Bir sevi Hikayesi
Yazar: admin | Tarih: 08.09.2008 | Gösterim: 97
BİR AŞK HİKAYESİÜniversiteli delikanlı Kolejli kıza 1 voleybol maçında rastladı. mektep salonundaydı Tribünsüz,minik 1 salon. Seyircilerle, oyuncular arasında, sahanın çizgisi vardı yalnızca. O kadar yakındılar delikanlı, bu tatlı, bu güzel, bu dünyalar şirini kızı ilk kez görüyordu takımda Hoşlandığını fena halde hoşlandığını hissetti. Az sonraları 1 şeyi daha hissetti. Kız servis atarken hemen önünden geçti. Göz göze geldiler kız gülümsedi. Delikanlı, epey popülerdi o yıllarda kız onu tanımış olmalıydı. Kim bilir, belki kız da ondan hoşlanmıştı. Belki de delikanlı öyle olmasını istediği için ona öyle gelmişti. Set değişip, takım karşıya gidince, delikanlı yerini değiştirdi, o da karşıya gitti. Üçüncü sette tekrara eski yerine döndü. Kızla gidiş gelişleri fark etmişti galiba. 1 kez daha gülümsedi. Manidar anladım der gibi 1 gülümseyişti bu. Delikanlı o hafta boyu hep bu dünyalar şirini kızı düşündü. Pazar gün, sabahın köründe kalktı, erkenden oynanacak maçı, ne maçı canım dünyalar şirini kızı görmek için Delikanlı bundan sonra kızın hiçbir maçını kaçırmıyordu. Dahası Ankara kolejinin bütün dağılış saatinde, mektep civarında oluyordu, onu 1 defa daha görmek için Karşılaştıklarında, hafif epey hafif 1 gülümseme, epey minik 1 baş eğmesi birlikte selamlaşır olmuşlardı 1 defasında, yaptığına sonraları kendisi de günlerce güldü O gün gene tesadüfmüş gibi, mektep dağılımı kızın karşısına çıkmış, gülümseyerek selamlamış, sonraları arka sokaklara dalıp, yıldırım gibi koşarak, 1 blok ötede gene karşısına çıkmıştı Kız bu kez, iyice gülmüştü. Karşısında, sözü ona ağır ağır yürüyen, fakat nefes nefese delikanlıyı görünce. Delikanlı, voleybol takımının kaptanını iyi tanıyordu. Arkadaştılar. Sonunda her cesaretini topladı, kaptana açıldı. O kızdan fena halde hoşlanıyordu. Galiba kız da ona karşı boş değildi 1 yerde, 1 biçimde tanışmaları gerekiyordu. O vakitler, bu işler böyle oluyordu sebebi. Kaptan tabi dedi. Bu hafta sonu güzel 1 konser var. Biz onunla gitmeye karar vermiştik zaten. Sen de gel. Hem konseri ile izleriz, hem de tanışırsınız. mutluluk işte bu olmalı diye düşündü delikanlı Mutluluk işte bu Ve konser gününe kadar geceleri asla uyuyamadı. Konser günü de asla fakat asla unutmadı. O ne heyecandı öyle. Konserin verildiği sinemanın kapısında tanıştılar. El sıkıştılar. O güzel ele dokunduğu hatıra da asla unutmadı delikanlı . kaptan, salona girdiklerinde, ustaca 1 manevra daha yaptı. Delikanlı birlikte dünyalar şirini kız yan yana düştüler. İnanamıyordu delikanlı. Onunla nihayet yan yana oturduğuna, onun sıcaklığını hissettiğine, onun nefesini duyduğuna inanamıyordu. Biraz önce tanışırken tuttuğu el, 1 karış ötesinde öylesine duruyor, delikanlı, sahnede dünyanın en romantik şarkısı söylenirken o an dünyanın her şarkıları dünyanın en romantik şarkısıydı ya- o eli tutmak için öylesine büyük 1 dilek duyuyordu ki içinde. fakat uzatamıyordu elini işte. bütün şey böyle iyi giderken, hatalı 1 hareketle, onu ürkütebileceğinden, incitebileceğinden öylesini korkuyordu ki. Sonunda dayanamadı, sanki kolu uyuşmuş gibi uzandı. Kolunu kızın koltuğunun arkasına koydu. Kızın omuzuna değil koltuğun üzerine sonraları kız arkaya yaslandı. Birkaç saç teli, delikanlının elinin üzerine dokundu. Kalbi yerinden fırlayacak gibi atıyordu genç adamın. Dünyalar şirini kızın saçları eline dokunuyordu sebebi. Konserden çıkarken, kız şakalaştı. Sizi bütün maçımızda görüyoruz, alıştık neredeyse. Yarın Adanada maçımız var. Gözlerimiz sizi arayacak Hayır, aramayacaktı. Delikanlı o anda kararını vermişti sebebi. Cebinde onu otobüsle Adanaya götürüp getirecek, üstelik öğle yemeğinde 1 de Adana kebap yedirecek kadar para vardı. Gece yarısı kalkan otobüse bindi. Sabah erkenden Adanaya indi. Maç saatine kadar başı boş dolaştı. Salona erkenden girdi, en son sıraya bütün servis köşesine en yakın yere oturdu. Takımlar sahaya çıkarken, salondaki en heyecanlı seyirci oydu. Maç filan değildi sebep tabii. İlk sette kız farkında dahi değildi onun. Nereden olsun ki. İkinci sette öbür tarafa gittiler Döndüklerinde, üçüncü sette kız fark etti delikanlıyı. Yüzünde epey fakat epey şaşkın 1 ifade, biraz mutluluk, biraz da gurur vardı sanki.
Ankaranın hele hele kolejde epey popüler bu delikanlısının onun için ta oralara geldiğini bilmenin gururu. Maç bitti. Kız soyunma odasına, delikanlı garaja gitti. Tek sözcük konuşmadan. Konuşmaya gelmemişti ki. Kız keşke orada olsaydın demişti. O da olmuştu işte. tamamı o. Ona o kadar epey şey söylemek istiyordu ki aslında. 1 gün üniversite kantininde gazete okurken, iç sayfalarda 1 şiire rastladı. Daha doğrusu 1 şiirden alınmış 1 dörtlüğe. Söylemek istediği bütün şey bu dört satırda vardı sanki. Bembeyaz 1 kata yazdı o dört satırı. Öğleden sonrayı zor etti, kolejin önüne gitmek sebebiyle. Kızın karşıdan geldiğini gördü. Koşarak yanına gitti. Bu sana diye kartı eline tutuşturdu ve kayboldu ortadan. Kız, Necip Fazılın dört satırını okurken
Ne sayrı beklerdi sabahı
Ve ne genç ölüyü mezar
Ne de şeytan 1 günahı
Seni beklediğim kadar!
Ertesi gün öğleden sonraları, tanım edilemez coşkular içinde kolejin önündeydi genç. kız karşıdan geliyordu. Bu kez yanında arkadaşları yoktu. Yalnızdı. Yaklaştığında işaret etti delikanlıya. Gözlerine inanamadı genç adam. Onu yanına mı çağırıyordu yoksa. Evet, çağırıyordu işte. Kalbinin duracağını sandı yaklaşırken. Sana 1 şeyler söylemek istiyorum dedi kız. O da heyecanlıydı, belli. Bak iyi dinle. Dünkü satırlar için epey teşekkürler. Herhalde hissettin, ben de senden hoşlanıyorum. fakat senden evvel tanıdığım birisi daha var. Ondanda hoşlanıyorum ve henüz karar veremedim, hanginizden daha epey hoşlandığıma. Ve de şu anda, onu terketmem için 1 sebep yok. O vakit karar verdiğinde ve de şayet seçtiğin ben olursam, hayatında farklı kimse olmazsa, ara beni dedi, delikanlı ikiletmeden. Ayrıldı kızın yanından 1 daha voleybol maçına gitmeden, 1 daha mektep yolunda önüne çıkmadan. 1 daha onu asla görmeden. Yıllarca sonraları Leventin söyleyeceği şarkıda ki Sezenin sözlerini o o vakit biliyordu sanki. sevi onurlu olmalıydı. Günlerce, haftalarca, aylarca bekledi. Tıpkı, kıza verdiği o dörtlükteki gibi bekledi. Hastanın sabahı, şeytanın günahı beklediği gibi bekledi. Heyecanlı bekledi. Hırsla arzuyla bekledi. Umutla umutsuzlukla bekledi. arasıra öfkeyle bekledi. 1 gün 1 şiir antolojisinde şiirin tamamını buldu. İki dörtlüktü şiir. İlki kıza verdiği. 1 ikinci dörtlük daha vardı o kadar. O dörtlüğü de 1 kartın arkasına dikkatle yazdı. Cebine koydu. Bekleyiş sürüyor, sürüyordu. mektepler kapandı, açıldı. Aylar, aylar geçti. 1 gün delikanlı kızı aniden karşısında gördü. Günlerdir seni arıyorumdedi. Günlerdir seni arıyorum. İşte sana haber. bundan sonra hayatımda asla kimse yok! Yaa dedi delikanlı. Yaa dedi yalnızca. Kalbi heyecandan ölesiye çarparken, aylardır ölesiye beklediği an gelip çatmışken, ağzından yalnızca bu ses çıkmıştı. Yaaaa! Cebinde bundan sonra iyice eskimiş kartı uzattı kıza. Sana 1 şiirin ilk dörtlüğünü vermiştim ya 1 gün dedi Bu da sonu onun sonraları yürüdü gitti, arkasına dahi bakmadan
Kız ikinci dörtlüğü oracıkta okurken
Geçti istemem gelmeni
Yokluğunda buldum seni.
Bırak vehmimde gölgeni
Gelme bundan sonra neye fayda!
Aradan seneler, epey fakat epey uzun seneler geçti. Delikanlı bugün halen düşünüyor. O uzun, epey uzun bekleyiş mi öldürmüştü aşkını? Ya da beklerken, ölesiye beklerken hayalinde öylesine 1 sevgili yaratmıştı ki, bundan sonra yaşayan asla kimse bu hayali dolduramazdı. O sevgilinin kendisi dahi. hayalindekini canlı tutmak için mi, canlısını silmişti yani? Ya da. Ya da. 1 şiirin romantizmine mi kapılmış, 1 delikanlılık jesti uğruna, mutluluğunun üzerinden öylece yürüyüp gitmiş, acaba? Delikanlı bu soruların yanıtını bugün halen bilmiyor.
Hıncal ULUÇ
Bu Makaleyi Derecelendir:
Toplam Oy: 0, Rating: 0/5

Yorumlar (0)
Yorum Yaz
Profesyonel yorumcu olmak için Yorumlar.com'a üye olunuz!





