Beyaz Geminin Çocuğu
Yazar: admin | Tarih: 08.09.2008 | Gösterim: 81
Kitap fuarları mevsimindeyiz. İstanbullu okuyucu hareketli günler yaşıyor. Geçtiğimiz hafta Feshanede, ondan önce de Dolmabahçede yepyeni kitaplar okuyucuyla buluştu. Bu günlerde MÜSİAD fuarında kitaplı günler imzalarla sürek ediyor ve nihayet hafta sonunda TÜYAP Kitap Fuarı açılacak.
Biz, Feshanedeki Boğaziçi Kitap Günleri etkinliklerinde mekan aldık. Akademi Fuarcılık tarafından düzenlenen fuarın gerek katılım, gerekse ferah mekanı birlikte gelecek seneler için umut verici olduğunu müjdeleyebilirim size.
Boğaziçi Kitap Günleri dolayısıyla, hepinizin bildiği gibi İstanbulda Cengiz Aytmatov rüzgârları esti. Gazeteciler ve Yazarlar Vakfının düzenlediği 1 yemekte Aytmatov birlikte söyleşi imkânı bu vesileyle bulduk.
Aytmatov, Türkiyede en epey okunan yazarlardan biri. En azından benim çocukluğumdan itibaren kitapları vitrinlerden asla inmedi diyebilirim. Sağcısıyla solcusuyla, altmışlı yıllardan günümüze asla gocunmadan okuduğumuz 1 yazar o. Eserleri 124 dile çevrilen beynelmilel 1 edebiyat devi. Sohbetimiz sırasında söz, kendisinin filme çekilen romanlarından, bu arada ak Gemiden açılmıştı. ak Gemiyi okuduğum vakit, hikâyenin sonunda denize açılıp enginlerde gözden yiten çocuğa yüreğimde 1 mekan ayırdığımı ve onun için ağladığımı dün gibi hatırlarım. O çocuk, hepimizin içindeki umutlara doğru acaba hâlâ kulaç atmaya sürek ediyor muydu? Yahut 1 yerlerde sahile çıkabilmiş miydi? sonraları ne olmuştu, hayatı nasıl sürek etmişti? Özlemlerini dindirebilecek yepyeni dünyalar bulmuş muydu kendisine; yoksa cılız kolları okyanusların dalgalarına dayanamamış, 1 ufak saman parçası gibi girdaplarda yitip gitmiş miydi? O çocuk ölümüne mi kulaç atmıştı? Prof. Dr. Emine Gürsoy Naskali, belki pek çoğumuzun merak ettiği bu soruyu sordu Aytmatova:
- ak Geminin çocuğu şu an nerede?
Aytmatov anlattı:
- Gorbaçovun beraberindeki 1 kurul birlikte Pekine resmî 1 ziyaret için gitmiştik. Otele varınca odalarımıza çıktık. İki saat kadar istirahat edecektik. Ben bavulumdan eşyalarımı çıkarırken telefon çaldı. Galiba yanlışlıkla çalıyor şu telefon diye önemsemedim. fakat zil çalmaya sürek ediyordu. Beni Pekinde kim tanır, kim arardı. Sonunda ahizeyi kaldırdım. Telefonda Kırgızca konuşan 1 delikanlı vardı. Diyordu ki:
- Baba! Hoş geldin, yerleştiniz mi?
Şaşırmıştım. Sordum:
- Benim Pekinde 1 oğlum mu var?. Sen kimsin?
- Ben senin ak Gemiden kaçan çocuğunum! Şimdi burada üniversitede okuyorum.
Aytmatov, arkasından 2 saatliğine bu çocuklarla 1 otelin lobisinde buluştuklarını, tanışma sırasında Acaba benim çocuğum hangisi? diye samimi içe onu aradığını ve sonunda gözlerinin parlaklığından onu bildiğini, Benim oğlum sen misin? diye sorduğu zaman de ondan gülerek Evet babacığım! cevabını aldığını anlattı ve soframızdaki herkesi duygulandırdı.
Beyaz Geminin çocuğu galiba şu an Pekinde, Türkistanda, Türkiyede, Cezayirde, Filistinde, Bosnada Dünyanın dört 1 yanında, özgürlüklerin, özlemlerin, demokrasinin peşinde hâlâ kulaç atmaya sürek ediyor
*
Not: Bugünlerde İstanbul Büyükşehir Belediyesinin düzenlediği Cengiz Aytmatov Filmleri Haftası sürek ediyor. 5 Kasımda sona erecek gösterimleri İstanbuldaki okuyucularıma Kaçırmayın! derim. ak Gemi, Fujiyamaya Çıkış, Kızıl Elma, Selvi Boylum kırmızı Yazmalım, Dişi Kurdun Uluyuşu, Mankurt, Toprak Ana, İlk Öğretmen ve diğerleri.
Bu Makaleyi Derecelendir:
Toplam Oy: 0, Rating: 0/5

Yorumlar (0)
Yorum Yaz
Profesyonel yorumcu olmak için Yorumlar.com'a üye olunuz!





