Ana Sayfa     Makale Ekle     Son Makaleler     Yazarlar    


Aile İçinde Ve Toplumsal Alanda Şiddet
08 Eylül 2008
 

ARAŞTIRMANIN TÜRÜ : UYGULAMALI ARAŞTIRMA

ARAŞTIRMANIN KAPSAMI : TÜRKİYE GENELİ

YÖNTEM : ALAN ARAŞTIRMASI

BAŞLAMA TARİHİ : 1997

BİTİŞ TARİHİ : 1998

Aile içinde ve toplumsal alanda şiddet konulu araştırma birlikte aile içerisindeki ve toplumsal hayat alanındaki birtakım değişkenler birlikte bireylerin şiddet kapsayan davranışları ve şiddet eğilimleri arasında 1 ilişkinin olup olmadığını ve şayet varsa ilişkilerin nicelik ve niteliklerini araştırmak amaçlanmıştır. Aile ve toplumsal hayat alanlarındaki birtakım değişkenler (ailenin ekonomik gelir düzeyi, bireylerin eğitim düzeyi, aile içi meslek yapısı, aile içindeki rol ve statü dağılımı, aile içi kontak biçimi, gelecekle alakadar beklentiler gibi) birlikte aile içi şiddet arasındaki ilişki incelenmiştir.

Araştırmanın çarpıcı bulgularına bakıldığında şiddet ölçeğinden alınan puanlara göre katılanların %35inde şiddet eğilimi 40 puanın, %2sinde 60 puanın üzerinde bulunmuştur. Kadınların aldığı puanlar erkeklere göre belirgin şekilde daha düşüktür. 15-22 yaş grubunda belirgin şekilde yükselen şiddet ölçeği puanları; şiddet gösterme eğilimleri açısından gençlerin en kritik risk grubunu oluşturduklarının adeta kanıtı niteliğindedir.

Evli ve/veya başından evlilik mazi kişilerin, kapsamlı populasyona göre şiddet ölçeğinden aldıkları puanlar nispeten biraz daha düşüktür, fakat bunda tek başına evlilikten ziyade yaş birlikte ona bağlantılı mazi olayları unutma, geçmişe müspet bakma gibi diğer faktörlerin de 1 rolü mümkün. Evli olup olmama, şiddet ölçeğinden alınan puanları etkilemesi açısından cinsiyet ve yaş kadar kritik bulunmamıştır. Evli ve/veya başından evlilik mazi şahıslar, yalnız %3.üç oranında eşleriyle genellikle kavgaya varan münakaşalar yaptıklarını söylemektedirler. Kadınların %10u eşlerinden genellikle (%3.6) ve ara dizi (%6.5) dayak yediklerini bildirirlerken, erkeklerin %2.1inin genellikle, %1.2sinin ara dizi eşleri tarafından dövüldüklerini söylemeleri ilginçtir. Eş tarafından dövülme oranları, yaşa göre epey farklılık göstermemektedir.

Kadınların %12.3ü eşleri tarafından genellikle ve ara dizi hakarete uğradıkları; eşin hakaretine uğrama oranının kadınlarda 2 misli çok olduğu fakat yaşla ile değişmediği saptanmıştır.

14 yaşından büyük kişilerin karı-koca ilişkilerindeki gerginleşme nedenleri arasında en epey mekan verdikleri durumlar, eşin evle ilgilenmemesi (%66.2), eşin saygısız tavır ve davranışları (%56.6), eşin kötü alışkanlıkları (%56.5) bi şekilde sıralanmaktadır. Bu değerlendirmeler, 1 bakıma hakikat hayatın yansımaları olduklarından aile içi gerilimlerin nedenlerini araştırmaya ve bu gerilimleri azaltmaya yönelik girişimlerin hangi mevzular üzerinde yoğunlaşması gerektiği konusunda 1 düşünce vermektedir.

Eşler arasındaki şiddetin yukarıda belirtilenlerin dışında kalan birtakım özgün yönleri de bulunmaktadır. Orneğin eşle kavgaya varan münakaşalar yapma oranı arttıkça, (özellikle kadınların) eş tarafından dövülme oranlarının arttığı, eşdeğer durumun eşin hakaretlerine maruz kalma açısından da geçerli olduğu ortaya çıkmıştır. Eşler arasında his ve fikir paylaşımı yönünden ne kadar uyumlu ve tatmin edici 1 ilişki varsa, şiddet ölçeğinden alınan puanlar da o ölçüde artmaktadır, hatta bu durumdan birbirini değil eşlerini mesul tutanlarda da bu artış epey yüksek oranlara ulaşmaktadır. yalnız burada belirtilmesi gereken kritik 1 nokta kişilerin yarısından fazlası da ara dizi ve epey az da olsa kavgaya varan münakaşalar yaptıklarını bildirmektedirler. Demek ki uyumlu ve tatmin edici 1 evlilik ilişkisi olabilmesi sebebiyle, eşle kavgaya varan münakaşalar yapılmaması gerektiği, görüşülenlerin büyük bölümünce şart bi şekilde görülmemektedir. Araştırma, eşle his ve düşüncedeki paylaşım düzeyleriyle cinsel yaşamdaki paylaşım düzeyleri arasında birebir olmasa dahi büyük ölçüde 1 mütekabiliyet ilişkisi olduğunu ortaya çıkarmıştır. Dolayısıyla cinsel paylaşım düzeyleriyle eşler arasındaki ilişkiler, his ve düşüncedeki paylaşım düzeyleriyle eşler arasındaki ilişkilere büyük ölçüde benzemektedir. Cinsel yaşamdaki paylaşım, eşler arasındaki ilişkinin dolayısıyla evlilikte şiddet görünümlerinin iyi 1 ölçütü gibi görünmektedir. 1 farklı olgu, evlilikte şiddet görünümlerinin iyi 1 ölçütü, ailedeki karar alma süreçlerine katılımdır. Ailedeki karar alma süreçlerine üyelerin katılımı arttıkça, eşler arasındaki his ve düşünceleri paylaşım düzeyi açısından tatmin edici ve uyumlu ilişki olasılığı da artmakta; eşdeğer biçimde eşler arasındaki şiddet görünümleri de gerilemeye uğramaktadır. Ailedeki karar alma süreçlerine üyelerin katılımları arttıkça, evde çocukların dövülme sıklıkları da belirgin şekilde azalmaktadır.

Çocuklu ailelerin çocuklarının yaramazlıkları karşısında uyguladıkları metotlar arasında açıklama ve ikna etme epey yüksek oranlarla ilk sırada mekan almakta, onu azarlama, utandırma, cezalandırma ve mahrum bırakma ve korkutma izlemektedir. Evde çocukların asla dövülmediğini söyleyen aileler yüzde 55 oranındadır; çocuklarını ayda birden çok ve epey şiddetli dövdüklerini söyleyenler yüzde üç, yılda 1-10 arası epey şiddetli dövdüklerini söyleyenler yüzde bir.5 oranındadır. Ailelerin yüzde 40ı ise çocuklarını hafif şiddette dövdüklerini belirtmektedirler. Evde çocukları dövmeyi daha epey annelerin üstlendiği görülmektedir.

7-14 yaş grubundakilerin yüzde 22si 1, yüzde 2si daha çok evden kaçmışlardır. 1 defa evden kaçma erkeklerde, birden çok evden kaçma kızlarda daha fazladır. Yine eşdeğer yaş grubundaki öğrencilerin yarısına yakını cinsiyet farkı olmaksızın, öğretmenlerinden, diğer öğrencilerden, mektep dışındaki farklı kimselerden 1 şekilde rahatsız edici davranışlara maruz kalmışlardır.

Şiddete maruz kalınan 1 çocukluk yaşamak, sonraki yaşamda ailede ve toplumsal alanda 1 şiddet uygulayıcısı olma şansını artırmaktadır ve büyük olasılıkla bütün bu alanlardaki şiddet zincirinin esas ve başlatıcı halkasını oluşturmaktadır. Bu açıdan Türkiyedeki şiddet eğilimlerini düşürmenin yolu, çocuk eğitiminde şiddeti 1 metot bi şekilde kullanmaktan kaçınmaktır.

Ailenin yapısal özelliklerinden olan fert sayısının 7ye kadar artması şiddet ölçeğinden alınan puanları da artırmaktadır. fert sayısı 7yi aştığında şiddet ölçeği puanları gerilemektedir.

Aile içi dayanışma birlikte akrabalarla görüşme ve yardımlaşma oranları azaldıkça, şiddet ölçeği puanları yükselmektedir.

Alkol birlikte şiddet arasında da açık 1 ilişki görülmektedir.

Bireylerin eğitim düzeylerindeki artışa bağlantılı bi şekilde, şiddet eğilimleri azalmaktadır. eşdeğer biçimde gelecekle alakadar beklentilerdeki olumluluk düzeyine bağlantılı bi şekilde da şiddet eğilimleri azalmaktadır.

Siyasal sistemle ilişkileri kötü olan bireylerin şiddet eğilimleri birlikte siyasal sistemle ilişkileri iyi olan bireylerin şiddet eğilimleri arasındaki farklılaşmalar anlamlı bulunmuştur.

Yorumlar 
Yorumlarınızı buraya yazabilirsiniz.

Hakkımızda  -  Yardım  -  Yasal  -  İletişim

©2014 Makaleler.com 13-0.015