Makaleler

Okurlara ve Yazarlara Adanmıştır!

İcat Çıkarmak

Tarih: 05.06.2009 | Görüntülenme:
Loading


Geçtiğimiz günlerde bir bankamızın AR-GE konulu bir toplantısı vardı. Şirketimize de davetiye verildi; toplantıya katılmak da bize kısmet oldu.

Toplantı, hakikaten AR-GE üssü sayılabilecek bir ortamda yapıldı.

Toplantı da önce içinde bulunduğumuz yüzyılın ekonomik krizinden bahsedildi. Karamsar olunmaması gerektiği, ülkemizin başka ülkelere göre avantajlı durumda olduğu söylendi. Bu sözler işi bilen, ekonominin nabzını tutan kişiler tarafından söylendiği için içimiz ferahladı.


Toplantıda dört tane konuşmacı vardı. Her konuşmacı kendilerine verilen sürede çağımızın flaş konusu AR-GE hakkında bir şeyler diyordu.

Konuşmacılardan birinin “AR-GE demek, arakla gel demektir!” demesi salondaki herkesin gülmesini sağladı.

Konuşmacılardan en yaşlıca olanı bir marka ve patent bürosu sahibiydi. Konuşmasını çantasından çıkardığı 15 civarında kalemle görsellik kattı.

Birer birer kalemleri göstererek “bu kalemle şu, şu kalemle bu yapılıyor” dedi. Bu durum herkesin ilgisini çekti.

Örneğin, bir kalemin tepesinde ışık var, düğmeye basınca ışık yanıyor. Geceleri aklınıza bir konu geldiğinde başucunuzdaki bu kalemin ışığını yakıp karanlıkta, aklınıza geleni unutmadan kâğıda yazabiliyorsunuz…

Bir tükenmez kalemin tepesinde silgi var, hatalı yazdıklarınızı silebiliyorsunuz…

Bir kalemle yazıyorsunuz, biraz sonra yazdıklarınız silinmiş, yazı uçmuş, yazı görünmüyor!...

Önceden divit vardı, hepimiz hatırlarız. Mürekkebi batırır batırır yazardık. Sonra dolma kalem, ardından tükenmez kalem icat oldu. Hatta ilk çıktığında tükenmez kalemin mürekkebi hiç bitmeyecek sanılırmış. Mürekkep bitip, tükenmez kalem yazmayınca insanlar şaşırmışlar.

Konuşmacı lafı şöyle bitirdi:

“—Arkadaşlar, buluş dediğiniz şey illaki büyük bir icat olması gerekmez. Küçük küçük şeyler, keşfedile keşfedile hayatımızı kolaylaştıran olgular ortaya çıkıyor. Bu sebeple düşündüğünüz yeniliği asla küçümsemeyin” dedi

Toplantı sonrası günlerde bu konuşmacı hep aklımda kaldı. Bizler de yaşamın içindeyiz; bizler de yaşantımızı kolaylaştırıcı konuları niçin hiç düşünmüyoruz? Tamamen bilim adamlarına bırakmışız elektrik, telefon, televizyonun icadını. Hâlbuki hayatın kendisi de bir laboratuar ve hepimiz bu laboratuarda karşımıza çıkan engellerle baş ederek yaşamaya çalışıyoruz.

Günümüzde teknoloji o kadar ileri ki, uçaklar, hızlı trenler, internet… Olmayacak diye bir şey yok adeta…

İnsanoğlu uzaktan kumanda yapmış, faksı icat etmiş, fotokopi makinesini yapmış. Diyelim evdesiniz; soğuk bir kış günü. Sabah işe gideceksiniz, arabanıza bineceksiniz, camların buzunu çözmek için uğraşacaksınız; kısacası üşüyeceksiniz!... Bu anlatılan eskidendi! Sıcacık evinizden basıyorsunuz aracınızın kumandasını; arabanız çalışıyor ve ısınmaya başlıyor. Siz aşağıya indiğinizde aracınız sıcacık olmuş, camlardaki buzlar da erimiş; hiç beklemeden işinizin yoluna koyuluyorsunuz.

Görüldüğü gibi buluşçularımızın yapamayacağı şey yok. Adeta mucizevî şeyler…

Her şey iyi, hoş, tamam da, bizlerin şu derdine ne zaman çare bulunacak?

Ben geceleri uykudan her uyandığımda, tekrar uyumaya çalışmam. Hemen kalkar, biri 7, diğeri 12 yaşında olan kızlarımın odasına giderim. Ne zaman gitsem açıkta olan üzerlerini örterim. Gece üstünün açıkta olması kişiyi üşütür. Eskiler “uyuyan insanın üzerine kar yağar” derler. Buna rağmen bizim çocuklar sürekli üstlerini niçin açarlar bilmiyorum. Sadece bizim çocuklar değil, bütün çocuklar da var bu durum. Hâlbuki sıcacık uyumak kadar güzel bir şey var mıdır? Haydi, üzerini açtın, üşümeyi hissedince üzerlerini niçin örtmezler? Üşümez mi bu çocuklar?

Küçük veya orta yaşta çocuğu olan bütün anne babaların derdidir bu durum. Geceleri bir an uyanıp, tekrar uyumayıp yataktan doğrulmak; uyurgezer gibi çocukların odasına gidip onların üzerlerini örtmek. Çok kısa yanık kalıp sonra sönen evin ışığını gören konu komşu, o evde su içilmeye ya da ihtiyaç giderilmeye kalkıldığını sanırlar. Ancak durum sanıldığı gibi değildir. Çocukların üstleri açıktır ve anne babalar yaz kış o çocukların üstlerini kimbilir kaç defa uykularından uyanıp örterler. Nasıl bir çare bulsak da çocuklarımızın üstü açılmasa düşünceleriyle, çocuklarının üstünü örterlerken; masum yüzlerine bir öpücük konduranlar da olur.

Cep telefonunu icat edip her gün yenileyenler, uçağı pilotsuz uçuranlar, uzaya uydu fırlatanlar, dünyanın her tarafındaki mahalleyi, sokağı en küçük ayrıntısına kadar gösterenler…

Allah hepinizden razı olsun!…

Biraz da kafayı şu bizim derde yorsanız!...

Biliyoruz sizin yapamayacağınız icat yok…

Nasıl bir battaniye, ya da yorgan icat edecekseniz edin artık!...

Geceleri çocukların üzerleri açılmasın, üşümesin artık çocuklar…

Bizler de geceleri rahat bir uyku uyuyalım!...




Makaleyi Derecelendirin:

Toplam oy: 3, Oran: 5/5

Yazdır | Gönder | Yayınla | Yazara Geribildirim | Etiketler

    • Son Kazanç Olanakları Makaleleri
    • Ersen DALGIÇ'dan Makaleler
  • İcat Çıkarmak
    Yazar: Ersen DALGIÇ | Tarih: 05.06.2009
    Geçtiğimiz günlerde bir bankamızın AR-GE konulu bir toplantısı vardı. Şirketimize de davetiye verildi; toplantıya katılmak da bize kısmet oldu.Toplantı, hakikaten AR-GE üssü sayılabile...
  • İnternetten Para Kazanmak
    Yazar: Mehmet Görkem Karadağ | Tarih: 07.05.2009
    Hepimiz internetle içiçe yaşadıktan sonra internetin bir kazanç kapısı olabileceğini düşünmüşüzdür.İşe ben de yaklaşık 2-3 senedir bu tarz düşünceler içerisinde olan birisiyim.B...
  • İnternetten Para Kazanma
    Yazar: Ali Akdeniz | Tarih: 30.10.2008
    Günümüz gelişen teknolojisiyle birlikte hayatımızın vazgeçilmezlerinden olan internet aynı zamanda bizlere farklı iş imkanlarıda sunmaktadır.İnternet üzerinden satış yapan büyük e-t...

Yorumlar (0)
Yorum Gönderin
Profesyonel bir yorumcu olmak için yorumlar.com'a üye olunuz.



Makaleler.comKullanım KoşullarıGizlilik PolitikasıEditör Yönergeleriİletişim