Makaleler

Okurlara ve Yazarlara Adanmıştır!

Enflasyon Ve Maliye Politikası

Yazar: admin | Tarih: 08.09.2008 | Gösterim: 270



Enflasyon, 1 ekonomide, belli 1 dönemde fiyatlar kapsamlı düzeyinin devamlı yükselmesidir. Enflasyon cari fiyat düzeyinde toplam talebin toplam arzdan çok olmasından kaynaklanmaktadır.

Bir ekonomide enflasyon dar dönemde kaynak ve gelir dağılımını bozduğu, uzun dönemde ise büyümeyi engellediği için mücadele edilmesi gereken kritik 1 istikrarsızlık kaynağıdır.

Enflasyonla Mücadelede Maliye Politikası

I-Enflasyonla mücadelede kamu harcamaları politikası

Enflasyonla mücadelede dar dönemde alınacak maliye politikası önlemlerinden birisi, ekonomide arza göre çok olan istek fazlasını çekebilmek amacıyla, gelirleri eski düzeyinde bırakarak harcamaları azaltmak olacaktır. Çünkü kamu harcamalarının kendisi istek niteliğinde olan istek yaratan işlemlerdir.

Mal ve hizmet alımına yönelen kamu harcamaları

4 Yatırım harcamaları

4 Cari harcamalar

Kamu aktarma harcamaları

a-Yatırım harcamalarında: dar dönemde, kamu yatırım harcamalarında yapılacak kısıntı, toplam talebi daraltacağından antienflasyonist tesir yaratır. dar dönemde enflasyonla mücadele için yatırım harcamalarında yapılacak 1 kısıntı uzun dönemde ekonominin kapasitesini daraltıcı 1 tesir yaratacaktır. Yatırım harcamalarının etkileri uzun dönemde görüleceği için yatırım harcamalarındaki kısmalar dirençle karşılaşmaz.

b-Cari harcamalarda: Personel harcamalarında yapılacak kısmalar dirençle karşılanırken; eğitim, afiyet gibi beşeri sermaye harcamaları cari harcamalarda yapılacak 1 kısıntı sonucu hem nitelik hem de miktar açısından etkilenir ve bu durum uzun dönemde ekonominin gelişimi üzerinde muhtelif meseleler yaratır.

Cari harcamalar 1 ekonomide üretim kapasitesinin işlerlik kazanması için yapılan harcamalardır. Buna göre, mevcut kapasite birlikte bu harcamalar arasında optimum 1 bileşim gerçekleşmişse yani mevcut kapasite cari harcamaların düzeyi ve bileşimi birlikte uyumlu ise, cari harcamalarda 1 kısıntıya gidilmesi bu üretim kapasitesinden bütün bi şekilde yararlanılamaması sonucunu doğuracaktır.

c-Kamu aktarma harcamalarında: örneğin sosyal yardımlarda 1 kısıntıya başvurmak arzulanmayacak, mali ve ekonomik aktarma harcamalarının azaltılması ise, baskı grupları aracılığıyla siyasi dirençle karşılaşacaktır.

Enflasyonla mücadelede kamu gelirleri politikası

Enflasyonist 1 ekonomide, toplam arza göre çok olan toplam talebi azaltabilmenin 1 diğer yolu da, kamu harcamalarını eşdeğer düzeyde bırakarak kamu gelirlerini artırmaktır.

II-Vergi gelirleri politikasıyla enflasyonla mücadele:

Enflasyonun hüküm sürdüğü 1 ekonomide, vergileri artırmak diğer 1 deyişle vergi yükünü yükseltmek, dar dönemde, vergi yükümlülerini likiditeden yoksun etmek, bütçe fazlasını meydana getirmek ve ekonomideki satın alma gücü fazlasını emmek bakımından lazım olmaktadır.

Vergiler kişilerin kullanılabilir gelirlerinde, bu yolla hususi tüketim ve yatırım harcamalarında 1 azalmaya niçin bi şekilde ekonomi üzerinde daraltıcı etkiye sahiptirler. Bu nedenle dar dönemde enflasyonla mücadelede, maliye politikalarından birisi de yepyeni vergiler koyarak veya mevcut vergi oranlarını yükselterek vergi gelirlerini artırmak olacaktır.

Vergilerin artırılmasının toplam istek üzerinde olduğu kadar toplam arz üzerinde de etkisi olduğu bilinmektedir. Bu nedenle enflasyonla mücadele programında, değişik vergilerin ekonomi üzerinde değişik etkilerinin gözönünde bulundurulması ve amaca en elverişli bileşimin seçilmesi gerekmektedir.

a-Gelir vergileri: Enflasyonist 1 ekonomide gelir dağılımındaki adaletsizliğin giderilmesi olduğu kadar, toplam talebi kısmak açısından da güvenilir 1 vergidir. Artan oranlı yapısı nedeniyle epey önemlidir. yalnız yüksek gelir gruplarına ilişkin marjinal vergi oranlarında gerçekleştirilecek şiddetli artışlar tasarruf gücü yüksek bu kişilerin tasarrufta bulunma ve yatırım yapma isteklerini kısabilir. Buna bedel düşük gelir gruplarındaki artışlar, bu gruba ile birlikte kişilerin tüketim eğilimleri yüksek olduğu için ekonominin toplam istek düzeyi üzerinde kısıtlayıcı etkisi daha çok olacaktır.

Bir ekonomide enflasyonla mücadele sebebiyle, gelir vergilerinde değişiklik yapılması politikasının tüketim harcamaları üzerindeki azaltıcı etkisi harcamalar üzerinden alınan vergilere göre daha azdır. Çünkü gelir vergisinin 1 kısmı tasarruflardan ödenmektedir.

b-Gider vergileri: Gelir vergilerine göre toplam talebi kısmada daha etken olan masraf vergilerinin tümü tüketicilerin harcamalarını kısmaktadır. masraf vergilerinin varlığının ve yükünün. şahıslar tarafından daha az hissedilir olması nedeniyle gelir vergilerinde olduğu kadar kesin ve çabuk baskı gruplarının dirençleri birlikte karşılaşılmadan değiştirilmeleri mümkündür.

Düşük gelir grupları üzerinde daha ağır 1 yük meydana getirmesi ve özellikle enflasyonist ekonomide, bu vergilerin başlangıçta vergilenir mallar üzerinde meydana getirdiği fiyatları yükseltici etkisinin; ücret-fiyat etkilenimini hızlandıracağı konusu olumsuz yönlerindendir.

(Olumsuz yönleri düşük gelir grupları üzerinde daha ağır 1 yük oluşturması

vergilenir mallarda fiyatları artırıcı etkisi ve ücret-fiyat etkilenimini hızlandırması)

c-Servet vergileri: Enflasyonla mücadele amacıyla kullanılma olasılığı gelir ve masraf vergilerine göre epey azdır. Çünkü servet vergileri ekonomik dalgalanmalar yönünden asla de hassas olmayan vergilerdir.

Vergi politikası yoluyla, uzun dönemde toplam arzı toplam istek düzeyine çıkarmak sebebiyle, vergi sisteminin yapısına hızlandırılmış amortisman, vergi ayrıcalık ve bağışıklıkları vb teşvik kurumları sokulacak yani teşvik edici vergi politikası uygulanacaktır. (Belirli ekonomik faaliyetleri özendirilmek suretiyle ekonominin üretim kapasitesinin artırılması)

III-Borçlanma yönetimi politikasıyla enflasyonla mücadele

Borçlanmanın dar dönemde toplam istek düzeyini etkileme derecesi borçlanmanın kaynağına göre farklılık göstermektedir. yalnız borçlanmanın toplam talebi azaltıcı bu yolla ekonomiyi daraltıcı etkisi vergilere göre daha azdır.

a-Borçlanma kişilerden ve firmalardan yapılırsa: Borçlanma kişilerden ve firmalardan yapılırsa, dar dönemde hususi harcamaların azalarak ekonomiyi daraltıcı 1 etkinin yaratılacağı, bu daraltıcı etkinin diğer borçlanma kaynaklarıyla karşılaştırıldığında en epey olacağı açıktır. Çünkü şahıslar ve firmalar devlet tahvili alımlarını ya tasarruflarını veya tüketimlerini kısarak karşılayacak, bütün 2 durumda da hususi kesimin toplam talebi azalmış olacaktır. şayet şahıslar tüketimlerini kısarak tahvil alıyorlarsa hususi tüketim harcamaları azalacak, tasarrufları kısarak tahvil alıyorlarsa bu tasarrufların yöneleceği hususi yatırım harcamaları azalacaktır.

b-Borçlanmanın ticari bankalardan yapılması durumunda: Ekonomide daraltıcı tesir yaratılıp yaratılamayacağı, bankaların borç verecekleri parayı nereden karşılayacaklarına bağlıdır.

Eğer ticari bankalar, devlete borç verdikleri parayı, kredi talebinin yeterince yüksek olmadığı 1 durumda, kullanılmayarak atıl bi şekilde portföylerinde tuttukları miktarlardan karşılıyorlarsa, dar dönemde, ekonomide daraltıcı tesir, hususi kesimin talebinde 1 azalma meydana gelmeyeceği için gerçekleşmeyecektir. Bankaların atıl tuttukları fonları devlete borç vermeleri durumunda, devletçe elde edilen fonların harcanması ekonomi üzerinde genişletici tesir yaratacaktır.

Ancak bankalar, hususi kredi talebinin yüksek olduğu, bu nedenle kullanılmayarak atıl tutulan miktarların olmadığı 1 durumda, bu fonları devlet tahvili alımında kullanırlarsa, hususi kesimin kredi talebi kısılacağından, ekonomi üzerinde daraltıcı 1 tesir meydana gelecektir.

c-Merkez Bankasından borçlanılması: Merkez Bankasının devlet tahvili satın alması, para basımı yoluyla gerçekleştirildiğinden ekonomi üzerinde hiçbir daraltıcı tesir meydana gelmeyecek, üstelik bu fonların harcanması durumunda genişletici tesir yaratılmış olacaktır. Çünkü, ilk bi şekilde ekonomide para arzı borçlanılan miktar kadar artmakta, buna ilave olarak ayrıca, banka sisteminin nakit dengesinin artması ve böylelikle bankaların hususi sektöre daha çok borç verme imkanının yaratılması sonucu kaydi para miktarı da yükselmektedir.

Bir ekonomide borç miktarındaki değişikliklerin, dar dönemde toplam istek düzeyini etkileme derecesi borçlanmanın kaynağına göre farklılık göstermektedir. yalnız borçlanma, bu açıdan diğer 1 kamu geliri olan vergiler birlikte karşılaştırıldığında, borçlanmanın kapsamlı bi şekilde, toplam talebi azaltıcı ve bu yolla ekonomiyi daraltıcı etkisinin daha az olduğu görülmektedir. Yani, vergi, eşdeğer miktardaki borçlanmaya oranla, 1 ekonomideki toplam harcama miktarını daha çok azaltacak ve daha çok antienflasyonist tesir yaratacaktır.

Ayrıca, 1 ekonomide, borçlanma sonucu ortaya çıkacak istek azalması etkisinin, tüketim harcamalarından epey yatırım harcamalarında görüleceği açıktır.
Bu Makaleyi Derecelendir:

Toplam Oy: 1, Rating: 5/5

Yazdır | Gönder | Sitene Ekle | Geribildirim

Etiketler: toplam, dönemde, ekonomide


Yorumlar (0)
Yorum Yaz
Profesyonel yorumcu olmak için Yorumlar.com'a üye olunuz!