliği içinde bulunan sosyal gruplaşmalar halindedir. İkincisi, kişiler, siyasi topluma girerken doğal bazı hakları beraberinde getirmektedir; bu haklardan ticari mübadelelerle vazgeçilemeyeceği gibi, devlet de bu hakları kaldıramaz. Üçüncüsü, hükümet, bu hakları himaye edemiyorsa veya buna istekli değilse, toplumun üyeleri bu hükümeti devirmekte ve daha etkili bir hükümet getirmekte haklı olurlar.

18. ve 19. yüzyıllarda, ekonomistler, piyasalarda mevcut olan ve kendi kendini düzenleyen faktörler sayesinde kaynakların sürekli olarak en fazla değer verilen kullanımlara yöneldiğini ve ekonomik kalkınma sağladığını açıklamışlardır.

Açık piyasaların, israfı kaldırmak ve tüketici isteklerindeki değişmeleri süratle cevaplandırmak hususundaki rolüne ağırlık veren klasik liberaller, piyasaya girişi önleyen ve rekabeti sınırlayan tertiplere karşı çıkmışlardır.

Klasik liberaller, belediye hizmetlerinin kurulmasına, mesleklere girmek için lisans mecburiyetinin konmasına, dış ticarete sınırlamaların getirilmesine, göçlere kota konmasına ve devlet kuvvetinin rekabeti önlemesine karşı çıkmaktadır. Bunlara rağmen klasik liberaller, tam "laissez faire" nin savunucuları değildir. Devletin yapmasını istedikleri şeyler milli savunma, polis kuvvetleri, sağlık, sanayi güvenliği liman ve baraj gibi yatırım projelerinin yapımı, yaratıcılığı teşvik etmek için patent sistemi, sağlam ve emniyetli bir paranı sağlanmasıdır.

Klasik liberalistler gibi neo-liberalistler de kişinin ekonomik ve manevi yükselmesini savunmaktadır. Klasik liberalistlerden farklı olarak neo-liberalistler, devletin piyasada fırsatlar yaratmak ve kişilerin, özellikle toplumun en fakir üyelerinin durumlarını düzeltmek için daha aktif bir rol oynamasını ileri sürmektedirler.

Jeremy Bentham, John Stuart Mill, T.H. Green, Alfred Marshall, A.C. Pigou, J. A. Hobson, John Dewey, John Maynard Keynes, John Kenneth Galbraith ve John Rawls gibi neo-liberalistler, gelirden ve servetten artan oranlı vergi alınmasını, devletin eğitim, sağlık, park ve şehir plancılığını finanse etmesini, çeşitli sanayilere sübvansiyon vermesini (marjinal bir arz birimi üretmenin sosyal maliyetinin sosyal faydasına eşit veya ondan büyük olması şartıyla), miras yolu ile intikal eden servetin vergilendirilmesini ve kaynak işsizliğini azaltmak için toplam talebin yönetilmesini savunmaktadırlar.

Neo-liberalistler, kişisel hürriyeti pozitif bir şekilde tanımlamakta ve sosyal reform için kanunların kullanılmasına karşı çıkmaktadırlar. Klasik liberalistlerden farklı olarak, neo-liberalistler kişilerin topluma doğal bazı haklarla girdiklerini kabul etmemektedir. Özel mülkiyeti, kişisel hürriyeti ve açık piyasaları en geniş kitleler için en büyük faydayı sağladıkları için savunmaktadır.

Uygulamada müdahalenin boyutlarını ve sınırlarını tespit konusunda sezgiyle hareket etmesine karşın, neo-liberalizm Batı demokrasilerinde son yüzyılda çok büyük etki yapmıştır. Ancak neo-liberalizm, zamanla sosyalist programlara yakınlaşmış ve sanayiyi millileştirmeye doğru kaymıştır.

Çok az kontrol ile süratli sonuçlar sağlayan programlar, zamanla daha fazla kontrole ihtiyaç yaratmış, sanayinin millileştirilmesi kaçınılmaz olmuştur. Hükümet kontrolünün tırmanma eğilimi klasik liberalistler tarafından tahmin edilmiştir. 1944 yılında "The Road to Serfdom" adlı eserinde Friedrich A. Hayek ve 1951 yılında "Socialism" adlı eserinde Ludwig von Mises, müdahalenin bu şekli alacağını önceden tahmin etmişlerdir.

Müdahale sonucu kurulmuş olan bürokrasiler, ekonominin bir çok sahasında özel karar vermenin yerini almışlardır. Bunun sonucunda teşebbüs gayreti çok gerilemiş bulunmaktadır. Neo-liberalizm refah devletinin içinde bulunduğu karışıklık ortamında gerilememiş olsa bile, başlangıçtaki çekiciliğinden çok şey kaybetmiştir.




Makaleyi Derecelendirin:

Toplam oy: 0, Oran: 0/5

Yazdır | Gönder | Yayınla | Yazara Geribildirim | Etiketler

    • Son Ders Yardımcıları Makaleleri
    • Ahmet Polat'dan Makaleler
  • Avrupa BirliÄŸi İle Müzakere Süreci
    Yazar: Nazan | Tarih: 30.01.2009
    AB'nin aday ülkelerle yürüttüğü müzakereler, aralarında mal, kişi, hizmet ve sermayenin serbest dolaşımı, rekabet politikası, tarım, balıkçılık, ulaştırma, çevre, enerji, sanayi, ...
  • Kamu İdarelerinde İç Denetçiler
    Yazar: Nazan | Tarih: 03.01.2009
    İç denetçiler; Kamu idarelerince kaynakların etkili, ekonomik ve verimli kullanılması bakımından incelemeler yapar. İdarenin yapmış olduğu harcamalarının, mali işlemlere ilişkin karar ...
  • Mali Denetim
    Yazar: Nazan | Tarih: 03.01.2009
    Genel bütçe kapsamında yer alan kamu kurum ve kuruluşları mali denetimleri 5018 sayılı Kamu mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu hükümlerine göre yapılmaktadır.5018 sayılı Kamu Mali Yönetim...
  • Bakanlıklar ve MüsteÅŸarlıklar Denetim Organları
    Yazar: Nazan | Tarih: 03.01.2009
    Teftiş Kurulu Başkanlıkları: Her bakanlığın veya müsteşarlığın teşkilatı ve görevleriyle ilgili olarak düzenlenen yasal mevzuatlarında; bakanlık teftiş kurulları; bakanın veya mü...
  • Vesayet Denetimi
    Yazar: Nazan | Tarih: 02.01.2009
    Yerinden Yönetim Kuruluşlarının merkezi yönetim tarafından, yasal düzenlemelerle sınırlı olarak denetlenmesidir.Merkezî idare, mahallî idareler üzerinde, mahallî hizmetlerin idarenin bü...
  • İdari Denetim
    Yazar: Nazan | Tarih: 02.01.2009
    İdari denetim, idarenin yapmış olduğu işlem ve eylemlerin idari kuruluşlar tarafından denetlenmesidir. Bu denetim, aynı kamu tüzel kişiliği içinde yer alan iki merciden birinin diğerinin ...
  • Kamu Yönetiminde Etik Yönetim - Etik Kurulu
    Yazar: Nazan | Tarih: 02.01.2009
    Kamu yönetiminde etik, devlet ve kurumlarına karşı güven oluşturmanın ve bunu korumanın hayali unsurudur. Etik ayrıca, kamudaki uygulamaların, teamüllerin ve genelde davranışların sınan...
  • Baskı Grupları ve Kamuoyu Denetimi
    Yazar: Nazan | Tarih: 02.01.2009
    Kamuoyu denetimi, bireylerin zihinsel uyanmalarıyla doğru orantılı gelişen bir denetim türüdür. Kamuoyunun denetleme fonksiyonlarını ifa edebilmesi için toplumu oluşturanların entelektüe...
  • Yargı Denetimi
    Yazar: Nazan | Tarih: 02.01.2009
    İdarenin denetim yollarından birisi de yargı denetimidir. Bu denetim şekli de ana çerçevesini Anayasanın 125 inci maddesindeki “İdarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolu...
  • Ombdusman Denetimi ve İdari Denetim
    Yazar: Nazan | Tarih: 02.01.2009
    1. Ombdusman Denetimi:Kamu Yönetiminin denetlenmesi ve kişilerin idare karşısında korunmasını amaçlayan metotlardan biridir. Kamu denetçisi ya da hakemi denebilir. Denetim metodu, yürütme a...
  • Kamuda Denetim
    Yazar: Nazan | Tarih: 02.01.2009
    Türk Dil Kurumu sözlüğünde Kamunun ilk tanımı; bir ülkede yaşayan halkın bütünü, halk ve amme tanımlanmıştır. Ancak zamanla bu tanım halk hizmeti gören devlet organlarının tümü ...
  • Yetki Devri, Yetki GeniÅŸliÄŸi ve Yerinden Yönetim
    Yazar: Nazan | Tarih: 29.12.2008
    * Yetki devri; aynı kurum içinde üst kademe yöneticinin, kendi iradesiyle bazı yetkilerini, bazı koşullarda alt kademedeki yöneticilere devretmesidir. Bu yetki devri yöneticinin iradesine gö...
  • YerelleÅŸme (Desantralizasyon)
    Yazar: Nazan | Tarih: 29.12.2008
    Bilindiği gibi ülke yönetiminde kamu kesiminin hem örgütsel hem de fonksiyonel yapılanmasında iki ilke vardır: merkezi ve yerel yönetim. Yerel yönetim dendiğinde ilk akla gelen özellikler ...
  • Örgütte Dışsal Etkenler
    Yazar: Nazan | Tarih: 09.12.2008
    Dışsal EtkenlerÖrgütler sistem yaklaşımına göre değerlendirildiğinde açık sistemli bir yapı olarak düşünülmelidir. Çeşitli girdileri veri olarak alıp işledikten sonra bunu çevrey...
  • Kamu Kurumlarında Halkla İliÅŸkiler
    Yazar: Nazan | Tarih: 07.12.2008
    Kamu kesiminde çalışanların başarı oranını yükseltmek için daha yakından etkili olan bazı noktaları şu şekilde sıralayabiliriz:1. Örgüt KültürüÖrgüt üyelerinin aralarındaki ve...
  • İletiÅŸimin Ekonomik Yanı: Maddi Taban Nasıl İşler
    Yazar: Nazan | Tarih: 07.12.2008
    İletişim ekonomik boyutu, bazı ülkelerde iletişimcileri pekte ilgilendirmiyordu. Ta ki 1970’lere kadar. Bu döneme kadar ekonomik boyut çoğunlukla örgütsel iletişim içinde ele alınmışt...
  • Halka Yönetimin Çalışmaları Hakkında Bilgi Vermek
    Yazar: Nazan | Tarih: 07.12.2008
    Halk, haklı olarak, kamu hizmetlerinin çabuk gerçekleştirilmesini ister. Vatandaşlar yol, su, elektrik, temizleme ve aydınlatma hizmetlerinin kesiksiz devam ettirilmesini kamu görevlilerinin zo...
  • Kamu Kesiminde Çalışanların BaÅŸarı Oranını Yükseltmek
    Yazar: Nazan | Tarih: 07.12.2008
    Kamu kesiminde çalışanların başarı oranını yükseltmek için daha yakından etkili olan bazı temel noktaları şöyle sıralayabiliriz:1. EğitimKamu yönetimlerinden hizmet bekleyen halk top...
  • Kamu Yönetimlerinde Halkla İliÅŸkiler
    Yazar: Nazan | Tarih: 07.12.2008
    Kamu kuruluÅŸlarında halkla iliÅŸkiler çalışmaları, konunun eÄŸitimini almış kiÅŸilerle yapılmalıdır. Besleyici yankıdan gerektiÄŸi gibi yararlanılması, yalnızca önceki yapılan çalıÅ...
  • Yönetimin Halkın İsteklerini Bilmemesi
    Yazar: Nazan | Tarih: 07.12.2008
    Demokratik bir kültürün gerçek manada yerleşmiş olduğu çağdaş ülkelerde halk farklı kuruluşlar aracılığı ile, örneğin basın gibi, isteklerini ve şikayetlerini yönetime ulaştırm...

Yorumlar (0)
Yorum Gönderin
Profesyonel bir yorumcu olmak için yorumlar.com'a üye olunuz.



Makaleler.comKullanım KoşullarıGizlilik PolitikasıEditör Yönergeleriİletişim