Makaleler

Okurlara ve Yazarlara Adanmıştır!

Diyabet

Tarih: 17.12.2009 | Görüntülenme:
Loading


Belirtiler;
İnatçı hiperglisemi neredeyse ÅŸeker hastalığı ile ilgili sizi uyarabilecek tüm belirtilere sebep olur.Bu belirtiler:
Sık sık idrara çıkma Aşırı susama Bulanık görme Halsizlik,bitkinlik Beklenmedik kilo kaybı Acıkma hissidir. Mide bulantısı Kusma Nefes kokusu Erkeklerde empotans Sık idrar yolu enfeksiyonu Adetten kesilme Kuru ve kaşıntılı deri Yaraların geç iyileÅŸmesi İdrarla atılan ÅŸeker beraberinde suyun da atılımını saÄŸlar.
Böylece oluÅŸan sıvı kaybı ile aşırı susama (polidipsi) hissi oluÅŸur.Bu belirti çoÄŸu zaman hastalar tarafından sadece ağız kuruluÄŸu olarak hissedilir. .
Hücreler yakıt maddeleri olan glukozu yeterince alamadıkları için halsizlik ve bitkinlik oluÅŸur. Bu kayıp yakıtı yerine koyabilmek için vücutta biriken yaÄŸlar yakılmaya baÅŸlar ve kilo kaybı ile birlikte aşırı acıkma hissi oluÅŸur.YaÄŸ hücreleri bozularak ketonlara dönüÅŸür ve bu ketonlar idrarla atılır. (ketonüri)Kan ÅŸekeri yükselince deri enfeksiyonlarında artış olur.Åžeker bakterilerin üremesi için uygun ortam oluÅŸturur.
Yüksek glukoz düzeyleri sinir harabiyetine sebep olarak geceleri ayak aÄŸrıları ve kramplara sebep olabilir.
İnatçı hiperglisemi uzun vadede kalp-damar hastalıkları, böbrek hastalıkları ve görme bozuklukları gibi diabet komplikasyonlarına da sebep olabilir.
Diabetin farklı tipleri mevcuttur.Ancak en sık görülen üç tipi:
Tip 1 diabet: Tüm diabetlilerin % 5-10 unu oluÅŸturan tip 1 diabet Genellikle insüline bağımlı diabetes mellitus veya juvenil diabetes mellitus olarak adlandırılır. Tip 1 diabetin bir otoimmün hastalık olduÄŸu artık bilinmektedir.Vücudumuzu enfeksiyonlara karşı koruyan mekanizmamız (immun sistem= Bağışıklık sistemi) vücudun kendisine yönelerek pankreastaki insülin üreten beta hücrelerini yok eder.Vücutları hiç insulin üretmez. Type 1 diabet genellikle çocukluk çaÄŸlarında oluÅŸur ancak daha geç yaÅŸlarda ortaya çıkar.Genellikle 40 yaşın altındadırlar ve ince yapılıdırlar.İnsülin enjeksiyonu gerekir.Her iki cinste görülme oranı eÅŸittir.Beyaz ırkta daha çok görülür. Tip 2 diabet: 20 yaÅŸ üstündeki tüm diabetlilerin %90-95  ini oluÅŸturan Tip 2 diabet insüline bağımlı olmayan diabet veya adult diabetes mellitüs olarak adlandırılır. Tip 2 diabette pankreas bir miktar insülin üretir ancak glukozun hücre içine alınması için yetersizdir.Genellikle 40 yaşın üstünde ve ÅŸiÅŸman yapılıdırlar.Genellikle uygun diyet ve egzersizle diabet kontrol altına alınabilir. Ancak medikal tedavi ve insülin enjeksiyonu da gerekebilir. Gestasyonal diabet: Gebelik esnasında geliÅŸen ve gebelik diabeti olarak adlandırılan hastalık.Genellikle hamilelikten sonra kaybolur.Hastaların yarısından çoÄŸunda ise Tip 2 diabet olarak devam eder. Diabetten korunmak için birkaç küçük öneri:
SaÄŸlıklı vücut ağırlığınızı koruyun: AraÅŸtırmacılara göre Tip 2 diabetlilerin % 80-90 ı ÅŸiÅŸman kiÅŸilerdir. Diyetinize özen gösterin.Toplam kalorinize özen gösteren bir diyet riski azaltmakta ne yediÄŸinize dikkat etmenizden daha önemlidir.Ancak sature yaÄŸlar ve ÅŸeker açısından fakir, karbonhidrat ve lifli gıdaca zengin diyet genellikle yardımcı olur. Egzersiz – Egzersiz insülin direncini azaltır ve yüksek kan ÅŸekerine karşı vücut toleransını arttırır.Tip 2 diabet için diÄŸer risk faktörler yaÅŸ ve kalıtımdır.Hastalık genellikle 40 yaşın üzerinde görülür.55 yaşın üzerinde ise görülme sıklığı daha çok artmaktadır.EÄŸer ailede ÅŸeker hastalığı öyküsü varsa risk artmaktadır
 
Kan ÅŸekeri düzeyleri kontrol altında tutulursa uzun vadede geliÅŸebilecek komplikasyonlar engellenebilir.
Göz Hastalıkları : Tip 1 diabetlilerin hemen hepsinde, Tip 2 diabetlilerin ise yaklaşık % 60 ında 20 yıllık hastalıktan  sonra diabetik retinopati geliÅŸir.Diabetlilerde aynı zamanda katarakt, makula zararları ve glokom da görülebilir. Diabetlilerde kör olma riski diabetli olmayanlardan 4 kez daha fazladır. Böbrek Hastalıkları : Diabet hastalarında böbrek bozukluklarının geliÅŸme oranı normal kiÅŸilere oranla 20 kat fazladır.Genellikle iyi kontrol edilmiÅŸ Tip 1 ve Tip 2 diabet hastalarının yaklaşık % 20-30 unda 15 yıl içinde böbrek hastalığı geliÅŸir. Böbrek yetmezliÄŸi ile sonuçlanabilir ve diyaliz veya böbrek transplantasyonu gerektirebilir. Sinir Hasarı (Nöropati) :Diabet hastalarının yaklaşık % 30-40 ında özellikle ayaklarda aÄŸrı ve kramplarla syreden sinir hasarları oluÅŸur.  Kalp Damar Hastalıkları : Kan ÅŸeker düzeylerindeki kronik yükseklik ateroskleroz, yüksek kan basıncı, kalp krizi ve çarpıntılara eÅŸlik edebilir.Kandaki trigliserid seviyesinin yükselmesi ve faydalı kolesterol(HDL) seviyesinin düÅŸmesi ile birlikte seyredebilir. Diabetli hastalarda çarpıntı görülme sıklığı 5 kez, koroner arter hastalığı görülme sıklığı ise 4 kez artmıştır.Sigara içimi kalp damar komplikasyonların geliÅŸme riskini dramatik olarak arttırmaktadır. Enfeksiyonlar : Yüksek kan ÅŸekeri düzeyleri bağışıklık sistemini zayıflatarak enfeksiyon görülme olasılığını arttırır.Ağız, diÅŸetleri, akciÄŸerler, deri, ayaklar, mesane ve genital bölge enfeksiyonların en sık görüldüÄŸü bölgelerdir. Diabette kan ÅŸekerini kontrol altında tutmak uzun vadeli komplıikasyonları önlemek için en önemli ÅŸeydir.
Tip 1 Diabet'te insülin kullanılır.1921 de insülin keÅŸedilmeden önce Tip 1 diabetli hastalar genellikle 1-2 yıl içerisinde ölürlerdi. Ancak günümüzde insan insülinine neredeyse eÅŸdeÄŸer olan birçok kimyasal insülin in piyasaya verilmesi ile kan ÅŸekeri kontrol altında tutulabilmektedir.İnsülin tedavisi ile kan ÅŸeker düzeyleri mümkün olduÄŸunca kontrol altına alınır ve bunu yaparken de tehlikeli hipoglisemi oluÅŸmasının önüne geçilmeye çalışılır.Bunun için her hastada doz ve kullanılacak insülin'in tipi Doktor tarafından ayrı ayrı belirlenmelidir.
Etki sürelerine göre 3 tip insülin vardır:
Kısa etki süreli insülinler: Etkisi çabuk baÅŸlar ve kısa sürer.Etkisi subkutan enjeksiyonlarda 30-60 dk'da baÅŸlar, 2-4 saatte maksimum seviyeye ulaşır, 8 saat sürer.Acil durumlarda kullanılan tek insülindir. Orta etki süreli insülinler: Uzun etki süreli İnsülinler:Orta ve uzun etki süreli insülinler subkutan enjeksiyonlarda etkisini 1-2 saat içinde gösterir, 4-12 saatte maksimum seviyeye ulaşır ve 16-35 saat sürer. Tip 2 Diabet'te kilo alımının sınırlandırılması, diyet, egzersiz ve ilaç kullanımı seçenekleri arasında uygun kombinasyonlar kullanılarak kan ÅŸekeri kontrol altında tutulabilir.
Tip 2 Diabet tedavisinde kullanılan ilaçlar:
Sulfonilüre grubu ilaçlar.Bu ilaçlar pankreası uyararak daha fazla insülin üretimini ve açığa çıkmasını saÄŸlarlar.Bu da kan ÅŸekeri düzeylerini kontrol altında tutar.Bu ilaçların etkili olabilmesi için pankreasta etkin beta hücrelerinin olması gerekmektedir.Hemen hepsi yemekten 4 saat sonra hipoglisemiye neden olabilir ancak bu seyrek görülen bir durumdur.Kullanılacak sulfonilüre'nin seçimi hastanın yaşına ve böbrek iÅŸlevlerinin durumuna baÄŸlıdır.YaÅŸlı hastalarda klorpropamid ve glibenklamid gibi uzun etkili sulfonilüreler yerine gliklazid yada tolbutamid gibi kısa etkililer kullanılırsa hipoglisemi geliÅŸme riski azaltılmış olur.Kilo alımını sınırlandırılması ile kan ÅŸekeri kontrol altına alınamayan hastalarda kullanılmalıdır.Çünkü bu grup ilaçlar kilo alımını kolaylaÅŸtırıcı etkiye sahiptirler.ÅžiÅŸman hastalarda ise kullanılmamalıdır.(Bu hastalarda metformin kullanılması önerilir.) Klorpropamid, Glibenklamid, Glibornurid, Gliklazid, Glimepirid, Glipizid, Glikidon, etken maddesi içeren ilaçlar Sulfonilüre grubu ilaçlardır. Biguanidler (Metformin) KaraciÄŸerde depolanan glikozun salınımını azaltır. Aminoasit ve yaÄŸlardan glikoz üretimini azaltır ve glikozun vücutta kullanımını arttırır.Etkili olabilmesi için pankreasta Langerhans adacık hücrelerinin az da olsa etkin olması gerekmektedir.Sıkı diyet ve sulfonilüre ler etkili olamazsa kullanılmalıdır.Ancak ÅŸiÅŸman hastalarda ilk ilaç  olarak kullanılabilir. Hipoglisemi oluÅŸturma tehlikesi yoktur.Böbrek bozukluÄŸu olanlarda laktik asidoza sebep olabileceÄŸinden kullanılmamalıdır.Piyasada ki tek formu Metformin etken maddeli ilaçlardır. Akarboz: Bu grup ilaçlar barsaklardan niÅŸasta ve sukroz sindirimini ve emilimini yavaÅŸlatarak kan ÅŸekerini düÅŸürürler. Sulfonilüre veya Biguanid grubu ilaçların tek başına etkili olmadığı durumlarda tedaviye eklenirler. Bu tedavilere raÄŸmen kan ÅŸekeri düzeyleri kontrol altında tutulamayan bazı Tip 2 Diabetlilerde insülin enjeksiyonları gerekebilir.
  Diyabet Önerileri
Diyet, alkol kullanımı, aktivite seviyesi, stres, hastalıklar ilaçlar ve hormon düzeylerindeki deÄŸiÅŸiklikler gibi bir çok faktör kan ÅŸekeri düzeylerini etkiler.Fakat düzey kendikendine sıkı sık yapılacak kan ÅŸekeri testleri ile izlenebilir.Böylece kan ÅŸekeri seviyelerindeki deÄŸiÅŸikliklere göre tedavi ayarlanabilir. Bazı öneriler:
Beslenme:Diabetli hastalarda kan ÅŸekerinin normal düzeylerde tutulabilmesi için beslenme çok önemli rol oynamaktadır. Önemli olan az yenmesi deÄŸil ihtiyacı karşılayacak yiyeceklerin yenmesidir.Yiyecekler 4 esas gruba ayrılır:*Sebze ve meyveler(portakal, elma, muz, havuç,ıspanak), *hububatlar,tahıllar ve ekmek (buÄŸday, pirinç, arpa, yulaf) ,* mandıra ürünleri (süt, krema, yoÄŸurt) *etler, kümes hayvanları,balık,yumurta vs. Bu 4 esas grubun herbirinden hergün yenmesi önemlidir. Böylece vücüdun ihtiyaç duyduÄŸu bütün besinler alınmış olur. Yiyeceklerdeki esas besinler: karbonhidratlar, proteinler, yaÄŸlar, vitamin ve minerallerdir.Karbonhidratlar vücuda enerji verir. Diabetlilerde en uygun seçim fasulye, bezelye, mercimek, tahıllar, hububatlar, sebze ve meyvelerdir.Proteinler arasında ise en uygun seçim hafif etler ve az yaÄŸlı mandıra ürünleridir. Lifli gıdalar kan ÅŸekeri ve yaÄŸ düzeylerini düÅŸürmek için en saÄŸlıklı besinlerdendir.Fazla yaÄŸlı yiyecekler diabet hastalarında çok zararlı olabilirler.Tuzu kısıtlamak ta önemlidir. Egzersiz: Düzenli yapılan egzersizlerle vücuttaki fazla ÅŸeker yakılır ve kan ÅŸekeri düzeyleri düÅŸer.Doktorun önerdiÄŸi egzersiz ÅŸeklinin seçilmesi ve egzersizlerden sonra kan ÅŸekeri düzeylerinin ölçülmesi faydalıdır.Fazla enerji gerektiren egzersiz türlerinin kan ÅŸekerini aşırı düÅŸürebileceÄŸi unutulmamalıdır. Stres ve Hastalıklar: Psikoljik stres veya soÄŸuk algınlığı, grip, bakteriel enfeksiyonlarla oluÅŸan fizyolojik stres insülinin gerektiÄŸi gibi iÅŸlevini sürdürmesini engelleyecek hormonların üretimine sebep olabilirler.Kalp krizi gibi bazı hastalıklar veya büyük travmalar kan ÅŸekeri düzeylerini yükseltebilirler.Stres ve hastalık durumlarında kanÅŸekeri düzeylerinin sık sık kontrol edilmesi yararlı olacaktır. Pneumococcal pnömoniye ve gribe karşı aşılanmak riski azaltacaktır. Alkol: Alkol karaciÄŸerden glikozun serbest bırakılmasını engelleyerek kan ÅŸekeri düzeylerinde çok fazla düÅŸmelere sebep olabilir.Alkol alınması gerekiyorsa ılımlı düzeyde alınmalı ve önceden mutlaka birÅŸeyler yenmelidir.


Makaleyi Derecelendirin:

Toplam oy: 0, Oran: 0/5

Yazdır | Gönder | Yayınla | Yazara Geribildirim | Etiketler

    • Son Bilim Makaleleri
    • Ahmet Polat'dan Makaleler
  • Delilik Genini BoÅŸuna Aramayın
    Yazar: Ahmet Polat | Tarih: 17.12.2009
    Bugüne kadar, bu tür bulgulan bildiren yayınlardan hiçbirinin doÄŸrulandığı görülmedi. 1980’li yılların başından itibaren, moleküler biyoloji ve genetik a...
  • Akraba Evlilikleri
    Yazar: Ahmet Polat | Tarih: 17.12.2009
    Kalıtımın taşıyıcısı genlerdir. Bizler nesiller öncesinden gelen atalarımızın  bize hediye ettiÄŸi genetik kalıtımla yaÅŸama baÅŸlamaktayız.  Vücudumuzun büy&uum...
  • Aşılar
    Yazar: Ahmet Polat | Tarih: 17.12.2009
    Böylece vücudun,hazırlıklı olduÄŸu hastalık etkenlerinden biriyle karşılaÅŸtığında, önceden, oluÅŸmuÅŸ antikorlar sayesinde bu maddelerle savaÅŸması kolaylaşır. AÅžILARIN BÄ...
  • Aminoasitler
    Yazar: Ahmet Polat | Tarih: 17.12.2009
    Yani amino asitler uzun zincirler oluÅŸturarak proteinleri, proteinlerde kompleks bir ÅŸekilde organize olarak hücreyi meydana getirir. Tabii karmaşık bir yapıya sahip olan hücre yanlızc...
  • Besin Enfeksiyonları
    Yazar: Ahmet Polat | Tarih: 17.12.2009
    BozulmuÅŸ besinlerin tüketimi ile oluÅŸan bu hastalık haline genel olarak besin zehirlenmesi adı verebiliriz. Bu mikroorganizmalar doÄŸada bakteri, virüs ya da mantar formlarında ç...
  • Diyabet
    Yazar: Ahmet Polat | Tarih: 17.12.2009
    Belirtiler;İnatçı hiperglisemi neredeyse ÅŸeker hastalığı ile ilgili sizi uyarabilecek tüm belirtilere sebep olur.Bu belirtiler: Sık sık idrara çıkma Aşırı susama Bula...
  • Saglikli Beslenme Ve Diyet
    Yazar: Ahmet Polat | Tarih: 17.12.2009
    Hayvansal gıda maddeleri dışarda yerken olsun, annelerimizinmutfağında olsun, seçeneklerimiz arasında önemli yer tutar. Peki ama, hayvansal besinler nedir, özellikleri nelerdir?...
  • Babalık Tayini
    Yazar: Ahmet Polat | Tarih: 17.12.2009
    DNA kimlik testi bilinen kimlik tespiti yöntemleri arasında ayırım gücü en yüksek olanıdır. DNA kimlik testi yaygın olarak nesep ya da babalık tayininde ve Adli Tıp’t...
  • DNAnın Öyküsü
    Yazar: Ahmet Polat | Tarih: 17.12.2009
    Bu baÅŸarı 1962 yılında Nobel ödülü ile deÄŸerlendirilmiÅŸ, proteinlerle birlikte kromozomları oluÅŸturan, nesilden nesile kalıtlanan bu dinamik molekülün açıklan...
  • DNAnın Replikasyonu Duplikasyonu
    Yazar: Ahmet Polat | Tarih: 17.12.2009
    DNA'nın kendini eÅŸlemesinde üç farklı replikasyon teorisi öne sürülmüÅŸtür. Bunlar;Konservatif,Semikonservatif ve Dispersif replikasyon teorileridir.Konservatif...
  • DNA Replikasyon Mekanizması
    Yazar: Ahmet Polat | Tarih: 16.12.2009
    3.)Hidrojen baÄŸlarının kopmasıyla, kalıp olarak görev yapabilecek duruma gelen ipliklere, primozom kompleksi baÄŸlanır.bu kompleks replikasyonun baÅŸlangıç noktasnı bulur ve primaz...
  • Genetik Kopyalama
    Yazar: Ahmet Polat | Tarih: 16.12.2009
    Hücre, çevresi ile iliÅŸkisini hücre zarı vasıtasıyla saÄŸlar. Hücreler; doÄŸrudan temas, salgıladıkları kimyasal maddeler (hormonlar,enzimler) ya da elektriksel impulslar ...
  • Genetik Tarihi
    Yazar: Ahmet Polat | Tarih: 16.12.2009
    1- MENDEL'DEN ÖNCEKİ DEVİR 1828 Tradescantinia (Telgraf çiçeÄŸi) hücresinde nükleusun görülmesi (Robert Broun)1839 hücre teorisinin bulunması: Canlı org...
  • Hipnoz
    Yazar: Ahmet Polat | Tarih: 16.12.2009
    Söz gelimi tüm fobileri ilaçla tedavi edebilmek mümkün deÄŸildir. Belki uzun zaman alan psikoterapi seansları ile fobiler önlenebilir fakat hipnoterapi ile çok ...
  • Hipotalamus
    Yazar: Ahmet Polat | Tarih: 16.12.2009
    Bu hücrelerin salgıladıkları hormonlara genel adıyla " Nörohormonlar " adı verilir. ÖzelleÅŸmiÅŸ bu hücreler kendi aralarında gruplara ayrılırlar. Öyle ki sa...
  • Bağışıklık (immun Sistem) YetersizliÄŸi
    Yazar: Ahmet Polat | Tarih: 16.12.2009
    Her sistem bağımsız olarak yada bağışıklık sistemlerinden biri veya birkaçıyla birlikte davranabilir. Bağışıklık yetersizliÄŸi doÄŸumsal (X genine baÄŸlı antikor yoklugu), edinse...
  • Mayoz Bölünme
    Yazar: Ahmet Polat | Tarih: 16.12.2009
    Mayoz bölünmede hücre kromozom sayısını bir defa arttırdıktan sonra iki defa bölünme geçirir. Bunlar mayoz I ve mayoz II olarak adlandırılır ÅŸimdi bunları ayr...
  • Mitoz Bölünme
    Yazar: Ahmet Polat | Tarih: 16.12.2009
    Ayrıca hücre büyüdükçe sitoplazma / çekirdek oranı büyüyeceÄŸinden, çekirdeÄŸin etki alanı küçülecektir.Bu durum hücre i&cce...
  • Asrın Süper Gıdası "Spirulina Platensis"
    Yazar: Ahmet Polat | Tarih: 16.12.2009
    Spirulina her ne kadar 21. yüzyılın süper gıdası olarak tanıtılsa da yüzyıllar önce insanoÄŸlu tarafından keÅŸfedilmiÅŸ bir besindir. Spirulina'nın Texcoco gölü ...
  • Stres
    Yazar: Ahmet Polat | Tarih: 16.12.2009
    Stres öldürmüyor ama AİDS gibi çok ciddi bir tehlike. Neden mi? Çünkü tıpkı AİDS gibi bağışıklık sistemini zayıflatıp insanları her türlü h...

Yorumlar (0)
Yorum Gönderin
Profesyonel bir yorumcu olmak için yorumlar.com'a üye olunuz.



Makaleler.comKullanım KoşullarıGizlilik PolitikasıEditör Yönergeleriİletişim